31. bölüm · DENİZ'İN RÜZGARI
31. Bölüm 𑁍
Dere kenarındaki piknik masası birbirinden güzel yemeklerle dolmuştu. Mangalın üzerinde pişen köftelerin kokusu bütün ormana yayılıyor, derenin serin esintisi sıcak yaz gününü daha da keyifli hâle getiriyordu.
Herkes tabağını doldurmuş, neşeyle sohbet ederek yemeğini yiyordu.
Lale, tabağındaki patateslerden birini ağzına attıktan sonra annesine döndü.
"Anne, bana köfteyi uzatır mısın?" dedi.
Sevcan Hanım gülümseyerek köfte tabağını kızına uzattı.
"Al kızım."
Lale teşekkür edip tabağı önüne aldı.
Mustafa Bey köfteden bir lokma aldıktan sonra memnuniyetle başını salladı.
"Vallahi çok güzel olmuş. Eline sağlık Deniz."
Deniz gülümseyerek karşılık verdi.
"Afiyet olsun Mustafa Amca."
Selinay bardağını havaya kaldırdı.
"Anne, bana biraz kola doldurur musun?"
Aylin Hanım elini uzattı.
"Ver bakalım bardağını."
Mustafa Bey konuşmaya başladı.
"Ee Murat, bahsettiğin şu arsayı sattın mı?"
Murat Bey başını iki yana salladı.
"Yok be devrem. Daha satmadım. Verdikleri fiyat çok düşük. O kadar düşük değil o arsanın değeri."
Mustafa Bey anlayışla başını salladı.
"Haklısın. Beklemek daha mantıklı."
Tam o sırada Sevcan Hanım kaşlarını kaldırdı.
"Ya ama böyle güzel bir sofrada da iş konuşmayın artık."
Aylin Hanım gülerek eşine döndü.
"Ay evet! Yeter bu kadar."
Sonra elini uzattı.
"Kocam, bana şu karpuz tabağını uzatsana."
Murat Bey tabağı eşine doğru uzatırken gülümsedi.
"Al bakalım karıcığım."
Aylin Hanım teşekkür edip tabağı önüne aldı. Birkaç saniye sonra bakışlarını Lale'ye çevirdi.
"Ee kızım..." dedi merakla. "Senin planların ne? Okulu bitirdikten sonra ne yapmayı düşünüyorsun?"
Lale ağzındaki lokmayı yutup peçeteyle dudaklarını sildi.
"Aylin Teyze, okul bittikten sonra babamın bana bir sözü var." dedi gülümseyerek.
Mustafa Bey gururla kızına baktı.
"İstediğim yerde bana bir dükkân açacak. Biliyorsunuz, moda tasarımı okuyorum. Kendi tasarladığım kıyafetleri satmak istiyorum. İnsanların giyerken mutlu olacağı şeyler üretmek en büyük hayalim. Üstünde benim imzamın olduğu kıyafetler."
Bir an durup gülümsedi.
"Hatta okulda Gül diye çok sevdiğim bir arkadaşım var. O da gerçekten çok yetenekli. Eğer o da isterse, onunla ortak bir butik açmayı çok isterim."
Sevcan Hanım kızına gururla bakarken Mustafa Bey'in yüzünde de belli belirsiz bir tebessüm oluştu.
"İnşallah gönlüne göre olur kızım." dedi.
Murat Bey de gülümseyerek başını salladı.
"İnşallah."
Sonra hafifçe öne eğilip merakla sordu.
"Peki... evlilik düşünmüyor musun?"
Bu soru üzerine masadaki sohbet bir anda yavaşladı.
Mustafa Bey'in başı ağır ağır Murat Bey'e döndü.
Elindeki çatalı tabağa bıraktı.
Kaşlarından biri havaya kalkmıştı.
"Devrem..." dedi, gözlerini kısarak.
"Sen bu soruyu neden sordun bakalım?"
Murat Bey, elindeki çatalı tabağına bırakıp Mustafa Bey'e gülümseyerek baktı.
"Elinde sonunda kızın evlenecek yani, Mustafa. Hiç öyle yapma." dedi.
