20. bölüm / 22
Savaş'ın İzleriGeceye Veda
Bölümler 22Şu an: Geceye Veda
- 1 Yaralı Adam624 kelime
- 2 Sessizlikte Saklanan Sırlar680 kelime
- 3 Sessiz Çığlıklar678 kelime
- 4 Gölgenin Ardındaki Gerçekler725 kelime
- 5 Tehlikeye Adım Adım735 kelime
- 6 Fırtına645 kelime
- 7 Güvenin İnce Çizgisi647 kelime
- 8 Karşı Karşıya798 kelime
- 9 Fırtına Öncesi812 kelime
- 10 Sessiz Vedalar395 kelime
- 11 Sessizliğin İçindeki Tehdit437 kelime
- 12 Sessizliğin Büyük Karmaşası528 kelime
- 13 Kaçış Planı470 kelime
- 14 İzler522 kelime
- 15 Alper Mucizesi676 kelime
- 16 Kaderin Çemberi560 kelime
- 17 Evlilik Adımları594 kelime
- 18 Kaçışın Bedeli639 kelime
- 19 Sessiz Yolculuk730 kelime
- 20 Geceye Veda656 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Terasta Gece579 kelime
- 22 Son bölüm578 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
20. Bölüm: Geceye Veda
Düğün bitmiş, müzik susturulmuştu ama kahkahalar hâlâ köy meydanını dolduruyordu. Ay, çaylıkların üzerinden usulca süzülüyor, geceyi aydınlatıyordu. Misafirlerin çoğu dağılmış, sadece ailemiz ve iki tim kalmıştı. Masanın etrafında kalan son yemekler toplanırken, herkes bir köşeye oturmuş, günü değerlendiriyordu.
Savaş’ın yanındaki boş sandalyeye oturmuş, yüzüğümü parmağımda döndürerek dalgın dalgın düşünüyordum. Evliliğin bu kadar hızlı ve karmaşık şekilde gerçekleşmiş olması hâlâ kafamı karıştırıyordu. Yanımda oturan Savaş, sessizce elindeki çayı içiyor, arada bir bana bakıyordu.
Tam o sırada Alper, ellerini masaya vurarak ayağa kalktı. “Şimdi söyleyin bakalım,” dedi. “Kim daha iyi oynadı? Ateş Timi mi, Altay Timi mi?”
Bu lafla birlikte masanın etrafından sesler yükselmeye başladı. Murat ve Gamze, Alper’in yanında yer alarak hemen bağırmaya başladılar:
“Tabii ki Ateş Timi! Biz sahada da, düğünlerde de iyiyiz!”
Altay Timi’nden Tayfun hemen karşılık verdi: “Komutanım, kimse kendini kandırmasın. Altay Timi’nin başında Savaş gibi biri varken başka bir sonuç mümkün mü?”
Oğuzhan, masanın diğer ucundan eşine döndü. “Nilsu, söylesene onlara, Altay Timi her konuda en iyidir!”
Nilsu, kollarını bağlayıp sahte bir ciddiyetle cevap verdi: “Oğuzhan, bu kadar böbürlenmek yerine halayda yere bastığın yere dikkat etsen iyi olurdu. Ayağımın üstüne basmasan daha çok oynardım!”
Bu söz, masadaki herkesin kahkahaya boğulmasına neden oldu. Hatta Savaş bile, ciddi duruşunu bozup kısık bir kahkaha attı. Annem ise gözlerini devirdi. “Siz böyle operasyonda da şakalaşıyor musunuz?” diye sordu.
Zafer, hemen lafa atıldı. “Ümmühan teyze, şaka yapmazsak görev stresinden çatlarız. Ama merak etme, Savaş komutan yanımızda olunca sınırı geçmiyoruz.”
Babam da Zafer’e dönüp, “O zaman Savaş iyi bir komutan, değil mi?” diye sordu.
