35. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Elif Doğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 35. Bölüm

Lobide otururken telefonuma gelen bildirimle gözlerimi açtım. Çağla'dan gelen mesaj, mankenlerin çoktan mekana ulaştığını söylüyordu. Derin bir nefes alıp ayağa kalktım, kalbim heyecandan yerinden çıkacak gibiydi.

"Hazır mısın, güzelim?" Leyla yanıma gelip koluma girdi. Üzerinde daha önce seçtiğimiz o lacivert elbise, saçları özenle toplanmış, gözlerinde hem heyecan hem endişe vardı.

"Hazırım sanırım. Karnımda kelebekler falan değil, resmen tam bir kuş sürüsü var." Dedim, gülmeye çalışarak. Leyla omzuma vurdu.

"Bugün her şey mükemmel olacak. İnanıyorum sana."

"Hadi gidelim, erkenden orda olmak iyi olacaktır."

Vito'ya binmek için otelden çıktığımızda Sandro'nun bizi otel önünde beklediğini gördüm. Siyah takım elbisesi içinde her zamankinden daha ciddi ve yakışıklı duruyordu. Kapıyı açıp içeri girmemi bekledi.

"Bugün seninle gurur duyacağım, biliyorum." Dedi, elimi tutarken. Yüzüme yerleşen gülümsemeyi saklayamadım.

Mekana vardığımızda backstage tam bir kaos içindeydi. Saç ve makyaj ekibi mankenlerin arasında koşuşturuyor, dikiş ekibi son kontrolleri yapıyordu. Tuğçe beni görür görmez yanıma koştu.

"Miray Hanım, üçüncü mankenin elbisesinde küçük bir sorun var, hemen hallediyoruz ama haber vermek istedim."

"Tamam, panik yapmayın. Ne gerekiyorsa yapın." Dedim, sakin kalmaya çalışarak. İçimden "Allah'ım sadece bu olsun" diye dua ediyordum.

Işık ve ses ekibiyle son kez konuştuktan sonra, mankenlerin yanına gidip her birine tek tek göz gezdirdim. "Bugün sadece yürümeyeceksiniz, bir hikaye anlatacaksınız. Unutmayın."

Öğleden sonra basın için kısa bir röportaj verdim. Bir gazeteci "Bu koleksiyonun ardındaki ilham neydi?" diye sorduğunda gözüm istemsizce Sandro'yu aradı, o da uzaktan bana gülümsüyordu.

"Kırılsakta, toparlanmak için bir araya gelmemiz ve bir olmamız gerektiğini göstermek istedim. Kusurlarımızı saklamak yerine onlarla gurur duymayı ve onları sevip yapabileceğimiz en güzel halinle çevirebilmeliyiz." Dedim, sesim titremeden. Sandro ve Leyla söylediklerimi gururlu gözlerle dinliyorlardı.

Akşam olduğunda podyumun etrafı doluydu. Şampanya kadehleri, flaş sesleri, yabancı dillerde konuşmalar... Ön sırada oturanları süzerken gözüm bir an tanıdık bir silüete takıldı ama kalabalıkta kayboldu. Kalbim hızlandı, acaba Sertan mıydı? Leyla'nın elini sıktım.

"Gördün mü?" Diye fısıldadım.

"Neyi?" Leyla etrafa bakındı ama kimseyi göremedi. Belki de gözlerim beni yanıltmıştı, kendimi sakinleştirmeye çalıştım.

Işıklar kısıldığında nefesimi tuttum. İlk manken sahneye çıktığında salon tamamen sessizleşti. Adımları ağır ve kararlıydı, tam istediğim gibi. Beşinci mankene doğru geldiğinde salondan alkış sesleri yükselmeye başlamıştı bile.

Son manken sahneye çıkıp döndüğünde, sunucunun sesi duyuldu: "Ve şimdi, bu koleksiyonun yaratıcısı, Miray Arman!"

Sandro elimi tutup hafifçe sıktı. "Hadi, senin zamanın."

