53. bölüm · Kadim Kan

Sessiz Adalet

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy

Büyük Salon’daki o görkemli olaydan sonra şatoda her şey tuhaf bir sessizliğe gömülmüştü. Boynumda Godric’in kolyesi, bileğimde Salazar’ın yılanı, parmaklarımda ise Draco ve Viktor’un hediyeleri… Kendimi yaşayan bir müze gibi hissediyordum. Ama içimde, sanki birileri beni sürekli izliyormuş gibi tuhaf bir karıncalanma vardı.
O sabah bitki bilim dersi için seralara doğru yürüyorduk. Profesör Sprout her zamanki neşesiyle bizi karşıladı ama seranın bir köşesinde, daha önce hiç görmediğim kadar solgun ve ölmek üzere olan bir "Gümüş Yapraklı Ay Sarmaşığı" duruyordu.
"Çocuklar," dedi Sprout, sesi üzgün geliyordu. "Bu bitki şatonun en eski köselerinden birinden geldi. Ne yaptıysam iyileştiremedim. Eğer bugün canlanmazsa tamamen yok olacak. Ama maalesef bugün müfredatımız çok yoğun, onunla ilgilenecek vaktimiz yok."
Ders başladığında herkes kendi saksısıyla ilgileniyordu. Ron, kendi bitkisiyle güreşirken; Draco, asil bir tavırla toprak karıştırıyordu. Ama benim gözüm o solgun sarmaşığa takılıp kalmıştı. Bitki sadece ölmüyordu, sanki acı çekiyordu.
"Lyra, kendi iksir otuna odaklanmalısın," dedi Hermione fısıldayarak. "Yoksa notun düşecek."
Notumun düşmesi ya da dersi tamamlamak… Normalde bir öğrenci için öncelik budur. Ama o an kalbimde tarif edilemez bir sızı hissettim. Helga Hufflepuff’ın o şefkatli sesini duyar gibi oldum; her canlının eşit ilgiye değer olduğunu söylüyordu sanki.
Kimsenin bakmadığı bir anda, kendi ödevimi bir kenara bıraktım. Çamurun içine diz çöktüm; üzerimdeki Gryffindor cübbesinin kirlenmesini umursamadım bile. Ellerimi o bitkinin soğuk, titreyen yapraklarına koydum. Salazar’ın bilekliği hafifçe ısındı ama herhangi bir büyü yapmadım. Sadece bitkiye, yalnız olmadığını hissettirmeye çalıştım.
"Lyra, ne yapıyorsun?" diye sordu Draco yanıma gelerek. "Ders bitmek üzere, senin saksın boş!"
"Bu bitki ölüyor Draco," dedim, sesimdeki kararlılığa ben bile şaşırmıştım. "Eğer ben şimdi onun yanında durmazsam, kimse durmayacak. Notlar ya da puanlar... şu an hiçbirinin önemi yok."
Alexei ve Pansy de yanımıza geldi. Pansy kaşlarını kaldırdı. "Bir ot parçası için notunu yakmak mı? Bu çok... Hufflepuffvari bir hareket."
"Belki de öyledir," dedim gülümseyerek. O an, ellerimden bitkiye doğru altın rengi, çok ince bir sızıntının geçtiğini hissettim. Bitki, parmaklarımın arasında yavaşça gerindi. Solgun gri rengi, yavaş yavaş gümüşi bir parlaklığa döndü.
Sprout dersin sonunda yanımıza geldiğinde gözlerine inanamadı. "Bu imkansız! Ay Sarmaşığı sadece en saf niyetli dokunuşla canlanır... Lyra, sen kendi çalışmanı bitirmemişsin ama bu kadim canı kurtarmışsın."
Tam o sırada, seranın tavanında asılı duran porselen bir porsuk figürü bir anlığına canlanır gibi oldu ve bana göz kırptı. Göğsümdeki kolye ve bileğimdeki yılan aynı anda titredi.
"Neler oluyor?" dedi Ron, etrafına bakarak. "Hava bir anda taze ekmek kokusu gibi kokmaya başladı."
Güldüm. İçimdeki o izlenme hissi geçmemişti ama huzurlu bir onay almışım gibi hissediyordum.

______________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 💓 Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum 💜