29. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Elif Doğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 29. Bölüm

Sesinde meymenet yoktu adamın,tahammül dahi edemiyordum. Yüzüm sinirle ekşirken arkasına geçip bağlı ellerinin olduğu ipi aldım elime ve çözmeye çalışmaya başladım.

"Zorunda olmasam seni ölüme terk ederdim." istemeye istemeye ipi sökmeye çalışıyordum.

"Aaa öyle deme,sonra bu ponçik kalbim çok üzülür." Sinirle son düğümü de çözdükten sonra ayağa kalkıp önüne geçtim. O da elinin iplerden kurtulmasının verdiği rahatlıkla elini bileklerinde gezdirdiyordu.

"Şimdi gidiyorum. Sadece babana seni kurtardığımı söyle!" Korumalar gelmeden gitmem gerekiyordu,yakalanırsam hiçbir şekilde iyi şeyler olmayacaktı.

"Gerçekleri duymadan mı gideceksin?" Depodan çıkmak üzereyken duyduklarım ile yerimde durdum. Gitmem gerekiyordu ama bu yaşadığım şeyleri neden yaşadığımı fazlasıyla merak ediyordum.

Volkan'a doğru dönüp soğuk gözlerimi üzerine diktim. Gitmek yerine kaldığımı görünce tekrardan yüzünde bir sırıtış belirdi.

"Bende öyle düşünmüştüm." Yanıma doğru adım attı ve tam önümde durdu. "Amacımız ne..." çeneme elini koyup yukarı kaldırdı ve gözleriyle temas etmemi sağladı. "Ne için bunları yaşıyorsun? Biz aslında kimiz?"

Çenem kaskatı kesilmişti. Çığlık atmak ve kaçmak istiyordum ama gerçekleri öğrenme arzum diğer her şeyin önüne geçmişti. "Söyle." Dedim sadece.

"Ne kadar da sabırsız bir prenses." Eli çenemde geziyordu ve gittikçe sabrım düşüyordu. "Pekala,anlatacağım." Sonunda geri çekilip aramıza mesafe koyunca rahat bir nefes verdim.

"Baban." Dedi, tekrardan gözlerime kitlenirken. "Hiçte masum değil." Yüzündeki sırıtış giderken tekrardan yanıma geldi. Elleri yumruk olmuştu.

"Önce anneni babamdan ayırdı sonra da şirketimizin batmasına vesile oldu." Duyduklarım karşısında ne yapacağımı şaşırmıştım. Annem ile ne alakası vardı şimdi? Sertan öncesinde annemin adını geçirmişti hatırlıyorum ama sadece beni sinir etmeye çalışıyor sanmıştım.

"Ama bu benim için önemli değil. Bu daha çok.. babamın aşk meselesi falan." Düşüncelerimi bölen sessiz bir kahkaha attı.

"Peki sen?" Gülmeyi kesip tekrardan yüzüne taktığı sırıtışla bana baktı.

"Doğru.. benim de bir amacım olmalı." Elini çenesine koyup düşünüyor gibi birkaç saniye uzaklara baktı. "Amacım sensin. Ben babam gibi olmayacağım,seni elde edene kadar devam edicem."

"Bu imkansız. İmkansızdan da imkansız." Yüzünde ki sırıtış solarken tekrardan bana döndü.

"İmkansızları severim Miray." Gözlerimi yukarı kaldırdım,gittikçe sinirim daha da bozuluyor sabrım daha da taşıyordu.

"Demir seni hak etmiyor,o seni saf biri olarak görüyor." Saçıma dokunup nazikçe Elini gezdirince başımı geriye çektim. "Ben görüyorum,yansıman gibiyim. İçinde ki o fırtınayı görebiliyorum."

"Hiçbir şey bilmiyorsun." Dedim,sinirle. "Sandro'nun adını ağzına alma!" Aniden yüzü kararınca burdan gitmem gerektiğini hatırladım.

