39. bölüm / 41
Çekiliş Aşkı | 🇮🇹🇹🇷39. Bölüm
Bölümler 41Şu an: 39. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.019 kelime
- 2 2. bölüm1.427 kelime
- 3 3. Bölüm1.313 kelime
- 4 4. Bölüm2.587 kelime
- 5 5. Bölüm1.554 kelime
- 6 6. Bölüm1.310 kelime
- 7 7. Bölüm1.088 kelime
- 8 8. Bölüm1.457 kelime
- 9 9. Bölüm1.907 kelime
- 10 10. Bölüm1.270 kelime
- 11 11. Bölüm1.821 kelime
- 12 12. Bölüm1.220 kelime
- 13 13. Bölüm1.249 kelime
- 14 14. Bölüm1.436 kelime
- 15 15. Bölüm1.312 kelime
- 16 16. Bölüm1.054 kelime
- 17 17. Bölüm2.402 kelime
- 18 18. Bölüm1.210 kelime
- 19 19. Bölüm1.002 kelime
- 20 20. Bölüm1.263 kelime
- 21 21. Bölüm1.081 kelime
- 22 22. Bölüm2.042 kelime
- 23 23. Bölüm2.795 kelime
- 24 24. Bölüm2.099 kelime
- 25 25. Bölüm2.168 kelime
- 26 26. Bölüm2.642 kelime
- 27 27. Bölüm2.427 kelime
- 28 28. Bölüm2.582 kelime
- 29 29. Bölüm2.577 kelime
- 30 30. Bölüm2.317 kelime
- 31 31. Bölüm2.509 kelime
- 32 32. Bölüm2.155 kelime
- 33 33. Bölüm2.052 kelime
- 34 34. Bölüm2.174 kelime
- 35 35. Bölüm2.613 kelime
- 36 36. Bölüm2.229 kelime
- 37 37. Bölüm2.164 kelime
- 38 38. Bölüm2.040 kelime
- 39 39. Bölüm2.476 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 40. bölüm3.496 kelime
- 41 41. Bölüm887 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Annemin şaşkınlığı ve korkusuyla babam,Sandro,Volkan ve neden gittiğini tam idrak edemediği Alp yola çıktılar. Annem Leyla ve ben onları ne kadar durdrumaya çalışsakta babamın gözü dönmüştü bi kere.
"Anne.. anne,bizde gidelim." Dedim annemi dışarı çıkartmaya çalışıyordum.
"Miray saçmalama,tehlikeli olabilir." Leyla'nın endişeli sesini duyduğumda O'na döndüm.
"Sen evde kal Leyla,ben gidiyorum." Kendimi dışarı attım ve arabama binmek için anahtarı çıkardım. Arkama baktığımda annem ve Leyla'yı dibimde buldum.
"Seni asla tek göndermeyiz." Leyla'nın korkmasına rağmen geliyor oluşuna yüzümde bir gülümseme belirdi. Sadece başımı sallayıp arabaya bindim.
Yola çıktığımızda ne yapacağımızı veya sonucunda ne olacak asla kestiremiyordum ama babamları tek bırakamazdım. Telefonumu çıkartıp bir gözüm yola bakarken Sandro'yu aradım. Beklediğim gibi açmamıştı.
İronik olan,Sertan'ın iki oğlu öldürmek istediği adamla birlikte yanına gidiyor oluşuydu. Sertan o kadar bencil ve psikopat biriydi ki etrafında ki herkes ondan uzaklaşıyordu.
Yolda geçen yarım saatten sonra bi mahalleye vardık. Arabayı yavaşlattığımda pencereden içeri gelen bağırma sesleriyle ani fren yaptım ve düşünmeden arabadan inip sese doğru koştum. Babam Sertan'ı tutmuş öldüresiye dövüyordu ama ne Sandro ne de Volkan babamı durdurmuyordu. Alp ise arkada durmuş babama gaz veriyordu.
