11. bölüm / 26
GÖLGE9.BÖLÜM
Bölümler 26Şu an: 9.BÖLÜM
- 1 GİRİŞ424 kelime
- 2 1.Bölüm435 kelime
- 3 2.Bölüm363 kelime
- 4 3.BÖLÜM445 kelime
- 5 4.BÖLÜM477 kelime
- 6 5.BÖLÜM611 kelime
- 7 6.BÖLÜM622 kelime
- 8 7.BÖLÜM696 kelime
- 9 8.BÖLÜM535 kelime
- 10 9.BÖLÜM1.044 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 10.BÖLÜM1.125 kelime
- 12 11.BÖLÜM1.112 kelime
- 13 12.BÖLÜM503 kelime
- 14 13.Bölüm569 kelime
- 15 14.BÖLÜM521 kelime
- 16 15.BÖLÜM572 kelime
- 17 16.BÖLÜM666 kelime
- 18 17.BÖLÜM558 kelime
- 19 18.BÖLÜM530 kelime
- 20 19.BÖLÜM469 kelime
- 21 20.BÖLÜM538 kelime
- 22 21.BÖLÜM705 kelime
- 23 22.BÖLÜM602 kelime
- 24 23.BÖLÜM875 kelime
- 25 24.BÖLÜM1.018 kelime
- 26 25.BÖLÜM761 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi araladığımda perdelerin arasından süzülen güneş ışıkları odanın içine yayılmıştı. Birkaç saniye tavana boş boş baktım. Birkaç gün içinde yaşananlar zihnimde yeniden canlanmaya başladı. Depo, peşimizdeki adamlar, Luka’nın sakladığı sırlar… Hepsi birbirine karışmıştı. Derin bir nefes alıp yataktan doğruldum. Alt kattan gelen hafif tabak sesleri, Luka’nın çoktan uyandığını gösteriyordu.
Yataktan kalkıp kapıya doğru yöneldim. Neden bilmiyorum ama ağlamak istiyor gibiydim. Kafamı sağa sola doğru salladım ve aşağı inmeye devam ettim. Mutfağa girdiğimde burnuma mis gibi kahvaltı kokusu yayıldı. İstemsizce gülümsedim. İçimden ‘’böyle biriyle yaşayanın işi gerçekten kolaydır…’’ diye geçirdim. Bir an duraksadım. Ne düşünüyorum ben? Başımı hafifçe yana sallayıp düşüncelerimi dağıtmaya çalıştım.
Sandalyeye oturdum ve luka’yı izlemeye başladım. Luka derin bir nefes aldı. ‘’Aklına takılan ne var?’’ Bir anda irkildim arkasını dönmeden nasıl anlamıştı benim geldiğimi? ‘’Hiç sadece modum düşük’’ luka bana doğru döndü, tezgaha yaslandı. ‘’Emin misin?’’ Kafamı salladım. Luka tezgahın üstünde duran tabakla sırayla masaya yerleştirdi. ‘’Ellerine sağlık çok güzel görünüyor.’’ Luka gülümsedi ve karşıma oturdu.
Aslında iştahım yoktu ama yinede bir kaç yudum yedim. Midemin düğümlendiğini hissediyordum. Birkaç kez derin nefes alıp kendimi toparlamaya çalıştım. ‘’İyiyim’’ desem de buna ben bile inanmıyordum. Bir lokma daha almaya çalıştığım anda boğazıma acı bir tat yükseldi. Çatala baktım, sonra hızla ayağa kalktım. Sandalyenin yere sürtünme sesi mutfağın sessizliğini bozdu.
’’Lara?’’ Luka’nın sesi endişeliydi. Cevap veremedim. Elimi ağzıma kapatıp hızla banyoya doğru koştum. Arkamdan Luka’nın telaşlı sesi geldi. ‘’Lara!’’ Lavaboya tutunup derin nefes almaya çalıştım ama birkaç saniye sonra midem daha fazla dayanamadı.
