Kefaret | İsfad kitap kapağı

23. bölüm / 51

Kefaret | İsfad

23 • Duydum Seni

Vaveyla Yazarı: selin ~

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 51Şu an: 23 • Duydum Seni
  1. 1 1 • Etrafı Kirletmeden Öl3.197 kelime
  2. 2 2 • Ya İkisi de Giderse?2.787 kelime
  3. 3 3 • Araf2.676 kelime
  4. 4 4 • Kilit3.289 kelime
  5. 5 5 • "Ma si ǩṕorom, va vazi mordon."2.721 kelime
  6. 6 6 • Gerçeğin Çıplaklığı2.051 kelime
  7. 7 7 • Sessizliğin İçindeki Öfke736 kelime
  8. 8 8 • “Oropa nenaten var-itkven.”1.053 kelime
  9. 9 9 • Altın Okların Arasındaki Elmas2.230 kelime
  10. 10 10 • Nefes Al!1.923 kelime
  11. 11 11 • Uçan Atmaca İken3.017 kelime
  12. 12 12 • Güneş’in Doğuşu1.954 kelime
  13. 13 13 • Günaydun3.036 kelime
  14. 14 14 • Panzehir2.646 kelime
  15. 15 15 • Sessizlik3.114 kelime
  16. 16 16 • Tek Bir Sarı Çiçek1.831 kelime
  17. 17 17 • KA’ITEN! HAYDE, GİDELUM!2.739 kelime
  18. 18 18 • YELKENLER FORA, HEYAMOLA!3.214 kelime
  19. 19 19 • HANİYADU İSO?3.558 kelime
  20. 20 20 • HA BURAYA İSO!3.088 kelime
  21. 21 21 • İlk Çatlak3.546 kelime
  22. 22 22 • Seni Çok Özledim, Karadeniz!2.700 kelime
  23. 23 23 • Duydum Seni2.061 kelime · Okuduğun bölüm
  24. 24 24 • “Sevgi, Dilde Olmaz.”2.454 kelime
  25. 25 25 • Kefenin Beyaz Ayazı3.324 kelime
  26. 26 26 • Bir Nefesten Daha Önemli4.252 kelime
  27. 27 27 • Geç Kalmadun3.093 kelime
  28. 28 28 • Demezsin Ki2.727 kelime
  29. 29 29 • ‘1’3.042 kelime
  30. 30 30 • Ev3.787 kelime
  31. 31 31 • Gandagana3.860 kelime
  32. 32 32 • Yalan2.810 kelime
  33. 33 33 • Kurşun?3.091 kelime
  34. 34 34 • ‘Я рядом.’5.351 kelime
  35. 35 35 • Atmaca Sözü4.959 kelime
  36. 36 36 • Emanet4.002 kelime
  37. 37 37 • İsmail FURTUNA6.149 kelime
  38. 38 38 • Fadime KOÇARİ3.624 kelime
  39. 39 39 • UÇ!3.919 kelime
  40. 40 40 • Nabız2.079 kelime
  41. 41 41 • Miras3.681 kelime
  42. 42 42 • Kaybolmak5.459 kelime
  43. 43 43 • Nöbet4.417 kelime
  44. 44 44 • Veda6.187 kelime
  45. 45 45 • İnkâr4.142 kelime
  46. 46 46 • Gerçek4.567 kelime
  47. 47 47 • ‘Affetmem’3.091 kelime
  48. 48 48 • Haritada Bile Olmayan Yer3.646 kelime
  49. 49 49 • Can Dostum4.625 kelime
  50. 50 50 • 47.084 kelime
  51. 51 51 • Zaaf4.661 kelime

Başlamadan önce birkaç şey söylemek istiyorum.

Bu bölüm üzerinde çok çok düşündüm, sildim yazdım, sildim yazdım…

Aslında 23 ve 24 tek bir bölümdü, 23’tü.

Biraz uzun bir bölüm oldu 23 ve 24. bölüm olarak ikiye ayırdım o yüzden.

