11. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Demli Bir Meydan Okuma
Öfkemden parmaklarımın titremesini gizlemeye
çalışarak termostan dökülen dumanı tüten çaya
uzandım. Bardağı dudaklarıma götürüp o sıcaklığın
içimdeki buz gibi siniri eritmesini umuyordum. Ancak
daha ilk yudumu alamadan, Yalçın’ın eli bir gölge gibi
uzandı ve bardağı parmaklarımın arasından çekip aldı.
Ben: "Yalçın! Bu kadarı artık fazla! Önce yemeğim, şimdi
de çayım mı?"
Yalçın, sanki kendi çayını içiyormuş gibi bir rahatlıkla
bardağı havaya kaldırdı. Gözlerini bir saniye bile
gözlerimden ayırmadan çaydan derin bir yudum aldı.
Buhar yüzüne vururken, o karanlık bakışlarının ardında
ne düşündüğünü kestirmek imkansızdı.
Yalçın: (Bardağı dudaklarından çekip hafifçe çalkalayarak)
"Demini iyi almış. Şekersiz içmen de şaşırtmadı; zaten
yeterince zehirli bir dilin var, bir de şekerle yumuşatmak
istememişsin belli ki."
Ben: "O bardak benim! Senin nezaketle ya da başkasının
alanına saygı duymakla ilgili ciddi problemlerin var."
Yalçın: (Bardağı masaya, tam önüme sertçe bıraktı)
"Nezaket, hak edene gösterilen bir lükstür. Sen buraya
gelip daha ilk dakikadan bana meydan okuduğunda, bu
lüksü ellerinle ittin."
Kuzey: (Keyifle sandalyesinde geriye yaslanarak)
"Kaptan, çayı sevdiysen ben sana kantinden bir tane
daha alayım. Bu 'yeni kız' sanki her an bardağı kafanda
kıracak gibi bakıyor."
Gökhan: "Kırsa ne yazar? Yalçın’ın kafası bu laflardan
daha serttir, değil mi kaptan?"
Yalçın, grubun şakalarına karşılık vermedi. Sadece bana
doğru biraz daha yaklaştı. Aramızdaki o gerginlik, tüm
masayı sarmış bir elektrik akımı gibiydi.
Yalçın: "İç çayını Rüya. Ama unutma, bu okulda içtiğin
her yudumda, yediğin her lokmada benim imzam
olacak. Alışsan iyi olur."
Ben: (Bardağı alıp içindeki geri kalan çayı masanın ortasına boşalttım)
"Senin imzanın olduğu hiçbir şeyi tüketmeye niyetim
yok. Çay senin olsun Yalçın, belli ki senin içini
soğutmaya, benimkinden daha çok ihtiyacın var."
İpek şok içinde ağzını kapatırken, Yalçın’ın gözlerinde ilk
defa saf bir öfke parıltısı gördüm. O ana kadar her şeyi
bir oyun gibi gören çocuk, ilk kez birinin ona bu kadar
doğrudan karşı koymasıyla sarsılmıştı.