Çığlık atarak babamın yanına gittim ve Sertan'dan O'nu uzaklaştırmaya çalıştım. Annem ve Leyla da bana katıldığında üç kadın sonunda ikisini birbirinden ayırmıştık.
"Baksana Nihat,Melda hâlâ beni seviyor ki beni kurtarmaya geldi." Ağzının kenarındaki kanı sırıtarak sildiğinde babam tekrar Sertan'ın üzerine atlamaya çalıştı. Hemen öne atlayıp babamı durdurdum.
"Baba! Lütfen yapma!" Diye bağırdım ağlamaya başlarken.
"Seni hiç sevmedim ben Sertan! Hep kafanda kurdun sen!" Anem babamın yanına gidip omzundan tutmuş O'nu yerinde tutmaya çalışıyordu. "Hayatımızdan çık git artık! 30 Yıl geçti,bırak artık!" Sertan annemin sözleriyle bir an durdu ve uzun uzun anneme bakmaya başladığında babam yine öne atılmaya çalıştı. Bıraksak babam hiç düşünmeden katil olmaya hazır duruyordu.
"Beni unuttun mu Melda?" Sertan'ın sesi o kadar sakin ve üzgün çıkıyordu ki buradan bile psikopatlığının derecesini görebiliyorduk.
"Bak seni öldürürüm! Bir daha kızıma veya karıma el uzatırsan!" Babam hala patlamaya hazır bir bomba gibiydi ve Sertan da babamın aksine aşırı sakindi ve hatta sırıtyordu.
"Eee benim küçük versiyonum çoktan kızının kalbini çaldı bile. Ne yaparsan yap-"
"Ben asla senin küçük versiyonun değillim Sertan." Sandro Sertan'ı susturduğunda hepimizin gözü O'na döndü. "Sen bu hayatta yalnız kalmaya mahkumsun. Benim ailem Miray'ım. Melda annem,Nihat ise babam. Ve Volkan da benim kardeşim. Ama sen hiçbir şeyimiz değilsin."
"Evet!" Volkan da öne çıkıp Sertan'a yürüdü. "İki kadın ve iki çocuğun hayatını mahvettin." Bir adım daha öne çıktı. Sertan iki oğlunun ona karşı gelişine şok olmuş görünüyordu.
"Sizi ben yetiştirdim! Bana karşı gelemezsiniz!" Sertan'ın soğukkanlılığı sonunda kırılmıştı. Gözlerindeki öfkeyi çok net görebiliyordum. Volkan ve Sandro aynı anda kahkaha attılar.
"Sen mi? güldürme,sen sadece kendi zevklerine odaklandın. Senin için sadece bir araçtım ben!" Volkan babasıyla sonunda yüzleşiyor olmasına karşı içimde minik bir mutluluk oluşmuştu.
"Ne bekliyordun? Tabiki öyle yapacaktım." Sertan'ın sözriyle ortamda derin bir sessizlik oluştu.
"Konuşmaya bile değmez." Sandro kendi kendine mırıldanıp Sertan'ın yanından uzaklaştı. Volkan'da Sandro'yu takip etti.
"Son uyarım!" Diye araya girdi babam. "Ne kızım ne de karım. Uğraşmayacaksın artık!" Ardından biz de kazasız belasız arabaya bindik ve tekrar eve doğru yola çıktık. Evin önüne geldiğimizde arabadan inip bahçeye geçtik. Volkan,Leyla ve Sandro bahçede bekliyordu.
Yanlarına adım attığımda Sandro yanıma geldi. "Kurban olduğum neden peşimizden geldiiniz? Ya başınıza bir şey gelseydi?" Söylediği şeyle kaş çizgim birbirine yaklaştı.
"Sen hangi akılla gidiyorsun peki?" Sesim beklediğimden sert çıkmıştı. Az önce babam katil oluyordu ve kalbimin hızı hâlâ eskiye dönmemişti. Havayı içime çekerek kendime gelmeye çalışsam da bu çok zordu.
