3. bölüm · Kadim Kan

Büyük Salonda Yankılanan İsim

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti 73 Gerçek Dostluk

Hogwarts Ekspresi, geceyi yırtan tiz bir ıslıkla Hogsmeade İstasyonu’nda durduğunda kalbimdeki atışlar artık bir ritim olmaktan çıkmış, düzensiz bir gürültüye dönüşmüştü. Kapılar açıldı ve soğuk gece havası, trenin sıcaklığını saniyeler içinde yuttu. Harry, Hermione ve Ron ile birlikte platforma adım attığımızda, devasa bir siluet karanlığın içinden elinde feneriyle belirdi.
"Birinci sınıflar buraya! Birinci sınıflar!"
Bu Hagrid’di. Dev cüssesiyle herkesin üzerinde yükseliyordu ama bakışlarında bir çocuğun masumluğu vardı. Bizi gördüğünde duraksadı. Gözleri doğrudan benimkilerle buluştu. Bir an için elindeki feneri biraz daha yukarı kaldırdı, sanki bir efsanenin sayfalarından fırlamış bir hayaleti görüyormuş gibi bakıyordu bana.
"Vay canına..." diye fısıldadı sesi gök gürültüsü gibi ama bir o kadar yumuşak çıkarken. "Gözlerin... Tıpkı tablolardaki o ateş gibi. Dumbledore bana senin geleceğini söylemişti ama bu kadar... bu kadar benzeyeceğini düşünmemiştim."
Harry ve Ron birbirlerine anlamaz gözlerle baktılar. "Neye benzeyeceğini Hagrid?" diye sordu Harry merakla.
Hagrid hemen toparlandı, sakallarının arasından utangaç bir gülümseme yolladı. "Sadece... Hogwarts’ın eski ruhuna diyelim Potter. Hadi, acele edin! Sizin gibi büyük sınıfların faytonlara binmesi gerekiyor ama bu yıl istisnalar var."
Faytonlara binerken Hermione’nin sorgulayıcı bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Şatoya yaklaştıkça kalenin kuleleri gökyüzüne birer mızrak gibi uzanıyordu. Büyük kapıların önüne geldiğimizde, Harry bana dönüp gülümseyerek fısıldadı: "Umarım Gryffindor’a seçilirsin Lyra. Senin gibi cesur ve Malfoy’un ağzının payını veren birine orada ihtiyacımız var."
Gülümsemesine karşılık verdim ama içimden geçenler bambaşka bir derinlikteydi. Zaten oradayım Harry, diye düşündüm. O kule benim atalarımın nefesiyle örüldü. Seçmen Şapka benim için sadece bir prosedür, evime dönüş biletim.
Altın üçlü Büyük Salon’a girerken, ben Profesör McGonagall’ın işaretiyle devasa kapıların önünde beklemeye başladım. İçeriden yüzlerce öğrencinin uğultusu geliyordu. Önce birinci sınıfların seçimleri yapıldı, heyecanlı çığlıklar ve alkışlar kapıların ardından yankılandı. Sonra bir sessizlik çöktü. Dumbledore’un o bilge ve huzur veren sesi salonun her köşesine yayıldı.
"Bu yıl Hogwarts, tarihinin en nadir olaylarından birine tanıklık ediyor. Aramıza sadece yeni bir öğrenci değil, aynı zamanda bu okulun temellerinde yatan kadim bir mirasın yaşayan parçası katılıyor. Onu karşılamak benim için bir onurdur. Karşınızda Godric Gryffindor' un varisi Lyra Gryffindor."
Kapılar ağır ağır açıldı. Adımımı attığım an, binlerce mumun aydınlattığı tavanın altındaki o muazzam atmosfer beni karşıladı. Tüm gözler üzerimdeydi. Gryffindor masasındaki Harry, Ron ve Hermione’nin ağzı hayretle açılmıştı. Slytherin masasındaki Draco Malfoy ise sanki bir tanrıça görmüş gibi donup kalmıştı; gözlerindeki o kibir, yerini saf bir şaşkınlığa ve çözemediği bir hayranlığa bırakmıştı.
Salonda öyle bir sessizlik oldu ki, kendi kalp atışlarımı duyabildim. "Gryffindor mu?" diye fısıldadı birileri. "Kurucunun soyadını mı taşıyor?"
Tabureye doğru ilerledim, her adımımda boynumdaki aslanlı kolye kazağımın altında ısınıyordu. Tabureye oturduğumda McGonagall kadim şapkayı başıma yerleştirdi. Şapka gözlerime kadar indi ve dünya karardı. Ancak o an, şapka daha önce hiçbir öğrenciye yapmadığı bir şeyi yaptı. Sessizce zihnimde konuşmak yerine, tüm salonun duyabileceği kadar gür ve saygı dolu bir sesle bağırdı:
"Hoş geldin Lyra. Sonunda evine döndün!"
Salonda bir uğultu yükseldi. Şapka devam etti, sesi bu sefer sadece bir seçim yapmıyor, sanki bir kehaneti müjdeliyordu:
"Dört binanın da ruhunu görüyorum sende... Ravenclaw’ın keskin zekası damarlarında akıyor, Hufflepuff’ın sarsılmaz sadakati kalbinde çarpıyor ve evet... Slytherin’in o büyük hedefleri gerçekleştirecek hırsı ruhunu sarmış. Ama tüm bunların üzerinde, korkunun bile önünde eğildiği o aslanın yüreği var."
Şapka biraz daha aşağı kaydı ve sanki eğiliyormuş gibi bir ses çıkardı. "Lyra... Sen bu okula çok iyi geleceksin. Hogwarts seninle yeniden nefes alacak, seninle tamamlanacak. Eski dostum Godric'in mirası emin ellerde."
Ve sonra, bin yıllık tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, hiç kimseye hitap etmediği o kesinlikle son noktasını koydu:
"GRYFFINDOR!"
Gryffindor masası yerinden fırladı, o ana kadar hiç duyulmamış bir coşkuyla alkışlamaya başladılar. Ama herkesin zihninde aynı soru vardı: Şapka neden ona ismiyle hitap etmişti? Ve 'bu okula çok iyi geleceksin' derken neyi kastetmişti?
Yerime doğru yürürken Draco’nun bakışlarıyla karşılaştım. O gümüşi gözlerde ilk kez korkuyla karışık bir büyülenme vardı. Artık kim olduğumu biliyordu. Ben sadece bir rakip değil, onun sarsılmaz sandığı dünyasının tam merkezine düşen bir ateştim.

________________

Yeni bölüm sizlerle 💖 Umarım beğenirsiniz 🥰