12. bölüm / 27
GÖLGE10.BÖLÜM
Bölümler 27Şu an: 10.BÖLÜM
- 1 GİRİŞ424 kelime
- 2 1.Bölüm435 kelime
- 3 2.Bölüm363 kelime
- 4 3.BÖLÜM445 kelime
- 5 4.BÖLÜM477 kelime
- 6 5.BÖLÜM611 kelime
- 7 6.BÖLÜM622 kelime
- 8 7.BÖLÜM696 kelime
- 9 8.BÖLÜM535 kelime
- 10 9.BÖLÜM1.044 kelime
- 11 10.BÖLÜM1.125 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 11.BÖLÜM1.112 kelime
- 13 12.BÖLÜM503 kelime
- 14 13.Bölüm569 kelime
- 15 14.BÖLÜM521 kelime
- 16 15.BÖLÜM572 kelime
- 17 16.BÖLÜM666 kelime
- 18 17.BÖLÜM558 kelime
- 19 18.BÖLÜM530 kelime
- 20 19.BÖLÜM469 kelime
- 21 20.BÖLÜM538 kelime
- 22 21.BÖLÜM705 kelime
- 23 22.BÖLÜM602 kelime
- 24 23.BÖLÜM875 kelime
- 25 24.BÖLÜM1.018 kelime
- 26 25.BÖLÜM761 kelime
- 27 26.Bölüm384 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi ilk açtığımda odanın içine süzülen gri bir ışık vardı. Dün gece yaşananların bulanık hatıraları zihnimde dolaşırken, içinmde hafif bir ürperti hissettim. Yatakta bir süre hareketsiz kaldım. Yavaşça kalktım, evin sessizliğinde adımlarım yankılanırken, balkonun kapısına doğru yöneldim. Kapıyı yavaşça açtım, dışarıdaki soğuk hava çıplak tenimle birleştiğinde içimde hafif bir ürperti oluşmuştu. Ellerimi korkuluğa yasladım. Bir süre dışarıdaki sessizliği dinledim. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Bugün her şeyin normal olmasını diledim.
Fakat bu sessizlik uzun sürmemişti, odamın kapısının yavaşça açıldığını duydum. Gözlerimi açıp arkamı yavaşça döndüm, ellerimi yine korkuluğa yasladım ve kapıyı izlemeye başladım. İçeri luka girmişti beni yatakta görmeyince bakışlarını balkona doğru çevirdi, gözleri gözlerim ile buluşmuştu. Hızlı adımlarla dolabıma doğru yöneldi, içinden ilk bulduğu hırkayı aldı ve yanıma doğru gelmeye başladı. ‘’Lara, dışarısı soğuk üşüteceksin kendini.’’ Luka hırkayı omuzlarıma koyarken ben sadece gözlerine bakmaya devam ettim. ‘’İyi misin?’’ Diye sordu bu kez daha sakin bir sesle ‘’dün geceden beri biraz tuhafsın.’’
Kafamı salladım. ‘’İyiyim’’ luka kaşlarını çatmıştı, ellerini omuzlarıma koydu göz göze geldik. Aramızda çok az mesafe vardı biraz daha yaklaşsaydı nefeslerimiz birbirine değecekti. ‘’Lara, ne olursa olsun ben senin yanındayım, bana her şeyi anlatabilirsin.’’ Ellerimi luka’nın omuzlarına koyup biraz geri ittim. Ondan uzaklaştım. ‘’İyiyim ben merak etme sadece biraz canım sıkkın.’’ Bir anda arkamı döndüm. ‘’Her şeyin üst üste gelmesi canımı sıkıyor. Hem haklı değil miyim?’’ Derin bir nefes aldım. ‘’Ece öldü, seninle tanıştım ve beni yakalamak isteyen adamlar var… bunlar bana çok ağır geldi.’’ O an gözlerime hakim olamadım, gözlerimde dolan yaşların akmasına izin verdim.
Luka yavaşça bana yaklaşmaya başladı, bileğimden tutup beni kendine çekti. Kokusu beni ne kadar rahatlatmış olsada yinede gözlerime hakim olamıyordum. Luka elini saçıma götürdü ve saçımı okşamaya başladı. ‘’Merak etme herşey geçecek yakında normal hayatlar yaşayacağız.’’ Bir adım geri gittim. ‘’Buna inanıyor musun cidden?’’ Diye sordum. Luka kaşlarını çattı ‘’tabikide inanıyorum.’’