"Yanlış kişiye güveniyorsun,o seni koruyamaz. Bu savaşın içinde ezilip gideceksin." Depo kapısına doğru yaklaşmak için geri adım attım.

"Bu seni ilgilendirmez. Benim meselem,benim kararlarım." Tekrardan geri adım attım.

"Günün sonunda yine de bana geleceksin. Sandro'nun gücü bir yere kadar seni kurtarabilir. Yanlış taraftasın." Başımı iki yana salladım.

"Kötülük yaparak kazanacağın hiçbir şey seni mutlu etmez." Bi an duraksadığını fark ettim,sözlerim ona dokunmuştu sanırım.

"Başka şansı olmayan ne yapsın?" Dedi,tekrardan gözlerini üzerime dikerken.

"Her zaman başka bir şans vardır." Artık depo kapısına yakındım ve bu sohbete devam etmeye gerek yoktu.

Volkan'ı orada bırakıp depodan çıktığımda kurtulduğumu düşünmüştüm fakat karşımda duran kişileri görünce her şeyin daha yeni başladığını anladım.

Sandro,Aras ve Leyla tam karşımda, iki taraflarında ise kapıda nöbet yapan korumalar duruyordu. Sandro'nun gözlerinde ihanete uğradığını gösteren bir hayal kırıklığı vardı.

Aras ve Leyla ise durumu anlamaya çalışıyorlardı. Ellerimi kaldırıp bir adım daha attım. Ne düşünüyorlarsa onun yalan olduğunu ifade etmek için başımı iki yana salladım. Bir adım daha atacakken omuzlarıma doğru dolanan bir el ile yürümem engellendi.

Volkan omuzlarımdan tutarak anlıma silah dayadı. Bunu gördüklerinde her birinin vücudu kaskatı kesilmişti.

"Şimdi ben arabaya gidene kadar kimse hareket etmiyor,yoksa hiç düşünmeden sıkarım." Dedi beni sürüklerken.

Herkes yerinde dururken Sandro öne doğru atılmak için hamle yapınca ona yalvaran gözlerimle baktım.

Yüz ifademi gördüğünde hareket etmekten vazgeçti. Volkan ise beni bi tarafa doğru sürüklemeye devam ediyordu. "Bunun bedelini ağır ödeyeceksin Volkan!" Diye kükredi Sandro.

"O anı iple çekiyorum kardeşim!" Diyerek karşılık verdi Volkan. Yanımıza siyah bir araba yanaştığında Volkan önce beni sonra kendisini bindirdi arabaya.

Yola çıktığımızda nefret dolu bakışlarımı ona çevirdim. "Beni neden peşinden sürüklüyorsun!" Silahını tekrardan pantolonunun yanına yerleştirirken karanlık bir sesle kıkırdadı.

"Demir'in yüz ifadesini izlemek çok eğlenceliydi. Merak etme,birazdan seni bırakırım. Şuanlık sana ihtiyacım yok." İçimdeki öfkeyle şuan Volkan'ı öldürebilirdim ama bu kanuna aykırı olurdu.

Daha fazla sinirimi bozmamak için sessizce gözlerimi önüme doğru kitledim. Umarım Sandro ona ihanet ettiğimi düşünmüyordur.

"Efendim,bi araba bizi takip ediyor." Şoför dikiz aynasından bakarak konuştuğunda direkt olarak arkamı dönüp arka camdan kimin olduğuna baktım. Tabiki Sandro'ydu. Yüzünden öfkeli olduğu belliydi,direksiyonu tutuşu o kadar sıkıydı ki eklemleri beyazlamıştı.

Gözleri benimkilerle buluştuğunda içime bir ürperti düştü,ihanetin acısından bana bu şekilde baktığını biliyordum. Bakışı o kadar acıtıyordu ki yüreğimi,istemesem de önüme döndüm.

"Hızlan o zaman!" Dedi,Volkan. Şoför ise aldığı emirle gaza bastı.