"Kızım, yüklenme çocuğa." Babamın sesiyle bakışlarımı ona çevirdim. Tam konuşacakken annem araya girip lafı ağzıma tıktı.
"Ya sen Nihat? Ya başına bir iş gelseydi? Çocukları peşinde sürükleyerek deli dana gibi nasıl çıkarsın evden?" Babam anneme cevap vermenin sıkıntılı olduğunu bildiğinden dudaklarını birbirine bastırdı.
"Ana kız eşlerini saniyede ipe dikti. Vay be!" Sırıtmış eğlenceyle konuşan Volkan'a ters gözle baktım.
"Ha yani yaptığınız çok normaldi değil mi?" Elini beline yerleştirmiş kısık gözlerle Volkan'a kızdığında Leyla'nın bu girişine şaşırmıştım.
"Ya..." Volkan'ın sırıtışı aniden yüzünden silindi.
"Sıra bana gelmeden gidiyim ben.." Alp hızlı adımlarla içeri girerken arkasından takip ettim.
"Ya sana ne demeli Alp! Babamı gazlarken ne düşündün!" Diye bağırdım arkasından ama kulaklarını kapatmış merdivenlerden yukarı çıkıyor ve beni asla takmıyordu.
Tekrar bahçeye çıktım. Annem ve babam eve girmişlerdi. Volkan ve Leyla'da konuşuyordu. Sandro'nun yanına gittim ve konuşmadan yüzüne bakmaya başladım.
"Ne oldu?" Diye sordu merakla,
"Ne olmadı ki" Elini ensesine atıp başka yöne çevirdi gözlerini.
"Abi ben Leyla'yı evine bırakıyorum. Sende geç olmadan gel eve." Volkan'ın abi deyişine bir süre alışamayacaktım sanırım.
"Sende git onlarla, geç olmadan eve gir."
"Benim evim sensin." Dediğinde yüzümde yine aptal bir gülümseme belirdi ve sevgiyle göz devirdim.
"Hadi hadi git, iyi geceler sözlüm." El sallayıp tekrar eve girdim.
Odama girdiğimde kendimi yatağa atıp elimi havaya kaldırdım. Parmağımda bana gülümseyen bir yüzük duruyordu. Gerçek oluşuna inanmak gerçekten zordu.
Yatağımın üstünde duran yastığı alıp yüzüme kapattım. Yaşadıklarıma rağmen o anın mutluluğu hala üzerimdeydi. Sandro ile evlenecektim... Kendi kendime kıkırdadım. Telefonuma uzanıp ekranını açtım. O esnada bildirim çubuğuna Sandro'nun mesajı düştü
Pigaboo;
Sakın uyurken yüzüğünü çıkarma :)
Mesajı okuduğumda yine utanarak kendi kendime kıkırdakdım.
Siz;
Asla öyle bir şey yapmam, o senin bir parçan.
Mesajı attıktan sonra tekrar yastığıma sarıldım. Günün hareketliliği sayesinde de kısa sürede uyuyakaldım.
Ertesi gün uyandığımda gözlerim direkt parmağımda duran yüzüğe gitti. Artık sözlüydüm..Yani sözlü mü oluyordum yoksa nişanlı mı?
Kafamın karışması sayesinde zihnim açılmıştı,yatağımda doğrulup duvara baktım. Nişanlı olmak için nişan mı yapmamız gerekiyordu yoksa bu dün yaşadığımız nişan mıydı? Oflayarak yatağımdan çıkıp banyoya girdim.
Sabah duşu aldıktan sonra saçımı havluya sarıp üstümü giyindim. Kahvaltı kokusunu aldığımda zıplayarak yemek odasına girip çoktan masada oturmuş diğer aile üyelerinin gelmesini bekleyen babamın karşısına çıktım.
"Günaydın babacığım!" Sesim neşeyle. Sesimi duyan babam telefonundan başını kaldırıp bana baktığında masaya oturdum.
"Günaydın canım kızım."Önümde duran maydanoz sapından bir dal alıp çiğnemeye başladım.