Mustafa Bey tam cevap verecekken
Deniz araya girdi.
"Baba, sen niye sürekli Mustafa Amca'yla uğraşıyorsun?" dedi gülerek. "Rahat bıraksana adamı."
Masadakiler gülmeye başladı.
Murat Bey oğluna dönüp kaşlarını kaldırdı.
"Sen karışma, Deniz Efendi!" dedi. "Biraz zeki biri olsaydın, bize istediğimiz haberi çoktan vermiştin bile."
Deniz şaşkınlıkla babasına baktı.
"Hangi haberi Baba?"
Selinay, önündeki tabağıyla uğraşırken istemsizce kıkırdadı.
"İstedikleri haber de..." dedi umursamaz bir tavırla. "...Lale'yle abimin sevgili olmaları."
Söz ağzından çıkar çıkmaz masaya derin bir sessizlik çöktü.
Bir anda herkesin gözleri Selinay'a çevrildi.
Selinay yavaşça başını kaldırdı.
Masadaki altı çift gözün kendisine baktığını görünce boğazı düğümlendi.
Yavaşça yutkundu.
"Ben?" dedi çekinerek.
"Onu dışımdan mı söyledim ya?"
Bu söz üzerine Murat Bey kahkahasını zor tutarken, Aylin Hanım elini ağzına götürüp gülmesini bastırmaya çalıştı.
Deniz ile Lale ise aynı anda Selinay'a döndüler.
"Selinay!" dedi Lale, sinirle.
Deniz de kaşlarını çatarak kardeşine baktı.
"Saçma saçma konuşma selinay!"
Mustafa Bey ise neredeyse yerinden fırlayacaktı.
"Ne sevgilisi ya?" dedi yüksek sesle.
"Hayır! Öyle bir şey yok!"
Sonra korumacı bir tavırla Lale'ye baktı.
"Benim kızım daha okulunu bitirecek."
Murat Bey sırıtarak arkadaşını dürttü.
"Tamam, tamam... Bir şey demedik daha. Okusun okulunu"
"Demeyin zaten." diye homurdandı Mustafa Bey.
"Önce okulunu bitirecek, mesleğini eline alacak... Ondan sonrası Allah kerim."
Masadakiler tekrar gülmeye başladı
𓁿⋆
Yemekler bitmiş, masa yavaş yavaş toplanmaya başlamıştı. Derenin şırıltısı eşliğinde herkes çayını yudumluyor, serin esen rüzgâr sıcak havayı unutturuyordu.
Deniz ayağa kalkıp bagaja koyduğu futbol topunu çıkardı. Ve ayağında sektirmeye başladı.
"Selinay hadi Futbol oynayalım."
Selinay yüzünü buruşturdu.
"Ya abi, hayır! Futbol oynamayacağız. Ben de kaleye geçmeyeceğim yine!"
Deniz kahkaha attı.
"Ohoo, Selinay! Yoksa saklambaç mı oynamak istiyorsun? Ben seni yirmi iki yaşında sanıyordum."
Selinay gözlerini devirdi.
"Ya abi!" dedi gülerek. "Saklambaç değil ama... Yakan top falan oynayalım. Hatta annemler de katılsın."
Lale heyecanla ayağa kalktı.
"Ay evet! Çok eğlenceli olur."
Tam o sırada dere kenarından Mustafa Bey'in sesi duyuldu.
"Çocuklar! Gelin bakalım. Önce hatıra fotoğrafı çektireceğiz."
Herkes masanın önünde toplandı.
Deniz telefonunu masanın üzerine yaslayıp zamanlayıcıyı ayarladı.
"On saniye..." dedi.
Koşarak grubun yanına geçti.
Mustafa Bey ile Murat Bey en arkada dururken, Aylin Hanım ve Sevcan Hanım ön tarafta yerlerini aldı. Selinay, Lale'nin koluna girerken Deniz de istemsizce Lale'nin yanında durdu.
"Üç..."
"İki..."
"Bir..."
Çıt!
Ardından telefon birkaç kare daha çekti.
