47. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Titreyen Eller ve Beyaz Yalanlar
Alper içeri girdiğinde, az önceki o neşeli ve yerinde duramayan çocuktan eser kalmamıştı. Yüzü kireç gibiydi, gözlerini bizden kaçırıyordu. Yalçın'ın yanından ayrılıp grubun toplandığı masaya doğru ilerledim. İçimde kötü bir his vardı, o tanıdık huzursuzluk... Mahallede bir olay çıkmadan önceki o sessizlik gibi.
Ben: "Alper? İyi misin? Annenle mi konuştun, bir sorun mu var?"
Alper, sorumla irkildi. Ceketinin kollarını çekiştirip zoraki, titrek bir gülümseme yerleştirdi yüzüne. Ama o gülümseme gözlerine ulaşmıyordu.
Alper: "Ha? Şey... Evet, evet. Annem işte, biliyorsun... Tansiyonu fırlamış yine. 'Hemen gel' diye tutturdu ama sakinleştirdim. Komşular yanındaymış, gerek kalmadı gitmeme."
Kuzey: "Oğlum sesin titriyor, emin misin? İstersen bırakalım seni, basketboldan daha önemli değil mi kadının sağlığı?"
Alper: (Sesi biraz yükselerek) "Yok dedim ya oğlum! İyiyim ben. Sadece... Biraz hava çarptı dışarıda, ayaz varmış. Siz niye durdunuz böyle? Müzik devam ediyor, hadi eğlenmenize bakın."
Yalçın, Alper’in yanına bir adım attı. O keskin gözleriyle Alper’i süzüyordu, bir şeylerin ters gittiğini anladığı her halinden belliydi. Yalçın’ı kandırmak, matematik sınavından 100 almaktan daha zordu.
Yalçın: "Alper, dışarıda birini mi gördün?"
Alper: (Yutkunarak) "Kimseyi görmedim Yalçın. Kim olacak bu saatte okulun bahçesinde? Güvenlik dolu her yer. Sadece... Telefon görüşmesi biraz gerdi beni, o kadar."
Ben: (Alper’in koluna dokunarak) "Eğer bir şey varsa söyleyebilirsin Alper. Biz buradayız."
Alper: (Elini hızla çekti, sanki canı yanmış gibi) "Bir şey yok diyorum Rüya! Niye üzerime geliyorsunuz? Bugün senin gecen, git dans etsene sen! Benim yüzümden modunuzu düşürmeyin."
Alper masadaki bardağa uzandı ama eli o kadar çok titriyordu ki, içindeki meyve suyunu gömleğine damlattı. Küfür ederek lavaboya doğru yöneldi. Arkasından bakakaldık.
Ben: (Fısıltıyla Yalçın'a) "Yalan söylüyor. Gözlerindeki o ifadeyi tanıyorum... Birinden korkuyor gibiydi."
Yalçın: (Gözlerini Alper'in gittiği yönden ayırmadan) "Korkmuyor Rüya, bir şey saklıyor. Ve sakladığı şey her neyse, bu geceyi mahvedecek kadar büyük."
O an, gece mavisi elbisemin içindeki o büyülü hissin yerini soğuk bir ürperti aldı. Aleyna’nın sinsi bakışlarını, Sude’nin öfkesini bekliyorduk ama asıl tehlike sanki çok daha karanlık bir yerden, Alper’in o kaçırdığı gözlerin arkasından geliyordu.