Araba aniden daha da hızlanınca yerime geçip kemerimi taktım. Arabaların arasından makas atarak geçiyordu ve her makas atışında yüreğim ağzıma geliyordu.

"Efendim işe yaramıyor! Hâlâ bizi burun buruna takip ediyor!" Şoförün sözleriyle Volkan pantolonundan silahını çıkartıp camı açtıktan sonra camdan dışarı sarkarak silahı Sandro'nun arabasına doğru tuttu.

"HAYIRRR!" Kulaklarımı ve gözümü kapatarak patlayan silah sesini duymamaya çalışsam da çok gür çıkmıştı. Gözlerimden yaş akarken kafamı çevirip arkama baktığımda Sandro'nun sürdüğü arabanın savrulduğunu gördüm.

Ellerimle ağzımı kapatıp dehşet içinde arabanın duvara çarptığını izledikten sonra Volkan'a dönüp kazağından tutarak çekiştirmeye başladım.

"BUNU NASIL YAPARSIN! NEDEN!" Acı içinde ağlıyordum. Volkan ise çok sakindi,silahını temizleyip tekrardan pantolonuna soktu.

"Peşimizden gelmenin bedeli bu." Dedi sakince. Daha fazla dayanamayıp suratına tokadı çaktım.

Tokadın etkisiyle başı yana doğru çevrildi ama sanki hiç darbe almamış gibi bakıyordu önüne.

"İNDİR BENİ! ONUN YANINA GİDİCEM! BIRAK!!" Şoförün omzundan tutup sarsarak ağlamaya devam ettim.

"Tamam,indir onu." Volkan'ın emriyle araba kenara doğru çekildikten sonra durdu. Hiç vakit kaybetmeden arabadan inip koşarak Sandro'nun bulunduğu noktaya doğru koşmaya başladım.

Üzerime doğru gelen arabalar şuan gram umrumda değildi. Tek aklımda ki Sandro'nun canıydı. Birkaç kez arabalar yüzünden durmak zorunda kalmıştım. Her bir araba sinirle kornaya basıyordu. Uzun bir koşuşun ardından sonunda arabanın bulunduğu yere gelmiştim.

Başı direksiyona çarpmıştı ve bu yüzden anlından kan akıyordu. Ellerimle ağzımı kapatıp bu görüntü karşısında dehşet içinde ağlamaya başladım. Arabaya binip yanına yerleştikten sonra başını direksiyondan kaldırıp göğsüme doğru yasladım.

Başını tutarken deli gibi ağlıyordum,canım çıkmış gibi yanıyor ve nefes alamıyordum. "Sandro uyan,nolur uyan!" Sesim çatallaşmış titriyordu.

"Benim yüzümden bu hale geldin.. herkese zarar veriyorum.." başına öpücükler kondururken bir yandan da bedenini kendime çekmeye çalışıyordum.

Arkadan gelen siren sesleriyle ambulans geldiğini anlayınca bir nebze de olsa rahatlamıştım ama gözyaşlarım bi türlü durmuyordu. O kadar masum duruyordu ki yüzü.. bu durum kalbime bıçak saplanmasına sebebiyet veriyordu.

Ambulanstan inen görevliler benden inmemi söylediklerinde sözlerini ikiletmeden arabadan indim. Sandro'yu da arabadan indirip sedyeye koydular. Arkasından ağlayarak takip ediyordum.

Ambulansa bindikten sonra Sandro'nun elini tutup anlıma götürdüm. Eli normaldeki sıcaklığının tam tersi,buz gibiydi. Ellerini iki elimin arasına koyarak ısıtmaya çalıştım.

"Lütfen uyan.. sensiz yapamam.." diye fısıldadım.

Telefonumun çaldığını duyunca başımı kaldırıp çantamdan telefonumu çıkarttım. Leyla'nın ismini ekranda görünce aramayı kabul ettim.

"BUNU NASIL YAPARSIN! BİZE İHANET ETTİN!" Leyla'nın acı dolu sesini dinlerken burnumu içime çekip yorgun bir sesle konuştum.

"Sandro ağır yaralı.. hastaneye gidiyoruz." Diyebildim zorla.

"Ne? Ne oldu!?" Leyla'nın endişeli sözleriyle gözlerimi kapattım.

"Hastaneye gelin,orda anlatıcam." Aramayı sonlandırdıktan sonra tekrardan Sandro'nun elini tuttum.

"Eğer benim yüzümden sana zarar gelirse kendimi affetmeyeceğim." Yanımda duran ambulans görevlisi ilk yardımları yapıyordu. Elimi yanağına götürüp nazik dokunuşlarla okşamaya başladım.

Kısa sürenin ardından durduktan sonra abulansın kapıları açıldı. Acilde bulunan doktorlar sedyeyi tutarak içeri koşarak götürdüler. Tam arkasından gidecekken Leyla ve Aras'ı fark edince onların yanına gittim. Beni gördüklerinde direkt yanıma koşarak geldiler.

"Ne yaptın sen!" Ağlamamak için alt dudağımı ısırıp başımı yere eğdim.

"Yapmak zorundaydım.." Leyla kolumdan tutup sarsmaya başlayınca ağlamalarım hızlandı.

"Neyi yapmak zorundaydın! Neden bizden sırlar saklıyorsun!" Aras Leyla'yı benden uzaklaştırdı. Kendimden gerçekten nefret ediyordum. Gözyaşlarıyla kaplı gözlerimi Sandro'nun gittiği yöne doğru çevirdim.

Şuan tek düşündüğüm şeydi...

"Sandro.." Hastane kapısından içeri koşup etrafa baktım. Danışmanın oraya gidip kadına acıyla baktım.

"Uhm.. I.. my.." zaten olmayan İngilizcem şuan berbat hale geldiğinden derdimi anlatamıyordum. Başımı öne eğip cümleyi kurmak için bir süre düşünmeye çalıştım.

"Which floor is your patient on who was just in a car accident? (Trafik kazası geçiren hastanız hangi katta bulunuyor?)" Aras'ın olaya müdahale etmesiyle tekrardan başımı kaldırıp bilgisayarla bir şeyler yapan kadına baktım.

"The newly arrived patient is currently in intensive care. On the 3rd floor. (Yeni gelen hasta şu anda yoğun bakımda,3. katta)" Aldığım bilgiyle hiç vakit kaybetmeden merdivenlere doğru koştum.

Şuan asansörü bekleyecek sabrım yoktu. İkişer ikişer merdivenlerden koşarak çıktıktan sonra üçüncü kata ulaştığımda etrafa baktım. Birkaç kapı vardı,hangisi olduğunu kestiremiyordum.

Bir süre sonra Aras ve Leyla asansörden çıktıklarında ikisinin yanına gittim. "Nasıl bulucam? Nerede bilmiyorum!"

Sakin adımlarla Aras oradaki görevliye gidip birşeyler sorduktan sonra tekrardan yanıma döndü ve sağdaki kapıyı işaret etti. "Şuradaymış ama şuan girmemiz yasak,ameliyat oluyor."

Cümlesini bitirmesini beklemeden koşarak kapının bulunduğu yere koştum ve önüne çöktüm. "Allah'ım nolur.. nolur ona bir şey olmasın.." Başımı duvara dayayıp gözlerimi kapattım.

"Miray,ne oldu anlatır mısın? Neden Volkan'ı oradan çıkardın?" Leyla yanımda diz çöküp benimle göz teması kurunca gözlerimi ona çevirdim.

"Sandro uyandığında anlatacağım. Şuan hiçbir şey düşünemiyorum." Tekrardan gözlerimi kapattım. Gözümün önüne kaza anı gelip duruyordu.

Leyla yanıma geçip elini omzuma koydu. Başımı ona doğru yasladım. "Sadece.. yapmak zorundaydım,tehdit yüzünden.." Dedim, en azından benden nefret etmemesi için.

"Volkan seni nasıl tehdit edecek? Eli kolu bağlıyken?" Aras'ın şüpheci ses tonuna karşı başımı kaldırıp ona çevirdim gözlerimi.

"Volkan değil.. babası,Sertan. O tehdit etti.. kardeşimi öldürmek ile.. zaman vermişti." Leyla olanları anlayınca elini ağzına götürüp büyük gözlerle bana baktığında ona sadece yaşlı gözlerimle karşılık verebildim.

"Miray.." Bana sarıldığında tekrardan ağlamaya başlamıştım. Aniden aklıma Alp'ın gülüşü geldiğinde Leyla'dan uzaklaşıp telefonumu çıkarttım ve Alp'i görüntülü aradım.

Birkaç çalıştan sonra aramayı tanımadığım bir yüz cevaplayınca kalbim aniden daha hızlı atmaya başladı. "Sen kimsin?" Dedim endişeyle.

"Alp elimizde,parayı göndermezsen saatler içinde ölecek." Karşıdaki yüz çok ciddiydi,telefon elimde sıkılaşırken ekrana kitlendim.

"Ne-ne parası? Neden? Dediğinizi yaptım! Bırakın Alp'i!" Telefonun diğer ucundan kahkaha sesi yükselince kaşlarım çatıldı. Olayı anlamaya çalışan Leyla ile bakıştım.

"Lan Alp, senin bu ablan benden daha iyi oyuncu çıktı!" Telefondaki kişinin sözleriyle bunun bir oyun olduğunu fark edince tuttuğumu fark ettiğim nefesimi geri verdim.

"Abla!" Kahkaha sesi yükselirken telefonun ekranında Alp belirince ona gözlerimi belerterek baktım.

"Cezan ikiye katlandı Alp. Eve döndüğümde büyük bir dayağa hazırlıklı ol." Kahkahası dinen Alp'in dudakları büzülünce onun bu masum numarasına karşılık göz devirdim. "İşim var şimdi,kapatmalıyım." Telefonu yüzüne kapattıktan sonra elimi şakağıma götürdüm.

"Cidden hepimizi kandırdı kerata." Aras'a yorgun bir gülümsemeyle döndüm.

"Haklısın,resmen ipe dizdi." Otomatik kapı aniden açılınca hızla ayağa kalkıp doktora tüm dikkatimi verdim.

"The surgery was successful, he'll wake up soon.(Ameliyat başarılı geçti,yakında uyanacaktır)." Doktorun sözleriyle derin bir nefes alıp geri verdim.

"Oh çok şükür.." Uzaklardan gelen bağırma sesleriyle hepimizin gözleri merdivenlere doğru döndü.

Sonunda merdiven tarafında bir hareketlenme olunca sesler de netleşmeye başladı. Başımı yana eğip sesin sahibinin kim olduğunu görmeye çalıştım.

"Where is my son!? (Oğlum nerede!?)" Gördüğüm görüntü karşısında ayaklarım yere çivilendi.

"L..Leyla.. S..Sertan bu.." üzerimize doğru kızgın bir boğa gibi yürüyen Sertan'dan gözlerimi çekip Leyla'ya döndüm. O da duydukları karşısında şok olmuş gibiydi.

"Sertan mı?" Aras'ta meraklı bakışlarını üzerimize dikmiş durumu anlamaya çalışıyordu.

Sertan önümde durduğunda çenem sinirle kasıldı. Ona ne abi ne de bey diyesim geliyordu. İsmini söylemek bile sinirimi bozuyordu.

"Oğlum nasıl?" Cevap vermek yerine gözlerinin içine bütün saf nefretimle bakmaya devam ettim.

"Hayret,nasıl geldi aklına Sandro'yu sormak?" Sesimin soğuk çıkmasına engel olamamıştım. Gerçi engel olmaya da çalışmamıştım.

"O da benim oğlum! Bunu sormak senin haddin değil!" Sinirden ağzımın kenarı yukarı kıvrılırken kaşlarım yukarı doğru kalktı.

"Ne komedi ama." Daha fazla yüzüne bakmak istemediğimden vücudumu tamamiyle başka yöne doğru çevirdim.

Bekleme odasına gidip bir sandalyeye oturduktan sonra başımı ellerimin arasına alıp gözlerimi kapattım.

"Geçmişte ne yaşandığını bilmiyorsun." Duyduğum sesle başımı kaldırdım.

"Ne zırvalıyorsun yine?" Sabrımın sınırına geldiğim gözlerimden okunuyordu artık. Sertan ise önüne bakıyordu,dik ve sarsılmaz görünüyordu.

"Demir'i tek başına bırakmamın sebebinin ne olduğunu bilmiyorsun." Elimi yüzümde birkaç saniye gezdirdikten sonra sesli bir şekilde üfledim.

"Bak,şuan o kadar umrumda değil ki senin bencilliğinin sebebini. O kadar merak etmiyorum ki,bilemezsin." Tekrardan gözlerimi kapatıp arkama yaslandım. Beynimde sadece Sandro'nun kaza yaptığı anın görüntüsü dönüyordu.

"Melda.. yani annen," gözlerimi tavana dikip sinirle nefes verdim. Ne yaparsa yapsın devam edecekti sözlerine. "Onu ben seviyordum. Benimle evlenecekti."

Sertan'a doğru dönüp ellerimi bacağımın üstüne koyup tüm dikkatimi üzerine verdim. "Anlat hadi nolur anlat. Çok meraklısın anlatmaya." Beni dinledikten sonra sadece başını salladı ve sonra kısa bir sessizlik oluştu.

"Annende beni seviyordu hatta birbirimizin ilk aşkıydık. Ne olduysa Melda'nın annesi ilişkimizi reddettikten sonra oldu." Bir süre bekledikten sonra gözleri kısıldı.

"Melda'da beklemedi,annesinin sözlerine itaat edip babanla evlendi. O gün başladı bütün nefretim." Bütün sabrımı ortaya koymuş karşımdaki adamın sözlerini bitirmesini bekliyordum.

"Bunların hiçbiri Sandro ile alakalı değil." Dedim sadece. Ne olursa olsun babamın tarafında olmalıydım,hayatta her zaman istediğimiz şeyler olmazdı sonuçta.

"Bekle,en başından başlıyorum hikayeye. Anlaman için." Sessizce cıkladıktan sonra konuşmaya devam etmesi için bekledim.

"Sonra Costanza.. İlk karım,Demir'in annesi ile tanıştım. Yarama merhem olduğunu hissediyordum. Kısa bir süre için intikamı da Melda'yı da unutmuştum. Ama bir gün babandan bir fotoğraf aldım. Seninle birlikte çekildiği bir fotoğraftı." Gözlerim kısıldı,o fotoğraf muhtemelen bavulda gördüğüm fotoğraftı.

"Yani? Neden göndermiş?" Diye sordum.

"Beni kışkırtmak için tabiki." Gözleri benimkileri bulduğunda gözlerinde ki sert ifadeyi daha net görmüştüm. "Babanda benim gibi mafya lideri. Bunu biliyor muydun?" Söyledikleri karşısında kaşlarım çatıldı.

"Anlamadım?" Yüzünde kısa bir sırıtış oluştuktan sonra yüzünde ki sert ifade tekrardan döndü.

"Baban benden de acımasız bir mafya lideriydi. O fotoğraf ise artık yeraltından uzaklaşıp kendi ailesine bakmak için normal bir iş yapacağının bir göstergesiydi." Sertan'ın anlattığı her kelime, ruhumda bir deprem etkisi yaratıyordu.

Babam... O bana masallar anlatan, saçlarımı okşayan adam, elleri kanlı bir lider miydi yani? Kendi kurduğu o yalan dünyanın içinde beni pamuklara sararken, aslında bizi bu karanlığın tam ortasına mı atmıştı?