Kapı hızla açıldı. ‘’İyi misin?’’ Konuşacak halim yoktu. Sadece başımı hafifçe iki yana sallayabildim. Luka sessizce yanıma geldi. Saçlarımı yüzümden geriye çekerek tuttu. Diğer eliyle yavaşça sırtıma dokundu. ‘’Geçecek… sakin ol’’
Musluğu açıp avucuna aldığı soğuk suyu bana uzattı. Yüzümü yakayıp aynaya baktığımda yüzümün rengi iyice solmuştu. Luka kaşlarını çattı. ‘’Bu normal görünmüyor.’’ Bakışlarımı luka’ya çevirdim. ‘’Geçer’’ dedim kısık bir sesle. ‘’Hayır’’ kararlı sesi beni susturdu. ‘’Ceketini al. Hastaneye gidiyoruz.’’ Bir an itiraz etmeyi düşündüm ama ayakta duracak halim bile kalmamıştı. Sessizce odama çıkıp montumu aldım. Aşağı indiğimde Luka çoktan anahtarı eline almış, kapının önünde bekliyordu.
Derin bir nefes aldım ve luka’nın yanına gittim. ‘’Taksi çağırdım hadi gidelim.’’ Buruk bir şekilde gülümsedim. Evden çıktığımızda kapının önünde taksi duruyordu. Luka benden hızlı davrandı ve benim için arka kapıyı açtı. Ben de oyalanmadan arabaya bindim.
Luka ön koltuğa oturmuştu. Ben ise kafamı cama yaslamış dışarıyı izliyordum. Luka ara sıra bana bakıp iyi olup olmadığımı kontrol ediyordu.
Bir süre sonra sonunda hastanenin önüne gelmiştik. Arabadan inip hastanenin önüne doğru yavaş yavaş ilerledim. Luka taksinin parasını ödeyip, arkamdan geldi.
‘’Yürüyebiliyor musun?’’ Kafamı salladım. Cam kapılar otomatik olarak açıldı. İçeri girer girmez burnuma keskin bir dezenfektan kokusu geldi. Koridorlarda koşuşturan hemşireler, bekleme salonundaki insanlar ve uzaktan gelen cihaz sesleri hastanenin hiç durmayan telaşını hissettiriyordu. Bir an olduğum yerde duraksadım. Böyle kalabalık bir ortamın içinde nefes almak bile zor gelmişti.
‘’İyi misin?’’ Luka’ya baktım. Ve kafamı salladım. Konuşacak halim yoktu. Kayıt alanına geldiğimizde görevli kadın kafasını bilgisayardan kaldırıp bana baktı. ‘’Geçmiş olsun. Adınız soyadınız?’’ Derin bir nefes aldım. ‘’Lara Klein’’ kadın bilgisayara yazdıktan sonra tekrardan bana döndü. ‘’T.C. Kimlik numaranız yada kimliğiniz yanınızda mı?’’ Çantamdan kimliğimi çıkartıp, kadına doğru uzattım. Kadın bilgisayara yazdıktan sonra tekrardan bana baktı. ‘’Şikayetiniz nedir?’’ Cevap vermeye çalışıyordum ama konuşacak halim yoktu.
Luka benden hızlı davrandı. ‘’Mide bulantısı ve kusma…’’ luka biraz duraksadıktan sonra tekrardan konuştu. ‘’Sabah kahvaltı yaparken aniden başladı.’’ Görevli başını sallayıp bilgisayara yazdı. ‘’Ateş,bayılma veya nefes darlığı oldu mu?’’ Kafamı iki yana salladım. ‘’Anladım… peki daha önce böyle bir şikayetiniz oldu mu?’’ Derin nefes aldım. ‘’Hayır.’’ Sesim çok kısık çıkmıştı.
‘’Tamamdır, birazdan dahiliye doktoru sizi çağıracak. Lütfen bekleme salonunda bekleyin.’’ Kafamı salladım. Kadının bana uzattığı kimliğini ve sıra numaramı aldım. Luka koluma girmişti. ‘’Gel şuraya oturalım.’’ Luka bana destek vererek sandalyeye oturdum.
Bir süre sonra sonunda sıra bize gelmişti. Luka’nın yardımı ile ayağa kalktım ve doktorun odasına doğru yürüdük. İçeri girdiğimde luka beni koltuğa oturttu. Doktor kafasını kaldırıp bana baktı. ‘’Hoş geldiniz, şikayetiniz nedir?’’ Kısık sesle cevap verdim. ‘’Sabah kahvaltı yaparken bir anda midem bulandı. Sonra kustum.’’
