3. bölüm · Kadim Kan
Büyük Salonda Yankılanan İsim
Hogwarts Ekspresi, geceyi yırtan tiz bir ıslıkla Hogsmeade İstasyonu’nda durduğunda kalbimdeki atışlar artık bir ritim olmaktan çıkmış, düzensiz bir gürültüye dönüşmüştü. Kapılar açıldı ve soğuk gece havası, trenin sıcaklığını saniyeler içinde yuttu. Harry, Hermione ve Ron ile birlikte platforma adım attığımızda, devasa bir siluet karanlığın içinden elinde feneriyle belirdi.
"Birinci sınıflar buraya! Birinci sınıflar!"
Bu Hagrid’di. Dev cüssesiyle herkesin üzerinde yükseliyordu ama bakışlarında bir çocuğun masumluğu vardı. Bizi gördüğünde duraksadı. Gözleri doğrudan benimkilerle buluştu. Bir an için elindeki feneri biraz daha yukarı kaldırdı, sanki bir efsanenin sayfalarından fırlamış bir hayaleti görüyormuş gibi bakıyordu bana.
"Vay canına..." diye fısıldadı sesi gök gürültüsü gibi ama bir o kadar yumuşak çıkarken. "Gözlerin... Tıpkı tablolardaki o ateş gibi. Dumbledore bana senin geleceğini söylemişti ama bu kadar... bu kadar benzeyeceğini düşünmemiştim."
Harry ve Ron birbirlerine anlamaz gözlerle baktılar. "Neye benzeyeceğini Hagrid?" diye sordu Harry merakla.
Hagrid hemen toparlandı, sakallarının arasından utangaç bir gülümseme yolladı. "Sadece... Hogwarts’ın eski ruhuna diyelim Potter. Hadi, acele edin! Sizin gibi büyük sınıfların faytonlara binmesi gerekiyor ama bu yıl istisnalar var."
Faytonlara binerken Hermione’nin sorgulayıcı bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Şatoya yaklaştıkça kalenin kuleleri gökyüzüne birer mızrak gibi uzanıyordu. Büyük kapıların önüne geldiğimizde, Harry bana dönüp gülümseyerek fısıldadı: "Umarım Gryffindor’a seçilirsin Lyra. Senin gibi cesur ve Malfoy’un ağzının payını veren birine orada ihtiyacımız var."
Gülümsemesine karşılık verdim ama içimden geçenler bambaşka bir derinlikteydi. Zaten oradayım Harry, diye düşündüm. O kule benim atalarımın nefesiyle örüldü. Seçmen Şapka benim için sadece bir prosedür, evime dönüş biletim.
Altın üçlü Büyük Salon’a girerken, ben Profesör McGonagall’ın işaretiyle devasa kapıların önünde beklemeye başladım. İçeriden yüzlerce öğrencinin uğultusu geliyordu. Önce birinci sınıfların seçimleri yapıldı, heyecanlı çığlıklar ve alkışlar kapıların ardından yankılandı. Sonra bir sessizlik çöktü. Dumbledore’un o bilge ve huzur veren sesi salonun her köşesine yayıldı.
"Bu yıl Hogwarts, tarihinin en nadir olaylarından birine tanıklık ediyor. Aramıza sadece yeni bir öğrenci değil, aynı zamanda bu okulun temellerinde yatan kadim bir mirasın yaşayan parçası katılıyor. Onu karşılamak benim için bir onurdur. Karşınızda Godric Gryffindor' un varisi Lyra Gryffindor."
Kapılar ağır ağır açıldı. Adımımı attığım an, binlerce mumun aydınlattığı tavanın altındaki o muazzam atmosfer beni karşıladı. Tüm gözler üzerimdeydi. Gryffindor masasındaki Harry, Ron ve Hermione’nin ağzı hayretle açılmıştı. Slytherin masasındaki Draco Malfoy ise sanki bir tanrıça görmüş gibi donup kalmıştı; gözlerindeki o kibir, yerini saf bir şaşkınlığa ve çözemediği bir hayranlığa bırakmıştı.
Salonda öyle bir sessizlik oldu ki, kendi kalp atışlarımı duyabildim. "Gryffindor mu?" diye fısıldadı birileri. "Kurucunun soyadını mı taşıyor?"
Tabureye doğru ilerledim, her adımımda boynumdaki aslanlı kolye kazağımın altında ısınıyordu. Tabureye oturduğumda McGonagall kadim şapkayı başıma yerleştirdi. Şapka gözlerime kadar indi ve dünya karardı. Ancak o an, şapka daha önce hiçbir öğrenciye yapmadığı bir şeyi yaptı. Sessizce zihnimde konuşmak yerine, tüm salonun duyabileceği kadar gür ve saygı dolu bir sesle bağırdı:
"Hoş geldin Lyra. Sonunda evine döndün!"
Salonda bir uğultu yükseldi. Şapka devam etti, sesi bu sefer sadece bir seçim yapmıyor, sanki bir kehaneti müjdeliyordu:
"Dört binanın da ruhunu görüyorum sende... Ravenclaw’ın keskin zekası damarlarında akıyor, Hufflepuff’ın sarsılmaz sadakati kalbinde çarpıyor ve evet... Slytherin’in o büyük hedefleri gerçekleştirecek hırsı ruhunu sarmış. Ama tüm bunların üzerinde, korkunun bile önünde eğildiği o aslanın yüreği var."
Şapka biraz daha aşağı kaydı ve sanki eğiliyormuş gibi bir ses çıkardı. "Lyra... Sen bu okula çok iyi geleceksin. Hogwarts seninle yeniden nefes alacak, seninle tamamlanacak. Eski dostum Godric'in mirası emin ellerde."
Ve sonra, bin yıllık tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, hiç kimseye hitap etmediği o kesinlikle son noktasını koydu:
"GRYFFINDOR!"
Gryffindor masası yerinden fırladı, o ana kadar hiç duyulmamış bir coşkuyla alkışlamaya başladılar. Ama herkesin zihninde aynı soru vardı: Şapka neden ona ismiyle hitap etmişti? Ve 'bu okula çok iyi geleceksin' derken neyi kastetmişti?
Yerime doğru yürürken Draco’nun bakışlarıyla karşılaştım. O gümüşi gözlerde ilk kez korkuyla karışık bir büyülenme vardı. Artık kim olduğumu biliyordu. Ben sadece bir rakip değil, onun sarsılmaz sandığı dünyasının tam merkezine düşen bir ateştim.
________________
Yeni bölüm sizlerle 💖 Umarım beğenirsiniz 🥰
