7. bölüm / 41
Çekiliş Aşkı | 🇮🇹🇹🇷7. Bölüm
Bölümler 41Şu an: 7. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.019 kelime
- 2 2. bölüm1.427 kelime
- 3 3. Bölüm1.313 kelime
- 4 4. Bölüm2.587 kelime
- 5 5. Bölüm1.554 kelime
- 6 6. Bölüm1.310 kelime
- 7 7. Bölüm1.088 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8. Bölüm1.457 kelime
- 9 9. Bölüm1.907 kelime
- 10 10. Bölüm1.270 kelime
- 11 11. Bölüm1.821 kelime
- 12 12. Bölüm1.220 kelime
- 13 13. Bölüm1.249 kelime
- 14 14. Bölüm1.436 kelime
- 15 15. Bölüm1.312 kelime
- 16 16. Bölüm1.054 kelime
- 17 17. Bölüm2.402 kelime
- 18 18. Bölüm1.210 kelime
- 19 19. Bölüm1.002 kelime
- 20 20. Bölüm1.263 kelime
- 21 21. Bölüm1.081 kelime
- 22 22. Bölüm2.042 kelime
- 23 23. Bölüm2.795 kelime
- 24 24. Bölüm2.099 kelime
- 25 25. Bölüm2.168 kelime
- 26 26. Bölüm2.642 kelime
- 27 27. Bölüm2.427 kelime
- 28 28. Bölüm2.582 kelime
- 29 29. Bölüm2.577 kelime
- 30 30. Bölüm2.317 kelime
- 31 31. Bölüm2.509 kelime
- 32 32. Bölüm2.155 kelime
- 33 33. Bölüm2.052 kelime
- 34 34. Bölüm2.174 kelime
- 35 35. Bölüm2.613 kelime
- 36 36. Bölüm2.229 kelime
- 37 37. Bölüm2.164 kelime
- 38 38. Bölüm2.040 kelime
- 39 39. Bölüm2.476 kelime
- 40 40. bölüm3.496 kelime
- 41 41. Bölüm887 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkasına bakmadan yürümeye devam ettiği için koşar adımlarla arkasından takip ettim. Hiç düşünmeden ıslak kıyafetlerle araba koltuğuna oturduğunu görünce içim biraz cız etti. Babamdan kalma bir huydu, arabalarını her zaman çok sevmişti. Bu yüzden arabasına bırakın ıslak kıyafetlerle oturmayı, içecek sokmaya bile izin vermiyordu.
Maziyi düşünürken bir yandan da arabaya binmiştim. Rüzgar bedenime çarpıyordu, kıyafetim ıslak olduğu için üşümeye başlamıştım. Kollarımı bedenime dolayıp üşümeyi engellemeye çalıştım. Bedenim hafiften titremeye başladığını hisettim. Sandro'nun bakışlarını bir an üzerimde hissettiğimde bende ona göz ucuyla baktım.
"Üşüyorsun." Mırıldandığını duyduğumda doğru mu yanlış mı duyduğumu pek idrak edemedim. Üstüme gölge düşünce havaya baktım ve tentenin kapandığını gördüm. Sandro'ya baktığımda hafif bir gülümsemeyle bana baktığını gördüm.
"Teşekkür ederim." dedim, minnet dolu bir ifadeyle ona bakarken. Sanki az önce beni denize fırlatan o değilmiş gibi. Aynı gülümsemeyle karşılık verip camdan dışarıyı seyretmeye devam ettim. Az önce hız yapan ve benim korkumla eğlenen Sandro ile şuanki Sandro arasında çok fark vardı. Bu durum kafamı çok karıştırıyordu, benden nefret ediyor mu yoksa etmiyor mu?
Bu şekilde düşüncelere dalmış haldeyken yoldan geçen arabaları seyrettim.
"Bu işte olmayı sen mi istedin?" Diye sordum merakla.Bi an cevap vermesini bekledim ama cevap vermedi. Yine.
Yolun geri kalanında da sessizlik hakim oldu. Tekrardan sorardım ama eğer yine cevapsız bırakırsa sinirleneceğimi bildiğimden sormamayı tercih ettim.
Kısa süre sonra da araba yavaşladı, bir köşe bulduğunda o yöne direksiyonu kırıp park etti ve durdu. Arabadan indikten sonra kendi kapımı açmaya fırsat vermeden kapımın önüne geldi. Kapıyı açtığında şaşkın bakışlarımı görünce sırıtarak dışarıyı işaret etti.
