20. bölüm · Kadim Kan
Kuzey ve Güneyin Selamı
Hogsmeade dönüşünden birkaç gün sonra, Büyük Salon her zamankinden daha farklı bir heyecanla doluydu. Akşam yemeği için toplandığımızda, masaların üzerindeki mumlar daha parlak yanıyor, tavan ise kışın o asil ve yıldızlı gökyüzünü yansıtıyordu.
Profesör Dumbledore kürsüye çıktığında, salona derin bir sessizlik hakim oldu. Gözlüklerinin üzerinden hepimize sevgiyle bakarken sesi salonda yankılandı:
"Bu yıl," dedi Dumbledore, ellerini iki yana açarak. "Hogwarts’ta çok özel bir değişim rüzgarı esiyor. Bir öğrencimizin hepimize hatırlattığı o kadim ruh; binaların ötesindeki o birlik inancı, sadece bu kalenin duvarlarını değil, sınırların ötesini de etkiledi. Bu yüzden, bu yılki Noel Balosu’nu sadece kendi aramızda değil, dost okullarımızla birlikte kutlamaya karar verdik!"
Salon bir anda fısıltılarla çalkalandı. Ron heyecanla Harry’nin koluna vurdu. "Duyuyor musun? Diğer okullar da geliyor!"
"Karşınızda; Beauxbatons Sihir Akademisi!"
Devasa kapılar açıldı ve içeriye mavi ipekler içinde, adeta havada süzülen Beauxbatons öğrencileri girdi. Etraflarında uçuşan sihirli kelebeklerle, o meşhur zarif girişlerini yapıyorlardı. Ancak en etkileyici an, başlarındaki o devasa ve asil müdireleri Madame Maxime ile masamızın önünden geçtikleri andı.
Öndeki kız grubu, tam benim oturduğum hizaya geldiklerinde bir an duraksadılar. Hepsi aynı anda, kuğu gibi bir zarafetle önümde diz kırıp hafifçe eğildiler. Fransızca bir şeyler fısıldadılar ama bakışlarındaki o saygı ifadesini anlamak için dile gerek yoktu.
Ardından salonun kapıları büyük bir gürültüyle tekrar açıldı. "Ve Durmstrang Enstitüsü!"
Ağır kürkleri ve asalarıyla, yere ritmik darbeler vurarak içeri giren Durmstrang öğrencileri, salonun havasını bir anda değiştirdi. Sert, disiplinli ve güçlü görünüyorlardı. Onların bu maskülen ve heybetli girişi sırasında Harry ve Ron ağızları açık izliyorlardı.
Tam o sırada Ron, Durmstranglıların asalarını yere vururken çıkardığı o "Güm! Güm!" sesine ayak uydurmaya çalışıp, "Vay canına, bunlar sanki savaşa gidiyor gibiler, selam mı veriyorlar yoksa yeri mi deliyorlar?" diye mırıldandığında, öndeki uzun boylu Durmstrang öğrencisi tam önümüzde durdu.
Çocuk, sert bir hareketle asasını omzuna vurdu ve ardından o devasa cüssesiyle önümde asil bir şekilde başını eğdi. Tam o anda Ron, "Selamünaleyküm kardeşim, yani... hoş geldiniz demek istedim!" gibi bir şeyler geveleyince, Durmstranglı çocuk şaşkınlıkla Ron'a bakarken ben kendimi gülmemek için o kadar zor tuttum ki, yanağımın içini ısırmak zorunda kaldım.
"Ron, lütfen sessiz ol," diye fısıldadı Hermione, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Pansy ise masanın karşısından bana göz kırptı. "Görüyor musun Lyra? Sadece Hogwarts değil, tüm Avrupa senin o konuşmanı ve kim olduğunu duymuş. Beauxbatons’un prensesleri bile önünde eğiliyor."
Dumbledore, kürsüden bana doğru hafifçe göz kırptı ve devam etti: "Bu yıl Noel Balosu, sadece dans etmek için değil, bu yeni dostlukları pekiştirmek için bir fırsat olacak. Ve unutmayın; gerçek asalet, başkalarını kendinden aşağı görmek değil, onları aynı sofrada selamlayabilmektir."
Tören bittiğinde, Beauxbatons ve Durmstrang öğrencileri masalara dağılmaya başladılar. Durmstranglılardan birkaçı doğrudan Blaise ve Draco’nun yanına giderken, Beauxbatonslu kızların bir kısmı bizim masamıza yaklaştı.
Okul bir anda uluslararası bir festival alanına dönmüştü ama herkesin gözü hala masanın ortasında, o sakin duruşuyla oturan "Gryffindor’un Kızı"ndaydı. Kolyem, bu yeni gelen yabancı enerjilere cevap verir gibi göğsümde hafifçe titriyordu.
__.__.__.__.__.__.__.__
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💕 Yorumlarını ve beğenilerinizi bekliyorum 🌸
