6. bölüm / 27
GÖLGE4.BÖLÜM
Bölümler 27Şu an: 4.BÖLÜM
- 1 GİRİŞ424 kelime
- 2 1.Bölüm435 kelime
- 3 2.Bölüm363 kelime
- 4 3.BÖLÜM445 kelime
- 5 4.BÖLÜM477 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 5.BÖLÜM611 kelime
- 7 6.BÖLÜM622 kelime
- 8 7.BÖLÜM696 kelime
- 9 8.BÖLÜM535 kelime
- 10 9.BÖLÜM1.044 kelime
- 11 10.BÖLÜM1.125 kelime
- 12 11.BÖLÜM1.112 kelime
- 13 12.BÖLÜM503 kelime
- 14 13.Bölüm569 kelime
- 15 14.BÖLÜM521 kelime
- 16 15.BÖLÜM572 kelime
- 17 16.BÖLÜM666 kelime
- 18 17.BÖLÜM558 kelime
- 19 18.BÖLÜM530 kelime
- 20 19.BÖLÜM469 kelime
- 21 20.BÖLÜM538 kelime
- 22 21.BÖLÜM705 kelime
- 23 22.BÖLÜM602 kelime
- 24 23.BÖLÜM875 kelime
- 25 24.BÖLÜM1.018 kelime
- 26 25.BÖLÜM761 kelime
- 27 26.Bölüm384 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tam evden çıkarken içimde kötü bir his hissettim. Ya geri dönemezsem, Ece’nin ölümü bir daha asla aydınlanmazsa. Ayakkabılarımı çıkardım ve evin üst katına çıktım. Ece’nin odasına gittim. Kapıyı çaldım… Onun açmasını bekledim ama açan yoktu. Kapıyı yavaşça açtım. İçeri çok sessizdi o an gözümde Ece ile burada dans ettiğimiz günler canlandı. Gözlerim doldu. Yatağa doğru ilerledim. Her zaman sarılarak uyuduğu peluş ayısını elime aldım. Gözlerimden akan yaşlara sahip çıkamadım. Peluşu geri yatağa bıraktım. Çalışma masasının önüne geldiğimde birlikte çekildiğimiz fotoğrafı aldım elime… o günlere geri dönmek istiyordum. Ama bu imkansızdı.
Fotoğrafı geri yerine bıraktım. Bu odayı asla değiştirmeyecektim. En son Ece nasıl bıraktıyla öyle kalacaktı. Onu çok özlüyordum. Şu an en çok onu ihtiyacım vardı. Ama o yoktu…
Sonunda evden çıkabilmiştim. Cebimden kulaklığımı çıkarttım ve telefonuma bağladım. Duman- Dibine kadar dinlemeye başladım. Bu şarkı beni sakinleştiriyordu. ‘’Kendimi buldum, onu kaybettim’’ şarkıyı mırıldıyarak yürümeye devem ettim.
Bütün yol boyunca aklımda depoda ne olduğunu düşündüm. Ama düşünmenin hiç bir anlamı yoktu. Yarım saat yürüdükten sonra sonunda deponun önüne geldim. Kulaklıklarımı geri yerine koyup cebime koydum. Bir süre soluklandıktan sonra depoya doğru yaklaştım. Çok büyük görünüyordu.
Paslanmış kapının kolunu tuttum. Elime soğuk demir değdi. Derin bir nefes aldım. İçeri girmemem gerektiğini söyleyen bir his vardı ama geri dönersem Ece’nin ölümünü asla aydınlatamayacaktım. Kapıyı yavaşça ittim. Menteşelerden çıkan gıcırtı sessizliği ikiye böldü. Yavaş adımlarla içeri doğru ilerledim. Kalbim göğüsümü parçalayacakmış gibi çarpıyordu. Attığım her adımda nefesin biraz daha daralıyor, geri dönme isteği içimde büyüyordu.
Kapıyı arkamdan yavaşça kapattım. İçerisi beklediğimden daha büyüktü. Pas kokusu nefes almayı zorlaştırıyordu. Tavandan sarkan kablolar hafifçe sallanıyor, rüzgar estikçe birbirlerine çarpıp ince bir metal sesi çıkartıyordu.
Telefonumun fenerini açtım. Işık sadece birkaç metreyi aydınlatıyordu. Her adım attığımda ayaklarımın altındaki cam kırıkları çıtırdıyordu. Sağ tarafta üst üste dizilmiş eski koliler vardı. Sol tarafta ise paslanmış raflar…
Yere baktığımda kan gibi bir sıvı vardı. Ona odaklanmak istemiyordum. Hemen üzerinden atladım ve ileri gitmeye başladım. Sağ tarafıma baktığımda duvarda kocaman, sprey boya ile E17 yazısını gördüm. Doğru yere geldiğimden artık kesin olarak emindim.
Bir anda demir sürükleme sesi gelmişti. Telefonu titreyen elimle sesin geldiği tarafa doğru çevirdim. Fenerin ışığı rafla
rın arasında tek tek dolaştı. Tozdan başka hiçbir şey görünmüyordu. Acaba bu depoda tek miydim? Sanmam.
Tavandaki ışık hafif bir şekilde sallanmaya başladı. Işığı tavana doğru tuttum. Sonra geri önüme tuttum. Bir anda önümden bir şey geçti gibi geldi. Ama halüsinasyon gördüğümü düşündüm.
İleri doğru baktım. Hiçbir şey yoktu o yüzden geri dönmeyi planladım.
Tam geri dönmeyi düşünüyordum ki… Arkamdan tak… diye bir ses geldi. Olduğum yerde kaldım. Nefesimi tuttum. Belki de fareydi… Kendimi buna inandırmaya çalışıyordum. Birkaç saniye geçti. Tak… Tak… bu sefer sesdaha yakındı. Telefonumu titreyen elimle sesin geldiği tarafa çevirdim. Hiçbir şey yoktu. ‘’Sakin ol lara…’’ diye fısıldadım.
Tam arkamı dönecekken telefonumun ışığı bir anlığına söndü. Tekrar yandığında… karşı duvarda bana ait olmayan ikinci bir gölge vardı.
Donup kaldım… Katil cidden bu kadar yakınıma girmiş miydi?
Bölüm etkileşimi