25. bölüm de çok heyecanlı olacak şimdiden söyleyeyim :)

Bu iki bölümün son hali gerçekten o kadar hoşuma gitti ki…

Şimdiden iyi okumalar dilerim,

Umarım en az benim beğendiğim kadar siz de beğenirsiniz.

🤍

•

23- Duydum Seni

Pickup’ın lastikleri sahil yolunun bembeyaz karlarını gıcırdatarak ezdi ve denizin tam kenarında, dalgaların hırçın sesinin arabanın içine kadar dolduğu o küçük kafenin önüne yanaştı.

Yılbaşı gecesi yarısını geçtiği için mekanda sadece birkaç masa doluydu; sarı, loş ışıklar buğulu camların arkasından dışarıya süzülüyor, içeride huzurlu bir sessizlik hüküm sürüyordu.

Araba durur durmaz İso sabırsızca kapının koluna uzandı ama daha hamlesini yapamadan Fadime ondan önce davranıp pickup’tan aşağı atladı.

Karlı rüzgarı göğüsleyerek hızla arabanın önünden dolandı ve İso’nun kapısını dışarıdan açtı.

Kaşlarını çatarak kocasının karşısına dikildi.

“Dur bakayım orada Kılçuk!”

dedi, elindeki montu ve bereyi sallayarak.

“Üstünü giyinmeden dışarıya tek bir adım bile atmak yok! Sana dışarıda Furtunalık sökmez!”

İso masmavi gözlerini devirip tam söylenecekken Fadime hiç oralı olmadı.

Arabanın kapısında dikilip, kocasının o heybetli omuzlarına kalın, siyah şişme montu elleriyle dikkatle yerleştirdi.

Fermuarını ta çenesinin altına kadar çekerken İso’nun yüzüne vuran sıcak nefesi içini titretti.

Ardından kalın yün bereyi alıp İso’nun o sapsarı uzun saçlarını tamamen kapatacak şekilde kulaklarına kadar indirdi.

En son ise duraksadı.

Kendi boynuna baktı.

İso’nun az önce arabadayken ona zorla doladığı o kalın, örgü atkıyı yavaşça çözdü.

İso’nun gözlerinin içine sevgiyle bakarak atkıyı yeniden kocasının boynuna iki tur dolayıp ağzını ve burnunu kapatacak şekilde sıkıca bağladı.

“Şimdi oldu işte…”

diye mırıldandı Fadime, elleriyle İso’nun yanaklarını atkının üzerinden hafifçe patpatlayarak.

“Oyy, canım kocam benim, tam bir kardan adam oldun yine. Hayde, gidelum.”

İso, montun ve atkının arkasından boğuk bir sesle kıkırdadı.

Eğilip karısının dudaklarına yavaş, nazik bir öpücük kondurdu.

Bastonuna dayandı, kimseden yardım almadan ama Fadime’nin elini sımsıkı tutarak kafeye doğru adımladı.

Pencere kenarında, hemen camın ardında dalgaların patladığı ahşap bir masaya oturdular.

İki dakika sonra, İso’nun bahsettiği o gizemli tat masaya gelmişti.

Beyaz cam kapların içinde bembeyaz vanilyalı dondurmalar ve yanlarında küçük cam potlarda dumanı tüten, simsiyah sert espressolar…

Fadime kaşlarını kaldırarak bir dondurmaya, bir kahveye baktı.

“Uh!.. Kılçuk, bu ne şimdi da? Dondurmanın üstüne sıcak kahve mi dökülür ula? Ziyan edeceksin güzelim dondurmayı.”

İso, o dünyaları ısıtan Furtuna gülüşüyle kahve potunu eline aldı.

Muzip masmavi gözlerini karısına dikip, espressoyu bembeyaz dondurmanın üzerinden aşağıya yavaşça dökmeye başladı.

Siyah ve beyaz, sıcak ve soğuk, camın içinde birbirine karışırken fısıldadı.

“Bak bakayım, hiç ziyan olacak bir şeye benziyor mu da?..”

“Ha bu kahve sensin, sıcak, hırçın…”

“Bu dondurma da benim, hararetli, erimeye hazır… Hehehe…”

“Hadi tat bakayım, boş uşak almadun dedik sana da...”

