25. bölüm · Kadim Kan

Merdivenlerdeki Efsane

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti

Büyük Salon’un girişindeki o devasa mermer merdivenlerin başında durduğumuzda, aşağıdan gelen müzik sesi ve yüzlerce kişinin uğultusu kalbimin ritmini değiştirdi. Pansy sağımda, Hermione solumdaydı. Derin bir nefes aldık ve aynı anda ilk adımı attık.
Merdivenlerin ortasına geldiğimizde, aşağıda sanki zaman durdu. O bitmek bilmeyen gürültü bıçakla kesilmiş gibi dindi. Herkes başını yukarı kaldırmış, büyülenmiş bir halde bize bakıyordu.
En önde Viktor Krum duruyordu. O her zamanki sert, ödün vermez ve asık suratlı duruşu bir anda yerle bir oldu. Gözleri beni gördüğünde öyle bir parladı ki, sanki gökyüzündeki tüm yıldızlar o gözlere inmişti. Ağzı hafifçe aralandı, o dünya starı edası gitti ve yerine sadece hayranlık dolu bir genç adam geldi. Yanında Alexei, Pansy’yi gördüğünde asasını neredeyse elinden düşürüyordu. Harry ve Ron ise Hermione’ye bakarken adeta nefes almayı unutmuşlardı.
Basamakları birer birer inerken, aile yadigarı elbisemin ipeği bacaklarımın etrafında bir alev nehri gibi akıyordu. Kolyem, salonun binlerce mumu altında kutsal bir ışık saçıyor, Viktor’un hediye ettiği bileklik ise bileğimde bir zafer nişanı gibi parlıyordu.
Merdivenlerin sonunda Viktor öne çıktı. O devasa cüssesiyle önümde öyle bir eğildi ki, pelerini yere serildi. Elimi nazikçe tutup dudaklarına götürdüğünde sesi titriyordu.
"Lyra..." dedi Viktor, sesi her zamankinden daha derin ve buğuluydu. "Gökyüzünde bir yıldız olduğunu biliyordum ama bu gece... bu gece tüm galaksiyi yanında getirmişsin. Tek kelimeyle nefes kesicisin."
Hemen yanımızda Alexei, Pansy’nin elini öperek, "Bayan Parkinson, Slytherin’in neden bu kadar gururlu olduğunu şimdi anlıyorum," diye fısıldadı. Pansy, o meşhur özgüveniyle gülümsedi ama yanaklarındaki hafif pembeleşme onu ele veriyordu.
Ron ise Hermione’nin yanına gidip kekeleyerek, "Hermione... Sen... Sen çok... Yani, aslında her zamanki gibisin ama biraz daha... Güzel kelimesi yetmez sanırım," dediğinde hepimiz hafifçe güldük. Hermione’nin yüzündeki o mutlu ifade paha biçilemezdi.
Ancak salonun diğer ucunda, Astoria Greengrass’ın kolunda duran Draco Malfoy’un bakışlarını hissetmemek imkansızdı. Draco, sanki taş kesilmişti. Yanındaki kızın bir şeyler söylediğini duyuyor gibi bile değildi. Gözleri üzerimde çakılı kalmıştı; o bakışlarda saf bir hayranlık, derin bir pişmanlık ve kontrol edemediği bir tutku vardı. Blaise ise hemen yanında, elindeki kadehi bana doğru hafifçe kaldırarak o her zamanki asaletini korudu ama onun bile gözlerinde bu görkemli tabloya karşı bir saygı vardı.
Viktor kolunu bana uzattı. "Bu geceyi başlatmaya hazır mısın, Leydim?"
"Hazırım Viktor," dedim ve koluna girdim.
Müzik yeniden yükseldi ve biz, yüzlerce hayranlık dolu bakışın arasından geçerek salonun merkezine ilerledik. O gece Hogwarts’ta sadece bir balo yoktu; o gece bir devrim, ipeklerin ve ışığın içinde dans ediyordu.
_____________

Umarım beğenirsiniz 💕 Yorumlarını ve beğenilerinizi bekliyorum 🫶