73. bölüm · Kadim Kan
Gerçek Dostluk
Şato, sanki benim o mühürlenmiş ama şimdi paramparça olan kalbimi hissediyormuş gibi, Gryffindor kulesinde derin bir sessizliğe bürünmüştü. Tavanı karartmadı, şimşekler çaktırmadı; aksine, bu en zayıf anımda beni saklıyormuş gibi odanın ışıklarını loş bir mum ışığına çevirdi.
Yatağımın kenarında, soğuk taş zeminde dizlerimi karnıma çekmiş hıçkırırken, yıllardır ördüğüm o "kusursuz varis" duvarlarının tozla buz oluşunu izliyordum. Duygularımı hapsetmeyi öğretmişlerdi bana, ama bu acı, öğrettikleri her türlü büyüden daha güçlüydü.
Tam o sırada kapı hızla açıldı.
"Lyra, şu kütüphaneden ne zaman çıkacaksın diye..." Pansy’nin sesi odayı doldurdu ama cümlesi bir bıçakla kesilmiş gibi yarım kaldı. Pansy, her zamanki gibi Gryffindor kulesine sızmayı başarmıştı ve arkasında Hermione vardı.
İkisi de kapı eşiğinde donup kaldılar. Beni daha önce hiç böyle görmemişlerdi; ne mühürler kırılırken, ne eğitim odasında acı çekerken. Onların gözünde ben hep ayakta kalan, her fırtınada dimdik duran o kızdım.
"Lyra!" Hermione’nin çığlığı, odanın sessizliğini parçaladı.
Hızla yanıma çöktüler. Pansy, o her zamanki sert tavrını bir kenara bırakıp titreyen elleriyle yüzümü avuçladı. "Tatlım, ne oldu? Birisi bir şey mi yaptı? Kim canını yaktı?"
Cevap veremedim. Boğazımdaki düğüm o kadar büyüktü ki, sadece sarsıla sarsıla ağlamaya devam ettim. İkisi de aynı anda kollarını bana doladılar. Hermione bir yandan saçlarımı okşuyor, bir yandan "Buradayız, geçecek," diye fısıldıyordu. Pansy ise beni öyle sıkı tutuyordu ki, sanki beni bir arada tutan tek şey onun kucağıydı.
Bir süre sonra, içimdeki o fırtına biraz dindiğinde, kesik nefesler arasında konuşmaya çalıştım.
"Gördüm..." dedim, sesim kendi kulağıma bile yabancı geliyordu. "Kütüphanedeydi. Daphne Greengrass ile..."
Pansy’nin kaşları çatıldı, vücudu kasıldı. "Daphne mi? Draco ve Daphne mi? Ama onlar... Yani Daphne kendi halindedir, hiç konuşurken bile görmedim onları."
"Gülüyordu Pansy," dedim hıçkırıklarımın arasından. "Günlerdir benden esirgediği o gülüşü ona sunuyordu. Benden bu yüzden kaçıyor... Artık beni istemiyor. Benim bu ağır gücümden, bu varislikten yoruldu. Daphne daha kolay, daha... normal. Benden nefret ediyor, biliyorum."
"Şşşt, hayır," dedi Hermione, gözleri dolarak. "Öyle söyleme Lyra. Draco senden asla nefret edemez. O çocuk sana bakarken sanki dünyadaki tek ışık kaynağı senmişsin gibi bakıyor."
"Artık bakmıyor Hermione! Al işte, Greengrasslar bitmiyor. Biri hayatımı, diğeri kalbimi mahvetmek için gelmiş."
Kızlar bu sefer sinirlenmediler. Normalde Pansy çoktan asasını çekip Slytherin ortak salonuna koşardı ama şu an benim neye ihtiyacım olduğunu biliyorlardı. Sadece yanımda durdular, sakinleşmemi beklediler. Pansy, Daphne ve Draco’yu daha önce yan yana görmediği için şaşkındı ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.
Gözyaşlarımı sildim ve başımı ikisinin omzuna yasladım. Dört kadim güce sahip olmak, yüzlerce kişiye hükmetmek umurumda bile değildi. O an, o yatak odasında sadece iki dostun sevgisine muhtaçtım.
"İyi ki varsınız," diye fısıldadım, kollarımı onlara dolayarak. "Siz olmasanız bu yükün altında çoktan ezilirdim."
İkisine de kocaman sarıldım. Şatonun loş ışıkları altında, üç genç kız birbirimize kenetlenmiş halde dururken, ilk kez "Varis Lyra" değil, sadece "Lyra" olduğumu hissettim.
_______________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💓 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🩶
