45. bölüm · KIRILMA NOKTASI
Pistteki Büyük İttifak: Herkes Oyunda!
Emir, masadaki kısa sohbetin ardından bakışlarını
Mine’ye çevirdi. Mine, o naif zarafetiyle orada dururken,
Emir’in çocukluktan gelen o özgüvenli ama nazik tavrı
devreye girdi.
Emir: "Bu gece bu kadar güzel bir melodi varken, asıl
ilham kaynağımı burada bırakıp sahaya dönemem.
Mine, bu dansı bana lütfeder misin?"
Mine: (Hafifçe kızararak, sesindeki heyecanı gizlemeye çalıştı)
"Eğer ritmi bozmazsan, neden olmasın?"
Emir, Mine’nin elini tutup onu pistin tam ortasına,
ışıkların en yumuşak olduğu noktaya götürdü. Emir’in
sahada basketbol topuyla sergilediği o kıvrak hareketler
, dans pistinde yerini asil bir ritme bırakmıştı.
Aynı anda, grubun en enerjik ikilisi de harekete geçti.
Aslan, her zamanki sportmen ve hareketli tavrıyla
Ada’nın yanına yanaştı. Ada, kollarını göğsünde
kavuşturmuş, hafif alaycı bir gülümsemeyle pisti
izliyordu.
Aslan: "Bakıyorum da burada bir 'buz kraliçesi' var. Ama
bizim sahada öğrendiğimiz bir şey varsa, o da en sert
buzun bile doğru hücumla eridiğidir. Hadi Ada, şu
ciddiyeti bir kenara bırak da nasıl dans edilirmiş
gösterelim onlara!"
Ada: (Kaşını kaldırarak) "Hücumun o kadar etkili mi
dersin Aslan? Bak, ayağıma basarsan seni o basket
potasına ters asarım, ona göre."
Aslan: (Kahkaha atarak) "Risk almayı severim!"
Aslan, Ada’yı kolundan nazikçe tutup pistin en hareketli
köşesine çekti. Ada başta direnir gibi görünse de
Aslan’ın o bitmek bilmeyen enerjisine kısa sürede uyum
sağladı. Ada’nın cool duruşu ve Aslan’ın hırçın enerjisi
pistte resmen kıvılcım çıkarıyordu.
Biz Yalçın’la biraz kenara çekilip bu manzarayı izlemeye
başladık.
Ben: "Şuraya bak... Defne ve Gökhan, Mine ve Emir,
şimdi de Ada ve Aslan. Mahalle ve kolej resmen birleşti
Yalçın. Kim derdi ki o 424. sıradaki kızın gelişiyle her
şey böyle değişecek?"
Yalçın: (Gözlerini pistteki arkadaşlarından ayırmadan)
"Sana söylemiştim Rüya... Sen sadece bir numara
değilsin, sen bu okulun ihtiyaç duyduğu o gerçekliksin.
Bak, bizimkiler bile ilk kez bu kadar içten gülüyorlar.
Tabii, Aleyna'nın tansiyonunu ölçmeye biri gitmezse
yakında salonu ambulans basabilir."
Pistin öbür ucunda Aleyna, Sude ve yanındaki birkaç kız
, bu tablo karşısında resmen hezimete uğramış gibi
bakıyorlardı. Yalçın’ın "dokunulmaz" ekibi, mahalleden
gelen o "sıradan" gençlerle sarmaş dolaş dans ediyordu.
Yalçın: "Boşver onları... Şimdi sadece biz varız."
Yalçın beni tekrar kendine çekti ve müziğin içinde, gece
mavisinin ışıltısıyla kendimizi bıraktık. Salonun her
köşesinde farklı bir hikaye yazılıyordu; her adımda bir
duvar yıkılıyor, her gülümsemede yeni bir bağ
kuruluyordu.
