33. bölüm · Çekiliş Aşkı | 🇮🇹🇹🇷
33. Bölüm
Aras'ı bir şekilde ektikten sonra Sandro ve Leyla ile bir kafeye gidip oturduk. Dakikalardır Sandro Leyla'nın O gün yaşadıklarını hatırlatmaya çalışıyordu. Elimi yanağıma koyup masaya yaslanarak ikisinin atışmasını izliyordum.
"Bak şimdi Aras'ın dediğine göre Ondan ayrıldıktan sonra kaçırıldın ve sonra Miray'a karşı tavır aldın. Sonra Havalimanına gittin ve Aras ile geri döndün" oturduğum yerde doğrulup Leyla'ya dikkatle baktım.
"Ayrıca sen onu hatırlamıyorsun ama o seni bir şekilde bulup yanımıza geliyor, ve ne hikmetse geldiğinde Volkan'ı bayıltıyor." Leyla Sandro ve bana sıkıldığını belli eden bir yüzle bakıyordu.
"Tabiki Volkan'ı gördüğünde bayıltacak, ne bekliyorsun? Ayrıca Aras havalimanında olanları tek tek anlattı ya işte, bende öyle hatırladım.." Sandro kaşlarını çatıp öne doğru eğildi.
"Nasıl yani? Aras sana o gün kaçırıldığını bildiğini mi söyledi?"
"Evet," dedi Leyla kahvesinden bir yudum alarak. "Deponun yerini, beni nasıl bağladıklarını falan her şeyi anlattı." Leyla'nın söyledikleriyle gözlerim direkt Sandro'su buldu.
"Ya kızım ne dediğinin farkında mısın?" Dedim, Leyla'nın saflığına üzülürken.
"Ne demişim?" Leyla'nın sorusuna karşılık ellerimle yüzümü kapattım.
"Aras seni otele bıraktıktan sonra kaçırılmışsan nasıl oluyorda Aras senin kaçırıldığını biliyordu?" Leyla sorulan soru üzerine farkına vardığında gözleri yavaş yavaş irileşti.
"Nasıl biliyor?" Omuz silkerek bilmediğimi ifade ettim.
"Bizde bunu öğrenmek istiyoruz." sandro dediğime katılarak başını salladı.
"Sırayla Aras'ın bütün hareketlerini ve dediklerini analiz etmeliyiz." Çantamdan defter çıkartıp masaya koydum. Leyla'da defterde yazılanları görmek için yanıma gelip oturdu.
"Ben dün ilk günden itibaren Aras'la olan bütün yaşadıklarımızı yazdım." ilk Sayfası açıp gösterdim. "Leyla ile gezerken Aras aniden karşımıza çıktı. İlk başta ülke ülke gezdiğini söyledi." Leyla o günü hatırlamak için uzaklara dalmışken konuşmaya devam ettim.
"Ve daha sonra bir görev adına burada olduğunu söyledi. Bu görev de ne hikmetse Volkanmış. Sonra hatırlıyorsan Leyla, peşimize bir adam takıldı. Adam Silahlıydı ve hiç yoktan bize saldırdı. Sonra olaya kim dahil oldu?"
"Aras!" dedi, O da puzzlenın eksik parçalarını tamamlıyordu yavaş yavaş.
"Tekne turu yaptıktan sonra ben nehre düştüm. Aras’ın adamın peşinden gittiğini söylediniz. Ama ortada adam yok. Olanlar üst üste geldiğinden biz de unuttuk ama bu iş mahkemelikti. Benim o adamı en kötü şikayet etmem lazımdı. Aras her olayın içinde varken O adamın tozla buz olması beni şüphelendirdi."
"Doğru Miray'ım bende sen o haldeyken düzgün düşünemiyordum." Sandro'ya kısa bir gülümseme verdikten sonra konuşmaya devam ettim.
"Ve Volkan olayı. Dün düşününce daha da aklıma yattı, Tamam, evet kurtarmak için bayılttı Volkan'ı ve sonra depoya götürdü. Hani o özel güvenlik uzmanıydı? Volkan'ı yakalayınca neden üstlerine söylemek yerine depoya kapattı?" Defterin sayfasını çevirip yazdıklarıma baktım.