Zafer’in yüzü ciddileşti. “Savaş komutan, hem en iyi komutan hem de en sağlam adamdır.”
Bu sözlerin ardından Savaş, başını hafifçe sallayarak teşekkür etti ama yüzündeki utangaç gülümseme dikkatimi çekti. Bu kadar övgüyü duymak onu biraz sıkmış gibi görünüyordu.
Tam o sırada Tina, sessizce yanıma sokuldu. Gözlerini bana dikerek fısıldadı:
“Abla, evlenmek nasıl bir şey? Savaş abiyle evlendiğine inanabiliyor musun?”
Derin bir nefes aldım ve başımı iki yana salladım. “Tina, bana bunu sorma. Ben de hâlâ anlamaya çalışıyorum.”
Tina, kıkırdayarak yanı başımdan uzaklaştı ve Alper’e takılmaya başladı. Alper ise annemle babamla bir köşede ciddi bir şekilde konuşuyordu. Ama aralarındaki konuşmanın tonu öyle sıcaktı ki, Alper’in ne kadar mutlu olduğunu görebiliyordum.
---
Gecenin sonuna doğru, Savaş’ın annesi Fadime Hanım, bana yaklaşıp elimi tuttu. “Arina kızım,” dedi, gözleri hafifçe dolarak. “Biz seni gelin değil, kızımız gibi kabul ettik. Savaş, zor bir adamdır ama senin gibi birini bulduğu için çok şanslı. Allah sizi mutlu etsin.”
Sözleri içime işledi. Bir şey söyleyemedim, sadece hafifçe gülümseyerek teşekkür ettim. Yanımızda duran Savaş’ın babası İbrahim Bey de ekledi: “Fadime haklı. Siz iyi bir çift olacaksınız. Bizim desteğimiz her zaman sizinle.”
Bu sıcak sözler beni hem duygulandırmış hem de mahcup etmişti. Savaş ise sessizce dinliyordu, ama yüzündeki hafif gülümseme onun da bu sözlerden memnun olduğunu gösteriyordu.
Alper, yanımıza gelerek konuşmaya dahil oldu: “Evet, her şey çok güzel de artık damadı ve gelini uğurlasak mı? Gece oldu. Yoksa buradan ayrılamayacağız.”
Masadan kahkahalar yükseldi. Tina hemen yerinden fırladı. “Abla! Sana çeyiz sandığını taşırken yardım edeyim!” dedi, gülerek.
Nilsu ve Oğuzhan da hemen yerlerinden kalkıp gülerek bağırdılar: “Biz de eşlik ederiz. Ama önce tayini köyde almak için dilekçe mi versek?”
Savaş, herkesin esprileri arasında yerinden kalktı ve bana doğru elini uzattı. “Hazır mısın?” diye sordu.
Bir an durakladım. Gerçekten hazır mıydım? Bu kadar kısa sürede olanları hâlâ tam anlamlandıramıyordum. Ama bir şekilde bu adamın yanında, her şeyin yolunda gideceğini hissediyordum. Derin bir nefes alıp elini tuttum.
Aileler ve timler, bizi kapıya kadar uğurladılar. Herkes gülüyor, espri yapıyor, mutluluklarını paylaşıyordu. Alper, son bir kez Savaş’a dönerek, “Kardeşim, Arina’yı üzecek bir şey yaparsan seni kendi ellerimle eğitirim. Bunu unutma,” dedi.
Savaş ciddi bir şekilde başını salladı. “Merak etme, Alper. O benim için her şeyden değerli.”
Bu sözleri duyunca yüzüm hafifçe kızardı. Herkesin neşesi ve samimiyeti arasında, kendimi biraz daha rahat hissetmiştim. Gecenin sonunda, Savaş’la yan yana, yeni evimize doğru yürürken içimde bir huzur vardı. Belki hâlâ tam anlamıyla hazır değildim, ama bu yolculuğa çıkmaya gönüllüydüm.
Bölüm etkileşimi
