17. bölüm / 22
Savaş'ın İzleriEvlilik Adımları
Bölümler 22Şu an: Evlilik Adımları
- 1 Yaralı Adam624 kelime
- 2 Sessizlikte Saklanan Sırlar680 kelime
- 3 Sessiz Çığlıklar678 kelime
- 4 Gölgenin Ardındaki Gerçekler725 kelime
- 5 Tehlikeye Adım Adım735 kelime
- 6 Fırtına645 kelime
- 7 Güvenin İnce Çizgisi647 kelime
- 8 Karşı Karşıya798 kelime
- 9 Fırtına Öncesi812 kelime
- 10 Sessiz Vedalar395 kelime
- 11 Sessizliğin İçindeki Tehdit437 kelime
- 12 Sessizliğin Büyük Karmaşası528 kelime
- 13 Kaçış Planı470 kelime
- 14 İzler522 kelime
- 15 Alper Mucizesi676 kelime
- 16 Kaderin Çemberi560 kelime
- 17 Evlilik Adımları594 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Kaçışın Bedeli639 kelime
- 19 Sessiz Yolculuk730 kelime
- 20 Geceye Veda656 kelime
- 21 Terasta Gece579 kelime
- 22 Son bölüm578 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
19. Bölüm: Evlilik Adımları
Düğün gecesi tüm köy meydanını kaplayan kahkahalar, davul zurna seslerine karışıyordu. Rüyada gibiydim. Hayır, gerçekten, bu bir rüya olmalıydı, değil mi? Bir gün önce her şey normaldi; bugünse, köy meydanında üzerimde gelinlikle oturmuş, Savaş’ın yanında, ailem ve iki ayrı timin neşeli sohbetlerini dinliyordum. Göz ucuyla Savaş’a baktım. Siyah takım elbisesinin içinde her zamanki gibi ciddi duruyordu ama yüzünde belli belirsiz bir tebessüm vardı.
“Kocan,” diye düşündüm kendi kendime. “Kocan.”
İçimden geçen bu kelimeyi tekrar ettim. Kendi kendime inanamadım. Gerçekten, kocam olmuş muydu? Dün geceye kadar yüzünü dahi hatırlamadığım bir adam, şimdi yanımda, evet, evlenmiş olduğum bir adam olarak oturuyordu. Bunu nasıl kabul etmiştim, nasıl olmuştu?
Ama düşünmek için fazla vaktim yoktu. Annem, babam, Tina ve Alper, masanın diğer ucunda kahkahalar atıyor, konuşmalara bir yenisi daha ekleniyordu. Savaş’ın ailesi de yanımızdaydı; babasıyla Alper arasında derin bir askeri sohbet başlamıştı. Timler ise bambaşka bir alemdeydi.
---
Bir köşede Alper’in timinden Murat, düğün çalgıcılarına laf atıyordu:
“Abi, şu davulcuyu değiştirin ya, bizim operasyonda telsiz sesi bile daha ahenkliydi!”
“Operasyondan ne anlıyorsun ki sen?” diye atıldı Gamze. “Bizim timde telsizle konuşmalarınız yemek tarifinden farksız. ‘Gamze, soldan gel,’ yerine, ‘Gamze, pilavın altını kıs’ dediğinizi unuttuk mu sanıyorsunuz?”
Bu lafı duyan Zafer, kahkahalarla gülerek araya girdi. “Pilav mı dedin? Dün akşam Alper Yarbay’ın annesinin yaptığı pilavdan yedim, hayatımda böyle bir şey yemedim!”
Alper, bir anda Zafer’e döndü. “Sen bizim evde mi yedin? Sen nasıl bizim eve girdin?”
Zafer, masum bir ifadeyle cevap verdi: “Komutanım, damat tarafıyız sonuçta. Düğün yemeğine katkı sağlamak lazım dedim, geldim işte.”
Savaş, yanımda oturduğu yerden hafifçe iç çekti. Zafer’e dönüp kaşlarını kaldırdı. “Zafer, düğün yemeğine katkı sağlamak için pilav mı yiyorsun? Nilsu, bunu kayda geçir.”
Nilsu hemen atıldı: “Komutanım, zaten her şeyi kaydediyorum. Özellikle Tayfun’un düğün sırasında horona kalkıp, yanlış yönde dönmesini de yazdım.”
Bu sefer kahkahalar iyice yükseldi. Tayfun, masanın diğer ucunda mahcup bir ifadeyle oturuyordu. “Ben horonu seviyorum, ama siz benim kıymetimi bilmiyorsunuz!” diye mırıldandı.
---
Savaş’ın annesi, bu esprili ortamı izlerken hafifçe bana doğru eğildi. “Arina kızım, sen nasıl başa çıkacaksın bu kadar curcunayla?”
Bir an durdum. Gerçekten nasıl başa çıkıyordum? Timlerin her üyesi ayrı bir olaydı. Ama sonra gözüm Savaş’a kaydı. Ne kadar ciddi durmaya çalışsa da gözlerinde bir parıltı vardı. “Herhalde alışacağım,” dedim, gülümseyerek.
Tam o sırada Tina, masanın diğer ucundan bağırdı: “Abla, şu Üsteğmen Oğuzhan horon başı olacak mı? Çok iyi oynuyor!”
Bu söz üzerine Oğuzhan, yerinden kalktı. “Tina Hanım, horonun başı benden sorulur. Ama şartlarım var; yanımda kim olursa onun da uyumlu olması lazım.”
Oğuzhan’ın bu sözlerini duyunca Alper araya girdi. “Uyumlu olman için önce doğru adımları atmayı öğrenmen lazım, Oğuzhan. Sen geçen yılki düğünde düşmedin mi?”
Oğuzhan, bozulmuş bir ifadeyle yerine otururken, herkes kahkahalara boğuldu. Bu espriler arasında bir kez daha Savaş’a döndüm. Yanındaki bu ciddi adamla gerçekten evli miydim?
Bir anda kafamda tekrar belirdi: “Evli. Hem de düğünleri hâlâ devam eden bir çiftiz.”
Savaş, bakışımı fark etmiş olmalı ki bana doğru hafifçe eğildi. “Ne düşünüyorsun?” diye sordu.
Cevap vermem birkaç saniye sürdü. “Gerçekten evli olduğumuzu düşünüyorum. Şaka gibi.”
Savaş, hafifçe gülümsedi. “Ben de hâlâ tam anlayabilmiş değilim ama buradayız işte.”
Tam bu sırada Alper ayağa kalktı ve Savaş’a doğru seslendi. “Yüzbaşı Savaş, burada damat sensin ama yarın sabah seni meydanda horon provasına bekliyoruz. Timler arası yarışma yapacağız!”
Bu sözle birlikte kahkahalar yeniden yükseldi. Alper’in ciddi bir şekilde konuştuğunu sandığım o an bile espri yapmayı başarması, onun en sevdiğim özelliklerinden biriydi.
Düğün gecesi böylece, kahkahalar ve şakalarla devam etti. Aileler, timler ve köylüler… Hepsi bir araya gelmiş, bu geceyi unutulmaz kılmışlardı. Ama ben hâlâ her kahkahada kendi kendime aynı şeyi soruyordum: “Gerçekten evli miyim?”
Bölüm etkileşimi
