13. bölüm / 36
DENİZ'İN RÜZGARI13. Bölüm 𑁍
Bölümler 36Şu an: 13. Bölüm 𑁍
- 1 1. Bölüm 𑁍1.511 kelime
- 2 2. BÖLÜM 𑁍1.357 kelime
- 3 3. Bölüm 𑁍1.373 kelime
- 4 4. Bölüm 𑁍1.042 kelime
- 5 5. Bölüm 𑁍1.078 kelime
- 6 6. Bölüm 𑁍1.019 kelime
- 7 7. Bölüm 𑁍1.452 kelime
- 8 8. Bölüm 𑁍1.361 kelime
- 9 9. Bölüm 𑁍1.353 kelime
- 10 10. Bölüm 𑁍1.255 kelime
- 11 11. Bölüm 𑁍1.079 kelime
- 12 12. Bölüm 𑁍1.651 kelime
- 13 13. Bölüm 𑁍1.212 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14. Bölüm 𑁍1.088 kelime
- 15 15. Bölüm 𑁍1.230 kelime
- 16 16. Bölüm 𑁍1.272 kelime
- 17 17. Bölüm 𑁍1.157 kelime
- 18 18. Bölüm 𑁍1.186 kelime
- 19 19. Bölüm 𑁍1.170 kelime
- 20 20. Bölüm 𑁍1.204 kelime
- 21 21. Bölüm 𑁍1.521 kelime
- 22 22. Bölüm 𑁍1.140 kelime
- 23 23. Bölüm 𑁍1.329 kelime
- 24 24. Bölüm 𑁍1.212 kelime
- 25 25. Bölüm 𑁍1.255 kelime
- 26 26. Bölüm 𑁍1.378 kelime
- 27 27. Bölüm 𑁍1.263 kelime
- 28 28. Bölüm 𑁍1.553 kelime
- 29 29. Bölüm 𑁍1.530 kelime
- 30 30. Bölüm 𑁍1.416 kelime
- 31 31. Bölüm 𑁍1.523 kelime
- 32 32. Bölüm 𑁍1.418 kelime
- 33 33. Bölüm 𑁍1.305 kelime
- 34 34. Bölüm 𑁍1.345 kelime
- 35 35. Bölüm 𑁍1.168 kelime
- 36 36. Bölüm 𑁍1.473 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapının açılmasıyla göz göze geldiler.
Birkaç saniyelik sessizlikte ne Gül ne de Umut konuşabildi. Umut'un bakışları istemsizce Gül'ün üzerinde kaldı. Her zamankinden daha özenliydi Gül.
Gül ise utancından nereye bakacağını bilemiyordu.
Deniz sessizliği bozdu. Spor çantasını girişteki dolaba bıraktıktan sonra Gül'e döndü.
"Hoş geldin, Gül."
Gül konuşacak gibi oldu ama heyecandan sesi çıkmadı. Tam o sırada Lale'nin ona gizlice kaş göz yaptığını gördü.
Derin bir nefes aldı.
"Hoş bulduk, Deniz." dedi gülümseyerek. Sonra bakışlarını Umut'a çevirdi.
"Sen de hoş geldin, Umut."
Umut hâlâ ona bakıyordu.
Tam o sırada Lale'nin neşeli sesi salonda yankılandı.
"Hoş geldiniz!"
Umut irkilip düşüncelerinden sıyrıldı.
"Hoş bulduk, Lale." diyerek salondaki koltuğa geçti.
Gül de karşısındaki tekli koltuğa oturdu. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştiriyor, heyecanını belli etmemeye çalışıyordu.
Lale mutfağa yönelirken gülümseyerek sordu:
"Limonata? Soğuk bir şey içer misin Umut?"
"Aslında çok iyi olur, Lale. Ben limonata alayım, zahmet olmazsa."
"Tabii."
Lale bu kez Gül'e döndü.
"Sen ne istersin aşkım? Kahve mi, soğuk çay mı?"
"Bana da soğuk çay olur. Zahmet olmazsa."
"Olur."
Deniz de mutfağa geçip buzdolabını açtı. Bir şişe su çıkarıp kapağını açarken göz ucuyla Lale'ye baktı.
Lale de tezgâhın önünde bardakları hazırlıyordu.
Deniz'in bakışlarını hissedince kaşlarını çattı.
"Ne var?"
Deniz birkaç adım yaklaşıp alçak sesle konuştu.
"Benim de misafirim geldi. Senin bu yaptığın ayıp değil mi?"
Lale anlam veremeyerek ona döndü.
"Ne diyorsun sen? Ne ayıbı?"
Deniz derin bir nefes aldı.
"Bak, ağzımı açtıracaksın şimdi."
Sinirle su şişesini dolaba geri koyup kapağını sertçe kapattı.
Lale de onun önüne geçti.
"Açık konuş o zaman."
