32. bölüm · Kadim Kan
Kuzey Yıldızı' na Veda
Balo gecesinin o büyülü yorgunluğu üzerimizdeyken sabahın ilk ışıklarıyla Büyük Salon’a indik. Kahvaltı sofrası, her zamankinden daha farklı bir enerjiyle doluydu. Dumbledore kürsüye çıkıp Alexei Volkov’un dönem sonuna kadar değişim öğrencisi olarak Hogwarts’ta kalacağını ve Slytherin binasına yerleştiğini resmen açıkladığında, bizim masa neşeyle çalkalandı. Pansy’nin gözlerindeki o zafer parıltısı görülmeye değerdi.
Ancak bu neşe, yaklaşan veda ile biraz buruktu. Viktor’un gemisi kalkmak üzereydi.
Karagöl’ün kıyısına, Durmstrang gemisinin devasa direklerinin yükseldiği yere vardığımızda hava buz gibiydi. Harry, Ron, Hermione, Pansy ve yeni "Slytherinli" Alexei oradaydı. Viktor, her birine o ağırbaşlı tavrıyla veda etti.
Viktor, Alexei’nin omzuna ağır elini koydu. "Buralar sana emanet Alexei. Hogwarts’ın kurallarına uy ama Durmstrang’ın gücünü de unutma," dedi. Ardından Ron’a dönüp gülümsedi. "Quidditch taktiklerini mektupla yollayacağım Ron, sakın antrenmanları aksatma."
Vedalaşmalar bittiğinde, diğerleri nazikçe geri çekilip bizi yalnız bıraktılar. Viktor ile gölün kıyısında, devasa geminin gölgesinde baş başa kaldık. O an, kalbimdeki o ağırlığın gözlerime vurduğunu hissettim.
"Gerçekten gidiyorsun," diye fısıldadım. Sesimdeki titremeyi engelleyememiştim.
Viktor bana yaklaştı. O sert, her zaman dünyaya meydan okuyan bakışları şu an sadece hüzünle doluydu. "Gitmek zorundayım Lyra. Ama bu bir son değil." Ceketinin iç cebinden küçük, kadife bir kutu çıkardı. "Bunu sana vermek istiyorum. Bu, senin için özel olarak hazırlattığım bir şey."
Kutuyu açtığımda içinde, koyu mor, neredeyse gece yarısı gökyüzünü andıran ametist taşlı, gümüş bir yüzük duruyordu. Taşın içinde sanki küçük bir şimşek çakıyor gibiydi.
"Bu yüzük..." dedi Viktor, yüzüğü parmağıma takarken. "Sadece bir takı değil. Ne zaman kendini yalnız hissedersen, ne zaman bana ulaşman gerekirse taşa dokunman yeterli. Kendi asanı kullanır gibi niyetini ona fısılda; sesin kuzey rüzgarlarıyla bana ulaşacaktır. Nerede olursam olayım, seni duyacağım."
Gözlerimden bir damla yaş, iradem dışında süzülüp yanağımdan aşağı indi. Viktor, o kaba ama inanılmaz derecede nazik parmaklarıyla yaşı usulca sildi.
"Ağlama, benim Kuzey Yıldızım," dedi sesi boğuklaşarak. "Yıldızlar ağlamaz, onlar sadece parlar. Sen benim yolumu aydınlattın Lyra. Bu karanlık dünyada senin gibi bir ruhla tanışmak, kazandığım tüm şampiyonluklardan daha değerli."
"Seni özleyeceğim Viktor," dedim, ona sıkıca sarılarak.
Tam o sırada, gemiye giden köprünün üzerinde duran bir gölge fark ettim. Draco. Uzaktan bizi izliyordu. Viktor’un yüzüğü parmağıma takışını, yanağımdaki yaşı silişini ve o samimi vedamızı her zerresiyle görüyordu. Yüzündeki ifade, kıskançlıktan öte bir yıkımdı. Sanki o an, sahip olamadığı o cesaretin ve dürüstlüğün canlı bir kanıtını izliyordu.
Viktor son bir kez alnımdan öptü ve arkasına bakmadan gemiye doğru yürüdü. Gemi yavaşça suların altına gömülürken, parmağımdaki mor taşın hafifçe ısındığını hissettim.
Pansy yanıma gelip koluma girdi. "Harika bir adamdı Lyra," diye fısıldadı.
"Evet," dedim, geminin kaybolduğu sulara bakarak. "Gerçekten öyleydi."
Artık Viktor gitmişti ama arkasında sadece bir yüzük değil, kendime olan güvenimi ve binalar ötesi bir dostluğun gücünü bırakmıştı. Şimdi Hogwarts’ta yeni bir dönem başlıyordu ve parmağımdaki o ametist ışığıyla, her şeye hazırdım.
______________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🩵