Luka’nın gözlerinin içine baktım. Bu kadar emin konuşması beni hem rahatlatıyor hem de korkutuyordu. Ya yanılıyorsa? Ya hiçbir şey düzelmeyecekse? Başımı çevirip yeniden dışarıya baktım. “Keşke senin kadar emin olabilseydim,” diye mırıldandım. Luka bir süre sessiz kaldıktan sonra yanıma geldi ve korkuluğa yaslandı. “Her şeyin bir anda düzelmesini beklemiyorum, Lara. Ama en azından artık bunlarla tek başına uğraşmak zorunda değilsin.” Başımı ona çevirdim. Yüzünde her zamanki kendinden emin ifade vardı. Sanki ne olursa olsun bir yolunu bulacakmış gibi görünüyordu. “Peki ya sen?” diye sordum aniden. Kaşlarını hafifçe kaldırarak bana döndü. “Ben ne?” Bakışlarımı gözlerine sabitledim. “Sen de korkuyor musun?” Bu kez hemen cevap vermedi. Gözlerini benden kaçırıp karşıdaki evlere baktı. İlk defa bir soruma cevap vermek için bu kadar uzun süre düşündüğünü görüyordum. “Elbette korkuyorum,” dedi sonunda. “Ama korkmam, hiçbir şey yapmadan bekleyeceğim anlamına gelmiyor.” Söyledikleri içimde bir yerlere dokunmuştu. Ona güvenmek istiyordum ama hayatımda ona güvenmemi sağlayacak kadar çok şey yaşanmamıştı. Yine de yanımdayken kendimi biraz daha güvende hissettiğimi inkâr edemezdim. Belki de beni asıl korkutan şey, bir gün bu güveni de kaybetmekti.Bir süre daha konuşmadan dışarıyı izledik. Soğuk hava tenime dokunurken üzerimdeki hırkayı biraz daha sıkı sardım. Luka bunu fark edince yüzünü bana çevirdi. “İçeri geçsen iyi olacak, daha fazla üşümeni istemiyorum.” Başımı sallayarak kabul ettim ve onunla birlikte odaya girdim. Yatağın kenarına otururken Luka kapının yanında durdu. “Biraz dinlen. Kahvaltı hazır olduğunda sana haber veririm.” Ona teşekkür etmek için başımı kaldırdığımda hâlâ beni izlediğini fark ettim. Sanki söylemek istediği başka bir şey vardı ama kelimeleri bir türlü bulamıyordu. “Luka, bir şey mi oldu?” diye sordum. Başını hafifçe iki yana salladı. “Hayır, sadece iyi olduğundan emin olmak istiyorum.” Dudaklarımda küçük bir gülümseme oluştu. “İyiyim, merak etme.” Bu kez bana inanmış gibi görünmese de üstelemedi. Kapıdan çıkmadan önce son bir kez bana baktı ve ardından odadan ayrıldı.Kapının kapanmasıyla birlikte odanın sessizliği yeniden üzerime çöktü. Yatağa uzanıp tavana baktım ama aklımı susturmak mümkün değildi. Ece’nin yüzü gözlerimin önüne geliyor, ardından dün gece yaşananlar zihnimde yeniden canlanıyordu. Her şey o kadar hızlı değişmişti ki bazen kendi hayatımın içinde değilmişim gibi hissediyordum. Birkaç gün önce sıradan bir hayatım varken şimdi kime güvenebileceğimi bile bilmiyordum. Telefonumu elime alıp ekranı açtım. Ece’nin adını gördüğümde parmaklarım hareketsiz kaldı. Ona anlatacak o kadar çok şeyim vardı ki… Keşke yanımda olsaydı. Keşke bütün bunları birlikte atlatabilseydik. Gözlerim yeniden dolmaya başlayınca telefonu komodinin üzerine bıraktım ve yüzümü yastığa gömdüm. Ağlamak istemiyordum ama bazen insan ne kadar güçlü durmaya çalışırsa çalışsın içindeki acının önüne geçemiyordu.Bir süre sonra yataktan kalkıp banyoya gittim. Aynadaki yansımama baktığımda gözlerimin hâlâ kızarık olduğunu fark