"Yine arabayı çalıp gitme diye seni ben indiriyorum, hadi prenses gidelim." Geri çekildiğinde arabadan inip etrafa baktım, yine bir şey söylemeden yürümeye başlamıştı. Arkasından hızla yürüyüp yanına yetiştim.
"Ben hırsız değilim bi kere. Bana nasıl davranırsan sana öyle davranırım. Bu yüzden benimle iyi geçin." Bir kıyafet mağazasına doğru yürüyorduk. Sandro aniden kahkaha patlatınca kaşlarım çatıldı,gözlerim büyüdü.
"Komik olan ne?" Hâlâ gülüyordu. Güldüğünde çıkardığı sesin ne kadar çekici olduğunu size söylemiş miydim? Yan profili de ayrı güzeldi adamın...
"Sensin." dedi, eğlenen bir ifadeyle. Kendimi savunmak için çenemi havaya kaldırıp diklenerek cevap verdim.
"Ben az önce çok ciddiydim. Ortada komik bir şey yok." Yine gülmeye başladığında yerimde durup yanaklarımı şişirdim.
"Gelmiyorum, sen benimle dalga geçiyorsun." Yürümeyi bırakıp bana döndü ve yanıma geldi.
"Yine seni sırtıma almamı istemiyorsan takip et beni." Yüzüme doğru eğilip söyledikten sonra geri çekilip yürümeye devam etti. İç çekip tekrar onu takip etmeye devam ettim.
"Dünyanın en saçma tehditini yedim az önce." Dedim alayla, yanına yetişmek için adımlarımı hızlandırdım.
"Ama işe yaradı mı,yaradı. Sonuç önemli." Bıyık altından sırıtarak verdiği cevabın gıcıklığına kendimi tutamayıp göz devidim.
Biraz yürüdükten sonra sonunda mağazaya girmiştik. Orada çalışan kadına başıyla işaret edince kadın hızlı adımlarla yanımıza geldi. Sandro önce etrafa sonra bana baktı. Elini belime koydu,ani temas ile gerildiğimi hissettim. İçimde yaşanan savaşı yüzüme yansıtmamak için zoraki bir gülümseme yerleştirdim yüzüme.
Eli belimdeyken çalışan kadına dönüp gülümseyerek çok nazik bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Sevgilime uyacak şık ve güzel bir elbise istiyorum. Lütfen yardımcı olun. Ben de kendimle ilgileneyim." Bana göz kırpıp gittikten sonra onun arkasından şaşkın bir halde bakakaldım. Sevgilim dedi, bana dedi ve sonra göz kırptı... Kalbim tekrardan çok hızlı atmaya başlamıştı bile. Düşüncelerimi çalışan kadın bozdu.
"Dilerseniz size uygun bir kıyafet bulalım. Sevgilinizi bekletmeyelim." Hâlâ sersem bir haldeyken başımı sallayıp kadını takip ettim. 'O benim sevgilim değil' demek istiyordum ama bu saatten sonra bunu söylemenin bir anlamı da yoktu, bu yüzden el mahkum arkasından sessizce takip etmeye devam ettim.
Kadın elinde tuttuğu çiçekli midi bir elbiseyle yanıma geldiğinde çenem aşağı düştü. "Bu çok kısa!" Diye sitem ettim ve kadını geri gönderdim. Kısa sürenin arından bu sefer kare yakalı ve koluz tasarımlı zarif ve uzun bir elbise ile geldiğinde kadına hayretle baktım.
"Burdan çıkınca doğru nikah dairesine sanırım,ha?" Kadın sesimdeki irnik sitemi anlayınca tekrar yanımdan ayrılıp elbiseler arasında kayboldu.
Neredeyse 1 saat boyunca elbise denedikten sonra siyah kalem bir elbisede karar kıldık. Kıyafeti giymek için kabine girdim. Çantamda bulundurduğum acil durum makyaj setimi çıkartıp makyajımı düzelttim. Her şey tamam olunca kabinden çıktım.
Kabin dışında bulunan aynada kendime bakarken Sandro'nun yaklaştığını fark edince ona doğru döndüm. Başta fark etmemiştim ama Sandro üzerime okunamayan gözlerle bakıyordu. Tam olarak ne hissetiğini anlamıyordum. Yanına çekinerek gidip kıyafetimi çekiştirdim.