Fadime engel olamadığı bir tebessümle kaşığını dondurmalı kahveye daldırdı.

Dilinin ucuna değen o yoğun kahve tadıyla eriyen tatlı dondurmanın uyumuyla gözleri şaşkınlıkla açıldı.

Gerçekten de hayatında böyle bir şey tatmamıştı.

“Aaa… Ula çok güzelmiş bu!”

diye itiraf etti, ikinci kaşığı alırken.

Dinmeyen - Dam Üstüne Çul Serer

İso, kaşığını masaya bırakıp arkasına yaslandı, gözlerini karısının o tatlı iştahından ayırmadan onu izledi.

Bakışlarındaki o muzip hava yavaşça dağıldı, yerini Karadeniz’in o dumanlı, derin maviliğine bıraktı.

Dışarıda lapa lapa kar yağıyor, dalgalar kayalara vuruyordu.

Mekandaki sessizlik, aralarındaki o görünmez duvarı daha da belirginleştirdi.

Fadime kaşığını yavaşça tabağın kenarına bıraktı.

Göğsündeki o eski, tanıdık sıkışma hissi yeniden baş gösterdi.

Kalbi hızla çarparken, kocasının masanun üzerindeki elini tuttu.

“İso… Fadime’m, hazırlan, dışarı çıkıyoruz dedin… Hatırladum dedun…”

Sesindeki ürkeklik, saklamaya çalıştığı o kapkara korku gözlerine yansıdı.

“Ne hatırladın İso? Anlatmayacak mısın da?”

İso derin, hırıltılı bir nefes aldı.

Gözlerini karısına çevirdi.

“İki gece önce…”

dedi, sesi buz gibi bir ciddiyete bürünerek.

“Sen odada koltukta uykuya dalmışken…”

Sanki annesinden gizli yaramazlık yapan bir çocuğun utancı gibi çıkıyordu sesi.

“Ben yatakta duramadım. İçim daraldı, duvarlar üstüme üstüme geldi. Çıt çıkarmadan, seni de uyandırmadan hastanenin çatı katındaki terasa çıktım. Biraz hava almak, kendime gelmek istedim.”

Fadime şaşkınlıkla dinliyordu.

İso’nun o dondurucu gecede gizlice çatıya çıktığından haberi bile yoktu.

“Ama o çatıda…”

dedi İso, sesi hafifçe titreyerek.

“Bir şey oldu.”

-

İki gün önce, Teras
02.47

Terastaki o dehşet anı İso’nun bedeninde deprem yarattı.

O incecik ceketin altında, dondurucu rüzgarda çıplak kalmış gibi titreyen teni buz kesti.

Aldığı o yoğun nefesler bir türlü ciğerlerine yetmiyordu; boğazı hırıldadı, göğsü bir körük gibi deli gibi inip kalktı.

Bacaklarındaki derman tamamen çekildi.

Bastonu elinden kayıp buz tutmuş beton zemine gürültüyle düşerken, İso sırtını demir korkuluklara yaslayarak dizlerinin üzerine, oracığa yığıldı.

Korkulukların dibine, o soğuk betonun üzerine çöktü.

Bedenini sarsan panik atağın ortasında başını dizlerine doğru eğdi, iki büklüm kalmıştı.

Titreyen elleriyle yüzünü kapattı, parmaklarını sapsarı uzun saçlarının arasına geçirip delice sıktı.

O dondurucu ayaz, terli ve çıplak boynuna, göğsüne bir bıçak gibi işlerken kendini sakinleştirmeye çalıştı.

Derin ama kesik kesik nefesler alarak o fırtınayı durdurmak istedi.

Yavaşça ellerini yüzünden çekti, gözlerini o parıldayan yakamoza dikti.

Gözyaşları sicim gibi dökülmeye başladı sakallarından aşağıya.

İçindeki o saf, o muazzam aşk bilinci zihnini ele geçirdi. Başını gökyüzüne kaldırdı, o dondurucu sessizliğin ortasında, sesinin titremesine engel olamayarak hıçkırıklar içinde seslice konuşmaya başladı.

“Fadime olmasaydı…”

dedi, sesi rüzgarın uğultusunda paramparça oldu.

