42. bölüm · Kadim Kan

Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı

Black Night

Bölümler
1 Peron 9 ¾ ve Saklı Miras 2 Safkanların Sessiz Savaşı 3 Büyük Salonda Yankılanan İsim 4 İlk Akşam 5 Altın Işık 6 Zindanlarda Zeka Savaşı 7 Gümüş ve Altın Arasındaki Kıvılcım 8 Beklenmedik Bir Dostluk 9 Kara Göl’ün Kıyısında Ezber Bozanlar 10 Aslanın Pençesi 11 Gölgeler ve Reddediş 12 Gücün Etkisi 13 Asalet, Tebrikler ve Sarsılan Dengeler 14 Vahşi Bir Bağ ve Gümüşün Korkusu 15 Kadim Ruhun Yankısı 16 Gökyüzünde Parlayan Altın 17 Gümüş Maskenin Ardındaki Teşekkür 18 Hogsmade Yolu 19 Küçük Jestler 20 Kuzey ve Güneyin Selamı 21 Aile Mirası 22 Balo Davetleri 23 Yıldızların Altında İki Yabancı 24 İpekler, Sırlar ve Siyah Güller 25 Merdivenlerdeki Efsane 26 Eş Değişimi 27 Küçük Tanışmalar 28 Sesin Gücü 29 Varisin Sihri 30 Alexie' nin Kararı 31 Balo Kritiği 32 Kuzey Yıldızı' na Veda 33 Zindanlarda Kıvılcımlar 34 Kışkırtma 35 Satranç Hamleleri 36 Aslan - Yılan Birleşimi 37 Kanayan Gözler 38 Sınırların Ötesinde Bir Akşam Yemeği 39 Gümüş ve Altın Yansımalar 40 Duvarlardaki Leke 41 Taşların Hafızası ve Kurucuların İradesi 42 Taşların Kalbi ve Mirasın Ağırlığı 43 Heykeller ve İnsanlar 44 Ateş Başında Yıldızlar ve Kahkahalar 45 Gece Yarısı Kokusu 46 Zonko’nun Gazabı ve Köpüklü Bıyıklar 47 Aslan İnindeki Yılanlar 48 Fırtınadan Önceki Kahvaltı 49 Yılanın Soyu ve Gerçek Vâris 50 İki Miras Tek Ruh 51 Gümüş ve Altının Sessizliği 52 Taşların Arasındaki Kadim Fısıltı 53 Sessiz Adalet 54 Düşmana Uzanan Adalet 55 Taşların Kanı, Ruhun Bedeli 56 Mirasın Ağırlığı ve Kırılma Noktası 57 Aslanın Uyanışı 58 Eksik Halka ve Üçlü Fırtına 59 Ravenclaw’ın Zihinsel Labirenti 60 Saf Safir ve Çelikten İrade 61 Dördüncü Parça ve Büyük Denge 62 Camdan Kalpler ve Sırların Külü 63 Dördüncü Mühür ve Kusursuz Denge 64 Ayaklı Hazine Sandığı ve Yeni Ben 65 Taht Krizleri ve "Şato" Meselesi 66 Kadim Savunma ve Dörtlü Kalkan 67 Ormanın Efendisi ve "Örümcek" Mevzusu 68 Kahvaltıdaki Boşluk 69 Altın Snitch ve Buzdan Bakışlar 70 Toz Tanesi 71 Eski Malfoy 72 Greengrass Laneti 73 Gerçek Dostluk

Kurucuların gidişinden sonra şatoda hayat durmuş gibiydi. Koridorlar boşalmış, herkes gördüklerini sindirmek için köşelerine çekilmişti. Bizim ekip ise göl kenarındaki o her zamanki ağacın altına sığınmıştık. Ama bu sefer kimse şaka yapmıyordu; Ron bile ağzını açıp sosislerden bahsetmiyordu.
"Hala inanamıyorum," dedi Ron, asasını öylece elinde tutarak. "Godric Gryffindor... Bana baktı. Yani tam olarak bana değil ama o tarafa baktı! Lyra, sen az önce bin yıllık bir tarihi koridora indirdin."
"Ben bir şey yapmadım," dedim, sesimdeki şaşkınlığı hala üzerimden atamamıştım. "Sadece... Sadece çok sinirliydim. Ama Astoria’ya o istediği yıkılmış kız görüntüsünü vermek istemedim. İçimden bir şeyler taşıyordu ama belli etmemek için kendimi öyle bir sıktım ki, sanırım şato benim yerime bağırdı."
"Belli etmiyordun ama havada statik bir elektrik vardı Lyra," dedi Hermione, gözleri parlayarak. "O kağıtlar küle dönerken şatonun çıkardığı sesi duymadınız mı? O bir kükremeydi. Sen kendini ne kadar bastırırsan, mirasın o kadar çok taşıyordu."
Pansy, Alexei’nin omzuna yaslanmış, hala Astoria’nın o rezil oluşunu düşünerek hafifçe gülümsüyordu. "Astoria’nın suratı... Hayatım boyunca unutmayacağım. Bir Greengrass’ı ancak bir kurucu bu kadar yerin dibine sokabilirdi. Draco, sen iyi misin? Salazar sana 'Aferin' dedi, farkındasın değil mi?"
Draco, Karagöl’ün sularına bakıyordu. Bakışlarında bir gurur ama daha çok derin bir düşünce hali vardı. "Benim için asıl önemli olan, Salazar’ın Lyra’ya bakışındaki o kabuldü," dedi Draco sakince. "Ona 'köprü' dedi. Bu, tüm o safkan saçmalıklarından daha büyük bir şey."
Alexei araya girdi, sesi her zamankinden daha ciddiydi. "Durmstrang’da çok eski bir efsane anlatılır," dedi Alexei, hepimizin dikkatini üzerine çekerek. "Buna 'Locus Spiritus' derler. Bazı kadim kaleler, sadece taş ve harçtan ibaret değildir. Onlar yaşayan birer organizmadır. Eğer kalenin ruhu ile mirasçısının ruhu aynı frekansta titreşirse, kale artık bir bina olmaktan çıkar, o kişinin bir uzvu haline gelir."
Alexei bana doğru döndü. "Şarkı söylerken bunu görmüştük Lyra. Şato seninle ritim tutuyordu. Ama bugün olan şey farklıydı. Bugün şato seninle öfkelendi. Sen bir efsaneyi gerçekleştirdin; sen Hogwarts’la tamamen 'bir' oldun. Bu her zaman olan bir şey değil, sadece şatonun ve varisinin tehlikede hissettiği ekstrem durumlarda ortaya çıkan bir koruma içgüdüsü."
"Yani ben ve Hogwarts..." diye mırıldandım, başımı kaldırıp uzaktaki kulelere bakarak. "Aynı şeyi mi hissediyoruz?"
"Öyle görünüyor," dedi Harry, elini omzuma koyarak. "Senin canın yandığında taşlar sızlıyor, sen sustuğunda onlar haykırıyor. Sen artık sadece bir öğrenci değilsin Lyra, sen bu şatonun atan kalbisin."
O an, rüzgarın ağaçların arasından geçişi sanki bir onaylama gibi geldi kulaklarımıza. Hogwarts sadece bir okul değildi; o benim koruyucum, dostum ve sesimdi. Ve artık herkes biliyordu ki, Gryffindor varisini karşısına alan, karşısında bizzat bin yıllık taşları bulurdu.

____________

Yeni bölüm sizlerle umarım beğenirsiniz 🌸 Yorumlarınız ve beğenilerinizi bekliyorum 💚