49. bölüm · Kadim Kan

Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti 73 Gerçek Dostluk

Büyük Salon’un kapıları duvara çarptığında içeri giren figür, beraberinde malikanesinin soğuk ve kibirli havasını da getirmişti. Lucius Malfoy, elindeki asasıyla yere her vuruşunda sanki şatonun huzurunu dövüyordu. Bakışları doğrudan Gryffindor masasına, yan yana oturan oğluna ve bana kilitlendi.
Lucius, masanın başında durduğunda buz gibi bir sessizlik salonu kapladı. "Draco," dedi sesi bir bıçak kadar keskindi. "Soyadımızın onurunu bu masada, bir... Gryffindor ile mi harcıyorsun? Hele ki onun parmağındaki yüzük... Bir Malfoy’un mührünü nasıl bir başkasına layık görürsün?"
Draco, babasının karşısında ilk kez titretmeden omuzlarını dikleştirdi. "Baba," dedi, sesi tüm salonda yankılandı. "O yüzük sadece bir mühür değil, bir seçim. Ve bu seçimi bizzat Salazar Slytherin onayladı. Kendi kulaklarımla duydum; beni tebrik etti, cesaretimi onurlandırdı."
Lucius kahkahayla karışık bir küçümsemeyle yüzünü buruşturdu. "Zırvalık! Salazar senin gibi bir zayıflığı asla onaylamazdı." Bakışlarını bana çevirdi. "Ve sen, küçük varis... Hogwarts’ın taşlarını oynatman seni gerçek bir güç yapmaz. Sadece şanslı bir çocuksun."
İçimdeki o sabahki huzursuzluk, bir anda kor gibi yanan bir öfkeye dönüştü. Ayağa kalktığımda masadaki kupalar titremeye başladı. "Şans mı?" diye tısladım. "Sizin gibi güç peşinde koşanların anlayamayacağı bir şey bu Bay Malfoy. Biz burada bir efsaneyi değil, bir gerçeği yaşıyoruz. Draco’yu kendi kalıplarınıza hapsetmeye çalışmanız, sadece sizin korkunuzu gösterir."
Tam Lucius asasını tehditkarca kaldırmıştı ki, arkasındaki duvardan simsiyah, dumanlı bir gölge süzülmeye başladı. Duvarın taşları eriyormuş gibi bir şekil aldı ve Salazar Slytherin, bu sefer çok daha görkemli ve ürkütücü bir formda, doğrudan Lucius’un arkasında belirdi.
Lucius’un yüzündeki renk bir anda çekildi, asası elinden düştü. Büyük bir korkuyla dizlerinin üzerine çöktü, başını yere eğdi. "Yüce Salazar..." diye mırıldandı sesi titreyerek.
Salazar, Lucius’a bir hamamböceğine bakıyormuş gibi tiksinerek baktı. "Ayağa kalkma," dedi Salazar, sesi yerin altından geliyormuş gibi gürledi. "Adımı ağzına alarak soyumun asaletini kirletiyorsun. Sen ve senin gibiler... Gücü baskıda, kanda ve karanlık oyunlarda aradınız. Oysa ben, zekayı ve sadakati her şeyin üstünde tutarım."
Salazar, diz çökmüş Lucius’un üzerinden geçerek doğrudan bana yürüdü. Lucius yerin dibine girmiş gibi, bakışlarını bile kaldıramıyordu. Salazar, önümde durduğunda hafifçe eğilerek selam verdi; bu hareket tüm profesörlerin ağzını açık bıraktı.
"Lyra Gryffindor," dedi Salazar, sesi bu sefer yumuşamıştı ama otoritesinden hiçbir şey kaybetmemişti. "Godric’in aslanı olduğunu biliyordum ama damarlarında taşıdığın o stratejik zekayı ve az önce bu adama karşı gösterdiğin o dik duruşu gördükçe anlıyorum ki... Sen sadece onun değil, benim de mirasımı taşıyabilecek tek kişisin."
Elini havada gezdirdi ve bileğimde saf gümüşten, gözleri zümrütle parlayan bir yılan bilekliği belirdi. "Bu, benim mührümdür. Bundan sonra sadece Gryffindor’un değil, Slytherin’in de koruyucusu ve varisisin. Benim mirasım da, bu koca şatonun dengesi de artık senin ellerine emanet. Godric ile aramızdaki o bin yıllık dostluk, senin kalbinde yeniden hayat buluyor."
Sonra tekrar Lucius’a döndü. "Şimdi bu şatoyu terk et, küçük adam. Adımı bir daha kirletmeye cüret edersen, seni bu taşların derinliklerine gömerim."
Lucius Malfoy, hayatında hiç olmadığı kadar aşağılanmış ve korkmuş bir halde, arkasına bile bakmadan salondan kaçarcasına uzaklaştı. Salazar, bana son bir kez anlamlı bir bakış atıp dumanlar arasında kaybolurken, koca salonda tek bir nefes sesi bile duyulmuyordu.
Draco’nun elini sımsıkı tuttum. Artık sadece bir binanın değil, iki devasa efsanenin yükü omuzlarımdaydı ama ilk kez kendimi bu kadar güçlü hissediyordum.

______________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🌸 Yorumlarınız ve beğenilerinizi bekliyorum 💚 Bir Tom Riddel kurgusu yazıyorum göz atarsan sevinirim 🥰