Savaş'ın İzleri kitap kapağı

15. bölüm / 22

Savaş'ın İzleri

Alper Mucizesi

Vaveyla Yazarı: The. Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: Alper Mucizesi

17. Bölüm: Alper Mucizesi

Nefes nefese kalmış bir halde ormanın sınırına ulaştığımda, çevremde tanıdık detaylar görmeye başladım. Ağaçların arasında belli belirsiz görünen çaylıklar, uzaklarda yükselen köy evlerinin ışıkları... Artık eve yaklaştığıma emindim.

Ama bu rahatlama uzun sürmedi. Takip edilip edilmediğimi hâlâ bilmiyordum. Az önce karşılaştığım o adamın beni yakalamaya çalıştığı netti ve her an peşimden çıkıp gelebilirdi. Bu yüzden, ağaçların arasından dikkatlice ilerledim. Eve ulaşmadan önce kendimi toparlamalı ve sakinleşmeliydim.

Yavaşça köyün içine doğru yaklaştım. Ailemle birlikte kaldığım ev, az ilerdeydi. Tahta verandanın köşesi bile görünüyordu. Kalbim heyecanla atmaya başlamıştı. Ama o an, gölgelerin arasından tanıdık bir ses işittim:

“Arina!”

Donakaldım. Sesin geldiği yöne baktığımda, karşımda abim Alper’i gördüm. Elinde silahıyla dikkatle çevresini tarıyordu. Sert ve kararlı duruşu, tam bir asker gibi olduğunu bir kez daha hatırlattı. Ama gözleri bana kilitlendiğinde, o sert ifade yerini endişeye bıraktı.

“Abi...” dedim, boğazım düğümlenmişti.

Alper hızla yanıma geldi. Kolumdan tutarak beni kontrol etti. “İyi misin? Neredeydin sen? Annemle babam meraktan delirdi! Saatlerdir seni arıyoruz!”

Cevap veremedim. Onun sıcak ve koruyucu varlığı bir an için her şeyi unutmak istememe neden oldu. Ama ne kadar yorgun ve korkmuş olsam da, burada durup ağlamaya zamanım yoktu.

“Alper... biri beni takip ediyor olabilir,” dedim sonunda. Sesim titriyordu, ama net bir şekilde konuşmaya çalıştım.

Alper’in yüzü ciddileşti. Gözleri hızla çevreyi taradı. “Kim? Ne oluyor, Arina? Kiminle karşılaştın?”

“Bilmiyorum... beni kaçırdılar. Sonra bir şekilde kaçmayı başardım ama bir adam peşimdeydi. Buraya gelirken ondan kurtulmuş olabilirim, ama emin değilim.”

Sözlerim Alper’in yüzündeki endişeyi daha da artırdı. Hemen telsizine uzandı ve yanındaki birimle iletişim kurmaya başladı:

“Yarbay Gökalp konuşuyor. İkinci bölgeye destek lazım. Acil durum var. Tüm personel tetikte olsun!”

O sırada Alper, elimi sıkıca tuttu. “Buradan hemen eve gitmeliyiz. Ama önce şunu bilmem gerek, Arina... Seni kaçıranlar kimdi? Neden seni hedef aldılar?”

O an, ne diyeceğimi bilemedim. Savaş’tan bahsetmek, yaşadığım olayların daha da karmaşıklaşmasına neden olabilirdi. Ama Alper’in her zamanki keskin bakışları gözlerimde bir açıklama arıyordu.

“Ben de bilmiyorum,” diye mırıldandım. “Sadece bir adam vardı. Bana iğne yaptı, bilincimi kaybettim... sonra kendimi bir odada buldum.”

Alper kaşlarını çattı. “Bu işin içinde bir şey var, Arina. Düşmanlarımızın kim olduğunu bilmeden seni koruyamayız.”

Tam konuşmaya devam edecekken, Alper aniden durdu ve eliyle sessizlik işareti yaptı. Etrafı dinliyordu. Birkaç saniyelik derin bir sessizlikten sonra, uzaklardan bir dal kırılma sesi duyuldu.

“Buradan ayrılmamız gerek,” dedi Alper hızlıca. “Hadi, çabuk ol.”

Onunla birlikte eve doğru koşmaya başladık. Alper her birkaç adımda bir arkasını dönüp çevreyi kontrol ediyordu. Eve yaklaştığımızda, annemin ve babamın sesleri uzaktan duyulmaya başladı. Evin verandasında durmuş, telaşla çevreyi izliyorlardı.

“Arina!” diye bağırdı annem, beni gördüğünde. Gözyaşları içinde bana doğru koştu.

Annemin kollarına sığındığımda, kısa bir anlığına güvende hissettim. Babam ise hemen yanıma gelerek beni tepeden tırnağa inceledi.

“Neler oldu?” diye sordu babam, sesi titriyordu.

Ama tam o sırada, Alper söze girdi: “Herkes içeri girsin. Şimdi her şeyi anlatacak zamanı yok. Önce güvenliği sağlayalım.”

Annem ve babam itiraz etmeden bizi içeriye aldılar. Alper kapıyı sıkıca kilitledi ve camların perdelerini çekti. İçerideki sessizlik ağırdı. Annem hâlâ elimi bırakmıyor, babam ise sıkıntılı bir şekilde odada dolanıyordu.

Alper karşıma geçti, ciddi bakışlarını üzerime dikti. “Arina, artık bana her şeyi anlatacaksın. Kim bu adamlar? Seni neden kaçırdılar? Ve Savaş Akçağ Yıldıran’ı tanıyor musun?”

Adı duyunca bir an afalladım. Alper’in her şeyi bildiğini düşündüm bir an. Ama bu bir soru gibiydi, kesin bir bilgi değil. Yine de o an hiçbir şey söyleyemedim. Kelimeler boğazıma düğümlendi.

Alper bekledi, ama cevap alamayınca yüzündeki ifade daha da sertleşti. “Arina, eğer bunu benden saklıyorsan, ikimizin de başı büyük belada. Savaş kim? Sana ne yaptı?”

Gözlerim yere kaydı. Söylemek istemesem de bir şeyler söylemek zorundaydım. Ama ne kadarını anlatmam gerektiğine karar verememiştim. “Abi... Savaş’ın burada olması bir tesadüf değildi,” dedim sonunda. “Ama diğer her şey benim kontrolüm dışında gelişti. Ona yardım ettim, ama şimdi o da kayıp.”

Alper derin bir nefes aldı. “Tamam. Şimdilik bu kadarını kabul edeceğim. Ama yarın sabah her şeyi öğrenmek istiyorum. Şimdi dinlen. Ben dışarıda devriye gezeceğim.”

Onu izlerken, hem rahatlamış hem de endişeli hissediyordum. Alper’in varlığı beni koruyordu, ama işler çok daha karmaşık bir hal almıştı. Ve içimdeki tek düşünce hâlâ aynıydı: Savaş... Neredesin?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.