"Ya baba,sabah sabah aklıma bir şey takıldı.." Hafif öne eğilip meraklı gözlerimi babama çevirdim.
"Ne takıldı kızım?"
"Şimdi ben sözlü müyüm yoksa nişanlı mı?" Sorumla birlikte babam elini çenesine götürüp düşünmeye başladı.
"Sanırım nişanlısın.." Babamın o emin olmayan ses tonuyla benim kadar bilgisiz olduğunu fark ettiğimde arkama yaslandım.
"Neyse anneme soracağım." Etrafıma baktığımda annemi etrafta bulamadım."Annem nerede?" Dedim merakla.
"Hala uyuyor,uyandırmayın beni dedi." Kaşlarım bi an havaya kalktı.
"Anladım.." Dedim düşünceli bir şekilde. "Peki ya Alp?"
"O üniversiteye gitti kızım. Bugün dersi var."
"Başbaşa kaldık o halde." Kahvaltıyı yemeye başladım.
"Sende işe gideceksin kızım. Bende bahçeyle uğraşacağım." Dudaklarım aşağı düştü ve üfledim.
"Doğru ya,işim olduğunu unutmuşum."
"Sende son zamanlarda çok boşladın işini. Şirket beklemeye gelmez." Son bir lokma alıp ayağa kalktım.
"Haklısın babacığım. Ben gidiyim o zaman." Babamın yanağına öpücük kondurduktan sonra yemek odasından çıktım. Anahtarımı ve kabanımı alıp evden çıktığımda arabımın kapısını açıp direkt arabaya bindim ve yola çıktım.
Bugün modum yerinde olduğundan şarkı söyleyerek geçti tüm yolculuk. Şirkete vardığımda da doğrudan arabadan inip ofisime yöneldim. Ofise girmeden önce Leyla'nın masasını aradı gözüm. Erkenden gelmiş işin başına geçmişti. o'na selam vermek için yanına gittim.
"Sabahı keşifleriniz mübarek olsun tatlım" Diyerek giriş yaptığımda Leyla kahkaha patlattı.
"Keşif ne kızım? Şerif o." Bu bilgiyle ağzım açıldı.
"Abi bugün cahil tarafımdan mı kalktım?" Masaya yaslanıp kollarımı göğsümde bağladım. "Ben sözlü müyüm yoksa nişanlı mıyım onu bile bilmediğimi fark ettim biliyor musun?"
Leyla bunu duyunca ikinci bir kahkaha patlattı. "Sence nesin? Nişanlı mı yoksa sözlü mü?"
Bir an düşündüm. sözlü olmak için birbirimize söz vermeliydik bence ama parmağımda şuan yüzük vardı. O zaman Nişanlı olmalıydık.
"Nişanlıyız biz." Dedim bilmiş bir tonda ama tereddütlüydüm. Leyla yine kahkahayı bastı.
"Saf kızım,nasıl nişanlı olacaksınız nişan organizasyonu oldu mu?" Ağzım açıldı.
"Benede öyle düşünmüştüm!" Dedim aydınlanarak. Elini alnına götürüp başını salladı. "Tamam tamam çok konuşma da işine dön." Başına hafifçe vurup ofisime girdim.
Masanın üzerinde kocaman bir lilyum buketi duruyordu. Heyecanla buketin yanına gidip buketi elime aldım. Ama ben lilyum sevmem ki? Çiçeğin üzerindeki zarfa baktım. Heyecanla zarfı açıp sesli okumaya başladım.
"Bana güvendiğin için teşekkür ederim. Umarım bana olan güvenin dahada güçlenir. 'Volkan'." Yüzümde büyük bir sırıtış oluştu. "Oooo Leyla HANIIIIMMM" Dedim oyunbaz bir ses tonuyla. Leyla'nın koşar ayak seslerini duyduğumda bakışlarımı açılan kapıya çevirdim.
"Ne oldu? Bir sorun mu var?!" Çiçeği gözlerinin önünde salladım.