Podyuma çıktığımda ışıklar gözümü kamaştırdı ama alkış sesleri her şeyi bastırdı. Gözlerim salonda Leyla'yı, Aras'ı (hâlâ o şüpheli gülümsemesiyle) ve en sonunda Sandro'yu buldu. O an, bütün yorgunluğum, bütün korkularım bir kenara itilmiş, sadece gurur ve mutluluk kalmıştı içimde.

Konuşmayı yaparken içimde ki hafif gerginlik biraz daha artınca derin bir nefes alıp susturdum. Her şey kusursuz ilerliyor ve tam istediğim gibiydi..

Sahne arkasına döndüğümde Leyla bana sarıldı. "Başardın! BAŞARDIK!"

Onun heyecanına katılıp sıkıca sarıldım. "Evet, Başardık!" Geri çekildiğimizde bütün ekip etrafımıza toplanıp sevinçle bir ağızdan konuşmaya başladılar.

"Bu gece çok iyiydi Miray Hanım. Sayenizde her şey mükemmel oldu ve Ülkemizi gururlandırdınız." Dedi heyecan ve yüzünden gururlu olduğu belli olan Tolga Bey,

"Hayır en büyük işi siz yaptınız, eğer elbiseler hazır olmasaydı hiç bir eyin önemi olmayacaktı. Emeğiniz için teşekkür ederim." Söylediklerimle daha da göğsü kabarıp diğer ekip üyeleri ile konuşmaya dönünce Sandro'ya döndüm.

"Bugün gökyüzünde on binlerce yıldız vardı ama benim gözlerim tek bir yıldıza odaklandı..." Belimden çekip yüzünü omzuma yasladığında kalbimin ritmi anında değişti. Gözlerimi kapatıp sarılışına karşılık verdim.

"Paris'in tadını tam anlamıyla kutlamak için bir mekan kiraladım. Oraya gidip eğlenicez." Sandro'dan ayrılırken bütün ekibe seslendiğimde herkes heyecan çığlıkları attı.

Kalabalık gecenin arasından ayrılıp mekana doğru yola çıktık. Geniş salonu olan mekana girdiğimizde müzik sesi kulağımı doldurdu. Herkes bir tarafa dağılıp gecenin eğlencesine karıştığında Sandro ve Leyla ile baş başa kaldık. Bir dakika...

Gözlerim bütün mekanı taradı ama Onu bulamadım. Leyla'ya eğilip müziğin sesini bastıracak şekilde "Aras Nerede?" diye sordum. Leyla'da sanki O an fark etmişti, etrafına bakıp Arası aradıktan sonra tekrar bana döndü.

"Yolda gelirken bizimleydi?" Gözlerim kısıldı, tam konuşacağım esnada telefonuma bir mesaj düştü. Numara tanıdık değildi ama içerik beni dondurdu:

Tebrikler Miray Hanım. Güzel bir gösteriydi. Ama asıl gösteri daha yeni başlıyor.

Yüzümde ki şüphenin yerini paniğe bıraktı. Telefonu Sandro'ya uzattım, o da mesajı okuyunca çenesi kilitlendi.

"Kim gönderdi bunu?" Sesi yüksek değildi ama gecenin gürültüsünü delip geçecek kadar sertti.

"Bilmiyorum..." Dedim, sesim titreyerek. Ama içimde bir şey biliyordu ki bu mesaj yeni bir fırtınanın sadece habercisiydi.

Ne olduğunu anlamadan telefonuma bir arama düştü. 'Volkan' . Gözlerim bir an ekranda kaldıktan sonra aramayı cevapladım.

"Efendim. Volkan?" Sözlerimi duyan Sandro'nun gözleri daha da sertleşti ama sessiz kaldı.

"Mi-miray..." İsmimi kekeleyerek korku içinde söylediğinde daha da dikleştim.

"Ne oldu? Niye sesin böyle geliyor-"

"Neredeyseniz hemen çıkın! Güvenli bir yere girin!" Sözleriyle birlikte hat kapanınca tekrar bana aynı sertlik ile bakan Sandro'ya döndüm.

"Ne istiyor?" Telefonumu cebime koyarken Volkan'ın sesi zihnimde yankılanmaya devam ediyordu.