“Ölecektim da…”

Bu düşünce içini öyle bir şefkatle doldurdu ki, hemen ardından gelen o acı gerçekle kahroldu.

Yumruklarını sıktı, hıçkırarak ağlamaya başladı.

Göğsündeki o dikiş izleri kasıldıkça canı yandı ama o kendi canının acısını hissetmiyordu bile.

Kalbi, Fadime için paramparçaydı.

“Ben…”

diye fısıldadı, sesi kendi acısında boğulurken.

“Ben Fadime’mi nasıl dört ay yalnız bıraktım da?”

“Nasıl bıraktım o karanlıkta tek başına…”

Aniden içindeki o hırçın Furtuna öfkesi kendine döndü.

Kendine sinirlendi, kendi acizliğine lanet okudu.

Yumruğunu yanındaki demir korkuluğa sertçe vurdu, dondurucu tenine batan o fiziksel acıyı umursamadı bile.

Kendi kendine deli gibi haykırdı karanlık gecenin ortasında.

“ULA HİÇ Mİ AKLINA GELMEDİ İSO?!”

“Hiç mi gelmedi?!”

“Fadime neler çekti sen orada bir ölü gibi yatarken, hiç düşünmedin mi ula?!”

“Tek başına ne yaptı bu dertlerle?!”

Gözyaşları yüzünü yakarken, göğsünü yumrukladı.

“Niye uyanmadın ula niye?!”

“Niye o kadar uyudun da Furtuna!”

“Niye duymadın onu daha erken?!”

İso terasın dibinde, o incecik ceketiyle donarken, kalbinde taşıdığı o devasa kadın için ağlıyordu.

Onun ona "can" olduğunu, onu ölümün sınırından çekip aldığını düşünerek kahroluyordu.

Oysa zihninin karanlığında yankılanan o fısıltı hala oradaydı.

‘…kirletme…’

Fadime ona "öl" demişti.

İso ise o dondurucu terasta, Fadime’nin aşkı için hayata döndüğünü, onu neden bu kadar süre yalnız bıraktığını düşünerek kendine lanet okuyordu.

Büyük bir fırtına hastane duvarlarının dışından değil, tam olarak İso’nun kalbinden kopmaya başlamıştı…

-

Fadime korkarak çattı kaşlarını.

İso anlatmaya devam ediyordu.

“Nefesim bir anda bıçak gibi kesildi. İçime bir milim hava çekemedim. O anda, gözlerimi kapatınca tekrar gördüm Fadime’m. Ha o yatakta gözlerimi açmadan dakikalar önce gördüğüm şeyi…”

Fadime nefesini tuttu, kocasının elini daha sıkı kavradı.

“Bir deniz vardı…”

dedi İso, sesi alabildiğine kısılmıştı.

“Bütün dertlerin, sızıların bittiği bir yerdi. İleride öyle bir ışık vardı ki Fadime’m… O kadar huzurlu bir davetti ki, anlatamam sana.‘Gel, artık yorulma, bırak dünyayı arkanda’ diyordu bana.”

İso, biraz utanarak, o her zamanki gururlu fırtına maskesinin ardına saklanmak ister gibi hafifçe güldü, gözlerini kaçırdı, pencerenin ardındaki denize baktı.

“Biliyor musun?..”

“Saçma gelecek sana, bana da saçma geldi ama…”

“Gitmek istedim Fadime’m.”

“Neden bilmiyorum, inan ki bilmiyorum.”

“Yaşamayı seviyorum ben, seni seviyorum.”

“Daha yarım kalan düğünümüzü bile edeceğiz ama…”

“O an, o sonsuz uykunun kollarına kendimi bırakmak, her şeyi bitirmek istedim. Bir adım daha atsam, her şey bitecekti. Her şey geride kalacaktı.”

“Sadece bir adım daha…”

Fadime acıyla yutkundu, hıçkırığını gizlemek için alt dudağını ısırdı.

Çünkü o lanetli düğün gecesi Fadime, İso’nun içindeki tüm o yaşama sevincini katletmişti.

Ve bunu sadece Fadime biliyordu.