"Çok büyük bir sorun var. Çiçeği görüyor musun?" Önce çiçeğe sonra bana baktı ve sonra gözleri büyüdü.
"Yoksa Sertan mı göndermiş?!" Endişeyle yanıma geldi. Bu haline kendimi tutamayıp güldüm.
"Yok,başka birii" Gözlerimi ve kaşlarımı imayla oynattım.
"O zaman Sandro? Zaten eniştemin gönderdiğini düşündüğümden odana koydum" Yanına doğru adım atıp eline çiçeği tutuşturdum ve sonra kartı verdim.
"Aç sen bak kimmiş,kim göndermiş. Ne için göndermiş." Bi an bana baktı ve sonra elindeki kartı açıp okudu. Geniş gözleri bana çevrildiğinde tekrardan sırıttım.
"Volkan bana neden çiçek göndermiş?" Ellerimi iki yana açıp omuz silktim.
"Sana sormalı Leyla hanım. Neden?"
"Çok tatlı çocuk aslında." Dedi çiçeği koklarken ama sonra sanki ne dediğini fark etmiş gibi gözlerini direkt bana çevirdi. "Yani şey.. tatlı derken şey demek istedim.."
Yanaklarına yayılan kızarıklığı gördüğümde bu haline kıkırdadım. "Ne demek istedin,hmm?"
"Ya of! Çok gıcıksın!"
"Hadi hadi,çocuğa yalnızken neler dedin Allah bilir. Şimdi masum rolüne girme." Çiçeğini koklamaya devam eden Leyla'ya son kez göz devirip masamın başına geçip oturdum.
"Elti olduk desene." Diye araya girdim yine. Yüzümde muzik bir sırıtış büyümüştü. Leyla ikinci kez bana büyük gözlerle döndüğünde duramayıp yüksek bir kahkaha attım.
"YA MİRAY YAA!" Tekrar ayağa kalkıp yanına gittim ve elimi omzuna doladım.
"Yani,sende benim gibi ansızın pat diye parmağına yüzüğü takabilirsin,demedi deme." Sözlerimle birlikte Leyla'nın yumruk darbeleri üzerime düşmeye başladı. Kahkaha ve inlemeyle yanından kaçtım. "Kızım ya elin çok ağır vallahi çok ağır!" Omzumu ovuşturarak acıyı geçirmeye çalıştım.
"Sende gıcık gıcık şeyler söyleme o zaman!"
"Ne? Yalan mı?" Üzerime atlayınca masamın arkasına saklandım. Kapının çalışını duyduğumuzda az önce kavga eden biz değilmişiz gibi kıyafetlerimizi ve saçımızı düzelttik. Masama geçip oturduktan sonra 'Girin' diye seslendim.
Kapı açıldığında elinde dosyayla Murat girdi. "Miray Hanım,Paris Haftasında yaptığımız kıyafetleri bir dizi yapım şirketi kullanmak istiyormuş. Yeni başlayan bir dizide kullanacaklarmış." Murat'ın söyledikleri ile yüzümde büyük bir mutluluk oluştu.
"Hangi dizi bu? Adı ne?" Dedim büyük bir ilgiyle. Murat elindeki dosyayı açıp sayfadaki yazıları gözden geçirdikten sonra bana baktı.
"Adı 'Çekiliş Aşkı' TV dizisi olarak vizyona girecekmiş. Daha başlamamış ama bölümler çekiliyormuş." İsmi duyduğumda bi an durup düşündüm. Garip bir ismi vardı ama diziyle eminim bir bağlantısı vardır diye düşündüm. Zaten bizim için önemli olan kıyafet kısmıydı.
"Tamam." Dedim heyecanımı gizlemeye çalışarak. "Leyla,Yapım şirketiyle toplantı ayarla ayrıntıları konuşup imzaları atalım."
