9. bölüm · Kadim Kan

Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti

Derslerin bitimiyle birlikte Hogwarts’ın koridorlarındaki o koşturmaca, yerini akşamın huzurlu sakinliğine bırakmaya başlamıştı. Ancak bu huzur, benim için değil, bizi izleyen yüzlerce meraklı göz içindi. Pansy ile sözleştiğimiz gibi Kara Göl’ün kıyısındaki o meşhur yaşlı ağacın altına, herkesin görebileceği kadar açık bir noktaya oturduk.
Güneş batarken kale kulelerinin gölgesi gölün üzerine düşüyor, suyun yüzeyi turuncu ve mor bir örtüyle kaplanıyordu. Etraftan geçen öğrenciler adımlarını yavaşlatıyor, sanki imkansız bir doğa olayına tanıklık ediyormuş gibi bize bakıyorlardı.
"Şu bakışlara baksana," dedi Pansy, asil bir tavırla bacak bacak üstüne atıp çimlere yerleşirken. "Sanki az önce bir Hipogrif ile bir Anka kuşu yan yana oturmuş çay içiyormuş gibi bakıyorlar. İnsanların bu kadar dar görüşlü olması bazen gerçekten sıkıcı."
Kıkırdayarak saçlarımı arkama attım. "Gryffindor ve Slytherin... Bin yıldır birbirlerine diş bileyen iki bina. Onları suçlayamazsın Pansy, biz şu an bir devrimi başlatıyoruz."
"O zaman bu devrimin tadını çıkaralım," dedi Pansy neşeyle. "Hadi, anlat bakalım. Senin de favori dersin benimki gibi Karanlık Sanatlara Karşı Savunma mı? Bugün Snape'e verdiğin o 'irade' cevabından sonra senin o derste neler yapabileceğini hayal bile edemiyorum."
"Kesinlikle!" dedim gözlerim parlayarak. "KSKS benim için bir dersten fazlası. Evdeyken bu konuda çok ağır eğitimler aldım. Savunma yapmak sadece asanı sallamak değil, zihnini bir kale gibi inşa etmektir. Senin favori yanın ne?"
Pansy, sanki bir sır veriyormuş gibi eğildi. "Dürüst olmak gerekirse, o dersin o tekinsiz ama bir o kadar da disiplinli havasını seviyorum. Karmaşık büyüleri çözmek ve en önemlisi, birinin sana saldırmasına izin vermeden onu durdurmak... Bu bir tür sanat gibi."
Sohbetimiz derinleştikçe Draco’dan, ailelerimizden ya da bin yıllık nefretlerden hiç bahsetmedik. Sadece iki genç kız gibi hobilerimizden, en sevdiğimiz büyücü müzik gruplarından ve Hogwarts’ın o bitmek bilmeyen gizemlerinden konuştuk. Pansy’nin moda konusundaki keskin zekası ile benim kadim tarih bilgim birbirini mükemmel tamamlıyordu.
Uzaktan, Gryffindorlu bir grup öğrencinin fısıltılarını duyabiliyordum: "Görüyor musun? Lyra gerçekten onunla mı oturuyor?" Diğer tarafta ise iki Slytherinli kızın şaşkınlık içinde durup bize baktığını fark ettim.
"Gryffindor Varisi ve Slytherin Prensesi arkadaş mı oluyor yani?" diye fısıldadı biri, sesi rüzgarla kulağımıza kadar geldi.
Pansy onlara aldırmadan, göle küçük bir taş fırlattı. "Biliyor musun Lyra, herkes senin Draco ile bir savaş başlatmanı bekliyor. Ama senin benimle burada, böyle oturman... Bu onlara en büyük tokat oldu. Kimsenin beklemediği bir şeyi yapıyorsun; kuralları baştan yazıyorsun."
"Kurallar, onları koyanlar kadar güçlüdür Pansy," dedim kolyemin akşam güneşinde parlamasını izleyerek. "Ve bazen yeni bir ses, tüm eski şarkıları susturabilir."
Hava kararmaya başladığında ve biz kahkahalarla kaleye doğru yürürken, Draco’nun Astronomi Kulesi’nin balkonunda durmuş, aşağıyı, tam da bizim oturduğumuz o yeri izlediğini gördüm. Karanlıkta yüzünü seçmek zordu ama duruşundaki o gerginlik her şeyi anlatıyordu. Bizim dostluğumuz, onun stratejik zihninin asla öngöremediği tek değişkendi.
Pansy ile Büyük Salon’un önünde ayrılırken, her iki binadan da öğrenciler sanki bir barış antlaşması imzalanmışçasına sessizce bizi izliyordu. O akşam Hogwarts’ta herkesin konuştuğu tek bir şey vardı: Lyra Gryffindor’un, binalar arasındaki o görünmez duvarları sadece bir gülümsemeyle nasıl yıktığı.

_________

Bölüm hakkında yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🥰