Deniz kısa bir an salona baktı. Gül ile Umut televizyona bakıyor gibi görünseler de mutfaktaki sessiz tartışmanın farkındaydılar.
Deniz tekrar Lale'ye döndü.
"Bildiğin sütyen ile geziyorsun evde, arkadaşım varken. Söyleyeceğim buydu."
Lale gözlerini devirdi.
"Bu sütyen değil, salak! Crop evet, biraz kısa. Ama hava sıcak. Ne yapayım?"
Deniz başını iki yana salladı.
"Bence benim boxer'la Gül'ün karşısına çıkmamla aynı şey, senin bu yaptığın."
Sözlerini bitirir bitirmez sinirlw Umut'un yanına oturdu.
Lale birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Siniri yüzünden okunuyordu.
Hazırladığı limonatayı ve soğuk çayı orta sehpanın üzerine biraz sertçe bıraktı.
"Afiyet olsun."
Ardından tek kelime etmeden odasına geçti.
Dolabından beyaz, bol bir tişört çıkarıp hızla üzerine geçirdi.
Aynaya bakarken dişlerini sıktı.
"Salak çocuk..." diye söylendi kendi kendine.
Derin bir nefes aldıktan sonra sakinleşmeye çalıştı ve yeniden salona dönmek için kapıya yöneldi.
Salona geçtiklerinde Gül, kaşlarını hafifçe çatarak Laleye döndü.
"Bir şey mi oldu?" diye sordu, merakla.
Lale, başını yavaşça iki yana salladı.
"Yok, bir şey yok," dedi ve Gül'ün yanına oturup derin bir nefes aldı.
Tam o sırada cebindeki telefon çalmaya başladı.
Ekranda annesinin adını görünce gülümseyerek aramayı açtı.
"Efendim, anne."
Karşı taraftan gelen sevgi dolu sözler üzerine yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
"Ben de seni çok özledim."
Kısa bir sessizliğin ardından konuşmaya devam etti.
"Evet, arkadaş edindim. Adı Gül, şu an yanımda. Bak, sana selamı var... Ne? Evet, Deniz de burada. Tamam, ona veriyorum."
Lale gözlerini devirerek telefonu Deniz'e uzattı.
Deniz telefonu aldı.
"Efendim, Sevcan ablam!" dedi neşeyle.
Telefondan gelen sesle yüzündeki tebessüm genişledi.
"Nasılsın oğlum? Lale senin canını sıkıyor mu?"
Deniz, şeytanca sırıtıp Lale'ye yan gözle baktı.
"Yani biraz sıkıyor, abla. Ama benden küçük olmasına veriyoum. Sonuçta abilik yapıyoruz."
Bu sözleri duyan Umut ve Gül kahkahalarını bastırabilmek için ellerini ağızlarına götürdüler.
Lale ise yumruklarını sıkarak hızla Deniz'in yanına oturdu. ona sertçe "Sus." der gibi işaret yaptı.
Telefondaki Sevcan Hanım iç çekti.
"Ah Lale, ah... Oğlum, benim kızımı bilirsin. Çok konuşur, insanın başını şişirir. Sen onu takma. Bir de Mustafa abin özellikle söyle dedi; Lale senden habersiz dışarı çıkmasın. Yabancı şehir, sonra kaybolur falan."
Deniz'in yüzündeki muzip ifade daha da belirginleşti.
"Tabii, tabii Sevcan abla. Bundan sonra habersiz hiçbir yere çıkamaz."
"Tamam oğlum, hadi görüşürüz."
Telefon kapandıktan sonra Deniz, zafer kazanmış gibi Lale'ye döndü.
"Duydun mu, bücür?"
Lale burnunu kıvırdı.
"Hayır, duymadım!" diyerek telefonu hızla onun elinden çekip yerine oturdu.
Deniz kollarını göğsünde birleştirip ciddi görünmeye çalıştı.
"Bundan sonra bana yani abone soracaksın her şeyi. Dışarı çıkarken de benden izin alacaksın."
Umut artık kendini tutamadı ve kahkahaya boğuldu.
"Abi, bıraksana kızı!" dedi gülerek.
Lale sinirle yerinden doğruldu.
"Başlatma şimdi abiliğine! Sadece altı ay büyüksün benden. Ayrıca saçmalama! Asla senden izin alıp bir yere çıkmayacağım."
Deniz omuz silkerek sırıttı. Lale'nin sinirlenmesi onu daha da eğlendiriyordu.
Gül, ikisinin atışmasını gülümseyerek izledikten sonra ayağa kalktı.
"Sizin kavgaya ortak olmayı gerçekten çok isterdim ama eve gitmem gerekiyor. Babam mesaj atmış bile, 'Neredesin?' diye."
Lale de ayağa kalktı. Camdan dışarı baktığında sokak lambalarının çoktan yandığını fark etti. Yüzünde hafif muzip bir gülümsemeyle Gül'e döndü.