’’Daha önce böyle bir şikayetiniz oldu mu?’’ Kafamı iki yana salladım. ‘’Ateş, baş dönmesi veya karın ağrınız var mı?’’ Derin bir nefes aldım. ‘’Sadece başım dönüyor ama ağrım veya ateşim yok.’’ Doktor birkaç not aldıktan sonra bana tekrardan baktı. ‘’Son zamanlarda yoğun stres yaşadınız mı?’’ Bir an duraksadım. Göz ucuyla Luka’ya baktım. ‘’Evet…sayılır.’’
Doktor yerinden kalkıp yanıma geldi. Tansiyonumu ölçtü, nabzıma ve karnıma baktıktan sonra tekrardan konuştu. ‘’Öncelikle kan tahlili isteyeceğim. Sonuçlara bakalım.’’
Aradan yaklaşık bir saat geçmişti ki hemşire kapıdan başını uzattı. ‘’Lara Klein?’’ Ayağa kalkıp Luka ile birlikte doktorun odasına yürüdük.
’’Hoş geldiniz. Buyurun, oturun.’’ Sandalyeye otururken Luka da yanıma geçti. Doktor bilgisayardaki sonuçları birkaç saniye inceledi. ‘’Lara Klein, değil mi?’’ Başımı salladım. ‘’Evet’’. Doktor gözlerini ekrandan ayırıp bana baktı.
‘’Kan sonuçlarınız geldi. Öncelikle endişelenecek ciddi bir durum görünmüyor.’’ Farkında olmadan derin bir nefes verdim. ‘’Mide bulantınız ve kusmanız büyük ihtimalle son zamanlarda yaşadığınız yoğun stresten kaynaklanıyor. Kan değerleriniz normal. Bunun yanında düzensiz beslenme ve uykusuzluk da etkili olmuş olabilir.’’
‘’Yani ciddi bir şey yok mu?’’ Diye sordu luka. Doktor başını iki yana salladı. ‘’Şu an için hayır. Ama dinlenmenizi, düzenli beslenmeniz ve bol sıvı tüketmeniz gerekiyor. Size mideyi rahatlatacak birkaç ilaç yazacağım. Eğer şikayetiniz tekrar ederse ya da şiddetlenirse yeniden gelmenizi isterim.’’ Doktor reçeteyi uzatırken bana hafifçe gülümsedi.
‘’Kendinize biraz zaman tanıyın. Bedeniniz de zihniniz kadar yorulmuş.’’ Reçeteyi alıp teşekkür ettik. Luka kapıyı açtı ve birlikte odadan çıktık.
Hastanenin yanında olan eczaneye doğru yöneldik. Luka bana bakarak ‘’iyi misin? Yürüyebilir misin?’’ Kafamı salladım. Ama yinede Luka’nın koluna girdim. Ondan destek alarak yürümeye devam ettim. Eczaneden ilaçları alıp, taksi çağırdık.
Kısa süre içinde taksi gelmişti. Taksiye binip eve doğru ilerlemeye başladık. Eve geldiğimizde ilk işim odama çıkıp kendimi yatağa atmak olmuştu.
Luka arkamdan mutfaktan bir bardak su alıp yanıma gelmişti. ‘’Lara hadi kalk ilaçlarını iç sonra uyursun.’’ Kafamı zorda olsa kaldırdım. Luka eli ile ensemden destekliyordu. Diğer eli ile ilaçlarımı içirmişti. Sonra yavaşça kafamı yastığa geri koydu.
Luka’ya baktığımda bir şey söyleyecek gibiydi ama söyleyemiyordu. Bir süre sonra derin bir nefes aldı ve konuştu. ‘’Lara… bana neden güveniyorsun?’’ Sakin ve uykulu bir şekilde konuşmaya başladım. ‘’Güvendiğimi söylemedim…’’ Luka kaşlarını hafifçe çattı. ‘’Sadece… senden korkmuyorum’’ dedim.
Luka birkaç saniye bana baktı. Gözlerindeki şaşkınlık yavaş yavaş yerini anlayamadığım bir ifadeye bıraktı. Hiçbir şey söylemedi. Ben ise gözlerimi kapattım. Odanın sessizliğin içinde uykuya yenik düştüm.
Bölüm etkileşimi