ettim. Musluğu açıp yüzümü soğuk suyla yıkadım, ardından havluyla kuruladım. Kendimi toparlamam gerekiyordu. Sürekli geçmişi düşünerek hiçbir şeyi değiştiremezdim. Belki de Luka haklıydı; bir şeylerin düzelmesi için önce yeniden ayağa kalkmam gerekiyordu. Saçlarımı elimle düzelttikten sonra odama döndüm, üzerime daha kalın bir şey giyip kapıyı açtım. Alt kattan hafif konuşma sesleri geliyordu. Muhtemelen Luka çoktan aşağı inmişti. Kahvaltı yapmayı pek istemesem de sabahtan beri hiçbir şey yemediğimi fark edince merdivenlere yöneldim.Merdivenlerden aşağı inerken evin içindeki sessizliği fark ettim. Az önce duyduğum konuşma sesleri kesilmişti. Salona geçtiğimde kimseyi göremedim. Etrafıma bakınıp mutfağa doğru ilerledim. Masanın üzerinde hazırlanmış birkaç tabak vardı ama Luka ortalıkta görünmüyordu. Sandalyelerden birini çekip oturdum ve önümdeki bardağa su doldurdum. Tam bardağı dudaklarıma götüreceğim sırada üst kattan gelen bir sesle irkildim. Sanki ağır bir eşya yere düşmüştü. Bardağı yavaşça masaya bırakarak başımı merdivenlere çevirdim. Birkaç saniye boyunca kıpırdamadan bekledim. Belki de evin eski olmasından kaynaklanan sıradan bir sesti. Kendimi buna inandırmaya çalışırken yukarıdan aynı ses yeniden geldi. Bu kez daha netti ve ardından kısa bir sessizlik çöktü.Sandalyeden kalkıp merdivenlerin başına doğru ilerledim. “Luka?” diye seslendim ama cevap alamadım. Belki de beni duymamıştı. Bir an yukarı çıkıp sesin kaynağına bakmayı düşündüm fakat sonra vazgeçtim. Evde yalnız olup olmadığımı bile bilmiyordum ve bu düşünce içimde tuhaf bir huzursuzluk oluşturmuştu. Tam geri dönüp Luka’yı aramaya karar vermiştim ki arkamdan ayak sesleri duydum. Hızla döndüğümde Luka’nın salona girdiğini gördüm. Yüzüme baktıktan sonra merdivenlere çevirdi gözlerini. “Ne oldu?” diye sordu. Elimle yukarıyı işaret ettim. “Üst kattan bir ses geldi. İki kere duydum.” Luka’nın yüzündeki ifade bir anda değişti. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden merdivenlere baktı, ardından yeniden bana döndü. “Emin misin?” Başımı salladım. “Evet, sanki bir şey yere düştü.” Luka kısa bir nefes verdi ve yanıma geldi. “Burada bekle,” dediğinde kaşlarımı çattım. “Neden? Ben de seninle geleceğim.” İtiraz edeceğini düşünmüştüm ama yüzüme baktıktan sonra yalnızca başını salladı.Birlikte merdivenlere yöneldik. Luka önden çıkarken ben birkaç adım gerisinden ilerliyordum. Üst kata yaklaştıkça evin sessizliği daha da belirginleşiyordu. Koridora çıktığımızda Luka durup etrafı dinledi. Kapalı odalara tek tek baktıktan sonra sesin nereden geldiğini anlamaya çalışır gibi birkaç adım ilerledi. Ben de peşinden yürüdüm. “Sence ne olabilir?” diye fısıldadım. Luka cevap vermeden önce koridorun sonundaki kapıya baktı. “Bilmiyorum,” dedi alçak bir sesle. “Öğrenmenin tek bir yolu var.” Ardından kapıya doğru ilerledi. Ben de kalbimin hızla çarptığını hissederek onu takip ettim. Luka elini kapı koluna uzatırken ikimiz de bir süre hareketsiz kaldık. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu. Sonunda Luka kapıyı yavaşça açmaya başladı.
Bölüm etkileşimi
