26. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Çemberden Geçen İlk Umut
Aleyna’nın öfkesi spor salonunun yüksek tavanlarında
yankılanan bir çığlık gibiydi. Yalçın’ın ona arkasını bile
dönmeden verdiği cevap, bardağı taşıran son damla
olmuştu.
Aleyna: "Oyunun kuralları mı? Sen benimle dalga mı
geçiyorsun Yalçın? Herkes sizin dün okuldan beraber
çıktığınızı konuşuyor! Şimdi de burada, gizli gizli..."
Yalçın: (Yavaşça Aleyna’ya döndü, sesi buz gibiydi)
"Gizli olan bir şey yok Aleyna. Her şey herkesin gözü
önünde oluyor. Ama sen görmek istediğin şeye o kadar
odaklanmışsın ki, gerçeği kaçırıyorsun."
Aleyna: (Bana doğru bir adım attı, parmağını sallayarak)
"Sen... Sen ne sanıyorsun kendini? İki günde Yalçın’ın
aklını çelebileceğini mi? Bu okulun tozunu yutmadan,
bizim kim olduğumuzu anlamadan hiçbir yere
varamazsın."
Ben: "Benim kimsenin aklını çelmek gibi bir derdim yok
Aleyna. Ama senin bu korkun bana bir şeyi kanıtlıyor:
Kendi kurduğun o küçük krallığın ne kadar sallantıda
olduğunu biliyorsun."
Aleyna tam bir şey söyleyecekken, tribünlerin üst
sıralarından Emir aşağıya atladı. Adımları yankılanarak
yanımıza geldi.
Emir: "Yeter artık. Burası spor salonu, drama sahnesi
değil. Aleyna, kızları da al ve git. Yalçın, seninle
antrenman maçımız var, unutma."
Aleyna, Emir’in araya girmesiyle dişlerini sıkarak geri
adım attı. Arkadaşlarına "Gidiyoruz!" diye işaret ederken
bana bakışı, okulun koridorlarında yaşanacakların
sadece bir fragmanıydı.
Onlar çıktıktan sonra salona ağır bir sessizlik çöktü.
Yalçın yerdeki topu tek eliyle kavrayıp bana uzattı.
Yalçın: "Şut çekmeyi biliyor musun?"
Ben: "Pek sayılmaz. Bizim mahallede basketbol sahası
yoktu, sadece hayallerimiz vardı."
Yalçın: "O zaman ilk dersine hoş geldin 'yeni kız'.
Hayalleri gerçekleştirmek için önce potayı doğru
hedeflemen gerekir."
Yalçın arkama geçti, elleriyle kollarımı yukarı kaldırdı. O
an aramızdaki mesafe tamamen kaybolmuştu. Ter
kokusuyla karışık o tuhaf parfümü burnuma dolarken,
kalbimin atışını duymamasından korktum.
Yalçın: "Dirseklerini kırma... Gözlerini çemberden
ayırma... Ve en önemlisi, dışarıdaki gürültüyü unut.
Sadece top ve sen."
Topu bıraktığımda, turuncu meşin yuvarlak havada
süzüldü ve çemberin içinden pürüzsüzce geçti.
Swoosh.
Emir: (Uzaktan alkışlayarak) "Görünüşe göre iyi bir
öğretmensin Yalçın. Ya da öğrencin çok yetenekli."
Yalçın geri çekildiğinde yüzünde o zor görülen, sahici
gülümsemelerden biri vardı.
Yalçın: "Belki de her ikisidir."
