GÖLGE kitap kapağı

13. bölüm / 27

GÖLGE

11.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Ecem Koyuncu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: 11.BÖLÜM

Luka kapıyı yavaşça açtığında ikimiz de bir süre olduğumuz yerde bekledik. İçeriye baktığımda odanın her zamanki hâlinden farklı olmadığını gördüm. Çift kişilik yatak düzgünce duruyordu, çalışma masasının üzerinde ise hiçbir şey yoktu. Odanın içinde sesin nereden geldiğini açıklayabilecek herhangi bir şey göremiyordum. Luka birkaç adım atarak içeri girdi, ben de onu takip ettim. Önce yatağın çevresine, ardından çalışma masasının altına baktık. Fakat ortada ne kırılmış bir eşya ne de başka birinin burada bulunduğunu gösteren bir iz vardı. Kaşlarımı çatarak Luka’ya döndüm. “Sesi ikimiz de duyduk, değil mi?” Luka başını salladı. “Evet ama burada bir şey yok.” Bir süre daha odayı inceledikten sonra pes edip dışarı çıktık. Kapıyı kapatırken içimde garip bir huzursuzluk vardı. Belki de duyduğumuz ses gerçekten önemsiz bir şeydi ama nedense buna inanmakta zorlanıyordum.

Merdivenlerden aşağı inerken Luka’ya baktım. “Belki de biraz dışarı çıkmalıyız. Bütün gün bu evde oturup durmak istemiyorum. Luka bana dönerek kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Nereye gitmek istiyorsun?” Omuzlarımı silktim. “Bilmiyorum. Biraz hava alabiliriz. Hem bu evden başka bir yerde vakit geçirmek iyi gelebilir.” Birkaç saniye düşündükten sonra başını salladı. “Haklısın. Zaten bazı işlerimizi de halletmemiz gerekiyor.” Salona geçtiğimizde koltuğa oturdum ve telefonumu elime aldım. Luka ise karşımdaki koltuğa oturup telefonundan bir şeyler araştırmaya başladı. Ne yaptığını merak ederek ona baktım. “Ne arıyorsun?” diye sordum. Başını kaldırıp bana döndü. “Araba kiralamayı düşünüyorum. Sürekli bir yerlere gitmemiz gerekebilir ve her seferinde başka bir ulaşım yolu bulmak istemiyorum.” Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. “Araba mı kiralayacaksın?” Luka başını salladı. “Evet. Hatta mümkünse uzun süreli bir kiralama yapacağım. Bir yıllık sözleşme bizim için daha mantıklı olabilir.”

Bir yıl kelimesini duyduğumda istemsizce duraksadım. Burada ne kadar kalacağımızı bile bilmiyordum ama Luka sanki önümüzde uzun bir zaman varmış gibi planlar yapıyordu. “Bir yıl mı? Burada o kadar kalacağımızı nereden biliyorsun?” diye sordum. Luka telefonunu dizlerinin üzerine bıraktı ve bana baktı. “Bilmiyorum, Lara. Ama her ihtimale karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ayrıca bu, bir yıl boyunca aynı yerde kalacağımız anlamına gelmiyor. İhtiyacımız olursa arabayı kullanırız, planlarımız değişirse de ona göre hareket ederiz.” Söylediklerinde mantıklı bir taraf vardı. Sürekli tetikte yaşamak ve her hareketimizi başkalarına göre ayarlamak beni yormuştu. En azından kendi ulaşımımızı sağlayabilmek bir nebze olsun özgür hissetmemi sağlayabilirdi. “Peki, nasıl bir araba?” diye sordum. Luka hafifçe gülümsedi. “Önce bütçemize ve ihtiyaçlarımıza uygun bir şey bulalım, sonra karar veririz.” Başımı sallayıp arkamı koltuğa yasladım. Belki de uzun zamandır ilk defa sıradan bir insan gibi gelecek planı yapıyorduk.

Luka bir süre kiralama seçeneklerini inceledikten sonra birkaç yeri aradı. Uzun süreli kiralama koşullarını, sigortayı ve gerekli belgeleri sordu. Konuşmaları bitirdiğinde bana dönerek bugün birkaç firmayla görüşebileceğimizi söyledi. Ben de hazırlanmak için yukarı çıktım. Üzerime rahat kıyafetler giyip saçlarımı düzelttim, ardından çantamı alarak yeniden aşağı indim. Luka kapının yanında beni bekliyordu. “Hazır mısın?” diye sorduğunda başımı salladım. Evden çıktığımızda yüzüme hafif bir rüzgâr çarptı. Derin bir nefes aldım ve gökyüzüne baktım. Hava hâlâ kapalıydı ama evin içinde sıkışıp kalmaktan iyiydi. Luka kapıyı kilitledikten sonra birlikte arabaların bulunduğu sokağa doğru yürümeye başladık. Kiralama firmalarından birine uğrayıp seçenekleri değerlendirecek, ardından biraz dolaşacaktık. En azından planımız buydu.

Bir süre yan yana yürüdük. Luka arada telefonuna bakıyor, hangi firmaya önce gideceğimizi kontrol ediyordu. Ben ise etrafı izliyordum. Sokak her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanlar kendi işleriyle ilgileniyor, araçlar caddeden geçiyor, uzaktan konuşma sesleri geliyordu. Her şey normal görünüyordu. Belki de tam olarak ihtiyacım olan şey buydu; birkaç saatliğine bile olsa başıma gelenleri unutmak ve sıradan bir gün geçirmek. Luka bir şey anlatırken başımı ona çevirdim ama cümlenin sonunu duyamadan dikkatimi karşıdan bize doğru yürüyen iki kişi çekti. Önce onları önemsemedim. Fakat yaklaştıkça içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk oluşmaya başladı. Adımlarım yavaşladı. Kadın ve adam doğrudan bize bakıyordu. Sanki özellikle bizi bulmuşlardı.