Leyla da iş moduna giridi ve ikisi ofisten çıktı. Heyecanla yerimde hareket etmeye başladım. Telefonumu elime alıp Sandro'yu aradım. İkinci çalışta açıldığı anda direkt konuşmaya başladım.
"Sözlüne az önce bir teklif geldi!" Omuzlarımı hareket ettirdim mutlulukla.
"Ne teklifi geldi benim hatunuma?" Sandro bana hatunum diyince heyecanım ikiye katlandı,elimle ağzımı kapatıp yerimde kıpırdandım.
"Bir dizide moda haftasında oluşturduğumuz elbiseleri kullanacaklarmış beyim.
"Vay benim Miray'ım yapım şirketleriyle de mi anlaşma yapar olmuş? Çok şanslı bir adamım,elini hangi işe atarsa muhteşem hale getirecek bir kadınla evleniyorum" Yüzüme yayılan kızarıkla önümdeki kağıtlarla oynamaya başladım.
"Sandro yaa..." Dedim utanarak. Telefonun diğer ucundan gelen kahkaha sesiylr bende güldüm. "Hadi sende işlerinle ilgilen. Kardeşine söyle Leyla çiçeği çok sevdi, koklayıp duruyor."
"Vayy Volkan'a bak sen,Leyla'ya çiçek mi gönderdi?" Görmediğini bildiğim halde başımla onayladım.
"Senin gibi,romantik ruhlu. Ama Leyla'da benim gibidir. Feth etmesi zor olacak."
"Evet,Fatih'in İstanbul'u fethetmesi kadar zordu seni feth etmek. Biraz daha direnseydin bende gemileri karadan yürütmek zorunda kalacaktım." Elimle ağzımı kapatıp söylediklerine güldüm.
"Muhtemelen Volkan'ın yapması gerekecek,şimdiden uyar O'nu."
Bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattık. Bilgisayarımı açıp mailleri ve yapılacak işleri gözden geçirdim.
Biraz iş biriktiğinden bugünün yoğun geçeceğini biliyordum bu yüzden ara vermeden saatlerce çalıştım. Gece olduğunda da boynumu hareket ettirerek açılmaya çalıştım. Son kontroleri de yaptıktan sonra arkama yaslanıp tavana baktım. Normal hayata geri dönmüş olmanın verdiği huzur çok güzel.. Lütfen böyle devam etsin..
Bilgisayarımı kapatıp ayağa kalktım. Yerden tavana doğru uzanan camın önüne geçip aşağı baktım. Trafik akıyor insanlar koşuşturuyordu. Ne kadar hayat koşuşturmacasına dalsakta hayatın normal ve sorunsuz ilerlemesi her şeyden daha değerli bir nimetti. Bu nimetin kıymetini anlamak için bazen gerekten bu tarz şeyler yaşamak gerekiyordu.
Kollarımı başımın üzerine uzatıp gerindim,ayaklı askılığıma yürüyüp kabanımı üzerinden aldım. Masanın üzerinden çantamı ve telefonumu aldıktan sonra da ofisten ayrıldım. Leyla çoktan gitmişti ve ışıklar kapalıydı. Ben biraz daha çalışmak için gece mesaiye kalmıştım bu yüzden kimse kalmamıştı.
Sabahın gürültüsü şuan yokken şirket çok boş ve ölü hissettiriyordu. Şirketin koridorunda ilerlerken aniden ışıklar açıldı ve bir patlama sesinden sonra başımdan aşağı konfetiler düşmeye başladığında korkuyla geriye sıçradım. Duvarın arkasından çıkan Sandro'yu gördüğümde elimi kalbime koyup derin bir nefes verdim.
"Bu ne içindi Sandro? Kalpten gidiyordum.." Dedim nefes nefese. Sandro bana doğru yürürken arkadan hafif romantik bir müzik sesi başladı ve şirketin her yanına doğru yayıldı.
Sandro tam önümde durduğunda arkasında tutuğu elini öne doğru getirip pembe lale buketini bana uzattı. Gördüğüm buketle yaşadığım korkuyu unutup büyük bir mutlulukla çiçeği elinden aldım.