"Güvenli bir yere gidin ve neredeyseniz oradan çıkın, dedi." Sandro'nun dudağının kenarı yukarı kıvrılırken ağzından alaylı bir nefes çıktı.

"Bu Türkiye'de değil mi? Nereden biliyor?" Sinirle cıklayıp göz devirdim.

"Bilmesi normal değil mi? Hem konumuz bu mu? Önce mesaj şimdi arama, Bir şeyler olacak." Leyla korku dolu gözlerle etrafa bakındığında yanına gidip omzuna kolumu doladım.

"Lütfen korkma hiç . bir şey olmayacak..." Derken dışarıdan gelen ardı arkası kesilmeyen silah sesleriyle kanım dondu. Mekanı çığlık sesleri donatmaya başladığında beynim çalışmayı bıraktı.

Herkes bir tarafa kaçıyor ve saklanmaya çalışıyordu. Mekan görevlileri tüm ekibi arka kapıya doğru yönlendirmeye başladığında Sandro elimi tutup koşmaya başladı. Şoktan kurtulduğumda arkama baktım.

"Leyla!" Yere çökmüş kulaklarını kapatmış halde duran Leyla'yı gördüğümde Sandro'dan ayrılıp geri döndüm. Leyla'yı yerden zorla kaldırmaya çalışırken tam yanımdan kurşun geçince göz bebeklerim genişledi.

Kendime gelip Leyla'yı oradan çekiştirerek uzaklaştırdım. Sandro'da Leyla'yı tuttuğunda üçümüz yara almadan arka kapıya yetişmiş olduk. Silah sesleri de eş zamanlı olarak sustu. Bedenim durmaksızın titriyor, yaşadığı şoku atlatmaya çalışıyordu.

Leyla ise benden farklı olarak şokunu donarak atlatmaya çalışıyordu ki etraftaki korkmuş kişileri gördüğümde ne kadar şokta olsamda aralarına geçtim.

"Sanırım eve dönme vaktimiz geldi, herkes en kısa sürede havalimanında olsun. Uçağı ben ayarlayacağım." Dedim, sesimde ki korkuyu gizleyemeden.

Sanırım herkes korktuğundan gruplar halinde uzaklaşmaya başladılar. Titreyen ellerle telefonumu çıkartıp aramalara bastım. Bildirim paneline düşen mesajla gözüm yukarı kaydı. Aynı yabancı numara yazmıştı bana. Arkamda Sandro'nun varlığın hissettiğimde başımı ona doğru çevirdim.

"Ne yazıyor?" Diye sordu, öfkeyle. Tekrar bildirime döndüm.

"Fragmanı beğendiysen film yakında başlıyor. Beklemede kal.." Mesajı sesli bir şekilde okuduktan sonra gözlerim doldu. "Çok yoruldum.." Gözümden bir damla yaş akıp yere düştüğünde Sandro bana sarıldı. Yüzümü göğsüne yasladım.

"Yanındayım. Kimse sana zarar veremez." Derin bir nefes aldıktan sonra geri çekilip Leyla'nın yanına gittim. (Yazar olarak demeden geçemeyeceğim, burada yanan Leyla oldu. AXLHIMAXI)

"Miray, ben korkuyorum..." O'nu kendime çekip sarıldım.

"Özür dilerim, Seni buna ben çektim.." Sarılışıma karşılık verdiğinde gözlerimi kapattım.

"Senin hatan yok... bunu sende bilmiyordun.." Burnumu içime çekip geri çekildim.

"Dönüyoruz." Elimin tersiyle burnumu silip tekrar telefonumu açtım. Pilotun numarasını bulup aradım.

"2 saate pistte olun." Pilotun konuşmasına fırsat vermeden telefonu kapattım.

"Otele götüreceğim sizi," Sandro'nun sesiyle ona baktım ve başımı salladım.

"iyi olur." Leyla'nın elini tutup çektim. Arabaya bindikten sonra aramızda sadece ölüm sessizliği geçiyordu.