"Ha birde, bu Aras'ın adamları varmış ya, depo önünde bekliyordu. Ben onlara çok saçma bir yalan söyledim ve onlarda gittiler. Sanki Volkan'ı çıkarmama izin vermişlerdi. Ayrıca Volkan silahı nereden buldu?" Her söylediğim yeni bilgiyle ikiside sessizliğe bürünüyordu.
"Ve Aras ile aniden depo önünde olmanız? Nasıl öğrendiniz benim orada olduğumu?" Leyla kısa bir düşünmenin ardından bana döndü.
"Aras dedi, Sen Volkan'ı kurtarmaya gitmişsin. ikimizi de apar topar kaldırıp depoya götürdü." Kaşlarım havaya kalktı, bu bilgiyle Aras'ın masumluğu tamamen sarsılmıştı.
"Hani podyuma bakmaya gittiğimizde Volkan gelmişti ya, sende Aras’ı aramıştın. Aras'ta geldiğinde Sandro'nun gelmek istemediğini söylemişti" Leyla hızla başını sallayarak beni doğruladıktan sonra işaret parmağımı kaldırıp salladım. "Heh, işte Aras aslında Sandro'ya öyle bir şey söylememiş." Bu bilgiye karşı çok olunca eliyle ağzını kapattı.
"Ama niye böyle bir şey yapsın?" Dedi hayal kırıklığıyla. Bıkkın bir şekilde omuz silktim.
"Bizde bunu merak ediyoruz. Ama yinede Ona güvenme, Onunla tek kalma. Bir kez onun yüzünden başına kötü bir şey geldi, yine gelebilir." Leyla kısaca başını salladı.
"Aslında bende öyle düşünüyordum. O'na karşı içimde bir şüphe vardı ama bunun mantıksız olduğunu düşünüyordum." Elimi omzuna koyup hafifçe sıktım. O da bana kısa bir gülümseme vererek iyi olduğunu konuşmadan söyledi,
"Ayrıca Sandro gelmeden önce Volkan bizimle alakalı her şeyi biliyordu. Otel değiştirdiğimizde bile nereye gittiğimizi biliyordu. Ve hangi otele gittiğimizi sadece ben, sen ve Aras biliyordu." Bu bilgiyle hafif ağzım açıldı. Bunu da deftere unutmadan yazmak için çantamdan kalem çıkartıp defteri önüme çektim.
"Bunu da yazalım." Hızla yeni bilgiyi yazarken arkamdan gelen sesle yerimde sıçradım.
"Neyi yazıyorsunuz bensiz?" Defteri aceleyle saklamaya çalışırken üçümüz aynı anda arkamıza döndük.
"Aaa Aras!" Leyla heyecanla ayağa kalkıp Aras'a sarıldı. Sandrasla birlikte defteri saklayıp kendimize geldikten sonra ikisine döndük.
"Beni dışlıyor musunuz? darılıyorum ama." Bu söylediğine güldükten sonra başımı olumsuz yönde salladım.
"...Tabiki öyle bir şey yok, hahaha," sesim yapmacık çıkınca Sandro araya girdi. Oturduğu sandalyede arkasına yaslanıp, imayla Aras’a baktı. Dudaklarında buz gibi bir tebessüm peydah oldu.
"Dışlamak ne kelime Aras," dedi Sandro, sesi kafedeki gürültüyü bıçak gibi keserken. "Biz de tam senin kulaklarını çınlatıyorduk. Paris’e geldiğimizden beri ne çok şey yaşadık, değil mi? Senin gibi bir... dostumuz olmasa ne yapardık bilmiyorum."
Aras’ın gözleri bir anlığına masadaki çantamın arasına alelacele sıkıştırdığım deftere kaydı. Bakışlarındaki o her zaman güven veren, samimi ışık saniyeler içinde yerini soğuk, hesapçı bir ifadeye bıraktı. Ama bunu hemen maskeledi. Sandalyelerden birini çekip rahat bir tavırla oturdu.
"Ben her zaman buradayım Sandro. Dostlar bugünler içindir," dedi Aras. Sonra gözlerini Leyla'ya çevirdi. " Güzelim, yüzün solgun görünüyor. Yarın ki program için fazla mı endişeleniyorsun? İstersen bu akşam seni biraz dışarı çıkarayım, kafa dağıtırsın."