Tam o sırada kadın ve adam bize doğru yürümeye başladı. Adam yaklaşık bir seksen boylarındaydı. Siyah saçları, koyu kahverengi gözleri ve sol yanağındaki belirgin bıçak izi ilk dikkatimi çeken şeyler olmuştu. Yanındaki kadın ise yaklaşık bir yetmiş boylarında, siyah saçlı ve ela gözlüydü. Keskin bakışları üzerimde gezinirken kendimi bir anda savunmasız hissettim. Sanki bütün kanım çekilmişti. Adamın yüzüne biraz daha dikkatli baktığımda içimde tuhaf bir his belirdi. Onu bir yerden tanıyordum. Nereden olduğunu hatırlayamıyordum ama yüzündeki o iz gözlerimin önünden gitmiyordu.

Tam o sırada başıma keskin bir ağrı girdi. Gözlerimi kapatıp alnıma elimi götürdüm. Zihnimde bir görüntü belirmişti: dar bir ara sokak, loş bir ışık ve karşımdaki bu adamın yüzü. Görüntü birkaç saniye içinde kayboldu. Gözlerimi yeniden açtığımda nefes alışverişim hızlanmıştı. Neydi bu? Onu daha önce nerede görmüştüm? Hatırlamaya çalıştıkça başımdaki ağrı daha da belirginleşiyordu. Luka’nın elimi tuttuğunu hissettim. Parmaklarını parmaklarımın arasına geçirip elimi hafifçe sıktı. Bana bir şey sormadı ama yüzündeki gerginlikten onun da bu karşılaşmadan hoşlanmadığını anlayabiliyordum.

Adam ve kadın sonunda karşımızda durdu. Adamın dudaklarında belli belirsiz, soğuk bir gülümseme vardı. Gözlerini benden ayırmadan konuştu. “Lara, çok değişmişsin. Büyümüşsün.” Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Beni tanıyordu. Üstelik adımı biliyordu. Ama ben onun kim olduğunu hatırlayamıyordum. İçimdeki korkuya rağmen sesimi sabit tutmaya çalıştım. “Siz kimsiniz? Beni nereden tanıyorsunuz?” Adam sorumu duymazdan gelir gibi Luka’ya baktı. Luka’nın elimi daha sıkı tuttuğunu hissettim. Ardından soğuk bir ses tonuyla konuştu. “Karşımıza çıkacak kadar zor duruma mı düştün?”

Kadının dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi. Bakışlarını Luka’ya çevirerek başını hafifçe yana eğdi. “Yok, kurbanlarımızı yakından görmek istedik o yüzden… Yoksa o kadarına düşmedik size.” Söyledikleriyle birlikte içimdeki bütün düşünceler birbirine karıştı. Kurbanlarımız mı? Ne demek istiyordu? Neden böyle konuşuyorlardı? Adamın yüzüne yeniden baktım. Zihnimdeki ara sokak görüntüsü bir anlığına tekrar canlandı ama bu kez hatırlamaya çalıştığım şeyin ne olduğunu bile bilmiyordum.

Luka’nın yüzündeki ifade sertleşti. Bir adım öne çıkacak gibi oldu ama elimi bırakmadı. Kadınla adamın bakışları bir anlığına birbirine kaydı. Aralarında söze dökülmeyen bir anlaşma varmış gibiydi. Ben ise artık sessiz kalamıyordum. Luka’ya döndüm, gözlerimi ondan ayırmadan konuştum. “Luka, artık gerçeği söyle.” Sesim titremişti ama bu kez geri adım atmayacaktım. “Bunlar kim? Beni nereden tanıyorlar? Neden bize kurbanlarıymışız gibi davranıyorlar?”

Luka cevap vermedi. Gözlerini karşısındaki ikiliden ayırmıyordu. Birkaç saniye sonra adam hafifçe güldü. “Demek hâlâ ona hiçbir şey anlatmadın.” Ardından bakışlarını bana çevirdi. “Ne kadar yazık, Lara. Yanında durduğunu sandığın insanın bile sana anlatmadığı şeyler var.”

Luka’nın çenesi gerildi. “Kes sesini.” Adamın gülümsemesi biraz daha belirginleşti. “Neden? Gerçeği duymasından mı korkuyorsun?” İkisine de bakarken kalbimin göğsümden çıkacakmış gibi attığını hissettim. Luka’nın bana söylemediği şeyler olduğunu zaten biliyordum. Fakat ilk defa başka birinin ağzından, bunun yalnızca benim kuruntum olmadığını duyuyordum. Elimi Luka’nın elinden yavaşça çekmeye çalıştım ama parmakları bir an daha elimde kaldı. Sonra bana döndü. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir ifade vardı.

“Lara, şimdi beni dinle,” dedi alçak bir sesle. “Ne söylerlerse söylesinler, benim yanımdan ayrılma.” Ona baktım. Ardından karşımızdaki iki yabancıya döndüm. Adamın yüzü zihnimdeki o karanlık ara sokak görüntüsüyle yeniden birleşti. Başım tekrar ağrımaya başlamıştı. Bir şeyleri hatırlıyordum ama anılarımın arasında kaybolan parçaya bir türlü ulaşamıyordum.

Ve o an anladım ki bu karşılaşma tesadüf değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

77okunma 32beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.