39. bölüm · Kadim Kan
Gümüş ve Altın Yansımalar
Büyük Salon’un gürültüsü ve meraklı bakışları geride kalmıştı. Gece, Karagöl’ün üzerine kadife bir örtü gibi çökmüş, ay ışığı suların üzerinde gümüş bir yol çizmişti. Draco ile yan yana, ama aramızda o tatlı, heyecanlı boşluğu koruyarak kıyıya kadar yürüdük.
Hava serindi ama parmağımdaki yüzüğün sıcaklığı tüm vücuduma yayılıyordu.
"Sonunda," dedi Draco, derin bir nefes alarak. Gölün kıyısındaki devasa salkım söğüdün altına vardığımızda durdu. "Sonunda kimsenin ne dediğini, kimin ne düşündüğünü umursamak zorunda olmadığımız bir yerdeyiz."
Ona döndüm. Ay ışığı, Draco’nun açık renk saçlarını gümüşten bir taç gibi parlatıyordu. Gözlerinde artık o keskin, savunmacı bakış yoktu; sadece saf bir huzur vardı.
"Ron’un halini gördün," dedim kıkırdayarak. "Hala şokta. Sanırım Hermione’nin seni savunmasını hayatı boyunca hazmedemeyecek."
Draco hafifçe güldü; bu, sadece benim duyabildiğim, o içten ve yumuşak gülüşüydü. "Granger her zaman benden daha mantıklıydı, kabul etmeliyim. Ama Weasley’nin yüz ifadesi... Kabul et Lyra, buna değerdi."
Elimi tuttu. Parmaklarını parmaklarımın arasından geçirdiğinde kalbimin göğüs kafesime sığmadığını hissettim. O an, kolyem de sanki bu mutluluğa eşlik eder gibi hafif, altın rengi bir ışıkla parıldadı.
"Lyra," dedi Draco, sesini biraz daha alçaltarak. "Sana bu yüzüğü verirken sadece bir ittifaktan bahsetmiyordum. Ben... Ben seninle ilgili her şeyi seviyorum. O kimseye boyun eğmeyen inadını, canavarlara fısıldayışını, hatta o imkansız cesaretini bile. Sen benim karanlık dünyamdaki tek ışıksın."
"Sen de Draco," dedim, diğer elimle yüzünün kenarını usulca okşayarak. "Senin o kibirli maskenin ardındaki o kırılgan, dürüst çocuğu seviyorum. Herkesin senden beklediği kişi olmak zorunda değilsin. Benim yanımda sadece Draco olabilirsin."
Draco elini elimin üzerine koydu ve gözlerini kapattı, sanki bu anın hiç bitmemesini istiyormuş gibiydi. "Biliyor musun," diye fısıldadı. "Yazın ne olacağını, babamın ne tepki vereceğini düşünmekten yorulmuştum. Ama şu an, senin yanında... Sanki dünya durmuş gibi. Sadece sen ve ben."
Ona biraz daha yaklaştım, başımı omzuna yasladım. Gölün kıyısında, devasa mürekkep balığının suyun yüzeyinde çıkardığı hafif sesler eşliğinde geleceğe dair güzel hayaller kurduk. Kuzey ışıklarını belki bir gün beraber izleyeceğimizi, aslan ve yılanın sadece bir efsane değil, gerçek bir aşk hikayesi olabileceğini konuştuk.
O gece Karagöl sadece suları değil, Hogwarts’ın en imkansız iki kalbinin birleştiği o kutsal anı da yansıttı. İçim kıpır kıpırdı; her nefesimde o gümüş ve altın karışımı sihrin gücünü hissediyordum.
___________________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💓 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💜