“Ama sonra…”

dedi İso, gözlerini tekrar karısının dolmuş gözlerine dikerek.

“Tam o ışığın eşiğinde, gök yarıldı sanki. Bir ses yükseldi karanlık sislerin arasından. Bir feryat… Biri arkamdan canı çıkarcasına ağlıyor, göğsüme vuruyordu. Hissediyordum. ‘Uyan artık! Cezaysa çektim! Boğuluyorsam boğuldum acından... Yalvarırım uyan…’ diyordu.”

İso derin bir nefes alırken Fadime’nin elleri masanın üzerinde tir tir titremeye başladı.

Gözleri dehşetle açıldı, kalbi duracak gibi oldu.

“Sonra o ses devam etti…”

dedi İso, gözyaşları kirpiklerine tutunurken.

“‘Haniyadu İso? Nereyedu İso?’”

“‘Hani ha burayaydı İso? Hani elimdeydi İso?’ dedi…”

“Sendin o Fadime’m…”

İso, sözlerine devam ederken yüzüne öyle bir gülümseme yerleştirdi ki, Fadime’nin içini bir güneş gibi ısıtmıştı.

“Ben de dedim ki…”

O anda karısının elini daha da sıkı tuttu, havaya kaldırdı.

“Ha buraya İso!”

“O karanlığa koştum.”

Fadime’nin dudaklarından sarsıcı bir hıçkırık koptu.

İnanamıyormuş gibi başını iki yana salladı.

Ses telleri titreyerek fısıldadı.

“Sen…”

“Sen beni duyuyor muydun İso?”

İso kaşlarını hafifçe çattı, karısının bu ani ve sarsıcı tepkisine anlam veremeyerek şaşkınlıkla baktı.

“Nasıl yani da? Sen…”

“Sen bunları gerçekten söyledin mi?”

Fadime gözyaşları içinde başını yukarı aşağı salladı. Hıçkırıklar içinde boğuldu, elleriyle yüzünü kapatarak.

“Doktorlar ümidi kesmişti, ‘Artık beklemeyin, umut kalmadı o gidiyor…’ dediler. Ne olursa olsun güçlü durmaya çalıştım ama o gece…”

“O gece daha fazla dayamadım… Kalktım ayağa senin göğsünü yumrukladım ben İso! Aynen bu cümlelerle haykırdım sana… Yalvardım…”

İso o an adeta kurşun yemiş gibi kaldı masada.

Demek o sisli rüya, zihninin bir oyunu değildi.

Karısı, canı, can çekişirken o ruhsuz odada tek başına dövüşmüştü onun için.

İso’nun kalbi kahırla, suçlulukla ve devasa bir minnetle kavruldu.

Gözlerinden akan yaşlar masaya damlarken, Fadime’nin ellerini tutup dudaklarına götürdü, defalarca öptü.

“Ula…”

dedi İso, sesi tamamen paramparça olmuştu.

Mavileri koyulaştı, kızmıştı kendine…

“Ben seni orada yalnız bıraktım… Aylarca…”

“Sen o odada tek başına benim için canını dişine taktın, ben ise… Vazgeçmiştim…”

“İso, yapma…”

diye ağladı Fadime.

“Fadime’m…”

dedi İso, gözlerinin içine baka baka, içi sökülürcesine.

“Teşekkür ederim… Sen beni hayata döndürdün da. Eğer senin o sesin, o feryadın olmasaydı… Ben bugün ha bu masada, senin karşında olamazdım. Sen beni o ölümün elinden çekip aldın bi’tanem.”

“Sen olmasan ben ne yapardım?”

Fadime, İso’nun bu kelimeleriyle birlikte ruhunun tamamen yok olduğunu hissetti.

Dünyanın en büyük günahını işlemiş gibi kalbi göğsüne sığmadı.

İso ona hayatını borçlu olduğunu söylerken, ona minnetle bakarken, Fadime arkada sakladığı o kapkara sırrın altında ezim ezim eziliyordu.

Fadime, daha fazla dayanamadı.

Karmate - Nayino

Sandalyesinden fırlayıp öne doğru atıldı ve İso’nun boynuna öyle bir sarıldı ki, hıçkırıkları kafenin küçük ahşap duvarlarında yankılandı.