"E hava da karardı. Sen şimdi eve nasıl gideceksin?"
O sırada Umut da yerinden kalktı.
"Ben de zaten çıkıyordum. İstersen seni bırakırım."
Lale, Gül'e dönüp onaylar şekilde başını salladı.
Gül kısa bir an düşündükten sonra gülümsedi.
"Tamam, olur. Teşekkür ederim."
Lale, Gül'e yaklaşarak kulağına alçak sesle fısıldadı:
"Sıkıntı yok, kıyafetleri sonra verirsin."
Gül de hafifçe gülümseyip başını salladı. Ardından Umut'la birlikte kapıya yönelirken Lale ve Deniz'in atışmaları kaldığı yerden devam etti.
Kapı kapanır kapanmaz evin içine kısa bir sessizlik çöktü. Gül ile Umut'un ayak sesleri koridorda yankılanarak yavaş yavaş uzaklaştı.
Deniz, koltuğa kendini bırakıp rahatça yayıldı. Açlıktan karnı guruldayınca elini midesine koyup abartılı bir ifadeyle Lale'ye baktı.
"Abin acıktı! Hadi yemek yap! Dün yaptığın makarnadan istiyorum. Bencillik yapıp koskoca tencereyi tek başına yedin!" dedi.
Lale kaşlarını çatıp sertçe ona döndü.
"Sikerim şimdi abimi! Bak, çıldırtma beni! Bokunu da çıkarma istersen, Deniz! Asla senin dediklerin olmayacak!" diye çıkıştı.
Deniz şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı bu küfürü duymayı hiç beklemiyordu. ardından alaycı bir gülümseme yerleşti yüzüne.
"Vay vay... Terbiyesiz, küfür de öğrenmiş bücür." dedi başını iki yana sallayarak. "İyi o zaman, ben de bir Sevcan ablamı arayayım."
Tam cebinden telefonunu çıkaracağı sırada telefonu çalmaya başladı.
Lale bunu fark edince küçümseyen bir ifadeyle kollarını bağladı.
"Sahibin mi arıyor? Yani Sena."
Deniz gözlerini devirip telefonu açtı.
"Sen bekle, Lale..."
Ardından telefonu kulağına götürdü.
"Efendim, anne... İyiyiz ya. Evet, o da burada yanımda... Tamam, veriyorum."
Telefonu isteksizce uzatırken yüzündeki sinir açıkça okunuyordu.
Lale ise sırıtarak telefonu aldı.
"Efendim, Aylin ablam."
Karşı taraftan gelen sıcak ses, Lale'nin yüzündeki ifadeyi yumuşattı.
"Nasılsın kızım? Ne yapıyorsun? Deniz canını sıkmıyor, değil mi?"
Lale, Deniz'e yan gözle bakıp derin bir iç çekti.
"Aylin abla, ben gerçekten ona karşı sabretmeye çalışıyorum. Ama çok zor."
Deniz, dişlerini sıkarak Lale'ye öyle bir baktı ki, sanki telefonu kapattığı an intikam alacaktı.
Aylin Hanım hafifçe gülerek konuşmaya devam etti.
"Ah kızım, ah... Vallahi zor biri. Aynı babası. Onu biraz dizginlemek lazım. Sana güveniyorum. Bir de şu alkol zıkkımını eve sokarsa beni hemen ara. Ben ona ne yapacağımı çok iyi biliyorum."
Lale gülümseyerek başını salladı.
"Sen hiç merak etme, abla."
Aylin Hanım bir an duraksadıktan sonra yeniden konuştu.
"Selinay'ın da sana selamı var, kızım. Şu an sınavına çalışıyor. O yüzden telefonu ondan aldım. Sonra benim telefonumdan ararsın onu."
Lale'nin yüzüne içten bir tebessüm yayıldı.
"Aleyküm selam, abla. O sınavı kesin kazanır. Ona güveniyorum. Abisi gibi değil."
Aylin hanım güldü ve telefon kapandı.
Sözlerinin sonunu özellikle vurgulayınca Deniz'in sabrı taştı.
Hiç düşünmeden yanındaki koltuk yastığını kaptığı gibi Lale'ye doğru fırlattı.
Yastık Lale'nin omzuna çarpıp kucağına düştü. Lale kendini tutamayarak yastığı eline aldı ve meydan okurcasına Deniz'e baktı.
"Ne oldu? Gerçekler ağır mı geldi?" dedi muzip bir gülümsemeyle.
Deniz homurdanıp arkasını koltuğa yasladı.
"Eğer bir daha bana emir verirsen bende gidip Sena ya bulaşırım anladın mı?" Dedi Lale.
"Sen var ya işte bu kadar kötü bir kızsın Lale!" Dedi Deniz sinirle ve odasına geçti.
Bölüm etkileşimi
