35. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Bahçedeki Büyük Sır
Okul bahçesindeki asırlık çınar ağacının altındaki
banklara yayıldığımızda, öğle güneşinin sıcaklığı
üzerimizdeki o sabahki gerginliği biraz olsun dağıtmıştı.
İpek, elindeki sandviçten bir ısırık alacakken durdu ve
gözlerini kısarak bana baktı. Bakışlarında öyle bir merak
vardı ki, sanki beni bir mikroskop altında inceliyordu.
İpek: "Rüya, dökül bakalım. Sabah Yalçın’la spor
salonunun önünde ne konuşuyordunuz öyle? Uzaktan
gördüm, resmen... resmen karşılıklı gülüyordunuz! Hem
de o 'buzlar kralı' Yalçın’la!"
Ben: (Gülümsememi bastırmaya çalışarak) "Sadece
matematik sınavı için teşekkür ettim İpek. Sonuçta o
defter olmasa şu an hala 424. sırada sayıklıyor
olurdum."
İpek: "Sadece teşekkür mü? Kızım, Yalçın kimseye
defterini vermez, bırak defter vermeyi, kimsenin
basamağına oturup öyle uzun uzun muhabbet etmez.
Okulun başından beri onu takip ediyorum, ilk kez birine
karşı bu kadar... ne bileyim, 'insan' gibi davrandığını
gördüm. Başka bir şey var, hissediyorum."
Derin bir nefes aldım. İpek’ten daha fazla
saklayamazdım, zaten kış partisi yaklaşıyordu ve elbet
öğrenecekti.
Ben: "Tamam, bir şey daha var. Ama aramızda
kalacağına söz ver."
İpek: (Heyecandan sandviçini pakete geri koyup bana doğru eğildi)
"Söz! Ölümüne sır, hadi söyle!"
Ben: "Yalçın o defteri bana bir şartla verdi... Kış
partisine onunla gitmemi istedi. Ve ben de kabul ettim."
İpek’in ağzı resmen bir karış açık kaldı. Elindeki meyve
suyu kutusunu neredeyse masaya düşürüyordu. Gözleri
fal taşı gibi açılmış, bir süre öylece yüzüme
bakakalmıştı.
İpek: "Ne?! Sen... Sen ve Yalçın? Kış partisine? Birlikte?!"
Ben: "Şşşt! Bağırma İpek, Aleyna’nın casusları her
yerde!"
İpek: (Sesini fısıltıya indirerek ama heyecanından hiçbir şey kaybetmeyerek)
"İnanamıyorum! Bu yılın, hatta bu okulun son on yılının
olayı olur bu! Aleyna bunu duyarsa kahrından
kütüphanedeki felsefe kitaplarını yemeye başlar. Ama
Rüya... Bu çok tehlikeli değil mi? Yalçın neden böyle bir
şey yapsın?"
Ben: "Bana 'rakip' olduğumu söyledi. Benim bu okulun
düzenini bozmamı izlemekten zevk alıyormuş. Bir nevi
oyun gibi görüyor herhalde. Ama ben de boş
durmayacağım. Oraya sadece onun 'aksesuarı' olarak
gitmiyorum. 52. sıradaki Rüya olarak, o kapıdan içeri
girdiğimde herkesin ağzını açık bırakmak istiyorum."
İpek: (Elimi tutarak) "Vay canına... Sen gerçekten
mahallenin sessiz kızı değil, bu okulun yeni
fırtınasıymışsın. Tamam, o zaman operasyon başlıyor!
O partide giyeceğin elbiseyi bulmak için bütün şehri
altını üstüne getireceğiz. Yalçın bile seni gördüğünde
potayı falan unutacak, bak gör!"
İpek’in bu saf ve samimi heyecanı beni de
umutlandırmıştı. Ama içimde bir yerde, Yalçın’ın bu
teklifinin sadece bir "oyun" olup olmadığına dair o küçük
şüphe hala kıvılcım gibi yanıyordu.