Bu kez herkes kahkahalar atıyor, poz vermeyi bırakıp doğal hâlleriyle gülümsüyordu.
Murat Bey telefonu eline alıp fotoğraflara göz attı.
"Çok güzel çıkmış."
Sonra telefonu Deniz'e uzattı.
"Oğlum, bize bir WhatsApp grubu aç da fotoğrafları oraya at."
Deniz kısa bir an itiraz edecek gibi oldu ama sonra.
"Tamam baba." dedi kısa bir şekilde.
O sırada Selinay bir şey hatırlamış gibi Deniz'e döndü.
"Abi..." dedi.
"Sena beni az önce aradı bu arada."
Deniz'in yüzündeki ifade anında değişti.
"Ne dedi?"
"Telefonlarının kapalı olduğunu söyledi. Seni arıyormuş. O abine söyle beni arasın dedi."
Bir anda herkesin bakışları Deniz'e çevrildi.
Deniz'in eli, istemsizce cebindeki telefona gitti.
Mesajı hatırlayınca çenesi hafifçe kasıldı.
Artık Sena'nın söyleyeceği hiçbir şeye eskisi gibi inanabilecek durumda değildi. İçinde büyüyen öfke, nefreti yüzüne yansımamaya çalışsa da gözlerindeki sertlik bunu ele veriyordu.
"Eve gittiğim de ilk işim ondan ayrılmak olacak." Diye geçirdi içinden.
"Ararım ben sonra onu abicim." Dedi Deniz.
Deniz, telefonunu eline alıp kısa sürede bir WhatsApp grubu kurdu. Tek tek herkesi gruba ekledi.
"Tamam." dedi. "Herkes grupta."
Mustafa Bey merakla telefona baktı.
"Ee..." dedi. "Bu grubun adı yok. Güzel bir isim bulalım."
Murat Bey'in yüzünde yaramaz bir gülümseme belirdi. Göz kırparak arkadaşına döndü.
"Dünürler nasıl?" dedi.
Mustafa Bey'in sinirli bakışları Murat beyde kaldı.
"Murat..." dedi dişlerini sıkarak.
Sonra gülmesini zor tutan arkadaşına bakıp,
"Sıçarım ama ben bu işin içine!" diye çıkıştı.
Murat Bey kahkahasını tutamayıp öne doğru eğildi.
"Sadece bir öneri" dedi gülerek.
Masadaki herkes gülmeye başladı.
Deniz ile Lale ise sanki hiçbir şey duymamış gibi davranıyordu.
Lale telefonuyla ilgileniyor,
Deniz de kurduğu grubun ayarlarını düzenliyordu. İkisi de büyüklerin yaptığı imaları duymazdan gelmeyi tercih etmişti.
Sevcan Hanım gülümseyerek Mustafa Bey'in omzuna hafifçe vurdu.
"Ne kadar ayıp, Mustafa." dedi. "Böyle mi çocuklarımıza örnek oluyorsun?"
Mustafa Bey iki elini havaya kaldırdı.
"Sevcan, Allah aşkına sen de görmüyor musun?" dedi. "Adam sabahtan beri benim sabrımla oynuyor."
Murat Bey hâlâ gülüyordu.
"Canım sıkılıyor biraz da seni kızdırıyorum."
"Hiç komik değil Devrem!."
"Bence çok komik."
Aylin Hanım başını iki yana sallayıp kahkaha attı.
"Siz ikiniz var ya..." dedi. "ilkokul öğrencisi gibisiniz."
Bu sözün ardından kahkahalar bir kez daha yükseldi.
"Lale ve Deniz'in küçüklüğü işte!" Dedi Sevcan hanım gülerek.
Herkes çayını yudumlarken Deniz, çekilen fotoğrafları tek tek WhatsApp grubuna göndermeye başladı.
Telefonundan gelen bildirim sesleri peş peşe duyuluyordu.
Aylin Hanım bir anda aklına bir şey gelmiş gibi heyecanla telefonuna uzandı.