Leyla’nın az önce irileşen gözleriyle Aras’a, ardından bana baktığını hissettim. Masanın altından Leyla’nın bacağına hafifçe vurdum 'sus' anlamında. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, Aras’ın göğsümün dalgalanışından yalanımızı anlamasından korktum.
"Yok," dedi Leyla, sesini olabildiğince normal tutmaya çalışarak. "Defileye çok az kaldı, podyum provaları falan var. Otelde kalıp işime baksam daha iyi."
"Anlıyorum," dedi Aras, garsonun getirdiği kahveden bir yudum alırken. Telefonu masanın üzerinde titredi. Ekrana sert bir bakış attıktan sonra hızla telefonu cebine koydu ve ayağa kalktı. "Benim ufak bir işim var, şirketten arıyorlar. Akşama otelde görüşürüz arkadaşlar."
Aras arkasını dönüp kafeden çıkarken üçümüz de derin bir nefes aldık. Sandro anında masaya doğru eğildi, gözleri kararmıştı.
"Gördünüz mü?" diye fısıldadı Sandro. "Telefonuna bildirim geldi ve geldiği gibi geri kalktı."
"Sandro," dedim elimi kalbime koyarak. "Şimdi ne yapacağız? Defileye saatler kaldı ve bu adam bizim işimize Çomak sokman, değil mi?" Sandro masanın altından elimi tuttu, parmaklarımı sıktı. "Onun oyununu kendi sahasında bitireceğiz," dedi gözlerini kafenin çıkışına dikerek. " Madem Volkan iyi biri olmak istiyor, o zaman bize yardım edecektir. Ama şimdilik işinize odaklanalım, ben Aras'la bugün ilgileneceğim. Rahat bir uyku çekmelisiniz,"
Elimi sıktığı elini tutup başımı salladım. "Tamam canım. Biz şimdilik gidelim. Gerçekten işlerimize dönmeliyiz. Hadi Leyla." Ayağa kalktıktan sonra Leyla'nın koluna girdim. Birlikte restorandan çıkınca gözlerim Leyla'nın yüz ifadesinde gezindi.
"Leyla'm? İyi misin?" Sesimi duyunca girdiği transtan çıkmış gibi döndü ve bana baktı. Yüzünde ki ifadeye göre iyi değildi ve bunun farkındaydım.
"Aşkım... Lütfen, senin üzülmeni istemiyorum..." Yürümeyi bırakınca kolundan çıkıp yüzüne baktım. "Aras’ı uzun süredir tanımıyorduk... Lütfen onun için üzülme." Ellerini beline koyup gözlerini kıstı.
"Benim bir erkek için üzüldüğümü nerede gördün? "Bursa'daki eski sevgilimle 2 yıl birlikte olmama rağmen bir kez bile ağladığımı gördün mü?" Sessiz bir iç çektim, Leyla adına üzülüyordum ama o kendi duygularını gizlerken o'nun üzerine gitmek istemiyordum.
Tekrar koluna girip yürümeye devam ettik. "O adam da berbattı, Aras'ta ultra şerefsiz çıktı. Sorun değil, yeğenlerimin babasının silah taşımasını istemiyordum zaten," Vücudum titreyerek kendimi silktim.
"Ay! Çok doğru! Gözünü kırpmadan adam öldürdü! Biz neden bunu hiç düşünmedik!?" Dudak büzüp omuzlarımı kaldırdım.
"Belki de çok iyi bir manipülasyon ustasıdır." Bunu düşünmek bile sinirimi hoplatıyordu.
"İyy... eğer öyleyse zaten almıyım canım, sağol." Dediğine sessizce Kıkırdaken çoktan otele girmiştik.
Defile bittikten hemen sonra uçağa binmek üzere havalimanına gideceğimiz için toparlanmamız gerekiyordu. Otel odasına girdikten sonra yerde açık olan valizime yöneldim.
"Yarın için son bir konbin yapalım. Sonra da yemek yemeğe gideriz." Leyla bavuluna boş boş baktığını fark ettiğimde yanına gidip çöktüm. Ellerimi omzuna koyup saçını boynundan çekerek ferahlamasına yardım ettim.