"Bilmiyorum... Sanırım yakışmad-" Daha sözümü bitiremeden belimden tutup kendisine çekti. Eliyle çenemi havaya kaldırarak ona bakmamı sağladığında göz bebeklerim irileşti ve kalp atış hızım yeniden hızlandı.
"Çok güzel olmuşsun, sakın kendine kötü bir şey söyleme." Çok ciddi bir sesle söylemişti. Gözleri parlıyordu ama ne için anlamıydum. Gözlerinin içine çekinsemde bakmaya çalışıyordum. Keşke size bana bakış şeklini gösterebilseydim...
"Ben hâlâ çok açım." Yani aferin sana Miray, Şu anda bunu mu düşünüyorsun? Yemek mi cidden? Şu romantik anda diyeceğin tek şey ACIKTIM MI?!
Sandro'ya baktığım zaman yüzündeki parıltının değiştiğini gördüm. Gözlerini yarı kısarak boş boş baktı,dudakları hafif aralanmış yüzünde şaşkınlıka sersemliğin arasında kalmış anlamsız bir ifade vardı. Yani adam haklı beyler, bayanlar dağılın. Elini yanağıma getirip hafifçe okşayınca bu sefer şaşkın ve sersem gözlerle bakma sırası bana geçmişti.
"Kusura bakma aç olduğunu unuttum. Gerçekten çok mu acıktın prenses?" Dedi,baş parmağıyla yanağımı okşamaya devam ederken. "Haha, hemen gidip sana yemek alalım." Geri çekilip elimden tuttu ve beni dışarı doğru yönlendirdi. Arkasından takip ederken sözleri beynimde tekrar ediyordu.
Prenses mi? Heh, ne klişe ama... Kitaplarda gördüğümde gerçek anlamda cringe komasına giriyordum.
Geldiğimiz yolu temiz ve kuru kıyafetlerle geri döndük. Sandro arabaya binmem için kapımı açarken tekrardan prenses deyişi kulaklarıma gelmişti. Kendi koltuğuna geçtikten sonra tekrar yola çıktık. Ellerimi yanaklarıma koyup aptal bir gülümseme ile camdan dışarıyı seyretmeye başladım. Hafif bir kahkaha sesi duyunca düşüncelerimden sıyrılıp Sandro'ya baktım.
"Neye gülüyorsun?" Başıyla beni işaret etti, hâlâ gülmeye devam ediyordu.
"Allığın çok kırmızı, sanırım yanlışlıkla çok sürmüşsün." Birkaç saniye dediğini anlamaya çalıştım çünkü allık sürmemiştim. Güneşliği indirip aynadan kendime baktığımda yüzümün kıpkırmızı olduğunu fark ettim. Sandro'nun hareketlerini düşünürken utancımdan kızarmışım...
"Hahaha, hava çok sıcak olduğu için yüzüm kızarmış, yoksa allık falan sürmedim..." Ellerimle yanaklarımı tutup tekrar Sandro'ya döndüm. Ama o hâlâ içten içe gülmeye devam ediyordu.
"Aynen aynen, sıcak, kesinlikle nedeni bu." Ona alıngan gözlerle baktıktan sonra tekrar yolu izlemeye döndüm. Neden böyle hissediyordum? Sandro hâlâ gülüyorken arabanın tentesini açtı.
"Sıcaklığını alır belki." Söylediği şeyle kaşlarım çatıldı. Resmen dalga geçiyordu benimle. Şaşkın bir halde sırıtarak 'Hah' sesi çıkardım. Tenteyi geri kapatmak için arabanın üstündeki düğmelere baktım. Hangisi olduğunu bilmiyordum ama gözüme en mantıklı görünen düğmeye bastım.
"Serinlemeye ihtiyacım yok benim-!" Aniden araba stop edince sözüm yarıda kaldı. Kocaman gözlerle Sandro'ya döndüm. Mahçup bir gülümsemeyle baktım,arabayı yolun ortasında durdurmuştum.
Tam konuşacakken arkamızdan gelen araba bizim arabaya çarpınca Sandro ile öne doğru savrulduk. Tekrar doğrulup Sandro'nun yüzüne bakmaya korkuyordum ki aniden bağırma sesi kulaklarımı doldurdu...
"NE YAPTIN MİRAY!!!"
Bölüm etkileşimi