İso da tek eliyle bastonunu bırakıp, diğer güçlü koluyla karısını göğsüne bastırdı, saçlarını öptü.

İkisi de birbirine kenetlenmişti.

Dakikalar sonra, yavaşça birbirlerinden ayrıldıklarında kafede derin bir sessizlik oldu.

Fadime, kocasının kızarmış masmavi gözlerine baktı.

Göğsü hâlâ hızlı hızlı inip kalkıyordu.

Aklına az önce İso’nun anlattığı ilk kısım takıldı.

“İso?..”

dedi Fadime, burnunu çekerek.

Kocaman gözlerinde büyük bir merak ve endişe belirdi.

“Az önce dedin ya… İki gece önce ben uyurken gizlice çatıya çıktın. Sen…”

“Sen durup dururken neden o kış kıyamette çatıya çıktın ki da? Ne oldu o gece?”

İso, karısının bu sorusuyla birlikte bakışlarını kaçırdı.

Masanın üzerindeki boş dondurma bardağıyla oynamaya başladı.

O geceyi hatırlamak şakaklarındaki harareti yeniden canlandırmıştı.

Dudaklarını araladı İso, derin bir nefes alıp sesini bulmaya çalışarak.

“O gece odada duvarlar üstüme üstüme geliyordu. Sen uyumuştun. Zihnimi susturmak, o daralma hissini geçirmek için yastığımın kenarından telefonu aldım, kulaklıkları taktım. Benim şarkılardan birini açtım…”

Fadime pürdikkat kocasını dinliyordu.

“Kemençenin sesi kulaklarıma dolarken tavanı izliyordum. Sonra tam şarkıya eşlik ederken…”

“Beynimin içinde bir şeyler ters gitti. O kemençe sesi bir anda yavaşladı, uğuldamaya başladı.”

“Parlak ışıklar, beyaz tüller gördüm gözlerimi kapatınca…”

“Avucumun içinde sanki bir yüzük vardı… Bedenim kandı…”

“Ve bir anda kafamın tam ortasında sağır edici bir patlama sesi yankılandı.”

“Silah patlaması gibi…”

Fadime’nin yüzü kireç gibi bembeyaz oldu.

“O ses rüya değildi Fadime’m, ha bu beynimin tam ortasındaydı. Peşinden insanların çığlıkları, cam kırılma sesleri döndü durdu kulaklarımda. Bir anda ciğerlerime hava çekemedim, boğuluyordum sanki. Seni uyandırmaya, seni o karanlığa yeniden atmaya kıyamadım.”

“O duvarların arasında kalırsam kalbimin duracağını hissettim. Kendimi o terasa, açık havaya attım.”

İso acıyla gülümsedi, karısının titreyen ellerini tekrar tuttu.

“Ben sadece hava alıp sakinleşirim sanmıştım. Ama o terasa çıkıp korkuluklara tutunduğumda caddeden hızla geçen bir arabanın egzozu patladı. İşte o ses zihnimdeki o kapalı kapıyı ardına kadar açtı. Beni hayata döndüren sesini ilk kez orada hatırladım.”

Fadime, kocasının o dondurucu gecede, sırf kendisi uyanmasın diye acısını içine gömüp, tek başına çatıda can çekiştiğini öğrendiğinde kalbine bir bıçak daha saplandı.

Kendi sakladığı o korkunç "Etrafı kirletmeden öl!" sırrı arkada bir canavar gibi beklerken, İso onun aşkıyla, onu uyandırmama inceliğiyle, kendiyle cebelleşmişti.

İso ona minnetle bakıyordu.

Fadime ise o bakışların altında eziliyordu.

Çünkü bazı sevgiler insanın yaralarını sarmazdı; yarasının tam üstüne oturur, nefes almasına bile izin vermezdi.

Dışarıda havai fişeklerin son ışıkları dondurucu Karadeniz’in üstünde tamamen sönerken, içeride iki aşık, geçmişin günahları ve geleceğin o ağır gölgesinde birbirlerine tutunmuşlardı…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

169okunma 19beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18