"Leyla'm... Lütfen dürüst ol, Aras için üzgün müsün?" Kısa bir an yüzüne baktım ki zaten birdenbire ağlamaya başladı. Omuzları titremeye başladığında kollarımı omuzlarından dolayıp sarıldım.
"Neden? Niye yalan söyledi? Madem amacı kötüydü, neden beni kendine aşık etti?" Hıçkırıklar arasında sorduğu soruyla kalbim sızladı. O'nun hislerini anlıyordum ama ne kadar anlasam da elimden hiç bir şey gelmiyordu.
"Belki hisleri gerçektir.." Dedim, bir umut onu mutlu etmek için. Burnunu içine çekip önüne düşen saçlarını geriye çekerken cıkladı.
"Ne kadar sevse de sana, bana ve Sandro'ya yaptığı kötülüklerle her şeyi yok etti." Başımı öne eğip sessiz kaldım. Doğru söze ne denirdi bilmiyorum.
Leyla'yı yerinden kaldırıp koluna girdim, banyoya kadar eşlik edip lavabonun önüne getirdim. Çeşmeyi açıp yüzünü yavaştan yıkarken ona yardım ettim.
"Her şey ilerlemeden bittiği için şükredelim..." Saçını arkada toplayıp boynuna da su serperek serinlemesine yardımcı oldum. Leyla kendine gelince de tekrar odaya döndük.
Yatağa oturduktan sonra tamamen Leyla'ya dönüp konuşmasını bekledim. Leyla bu haldeyken ne yapmalıyım, ne demeliyim bilemiyordum. O'nu da sıkmak ve yormak istemiyordum. Yatağa uzanıp sırtını bana dönünce kalbim sızladı.
"Uyumak istiyorum." Dedi sessizce. Bir an daha O'nu izledikten sonra ayağa kalktım.
"Tamam, kendini yormana gerek yok. Ben işlerle ilgileneceğim, zaten bütün iş bitti. Son kez kontrol edicem. Sen de dinlen. Akşam seni restorantta bekliyorum"
Bir süre konuşmasını bekledim, ses gelmeyince son kez başına eğilip saçını öptükten sonra tekrar valizimin önüne geçtim. Defile gecesinde giymek için ayarladığım beyaz, dizime kadar ön ve arkadan uzanan kurdale detaylı bol şifon bluzu çıkartıp dolaba astıktan sonra geri dönüp yüksek bel bol paça bileğimde biten siyah palazzo pantalonumu ve kırmızı taban siyah rugan Stiletto ile Lady Dior (siyah rugan) çantamı da alıp bluzumun yanına astıktan sonra valizime geri dönün toparladım.
Leyla'nın valizinin önünde çöküp onun için de lacivert dar diz altı gold düğmeli yarım kol boy elbisesini ve gold takıları ile krem stiletto ayakkabısını çıkartıp kendi kombinimin yanına koydum. Aynı şekilde Leyla'nın valizini de toparladıktan sonra tekrar dolabın, yarın içinde olacağımız kombinlerimizin önüne geçtim.
Paris hem Leyla hem benim için bir karakter gelişimi yaşamamızı sağlamıştı. Tam olayları anladığımı düşünürken yeni sorular çıkıyordu. Aras'ın amacını asla kestiremiyor ve bir sonra ki hamlesini anlamıyordum. Telefonuma gelen bildirimle düşüncelerimden sıyrıldım.
Pikaboo:
Aras'ın amacını öğrenmeme az kaldı. Başında Sertan’ın olduğunu onayladım. Dikkatli olun canım.
Okuduğum bildirimle gözüm tekrar Leyla'ya kaydı. Aras'ın kötü olduğu net olarak onaylandığına göre bunun geri dönüşü yoktu. Daha fazla ses yapmamak adına odadan çıktım. Lobiye gitmek için asansöre bindim.
Aras'ın attığı her adımın bir amacı olduğunu artık biliyorduk ancak bu amaç sadece bizim defile projemizi sabote etmek miydi, yoksa çok daha karanlık bir noktaya mı dayanıyordu?
