74. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Koridordaki Hesaplaşma ve Unutulmaz Sözler
Ahmet Bey, elindeki kalemi masaya vurup derin bir nefes aldı. Yüzündeki ifade iyice sertleşmişti. Aleyna’ya bakarken gözlerinden adeta şimşekler çakıyordu.
Ahmet Bey: "Bu yaptığın sadece bir disiplin suçu değil Aleyna, bu resmen bir arkadaşının geleceğiyle oynamak! Bir insana hırsızlık iftirası atmak ne demek, farkında mısın sen?"
Aleyna başını öne eğmiş, gözyaşları yanaklarından süzülürken titreyen ellerini birleştirmişti. O kibirli duruşundan tek bir iz bile kalmamıştı.
Aleyna: "Çok pişmanım hocam... Bir anlık öfkeyle yaptım. Lütfen aileme haber vermeyin, ne ceza verirseniz razıyım..."
Ahmet Bey: "Buna kurul karar verecek Aleyna! Hemen velini çağırıyorsun. Rüya, kızım sen sınıfına dönebilirsin. Senden okul adına ve kurum adına özür diliyorum. Hakkındaki tüm şüpheler kalkmıştır."
Rüya (Kendi ağzından):
Ahmet Bey’in cümlesi biter bitmez derin bir nefes verdim. Omuzlarımdaki o devasa yük bir anda kalkmıştı ama içimdeki fırtına dinmemişti. Aleyna’ya son bir kez baktım; o gözlerdeki çaresizlik bana zafer hissettirmek yerine, insanoğluğunun ne kadar alçalabileceğini gösteriyordu.
Müdürün odasının kapısını açıp koridora çıktığımda, kalbim sanki göğüs kafesimi delip çıkacak gibi çarpmıyordu. Koridorun ortasında, duvara yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmiş beni bekleyen o silueti gördüm.
Yalçın...
Beni gördüğü an duruşunu dikleştirdi. Bakışlarında en ufak bir şüphe yoktu; sadece "Sana söylemiştim" der gibi bakan, o sarsılmaz ve güven veren Kaptan duruşu vardı. Adımlarım kendiliğinden ona doğru yöneldi. Yaklaştıkça gözlerindeki o sert ifadenin yerini yumuşak bir rahatlamaya bıraktığını gördüm.
Ben: "Gitti... Her şeyi anlatıp itiraf etti."
Yalçın: (Hafifçe gülümsedi, sesi her zamanki gibi tok ve sakindi) "Biliyorum. Başka şansı yoktu zaten."
Ben: "Ne dedin ona Yalçın? Müdürün odasına girip ağlayarak itiraf edecek kadar ne söylemiş olabilirsin ki?"
Yalçın bana doğru bir adım attı. Aradaki mesafeyi kapatıp gözlerimin tam içine baktı. Elini kaldırdı, yanağıma düşen tek tel saçı nazikçe kulağımın arkasına itti. O dokunuş, az önce odada yaşadığım tüm o stresi bir anda buharlaştırdı.
Yalçın: "Sadece gerçekleri... Ve sana zarar vermeye kalkan kim olursa olsun karşısında beni bulacağını söyledim. Kimse benim voleybolcumun, benim... Rüya’mın gururuyla oynayamaz."
Sözleri koridorda asılı kalırken, 'Rüya'm' deyişi zihnimde yankılandı. Bütün okul arkamızdan geçip gidiyordu belki ama o an benim için zaman da, mekân da durmuştu.
