50. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Paslanmış Refleksler ve Demir Emirler
Antrenman başladığında parkenin üzerindeki o ilk adımlarım, beklediğimden çok daha ağır gelmişti. Topun ellerime her değişi, o eski tanıdık sıcaklığı hissettirmek yerine kollarımı sızlatıyordu. Pas atmaya çalıştığımda top istediğim yere gitmiyor, servislerim fileye takılıyordu. Vücudum sanki yılların pasını atamamış gibi hantaldı.
Aleyna, sahanın ortasında dikilmiş, attığım her hatalı pası bir şahin gibi izliyordu. Takıma sürekli emirler yağdırırken sesi salonun tavanında yankılanıyordu.
Aleyna: "Daha hızlı! Defans bu kadar hantal olursa karşı takım bizi çiğner geçer! Merve, manşeti düzgün al! Rüya, sen ne yapıyorsun orada? Heykel gibi durma, topa girsene!"
Birkaç dakika sonra, kaçırdığım basit bir smaç girişimi sonrası Aleyna oyunu durdurdu. Elindeki topu hırsla yere vurdu, topun sesi boş salonda patladı.
Aleyna: "Yeter! Şaka mı yapıyorsun sen? Burada zaman öldürmüyoruz. Eğer ortaokul anılarını tazelemek istiyorsan git mahalle bakkalının önünde oyna. Burası okulun as takımı!"
Ben: (Nefes nefese, alnımdaki teri silerek) "Sadece... Paslandım biraz. Isınmam lazım Aleyna, hemen pes edecek değilim."
Aleyna: "Pes etmen için vaktimiz yok. Takımın ritmini bozuyorsun. Kızlar, bakın; bu sahada benim dediğim olur. Kimse kafasına göre hareket etmeyecek. Rüya, eğer bir sonraki manşeti de havaya dikersen doğruca tribüne çıkıp bizi alkışlarsın."
Takımdaki diğer kızlar Aleyna’nın bu sert çıkışı karşısında sessiz kalıp başlarını öne eğdiler. Aleyna, bir kaptan gibi değil, bir diktatör gibi yönetiyordu sahayı. Bana doğru yaklaştı, yüzünde o her zamanki zehirli gülümseme vardı.
Aleyna: "Gerçekten anlamıyorum... Yalçın sende ne buldu? Kitapların arasında iyisin ama hayatın gerçek ritmine yetişemiyorsun. Bu takımın senin gibi 'ağır çekim' oyunculara ihtiyacı yok."
Ben: "Ritmi yakalamak sadece hızla olmaz Aleyna, uyumla olur. Sen sadece bağırıyorsun, takımı yönlendirmiyorsun."
Aleyna: (Gülerek) "Öyle mi? O zaman göster de görelim. Hadi, diziliyoruz! Servis atışı bende, karşılamayan antrenmanı terk eder."
Sahaya geçtiğimde bacaklarım titriyordu ama içimdeki o inatçı damar kabarmıştı. Evet, şu an eskisi gibi değildim; parmaklarım acıyor, zamanlamam şaşıyordu. Ama Aleyna’nın o kibirli sesini susturmanın tek yolunun, o fileden geçen bir top olduğunu biliyordum. Topu beklerken gözlerimi Aleyna’nın elindeki toptan ayırmadım. Bu sadece bir antrenman değildi; bu, ayakta kalma savaşıydı.
