52. bölüm · Kadim Kan

Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy

Profesör Dumbledore, tüm öğrencilerin bu olanları sindirmesi ve şatonun yatışması için günün geri kalanında derslerin iptal edildiğini duyurmuştu. Okulda tam bir kaos hakim olsa da, biz kendi "güvenli limanımıza", Karagöl kıyısındaki o devasa ağacın altına sığınmıştık.
Hava durgundu, suyun yüzeyi bir ayna gibi parlıyordu. Bileğimdeki gümüş yılan, güneş ışığı vurdukça sanki canlanıyormuş gibi görünüyordu.
"İnanılmaz," dedi Ron, hala şaşkınlıkla başını sallayarak. "Derslerin iptal edilmesi için koca bir kurucunun mezarından çıkıp gelmesi gerekiyormuş demek ki. Keşke her hafta bir tanesi gelse."
"Ron, konumuz bu değil," dedi Hermione, gözlerini benim bileğimdeki yılan bileklikten ayırmayarak. "Lyra, o bileklik... Sanki seninle birlikte nefes alıyor. Salazar’ın mirasını taşımak ne demek farkında mısın?"
"Farkındayım Hermione ama hala neden ben olduğunu bilmiyorum," dedim. O sırada, yaslandığım ağacın köklerinin arasından ince, zümrüt yeşili bir yılan süzülerek çıktı. Kimse fark etmedi ama ben yılanın hareketlerini, pullarının toprağa sürten sesini sanki bir melodi gibi duyuyordum.
Yılan, doğrudan benim botlarımın ucuna kadar geldi. Başını kaldırıp sarı gözlerini bana dikti.
"Varrrisss... Sonunda uyanışşş tamamlandı..." dedi yılan. Ama sesi zihnimde bir rüzgar fısıltısı gibiydi.
Hic düşünmeden, sanki normal bir dilde cevap veriyormuşum gibi eğildim ve ona fısıldadım: "Beni bekliyor muydun? Kimsin sssen?"
Masadaki herkes bir anda donup kaldı. Harry’nin gözleri yuvalarından fırlayacak gibi açıldı. Ron elindeki kurabiyeyi düşürdü, Draco ise nefesini tuttu.
Yılan, başını hafifçe yana eğerek tısladı: "Ben bu sşşatonun sesssiz ssşahidiyim. Salazar’ın sssırlarını taşşşların arasında saklayanım. Sssende hem assslanın yüreği hem yılanın sssoğukkanlılığı var. Ssşato ssşimdi güvende."
"Anlıyorum," dedim, sesim benim bile yabancıladığım, çok daha derin, kadim ve yankılı bir tona bürünmüştü. "Gözlerin hep üzerimizde miydi?"
"Her zamannn..." dedi yılan ve taşların arasına geri süzüldü.
Başımı kaldırdığımda ekibin bana bakışını gördüm. Harry bembeyaz olmuştu. "Lyra..." dedi sesi titreyerek. "Sen... Sen az önce Çatalağız konuştun."
"Ne?" dedim şaşkınlıkla. "Hayır, sadece yılanla konuştum. O bir şeyler söyledi, ben de cevap verdim."
"Hayır Lyra," dedi Harry, gözlüklerini düzelterek. "Ben Çatalağız biliyorum, anlıyorum ama senin konuşman... farklıydı. Benimki sadece bir iletişim gibi, ama senin sesin sanki bin yıllık bir büyü gibi yankılandı. Çok daha kadim, çok daha saf bir dildi bu. Sanki kelimeler havada dans ediyordu."
"Çatalağız mı?" dedi Ron, sesi bir oktav yükselerek. "Yani şimdi bir de yılanlarla mı fısıldaşıyorsun? Harika! Bir sonraki aşama ne, uçmak mı?"
Pansy, hayranlıkla bana bakıyordu. "Bu bir yetenek değil Harry, bu bir otorite," dedi. "Salazar’ın varisiysen, yılanlar sana sadece eşlik etmez, sana itaat ederler. Lyra, sesin az önce tüylerimi diken diken etti. Sanki başka birisi konuşuyordu."
Draco elini omzuma koydu, parmakları hafifçe titriyordu. "Korktun mu?" diye sordum kısık sesle.
"Korkmak mı?" dedi Draco, gözlerinde tarif edilemez bir gururla. "Hayır. Sadece... senin ne kadar eşsiz olduğunu bir kez daha anladım. Harry bile o dilde konuşurken bu kadar 'ait' görünmüyordu. Sen o dile aitsin Lyra."
"Ben sadece ne dediğini anladım," dedim, hala durumun şokundayken. "Bana şatonun sessiz şahidi olduğunu ve artık şatonun güvende olduğunu söyledi. O kadar doğaldı ki, başka bir dil konuştuğumu fark etmedim bile."
Alexei, kollarını göğsünde bağlamış, şatoya doğru bakıyordu. "Görünüşe göre Hogwarts’ın sırları senin için birer birer çözülüyor Varis," dedi. "Çatalağız olmak sadece bir başlangıç. Salazar sana bilekliği verirken sadece bir takı vermedi, dilini de verdi."
Gölün suyu hafifçe dalgalandı. İçimde bir yerlerde, o yılanın kadim fısıltısı hala yankılanıyordu. Ben sadece bir Gryffindor değildim, ben artık Hogwarts’ın her iki yüzünün de sesiydim.

______________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🥰 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🩶