Lobiye döndüğümde gelen bildirim sesiyle tekrar telefonuma baktım. Çağla’dan gelen mesaj, provaların kusursuz geçtiğini söylüyordu. İş konusunda sonunda her şey sonunda düzeldiği ve tıkırında ilerlediği için birazda olsa rahat bir nefes alabiliyordum.
Aklıma defter geldiğinde tekrar çantamdan çıkardım. Defterin sayfalarını tekrar karıştırmaya başladım. O gün, nehre düştüğümde tam olarak ne yaşanmıştı? O 'silahlı adam' gerçekten bir yabancı mıydı, yoksa Aras'ın kurguladığı o sahte tiyatronun bir figüranı mı?
Peki ya Aras’ın bu kadar titiz, bu kadar her şeyi hesaplayan biriyken bir açık vermesini nasıl sağlayabilirdik? Aklıma takılan bir diğer şey ise Volkan’dı. Aras’ı tanıyor muydu? Tanıyorsa neden bize söylemedi?
Kendi kendime, "Sakin olmalısın," dedim. Defile bitene kadar düşünmeyi bırakmam gerekiyordu. Elimi tekrar deftere attım. Sayfalara baktığımda sadece yaşadıklarımızı değil, aslında bir puzzle'ın eksik parçalarını görüyordum. Her yeni detay, Aras'ın etrafındaki o kusursuz görünen kalenin aslında kumdan olduğunu kanıtlıyordu.
Yarın güneş doğduğunda, podyumun o tozlu, büyülü dünyasına adım atacağız. Ve belki de o an, Aras'ın kendi kurduğu kumpasta boğulduğunu izleyeceğiz. Başka bir şansımız yoktu. Bir şeylerin sona ermek üzere olduğunu hissediyordum. Ya Aras'ın saltanatı ya da bizim güvenliğimiz. Hangisinin galip geleceğini ise sadece gelecek belirleyecekti.
Telefonum çalmaya başlayınca ekrana baktım. Arayanın Volkan olduğunu görünce istemsizce omuzlarım gerildi. Etrafa kısa bir göz gezdirdikten sonra bulduğum ilk kızlar tuvaletine girdim. Aramayı kabul edip kulağıma götürdüğümde kalbimin hızlandığını hissettim.
"Ne oldu Volkan?" Diye söze girdim. Neden gizli bir iş yapıyormuş hissini yaşıyordum anlam veremiyordum.
"Size söylemem gereken önemli bir şey var. Nasıl bunu söylemediğimi bilmiyorum." Sesi beklediğimden daha hızlı ve telaşlı geliyordu. Bi an tuvaletin etrafını istemsiz kontrol ettim.
"Neyi söylemeyi unuttun?" Telefonu kulağıma daha da bastırdım. Konunun önemli olduğunun farkındaydım.
"Aras." Dedi kısaca. Bunu söylemesi bile benim için yeterliydi. "O güvenilir değil. Belki inanmayacaksınız ama_"
"İnanıyoruz." Araya girerek sözünü kestim. "Ama nedeni ne? Neden bize bu kötülüğü yapıyor?" Gözlerimi kapattım. Bu sorunun cevabı çok önemliydi, Leyla'nın psikolojisi daha da bozulmadan her şey sonuca ulaşmalıydı.
"Ne? Nasıl öğrendiniz? kendisi mi söyledi?" Ses tonundan şaşırdığının farkındaydım.
"Yalancının mumu yatsıya kadardır Volkan. Hakikat elbet gün yüzüne çıkar." Karşıdan bir an ses gelmeyince sorumu tekrar ettim. "Herkesi anlıyorum ama Aras'ın amacını anlamıyorum."
"Amacı yok ki, para için yapıyor." Her türlü amacı düşünsemde bu amaç asla aklıma gelmemişti.
"inanamıyorum, saçmalık gerçekten saçmalık," Elimi anlıma götürüp ileri geri yürümeye başladım.
"Leyla nasıl? Umarım kendini yormamıştır. Daha iyisini hak ediyor. Güzel biri, her türlü birini bulabilir." Adımlarım Volkan'ın endişeli sözleriyle durdu.
"Leyla mı?"
