55. bölüm · Kadim Kan

Taşların Kanı, Ruhun Bedeli

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti

Astoria olayından sonra şato tuhaf, huzursuz bir sükunete bürünmüştü. Birkaç gün her şey yolunda gibiydi ama göğsümdeki kolye hiç olmadığı kadar soğuktu. Bir sabah kahvaltıda, Büyük Salon’un tavanındaki gökyüzü cam gibi çatlamaya başladı. Dev bir gürültüyle sarsıldık.
"Neler oluyor?" diye bağırdı Ron, masaya tutunarak.
Dumbledore asasını havaya kaldırdı, profesörler ayağa fırladı. Ama gökyüzündeki o çatlak büyüyor, şatonun kadim altın ışığı dışarı sızıyordu. Duvarlardan taşlar dökülmeye, kuleler eğilmeye başladı. Hogwarts, bin yıllık uykusundan uyanmış ve parçalanıyordu.
"Kalkanlar sönüyor!" diye bağırdı McGonagall dehşet içinde. "Sihir dışarı kaçıyor!"
Dumbledore’un yüzü ilk kez bu kadar solgundu. "Bu bir dış saldırı değil," dedi sesi titreyerek. "Bu, kalbin sızıntısı. Kadim mühür kırılmış. Ve bu mühür sadece... Varis'in kanıyla yeniden kapanabilir."
Anladım. O an, neden burada olduğumu, kurucuların beni neden seçtiğini anladım. Bu bir onur değil, bir görevdi. Ve bu görev, her şeyimi istiyordu.
"Yapma," dedi Draco. Elimi öyle sıkı tutuyordu ki kemiklerim sızlıyordu. "Lyra, gözlerindeki o ifadeyi biliyorum. Yapma."
Yavaşça ellerimi ondan çektim. Arkadaşlarıma döndüm. Hepsi oradaydı; Harry, Ron, Hermione, Pansy, Alexei... Ve hala bir köşede bana nefretle bakan Astoria.
"Gidip o asil kahramanlığını yap Gryffindor," diye tısladı Astoria, ama sesindeki o gizli korkuyu duyabiliyordum. "Şatoyu kurtar ki hepimiz sana borçlu kalalım."
Ona sadece acıyarak baktım. "Sus artık Greengrass. Bugün değil."
Dumbledore’un yanına, salonun merkezine yürüdüm. Herkes etrafımda bir çember oluşturmuştu. Gözümden tek bir damla yaş süzüldü ama bu korkudan değildi. Vedalaşmaktı.
"Harry," dedim, "Seninle o trende tanıştığım an hayatımın değiştiğini biliyordum. Kardeşim olduğun için teşekkür ederim."
"Ron," diye devam ettim, Ron ağlamamak için yüzünü buruşturmuştu. "Beni her zaman güldürdüğün için sağ ol. Hermione, her zaman haklıydın, en çok da dikkatli olmam gerektiğini söylerken..."
Pansy’ye döndüm. "Slytherin’deki ilk yuvam sendin Pansy. O soğuk zindanları bana sen ısıttın." Alexei’ye baktım, başıyla beni selamladı, gözleri nemliydi.
Ve Draco. Dizlerimin bağı çözülür gibi oldu. "Seni her şeyden çok sevdim," diye fısıldadım sadece onun duyacağı bir sesle. "Beni hep böyle hatırla."
Salonun tam ortasındaki kadim mühre elimi koydum. Asamı yere bıraktım. Sadece çıplak ellerim ve ruhum vardı.
"BEN LYRA GRYFFINDOR!" diye haykırdım, sesim şatonun her bir taşında yankılandı. "HOGWARTS'IN VARİSİ, TAŞLARIN SESİ! KANIMI VE RUHUMU BU KALE İÇİN KURBAN EDİYORUM! KAPATIN KAPILARI!"
Avuç içlerimden şatoya doğru devasa bir enerji boşalmaya başladı. Canımın yandığını değil, ruhumun benden çekilip taşlara dolduğunu hissediyordum. Görüşüm bulanıklaştı, bacaklarım dermanını yitirdi. Harry ve Ron ileri atılmak istedi ama görünmez bir güç onları durdurdu. Draco'nun "LYRA! HAYIR!" diyen feryadı şatodaki son duyduğum şeydi.
Yere yığılırken, kalbim durmak üzereydi. Karanlık beni içine çekerken şatonun sızıntısının durduğunu, taşların yeniden bütünleştiğini hissettim. Başardım, diye düşündüm. Bedeli canım olsa da...
Tam o anda, Büyük Salon'un ortasında altın sarısı, sıcak ve toprak kokulu bir ışık patladı. Helga Hufflepuff, en sevecen haliyle belirdi. Yerdeki cansız bedenimin üzerine eğildi.
"Kalk sevgili Lyra, Sınavlarımı geçtin" dedi Helga, sesi tüm salonu iyileştiren bir melodi gibiydi. "Dostum Godric'in gururu, Salazar'ın zekası... Sen kendini kanıtladın. Sadece güçlü olanı değil, herkesi korumak için canından vazgeçtin."
Helga elini alnıma koydu. Vücuduma geri dönen yaşam enerjisiyle gözlerimi açtım. Tüm okul şok içindeydi. Helga, parmağımdaki aslan-yılan yüzüğünün yanına altın bir yüzük daha bıraktı; üzerinde pırıl pırıl bir porsuk işlemesi vardı.
"Bundan sonra Hufflepuff'ın mirası da sana emanet," dedi Helga, tüm öğrencilere dönerek. "Çünkü adalet, sevgi ve fedakarlık olmadan hiçbir varis tam değildir. Sen, üç kurucunun onayıyla artık bu okulun ruhusun."
Helga ışıklar içinde kaybolurken, Draco beni yerden kaptığı gibi göğsüne bastırdı. Hıçkırarak ağlıyordu. Harry ve diğerleri etrafımıza çökmüşlerdi. Profesörler saygıyla başlarını eğmişti.
Ben ise sadece nefes alıyordum. Hogwarts kurtulmuştu, ama parmağımdaki üç yüzük artık sadece bir güç değil, ağır birer yemin gibi parlıyordu.

______________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🖤 Yorumlarınız ve beğenilerinizi bekliyorum 💞