66. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Evdeki Telaş ve Anne Baba Şefkati
Kapıdan içeri adımımı atar atmaz, salondan gelen telaşlı ayak seslerini duydum. Annem Nermin Hanım, mutfaktan elinde bezle fırlamış, arkasından da babam Hakan Bey gözlüğünü düzelterek salondan çıkmıştı. İkisinin de yüzündeki o sarsılmış, endişeli ifadeyi görünce ne kadar kötü göründüğümü bir kez daha anladım.
Nermin Hanım: "Rüya! Kızım bu ne hal? Betin benzin atmış, hayalet gibi olmuşsun! İpek aradı bizi, hastaneye gittiğinizi söyledi, yüreğimize iniyordu!"
Annem hemen yanıma koşup ellerini yanaklarıma, alnıma koydu. Dokunuşundaki o anne şefkati, hastane odasından sonra içimi iyice yumuşatmıştı.
Hakan Bey: "Güzel kızım, ne oldu sana böyle birdenbire? Sabaha karşı bir şeyin yoktu. Kim götürdü seni hastaneye, kiminle gittin?"
Babamın o korumacı, sorgulayan ama arkasındaki derin sevgiyi gizleyemeyen sesi koridorda yankılandı. Elimdeki ilaç poşetini vestiyerin üzerine bıraktım ve halsizce anneme doğru yaslandım.
Ben: "Korkmayın ne olur, kötü bir şey yok. Sadece sert bir grip... Vücudum ani soğuk sıcak değişimi yaşamış. Hastanedeki doktor Ezgi Hanım baktı, serum taktılar. İki gün yatak istirahatı verdi."
Nermin Hanım: (İlaç poşetini açıp reçeteye bakarken kaşlarını çattı) "Ah benim inatçı kızım, antrenman dedin, okul dedin kendini paraladın o soğuklarda! Kimdi o seni hastaneye yetiştiren çocuk? İpek, 'Okuldan bir arkadaşı arabayla götürdü' dedi ama?"
Yalçın’ın adını duyunca, yanaklarımın ateşten bağımsız olarak yeniden ısındığını hissettim. Babamın dikkatli bakışları üzerimdeydi.
Ben: "Yalçın... Okulun basketbol takımı kaptanı. Bahçede beni öyle halsiz görünce sağ olsun dayanamadı, arabasıyla hemen acile yetiştirdi. İlaçları da o aldı."
Babam Hakan Bey, duyduklarıyla hafifçe duraksadı. Yüzündeki o sert baba ifadesi, yerini minnettar ama yine de temkinli bir bakışa bıraktı.
Hakan Bey: "Bak sen... Demek basketbol kaptanı. Allah razı olsun çocuktan, seni o halde bırakmamış. İyileşince bir teşekkür etmek farz oldu o delikanlıya."
Nermin Hanım: "Hadi Hakan, lafı uzatma da kızımızı odasına geçirelim. Nane limonunu tazeleyeyim ben onun, ilaçlarını içsin."
Annemle babam iki koluma birden girerek beni odama, yatağıma doğru yönlendirdiler. Yalçın'ın dışarıda, arabanın içinde beni sağ salim aileme teslim ettiğinden emin olana kadar bekleyişi, annemin telaşı, babamın o ağırbaşlı endişesi... Kendimi yatağın sıcaklığına bırakırken, etrafımı saran bu güven çemberi içimdeki tüm halsizliği unutturmaya yetmişti.
