21. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Kütüphanedeki Zıt Kutuplar
Defne, İpek ve ben, okulun o kalabalık ve gürültülü
koridorlarından kaçıp kendimizi eski kütüphaneye attık
. Burası, yüksek tavanları ve tozlu kitap kokusuyla
gerçekten de Defne’nin anlattığı gibi huzurlu bir
sığınaktı. Büyük, yuvarlak bir masaya yayıldık;
önümüzde kitaplar, notlar ve kalemler...
İpek: "Sonunda... Burada Yalçın’ın basketbol topu sesi
veya Aleyna’nın fısıltıları yok. Sadece biz ve tarih
notları."
Defne: "Size demiştim, burası bizim kalemiz. Hadi şu
Osmanlı Tarihi’ni halledelim de yarına kafamız rahat
olsun."
Tam kendimizi notlara kaptırmıştık ki, kütüphanenin
ağır ahşap kapısı yavaşça gıcırdayarak açıldı. İçeriye
birbirine tıpatıp benzeyen, ama enerjileri taban tabana
zıt olan iki kişi girdi: Ege ve Ada.
Okulun en meşhur ikizleriydiler. Ege, elinde tuttuğu
kulaklığı boynuna geçirmiş, her zamanki umursamaz ve
dağınık haliyle yürürken; Ada, elinde tuttuğu kalın
felsefe kitabına gömülmüş, çevresinde olup biteni
görmezden geliyordu.
Ege: (Masamıza yaklaşıp sandalyeyi ters çevirerek oturdu)
"Ooo, ders çalışma grubu kurulmuş da haberimiz yok.
Rüya, yeni kız sensin değil mi? Okulu birbirine kattığın söyleniyor."
Ada: (Gözlerini kitabından ayırmadan, Ege’nin yanındaki sandalyeye oturdu)
"Ege, kütüphanedeyiz. İnsanları rahatsız etmeyi bırak ve
o gürültülü müziğini kapat."
Ege: "Hadi ama Ada, sadece selam veriyorum. Ben Ege,
bu da hayatı fazla ciddiye alan kardeşim Ada. Yalçın’ın
masasına oturan o cesur yürek senmişsin, tanışmak
istedim."
Defne: "Geldiler yine bizim 'zıt kutuplar'. Rüya, bu ikisiyle
tanışman iyi oldu. Ege okulun en iyi bas gitaristi, Ada
ise gördüğün en sağlam mantıkçıdır."
Ben: "Memnun oldum. Okulun geri kalanı basketbol ve
popülerlik peşindeyken, burada farklı bir dünya
olduğunu görmek güzel."
Ada: (Kitabını kapatıp bana baktı, gözleri çok keskindi)
"Çoğu kişi popülerliğin içinde kaybolmayı seçer çünkü
düşünmekten daha kolaydır. Ama senin bugün
yaptıkların, birilerinin düzenini bozdu Rüya. Düzen
bozulduğunda ise insanlar gerçek yüzlerini gösterirler."
Ege: "Ada yine başladı felsefeye... Boşver sen onu. Eğer
o basketbolcu tayfası seni çok sıkıştırırsa söyle, onlara
verecek sağlam bir gürültüm var benim."
Bir anda masa beş kişi olmuştu. İpek’in çekingenliği
ikizlerin gelmesiyle biraz daha dağılmış, kütüphanenin o
sessiz havası tatlı bir sohbete dönüşmüştü. Bu okulda
sadece düşmanlarım değil, birbirinden ilginç
müttefiklerim de olmaya başlıyordu.
