72. bölüm · Kadim Kan
Greengrass Laneti
Ortak salondaki o gergin havadan kaçmak, zihnimi kadim rünlerle meşgul edip biraz olsun nefes almak için kütüphaneye sığındım. Hogwarts’ın bu en sessiz köşesi, genelde bana huzur verirdi. Ama bugün kütüphane bile sanki benden bir şeyler saklıyordu.
En arka raflara, Draco ile her zaman oturduğumuz o kuytu masaya doğru ilerledim. Onu orada bulacağımı, belki baş başa kalınca o buzların eriyeceğini umuyordum. Ama masaya yaklaştığımda gördüğüm manzara, göğüs kafesime görünmez bir hançerin saplanmasına yetti.
Draco oradaydı. Ama yalnız değildi.
Yanında Daphne Greengrass oturuyordu. Astoria’nın o her zaman mesafeli ve zarif duran kuzeni... Daphne, Draco’ya doğru eğilmiş, bir parşömeni göstererek bir şeyler anlatıyordu. Ve o an, günlerdir benden esirgenen o şeyi gördüm.
Draco gülümsedi.
Zoraki bir tebessüm değil, hafif, samimi bir gülüştü bu. Benim günlerdir mahrum kaldığım, rüyalarımda sayıkladığım o gülüşü, sanki aralarında hiçbir sorun yokmuş gibi Daphne’ye sunuyordu.
"Gerçekten mi?" diye geçirdim içimden, parmaklarım kütüphane rafının soğuk ahşabına gömülürken. "Benim bu Greengrass ailesinden çektiğim ne? Biri hayatımı karartmaya çalışır, diğeri kalbimi..."
Beni görmediler. Draco’nun bakışları tamamen Daphne’nin üzerindeydi. O an zihnimdeki o "mantıklı varis" sesi sustu; yerini karanlık, boğucu bir korku aldı. "Acaba..." dedim kendi kendime, "Benden bu yüzden mi uzaklaştı? Benim bu devasa gücüm, bu ağır sorumluluklarım onu yordu mu? Daphne gibi... daha 'normal', daha sakin birinin yanında mı huzur buluyor artık? Beni sevmekten vaz mı geçti?"
Bu düşünce, damarlarımda akan o dört kadim güçten daha yakıcıydı. Daha fazla izleyemedim. Arkamı dönüp kütüphaneden koşar adım çıktım.
Gryffindor kulesine nasıl çıktığımı, parolayı nasıl söylediğimi hatırlamıyorum. Yatakhaneye girdiğimde kimse yoktu; sadece ben ve sessizlik. Kendimi yatağımın yanındaki soğuk zemine bıraktım. Dört binanın gücüne sahiptim, şatoya hükmedebiliyordum ama şu an tek hissettiğim, dizlerimi karnıma çekmiş, kalbimdeki o devasa boşlukla titreyen kimsesiz bir kız olduğumdu.
Kehribar gözlerimden süzülen yaşlar, parmağımdaki yüzüklere ve bileğimdeki gümüş yılana damlıyordu. Onlar dünyayı kurtarabilirdi, ama Draco’yu geri getiremezlerdi.
______________
Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💖 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 🤍