"Aa! Lale ile Deniz'in küçüklüğü demişken..." dedi gülümseyerek. "Benim telefonumda onların küçükken çektiğim bir sürü fotoğrafı var. Gruba atayım da herkes baksın."
Murat Bey gülerek başını salladı.
"Benim bilgisayarda da dünya kadar var. Akşam eve gidince onları da atarım."
Selinay telefonuna bakıp gülmeye başladı.
"Baba..." dedi. "Grubumuzun adı hâlâ yok."
Murat Bey'in gözleri yine Mustafa Bey'e kaydı. Yüzünde yaramaz bir sırıtış belirdi.
"Şey olsun..." dedi düşünüyormuş gibi yaparak. "Mustafa'dan Onay Bekleniyor."
Masadakiler daha gülmeye fırsat bulamadan devam etti.
"Yok yok... Mustafa İzin Vermiyor daha güzel."
Bir anda kahkahalar patladı.
Deniz eliyle alnını tuttu.
"Ya baba..." dedi gülerek.
Mustafa Bey hiç düşünmeden cevap verdi.
"Yazın bakalım! Çünkü Mustafa asla izin vermeyecek."
Bu söz üzerine kahkahalar daha da arttı.
Murat Bey, Mustafa Bey'e dönüp omzuna hafifçe vurdu.
"Allah korusun devrem." dedi gülerek. "Öyle deme."
Selinay telefonu eline alıp grubu düzenlemeye başladı.
"Bence en iyisi..." dedi.
"Rafadan Tayfa."
"Olur!" dedi Lale gülümseyerek.
Selinay grubun adını Rafadan Tayfa olarak değiştirdi.
Birkaç saniye sonra herkesin telefonuna yeni grup adı bildirim olarak düştü.
Lale, telefondaki aile grubunda paylaşılan eski fotoğraflara dalıp gitti.
Parmağıyla ekranı yavaşça aşağı kaydırırken çocukluk kareleri birbiri ardına karşısına çıkıyordu.
Küçük Lale'nin neredeyse her fotoğrafta kocaman gülümsediğini görünce içi burkuldu.
"Demek eskiden daha çok gülüyormuşum..." diye geçirdi içinden.
Telefonu kapatıp başını kaldırdı.
Dere kenarında kahkahalar yükseliyordu.
❅
"Yandın! Çık oyundan!" diye seslendi Deniz.
Selinay hemen itiraz etti.
"Hayır! Bana ne! Sen hile yapıyorsun!" Dedi.
Deniz başını iki yana sallayıp.
"Mızmızlığı bırak, Selinay."
Sonra topu eline alıp gülümseyerek ekledi:
"Adam ol, sözünün arkasında dur." Dedi.
Lale istemsizce gülmeye başladı.
İkiliyi izlemek gerçekten eğlenceliydi.
"Annemlerle babamlar oyundan erken yoruldu." dedi Lale. "O yüzden gidip gölgede oturdular."
Selinay hemen söze karıştı.
"Zaten abimle oyun oynanmaz, Lale. Çok hırslıdır."
Deniz elindeki topu yere vurup sektirmeye başladı.
"Hadi." dedi Selinay.
"Çektiğimiz fotoğrafları paylaşalım."
Etrafına göz gezdirdi.
"Ama burada internet çekmiyor."
Arabaları işaret etti.
"Orada çekiyor."
Bunu söyleyip koşarak araçların bulunduğu tarafa gitti.
Lale de telefonunu eline aldı.
Sonra Deniz'e döndü.
"Ben de fotoğrafları paylaşacağım. seni etiketleyebilir miyim?"
Deniz başını salladı.
"Tabii."
Lale hafifçe kaşlarını kaldırdı.
"Ne bileyim..." dedi alaycı bir gülümsemeyle.
"Sevgilin bu sefer burayı da basar diye korkuyorum."
Deniz derin bir nefes aldı.
"Lale..."
Sesinde hafif bir uyarı vardı.
Lale ise yalnızca gülümsedi.
Hiçbir şey söylemeden arkasını döndü.
Telefonunu elinde sallayarak Selinay'ın yanına doğru yürüdü.
