66. bölüm · Kadim Kan
Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersliği, bugün her zamankinden daha ağır bir enerjiyle doluydu. Sıralara geçtiğimizde Profesör Lupin, asasını masasına bırakmış, ellerini arkasında kavuşturmuş bir halde pencereden dışarı bakıyordu. Biz içeri girince yavaşça döndü; bakışları doğrudan bana takıldı ve yüzünde o her zamanki yorgun ama bilge gülümsemesi belirdi.
"Bugün," dedi Lupin, sesi tüm sınıfta yankılanarak. "Kitapları açmayacağız. Bugün, tarihin tozlu sayfalarında okuduğumuz efsanelerin, karşımızda kanlı canlı nasıl durduğuna tanıklık edeceğiz."
Sınıfta bir fısıltı koptu. Lupin bana doğru birkaç adım attı. "Bayan Gryffindor... ya da demeliyim ki, Hogwarts'ın Varisi. Okulun dört kurucusunun da mirasını taşıyan birinin, savunma sanatındaki içgüdülerini hepimiz merak ediyoruz. Müsaade ederseniz, küçük bir deneme yapalım mı?"
"Elbette profesör," dedim, ayağa kalkarak. Sınıfın ortasındaki boş alana geçtim. Kalbim hızla çarpıyordu ama bu korkudan değil, içimde uyanmayı bekleyen o dört farklı enerjinin heyecanındandı.
Lupin asasını kaldırdı. "Dikkatinizi toplayın çocuklar. Tarihe tanıklık ediyorsunuz. Hazır mısın Lyra?"
Daha "Evet" dememe fırsat kalmadan Lupin, oldukça güçlü bir Expelliarmus ve ardından hızlı bir Stupefy gönderdi. Reflekslerim o kadar keskinleşmişti ki, asamı bile çekmedim. Elimi sadece havaya kaldırdım.
O an, daha önce kimsenin görmediği bir şey oldu.
Parmak uçlarımdan çıkan enerji, havada sadece bir kalkan oluşturmadı; dört farklı hayvan silueti şeffaf birer duman gibi etrafımda dönmeye başladı. Gelen büyüler o duman bulutuna çarptığı an, bir aslan kükremesi ve bir yılan tıslaması sınıfta yankılandı. Büyüler havada adeta eridi.
Ancak asıl mucize bir sonraki hamledeydi. Lupin, beni zorlamak için daha karmaşık bir dizi büyü gönderdiğinde, ellerimi iki yana açtım. Bir anda etrafımda safir mavisi bir ışık çemberi (Ravenclaw) belirdi, zemin altın rengi bir tozla (Gryffindor) kaplandı, kalkanımın kenarlarından yeşil sarmaşıklar (Slytherin/Hufflepuff karışımı) fırlayarak gelen büyüleri havada yakalayıp toprağa gömdü.
Sınıf buz kesti. Lupin asasını indirdi, gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
"İnanılmaz..." diye mırıldandı Lupin. "Bu... bu sadece bir kalkan değil. Bu, şatonun bizzat kendisinin savunma mekanizması. Lyra, sen az önce dört kurucunun büyü ekollerini tek bir savunma formunda birleştirdin. Bu büyü dünyasında bir ilk."
"Vay canına!" diye bağırdı Ron arkalardan. "Kız resmen şeffaf bir kale inşa etti!"
Draco, her zamanki mağrur duruşuyla ama gözlerindeki o gizleyemediği gururla bana bakıyordu. Harry ise yanındaki Hermione'ye fısıldadı: "Lupin haklı, bu gördüğümüz şey ders kitaplarında bile yok."
Lupin sınıfa döndü. "Gördünüz mü çocuklar? Cesaret (Gryffindor) ve hırs (Slytherin) ancak sadakat (Hufflepuff) ve bilgelik (Ravenclaw) ile birleştiğinde aşılmaz bir duvar olur. Bugünlük dersimiz bu kadar. Bu görüntüyü zihninize kazıyın."
Sırama dönerken ellerimin hala hafifçe titrediğini hissediyordum. Ama bu yorgunluktan değil, o dört gücün içimde ilk kez bu kadar uyumlu bir şekilde dans etmesinden kaynaklanıyordu.
__________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💖 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤍
