2. bölüm

Vaveyla Yazarı: Elif Doğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 2. bölüm

Karşımdaki adamdan sabırla cevap bekliyordum. Ayağa kalkıp gömleğini düzeltti. Yüzünde ki sinir bozucu sırıtış O'na olan öfkemi daha da arttırıyordu.

​"Adım Sandro Mariano. İtalyan'ım, 27 yaşındayım ve size hizmet etmek için görevlendirildim." dedi tekrar yerine otururken. Boğazımı temizleyip koltuğun diğer tarafına oturdum.

​"Peki bu olayın amacı ne? Yani tam olarak ne amaçlıyorsunuz genç kızların evine gelerek?"

​"Amacımız..." Başka yöne baktı, çenesini kısa bir süre kaşıdı. "Tek bildiğim size hizmet etmek." Dudağımın kenarının çarprazı yukarı kıvrıldı ve omuz silktim.

Saate baktığımda zamanın geldiğini fark ettim. Yakında dizim başlayacaktı. Etrafıma bakındım ve kumandanın Sandro'ya daha yakın olduğunu fark edince cıkladım.

​"Sandro, biliyorum misafirsin ama..." Der demez Sandro ayağa kalktı.

​"Emrinizdeyim Miray Hanım!" Sesi çok istekli geliyordu ama sorun istekli oluşu değildi. Gereğinden fazla resmiydi,sonuçta O'na para ödememiştim. Bu da durumu daha absürt kılıyordu.

Kendimi tutamayıp kahkahayı patlattım. Sandro güldüğümü görünce tek kaşını yukarı kaldırdı. Kendimi toparlayıp boğazımı temizledim ama hâlâ içimden gülmek geliyordu...

​"Kusura bakma, ben insanlarla mesafeli konuşmayı sevmeyen biriyim. Benimle samimi bir şekilde konuşabilirsin." Sandro hızla başını sallayıp dudaklarını birbirine bastırınca hafifçe sırıtarak Sandro'ya baktım. Tam kumandayı isteyecekken burnuma yanık kokusu gelince zıplayarak ayağa kalktım ve büyük adımlarla mutfağa koştum.

​"Börek yapıyordum, yaktım senin yüzünden!" Aceleyle fırının kapağını açtım. Gerçekten de kömür gibi olmuştu börek... Ne hayallerle koymuştum fırına oysaki...

Tepsiyi çıkarmaya çalışırken sıcak demir parmağıma değince elimi yaktım. Hızla tepsiyi tezgaha fırlatıp çeşme başına geçtim. Acı o kadar yoğundu ki gözlerim dolmaya başladı. Elim çok fazla yanıyordu.

​"Ahh elim, off çok yanıyor!" Elimi sudan çıkartıp sanki işe yarayacakmış gibi üflerken arkamda Sandro'yu gördüm; elinde merhemle ayakta bekliyordu.

​"Merhemi sürmeme izin verin lütfen." Bir Sandro'ya bir de nasıl bulduğunu bilmediğim yanık kremine bakıyordum. Sonra utanarak elimi uzattım. Dibime kadar gelip büyük bir ciddiyet ve naziklikle kızarmış olan bütün her yere kremi sürmeye başladı. Bu sırada ben de yüzünü dikkatlice izleyecek zaman bulmuştum...

​Çene hattı muazzam güzeldi, gözleri anında etkileyecek güce sahip duruyordu. Kalbimde hafif hareketlenme hissederken Sandro'nun yüzüme baktığını fark ettim. Ona bakmayı bırakıp utanarak elime baktım ki zaten çoktan merhemi sürmeyi bitirmişti. Boğazımı temizleyip tekrar ona baktığımda hâlâ bana baktığını görünce konuyu değiştirmem gerektiğini hissettim.

​"İtalya'dan geldiğini söylemiştin. Kalacak bir yerin var mı?" Cevap vermesini bekledim bi an. Sandro bana, ben Sandro'ya bakıyordum. Yanlış bir şey mi söylemiştim ben yine? Hayır, çok mantıklı bir soruydu ve düşünülecek bir yanı yoktu. Aniden düşüncelerimi sesiyle bozdu.

​"Burası benim evim zaten?" Ciddiyetle söylediği şey ile yüzümde komik bir ifade oluştu.

​Yüz ifademi düzeltip gözlerimi kıstım. "Hayır, yanlış anladın galiba. Burası benim evim." Çok ciddi ve kendimden emin bir ses tonuyla konuşmama rağmen bana kendimden şüphe etmemi sağlayacak gözlerle bakınca kaşlarımı daha çok çattım.

​"Yanlış anlamadım, görevlendirildiğim kişi sensin ve sen burada yaşadığın için benim de evim oluyor." Sandro ise sakin ve sanki bu söylediği çok mantıklıymış gibi rahat bir ses tonuyla söyleyince aklıma başka bir soru geldi.

​"Seni kim görevlendirdi?" Büyük bir merakla gözlerine baksam da gördüğüm tek şey boş ve katı gözlerdi.

​"Söyleyemem, bunu söylememiz yasak." Aniden bakışları sertleşti ve ses tonu soğuklaştı. Neyin kafasını yaşıyordu? Ne saçma bir yasak! Hem sen yabancı birinin evinde kal hem de hiçbir bilgi verme! Mantıksızlık diz boyu!

​Düşüncelerimden sıyrılıp elime bakınca Sandro'nun hâlâ elimi tuttuğunu ve hatta elimi okşadığını görünce Sandro'ya baktım. Sandro da fark etmiş olacak ki hızla elini çekti.

​"Ah, özür dilerim efendim!" Utanarak elimi çekip geri adım attım. Hafif kızarmış ve sinirli bir ifadeyle ona döndüm.

​"Bana bir daha efendim dersen kafana sopayla vuracağım!" O anda kahkahayı patlattı. Utanmıştım. Hızla mutfaktan çıkıp oturma odasına geçtim. Zaten dizim birkaç dakikaya başlayacaktı. Ne güzel börek eşliğinde yiyecektim ama nasip olmadı. Oturunca kumandayı alıp televizyonu açtım.

​Sandro da bir saniye sonra odaya girip diğer koltuğa oturdu.

​"Eee anlat bakalım Sandro, nasıl Türkçe öğrendin?" Dizinin başlamasını beklerken sohbet etmenin mantıklı olduğunu düşündüm.

​"Ben tüm dilleri biliyorum zaten." Hafif bir sırıtışla gerinerek söyledi. Çok fazla imrenmiştim. Sadece İngilizceyi hafif iyi konuşabiliyordum... Sandro'ya göz ucuyla imrenerek baktım.

​"İstersen sana birkaç dil öğretebilirim?" Koltuktan kalkıp önüme geldi ve tam yanıma oturdu. Neden şimdi yanıma oturdu? Açık olan ama reklam oynayan televizyona bakarak konuşmaya devam etmeye çalıştım.

​"Ayy yok, kalsın, sağ ol. Canım Türkçem ile ben çok mutluyum." Sesimin gergin çıkmasına engel olamadım. O da konuyu pek uzatmadı sağ olsun. 'Tamam' anlamında başını salladı. Sonra ayağa kalkıp odadan çıktı ama şu anda başlamak üzere olan bir dizim vardı bu nedenle peşinde bakıcılık yapamazdım.

​Televizyonun sesini açıp izlemeye koyuldum. Başrol kız yine bir sakarlık yapmayı başarmış, başrol oğlanın kucağına düşmüştü. Bir süre sonra Sandro yanıma geldi. Elindeki böreği bana doğru uzatmış bekliyordu. Önce elinde tuttuğu böreğe, sonra Sandro'ya baktım.

​"Bunu nereden buldun?" Heyecanlı bir ses tonuyla sorup tekrar börek tabağına baktım.

​"Bulmadım, aldım. Özür olarak kabul et." Gözleri melül melül bakıyordu,sesinde ki tondan ise mahcup olduğu anlaşılıyordu. Böreksiz dizi çekilmezdi. Mood'um bir anda yükseldi ve koca börek tabağını önüme aldım. Elime gelen ilk patatesli böreği ağzıma attım.

​"Teşekkür ederi-" Heyecandan konuşurken nefes almıştım ve börek boğazıma kaçmıştı. Ağzımda yemek varken konuşmamam gerektiğini biliyordum ama bu kadar utanç vereceğini düşünmemiştim... Ağzımdan çıkan böreği büyük bir utanç ile elimin içinde sakladım.

​"Yavaş ol, boğulacaksın." Dedi, sesinden eğlendiği anlaşılıyordu. Bıyık altından bana güldüğüne kesinlikle emindim. Dudaklarımı birbirine bastırıp başka yöne baktım. Bir süre sessizlik oldu. Ben de tekrar dizimi izlemeye döndüm.

Bir süre aramızda konuşma geçmedi. Dizinin konusu da daha dikkat çekici gelmeye başlamıştı. Heyecanla yaşanan olayları izlerken Sandro araya girdi.

​"Bu kız hangi çocuğu seviyor?" Sandro'nun sorusuyla hafifçe sırıtıp televizyonda beliren yakışıklı oyuncuyu gösterdim.

​"Aah, tabii ki yakışıklı ve popüler olanı." Sandro başını sallayınca ben de tekrar dizime döndüm.

​"Diğeri de popüler olabilecek tipte?" Gözlerimi diziden ayırmadan Sandro'ya cevap verdim.

​"Ama senarist başrol çocuğu parlatmış, bu yüzden kızımız onu seviyor."

​"Peki ilk kim kızı sevmeye başladı?" Sandro'ya göz ucuyla bakıp omuz silktim.

​"Tabii ki başrol çocuk." Kafasını 'anladım' dercesine salladı. Ben de diziye geri döndüm. Tam konsantre olacakken bir soru daha sordu.

​"Sen olsan hangisini seçerdin?" Sorunun cevabını çok iyi biliyordum.

​"Tabii ki 2. erkeği." Kıkırdadım.

​"Neden o peki?" Ona mahsustan derin ve keskin bir bakış attım.

​"Çünkü tam benim tipim." Sandro bir süre düşünüyor gibi başka yöne bakıp başını yavaş yavaş sallıyorken ben de tekrar dizimi izlemeye dönmüştüm ki tekrar konuşmaya başlayınca sinirli bir ifadeyle Sandro'ya döndüm.

​"Anladım... Pekii-"

​"SUSMAZSAN SENİ ODADAN TERLİKLE KOVACAĞIM!"

​"Tamam ya, sohbet etmek için sormuştum sadece." Sandro somurtup önüne döndü ve ben de bitmek üzere olan dizimi seyretmeye devam ettim. On dakika geçmeden dizi bitmiş ve jenerik girmişti. Sandro'ya rahatsız olmuş bir ifadeyle döndüm.

​"Dizi de bitti, sağ olasın. Çok heyecanlıydı, izlettirdiğin için teşekkür ederim." Cevap vermeyince ayağa kalktım. Yorulmuştum, hemen gidip uyumak istiyordum. Odama doğru giderken arkamda hareket eden bir şey sezdim ve geriye döndüğümde Sandro'yu görünce beni takip ettiğine şaşırdım.

​"Neden peşimden geliyorsun?" Sandro evi gözleriyle süzdükten sonra bana baktı.

​"Nerede yatacağım?" Gözlerini tekrardan büyük bir merakla bana çevirdi. Çok ciddi ve emin bir şekilde oturma odasını işaret ettim.

​"Oturma odasında." Sandro tekrar oturma odasına, sonra yine bana baktı ve hızla başını iki yana salladı.

​"Ben orada rahat etmem!" Sinirle bir iç çekip sakin kalmaya çalışarak cevap verdim.

​"O zaman bir otelde kal!" Sandro başını yere eğip utanarak cevap verdi.

​"Şu an param yok..." Aniden ona acıyasım tutunca kendi odama doğru yürümeye devam ettim.

​"Of of, tamam, bekle sana yer hazırlayayım." Ailemden biri geldiği zaman rahat etsin diye açılabilir yatak almıştım. İlk günden bu kadar yakında durmak rahatsız ediyordu ama bu saf yürek dayananamıştı.

​Arkamda evsiz bir kedi yavrusu gibi beni bekliyordu. İçim ona çok acımıştı. Sonuçta bu renkli hayatı o seçmemişti. Sen git elin ülkesinde elin kızının evinde kal, olacak iş değil!

​"Gel bakalım, buraya yatabilirsin." Yatağımın altındaki yatağı açıp üstüne örtü serdikten sonra yer yatağını gösterdim.

​"Çok yakın olmayacak mıyız?" Önce yataklara ve sonra Sandro'ya baktım. Evet, aramızda yükseklik farkı vardı ama Sandro haklıydı... Resmen aynı yatakta uyumayı önermiştim...

​"Sana güvenebilirim, değil mi?" Diye sordum gözlerinin içine bakarak.

​"Tabii ki, siz benim sahibimsiniz. Ne emrederseniz onu yapmak zorundayım!" Yine bana efendisi gibi davranınca gözlerimi devirmeden duramadım. Omuz silkip yatağıma doğru yürüdüm.

​"O zaman bugün sessizce bu yatakta uyuyorsun asker! İyi geceler!" Sessizce kıkırdayarak yatağıma uzandım. Işığın açık olduğunu fark edince moralim bozuldu, ayağa kalkmaya üşendim. Sonra Sandro'nun burada olduğunu hatırladım.

​"Işığı kapat asker, hemen şimdi!" Hâlâ ayakta duran ve bana şaşkınlıkla bakan Sandro'ya sırıtarak bakarken Sandro elini düz bir şekilde alnına koyup asker duruşunda durdu.

​"Emredersiniz komutanım!" Bu hareketine sesli bir şekilde gülerken Sandro da ışıkları kapatmış, yanımdaki yatağa uzanmıştı.

​"Aferin asker!" Sessizce mırıldanıp gözlerimi kapattım.

​"İyi geceler komutanım!" Hâlâ asker rolünü oynuyordu ve bu da benim kıkırdamama sebep olmuştu.

​"Sana da iyi geceler Sandro." Ve yavaş yavaş ikimiz de uyuyakaldık.

​Sabah olduğunda yer yatağının kapalı olduğunu fark edince odanın etrafına göz gezdirdim ama Sandro'ya ait hiçbir iz yoktu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

87okunma 26beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18