Sertan'a bakıp bağırmak, 'Yalan söylüyorsun!' demek istedim ama boğazımdaki o yumru buna izin vermedi. Çünkü babamın o meşhur 'iş gezilerinin' ve gizli telefon görüşmelerinin taşları şimdi yerine oturuyordu.

"Ve bütün bu hikayeyi bilen başka biri var. Sana anlatır diye düşünmüştüm. Ama söylememiş belli ki." Kafamdaki seslerden sıyrılıp tekrardan dikkatimi ona yönelttim.

"Kim?" Dedim,ağzından çıkacak her isim benim canımı yakacaktı biliyordum ama bilmem de gerekiyordu.

"Demir." Sırıtışı genişlerken kalbime hançer darbesi yemiş gibi hissettim. Elimi kalbime götürdüm ve bakışlarımı yere çevirdim.

"Sana söylememiş gerçekten. Ne yazık, güvendiğin adamın senden gerçekleri saklaması acı verir." Gözlerimi sıkıca kapattım,konuştuğu her kelimede sözleriyle zehirlendiğimi hissediyordum.

İnanmak istemiyordum Sandro'nun bunu yaptığına. Benden bunu saklaması için hiçbir sebep yoktu sonuçta. Babam hakkında,babası hakkında bunları biliyorsa bana neden anlatmamıştı ki?

"Konuma döneyim." Derin bir nefes aldıktan sonra geriye doğru gerindi. "Anlaşma yapmıştım babanla. Bunca husumete rağmen ailem için.. Yeni doğmuş kızım için onun elini sıkmıştım."

"Eee? Sonra ne oldu?"

"Baban beni sattı. Kızımı diğer mafya lideri kaçırdı. O adamla olan düşmanlığımın ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu." Eli kucağında yumruk oldu, "Gücüm zayıflamaya başladı, elimde değildi. Ama başardım,kızımı kurtardım. Ya da kurtardığımı düşündüm."

İç yanağımı ısırarak kendimi sakin tutmaya çalışsam da babamın hakkında söyledikleri o kadar ağırdı ki sessiz kalmak veya karşı çıkmadan dinlemek çok zordu.

"Sonrasında kızım stresten beyninde tümör oluşturdu. Zaten gücüm yoktu,para sıkıntısı çekiyordum. Babandan son kez gururumu satarak yardım istedim." Titrek bir nefes verdim. Hikayenin burdan sonrasını biliyordum,başımı diğer yöne çevirip gözlerimi kapattım.

"Demir'i yalnız bırakmalıydım. Ailemden kalan tek kişi oydu,ona da zarar gelsin istemedim." Gözlerim aniden onunkini buldu.

"Ya Volkan? Demir ile aynı yaşta,başka bir kadınla ilişkin varken ailene karşı nasıl bu kadar bağlı olabilirsin?" Dişlerimi birbirine sürttüm,anlattığı şeyler fazlasıyla inandırıcı bir hikaye olsada eksikleri vardı.

"Volkan?" Diye yineledi,başımı sallayarak sorumu cevaplaması için yüzüne pür dikkat baktım.

"MİRAY, SANDRO'NUN YANINA GİDEBİLİRSİN! HEMEN GEL!" Gözlerim Leyla'nın sözleriyle heyecanla açılırken bir saniye daha beklemeden ayağa fırlayıp bekleme odasından çıktım.

Yoğun bakım odasının önüne geldikten sonra içeri girmek için doktora baktım.

"Who is the patient's closest relative? (Hastanın en yakını kim?)" Sesim titreyerek öne adım attım.

"I'.. I'm-" Sözüme devam edemeden Sertan gıcığı önüme geçti.

"I'm his father. (Ben babasıyım.)" Doktor kapıyı gösterip Sertan'ın içeri girmesine izin verince hayal kırıklığı ile Leyla ile Aras'a döndüm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18