"Yaaa en sevdiğim çiçek!" Laleyi burnuma göttürüp kokusunu içime çektim.
"Tabiki en sevdiğin çiçek." Hiç düşünmeden Sandro'ya doğru atlayıp kollarımı boynuna doladım. O da karşılık olarak kollarını belime doladı. "Seni seviyorum." Diye fısıldadığında kulağıma doğru yüzümü utanarak boynuna sakladım.
"Bende seni seviyorum" Boynuna doğru konuştuğumdan sesim boğuk çıkmıştı. Bir süre sonra tekrardan geri çekilip gözlerimin içine baktı.
"Hayatına girdiğim anan itibaren yaşadığın bütün kötü olaylar için özür dilerim Miray'ım." Ellerimi tutup avcunun içine aldı. Gözlerim doldu. "Ama yaşadığın bütün bu korkuç olayların telafisi için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum."
Bir adım geri çekilip dizinin üstünde çöktü ve asla beklemediğim o şeyi yaptı. Elini ceketine götürüp bir kutu çıkardı ve bana doğru kaldırıp kutuyu açtı. Kutu açıldığında mavi ışık hüzmesi yüzüme çarptı. Kutunun içinde parmağımda ki yüzükten de güzel aşırı zarif bir yüzük duruyordu.
"Önceki yüzüğü ani kararla alığımız için çok araştırma yapamamıştım Ama senin için geçiştirmeli bir yüzük almak istemedim." Ellerimle ağzımı kapattım,duygulandığım için gözlerimde yaşlar birikti.
"Seninle evlenebilir miyim Miray'ım?" İkinci kez sorduğu soruya bu sefer tek olduğumuz için gerçek tepkimle yanıt verdim.
"EVEET EVET!" Dedim yerimde zıplayarak. Sandro'yu yerden kaldırdım ve zıplamaya devam ettim. Arkadaki romantik müzik dansıma absürt kaçıyordu ama umrumda değildi.
Sandro telefonunu çıkartıp birkaç şey yaptı ve cebine geri koydu. Elimi tutup benimle zıplamaya başladığında arkadaki şarkı değişmişti. Sandro'nun bu kadar ince düşünmesine karşılık içimdeki mutluluk daha da arttı. Şarkıya bağırarak eşlik ederken dans etmeye devam ettik.
Dakikalarca ve belki saatlerce dans ettik. En sonunda yorgun düşünce kendimi yere bıraktım. Sandro bana sevgiyl bakarken telefonunu çıkartıp bir şey yaptı ve şarkı durdu. Yanıma çöküp elini başıma koydu.
"Hadi kalk kurban olduğum üşüteceksin." Omuz silktim uzun uzun nefesler alıyordum kendime gelmeye çalışırken.
"Yok,yorgunum-" Dememe kalmadan Sandro bir kolunu bacaklarımın altına diğer kolunu sırtıma koyarak beni havaya kaldırdı. Ağzımdan minik bi çığlık kaçarken boynuna kollarımı düşmemek için doladım.
"Sandrooo! Neden yaptınn?" Dedim nefes lışverişlerimin arasında.
"Benim Miray'ım yorgunsa ben taşırım. Benim Miray'ım bir şey yapmak istemiyorsa ben yaparım." Sandro'nun sözleriyle kalbimdeki sevgi daha da kabardı. Dayanamayıp yanağına öpücük kondurdum.
Arabaya geldiğimizde beni sürücü koltuğuna oturtup kemerimi taktıktan sonra şoför koltuğuna geçti. Arabayı çalıştırdıktan sonra yola çıktık. Kısa sürenin ardından da eve vardık. Sandro'ya dönüp sevgiyle gözlerine baktım.
"İyi geceler aşkım."
"İyi geceler kurban olduğum." Diye karşılık verdikten sonra arabadan inip eve girdim. Bulutların üzerinde yürüyordum resmen!
Bölüm etkileşimi
