73. bölüm · Kadim Kan

Gerçek Dostluk

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti 73 Gerçek Dostluk

Şato, sanki benim o mühürlenmiş ama şimdi paramparça olan kalbimi hissediyormuş gibi, Gryffindor kulesinde derin bir sessizliğe bürünmüştü. Tavanı karartmadı, şimşekler çaktırmadı; aksine, bu en zayıf anımda beni saklıyormuş gibi odanın ışıklarını loş bir mum ışığına çevirdi.
Yatağımın kenarında, soğuk taş zeminde dizlerimi karnıma çekmiş hıçkırırken, yıllardır ördüğüm o "kusursuz varis" duvarlarının tozla buz oluşunu izliyordum. Duygularımı hapsetmeyi öğretmişlerdi bana, ama bu acı, öğrettikleri her türlü büyüden daha güçlüydü.
Tam o sırada kapı hızla açıldı.
"Lyra, şu kütüphaneden ne zaman çıkacaksın diye..." Pansy’nin sesi odayı doldurdu ama cümlesi bir bıçakla kesilmiş gibi yarım kaldı. Pansy, her zamanki gibi Gryffindor kulesine sızmayı başarmıştı ve arkasında Hermione vardı.
İkisi de kapı eşiğinde donup kaldılar. Beni daha önce hiç böyle görmemişlerdi; ne mühürler kırılırken, ne eğitim odasında acı çekerken. Onların gözünde ben hep ayakta kalan, her fırtınada dimdik duran o kızdım.
"Lyra!" Hermione’nin çığlığı, odanın sessizliğini parçaladı.
Hızla yanıma çöktüler. Pansy, o her zamanki sert tavrını bir kenara bırakıp titreyen elleriyle yüzümü avuçladı. "Tatlım, ne oldu? Birisi bir şey mi yaptı? Kim canını yaktı?"
Cevap veremedim. Boğazımdaki düğüm o kadar büyüktü ki, sadece sarsıla sarsıla ağlamaya devam ettim. İkisi de aynı anda kollarını bana doladılar. Hermione bir yandan saçlarımı okşuyor, bir yandan "Buradayız, geçecek," diye fısıldıyordu. Pansy ise beni öyle sıkı tutuyordu ki, sanki beni bir arada tutan tek şey onun kucağıydı.
Bir süre sonra, içimdeki o fırtına biraz dindiğinde, kesik nefesler arasında konuşmaya çalıştım.
"Gördüm..." dedim, sesim kendi kulağıma bile yabancı geliyordu. "Kütüphanedeydi. Daphne Greengrass ile..."
Pansy’nin kaşları çatıldı, vücudu kasıldı. "Daphne mi? Draco ve Daphne mi? Ama onlar... Yani Daphne kendi halindedir, hiç konuşurken bile görmedim onları."
"Gülüyordu Pansy," dedim hıçkırıklarımın arasından. "Günlerdir benden esirgediği o gülüşü ona sunuyordu. Benden bu yüzden kaçıyor... Artık beni istemiyor. Benim bu ağır gücümden, bu varislikten yoruldu. Daphne daha kolay, daha... normal. Benden nefret ediyor, biliyorum."
"Şşşt, hayır," dedi Hermione, gözleri dolarak. "Öyle söyleme Lyra. Draco senden asla nefret edemez. O çocuk sana bakarken sanki dünyadaki tek ışık kaynağı senmişsin gibi bakıyor."
"Artık bakmıyor Hermione! Al işte, Greengrasslar bitmiyor. Biri hayatımı, diğeri kalbimi mahvetmek için gelmiş."
Kızlar bu sefer sinirlenmediler. Normalde Pansy çoktan asasını çekip Slytherin ortak salonuna koşardı ama şu an benim neye ihtiyacım olduğunu biliyorlardı. Sadece yanımda durdular, sakinleşmemi beklediler. Pansy, Daphne ve Draco’yu daha önce yan yana görmediği için şaşkındı ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.
Gözyaşlarımı sildim ve başımı ikisinin omzuna yasladım. Dört kadim güce sahip olmak, yüzlerce kişiye hükmetmek umurumda bile değildi. O an, o yatak odasında sadece iki dostun sevgisine muhtaçtım.
"İyi ki varsınız," diye fısıldadım, kollarımı onlara dolayarak. "Siz olmasanız bu yükün altında çoktan ezilirdim."
İkisine de kocaman sarıldım. Şatonun loş ışıkları altında, üç genç kız birbirimize kenetlenmiş halde dururken, ilk kez "Varis Lyra" değil, sadece "Lyra" olduğumu hissettim.

_______________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💓 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🩶