Otele vardıktan sonra hiç durmadan odaya girip zaten hazır olan valizlerimizi alıp çıktık. Sandro bizi Lobide bekliyordu. Geldiğimizi gördüğünde yanımıza gelip valizleri aldı. Kimse konuşmuyordu. Ekip üyeleri de aynı haldeydi.

Aynı sessizlikle havalimanına döndük. Vardığımızda O yeri gördüm, tarotçu kadının dükkanı. 'Don't trust him' sözü yine kulağımda çınladı. Ben güvenmemem gereken kişinin Volkan olduğunu düşünürken aslında Aras'tan bahsettiğini anlamamıştım.

İnsanlar gerçekten duygularını Ve amaçlarını saklamakta ustalardı. Kimsenin gerçek düşüncesini ve niyetini hiçbir zaman bilemeyeceğimi öğrenmiştim.

İnsanların gerçekten iyi oyuncular olduğunu da öğrendim. 'Seni Seviyorum' demek onlar için sadece bir kelimeydi. Değersiz iki kelime.

Gözlerim bankta oturan Leyla'ya döndü. O da benim gibiydi. içi dışı bir, duygularını nasıl hissediyorsa aynen yansıtıyordu. Omzumda hissettiğim elle başım o yöne döndü.

"Yine dalıp gittin." Sandro'nun endişeli ifadesine karşılık kırık bir gülümsemeyle baktım.

"Overthinkliyordum." Kaşları havaya kalktığında biraz daha gülümsedim. "Ne o? yoksa bunu da mı bilmiyorsun, jelatini açılmamış erkek?" Bulunduğumuz duruma rağmen aniden kahkaha attığında şoktan kurtulamamış bütün gözler bizi buldu.

"Ne yapıyorsun be!" Dedim uyarıyla, Omzuna vurdum. Eliyle ağzını kapattı.

"Zaten sinirlerim bozuk, sözlerin ile daha da bozuldu..." Mahçup bir ifadeye bürününce vurduğum omzunu okşadım.

"Sende haklısın, tamam affettim." Elini ağzından çekip bana sarıldı.

"Seni üzeni üzerim, ne gerekiyorsa yaparım. Yanımdayken hiçbir şeyden korkmanı istemiyorum, anladın mı?" Söyledikleri karşısında sadece başımı salladım.

Leyla'nın yanına gidip oturdum, "Nasılsın?" Elimi dizine koydum.

"Bilmiyorum" Dedi, hala sesi uzaklardan geliyor gibiydi. Sandro'da yanıma oturdu.

"Korkma Leyla, Baba- Sertan'ın birini öldürtecek kadar gaddar olduğunu düşünmüyorum." Sandro'nun sözleriyle Leyla'nın gözleri bize döndü.

"Gerçekten mi?" Gözlerinde hüzünlü bir umut oluştu.

"Evet,gerçekten. Miray da sende bana emanetsiniz, tamam mı?" Dudaklarım yukarı kıvrıldı, Leyla da rahatlamış duruyordu.

O anda hoparlörden gelen anons sesi ile dikkatim sese çevrildi. "Sayın yolcularımızın dikkatine. İstanbul istikametine gerçekleştirilecek özel uçuşumuz için uçağımız hazırdır. Sayın yolcularımız, lütfen 587 numaralı kapıya ilerleyiniz. Biniş işlemleri başlamıştır. kimlik kontrollerinizi tamamlayarak kapıda hazır bulunmanız rica olunur.

Seslenen kişi türkçe konuştuğundan uçağın bize ait olduğunu anladık. Oturduğumuz yerden kalkıp 587 yazılı kapıya doğru yürüdük. Birkaç işlemden sonra yerlerimize geçtik.

"Sonunda ülkemize döneceğimiz için çok mutluyum..." Dedim, aramızda oluşan sessizliği bozarak. Leyla başını omzuma yasladığında başımı başının üzerine koydum.

"Gerçekten çok özledim. Sanki yıllardır gurbette gibiyiz..." Sessizce iç çektim. Aramızda tekrardan sessizlik oluşunca gözlerimi kapattım.

Gecenin yoğunluğundan ve yaşanılanlardan ötürü herkes bir tarafa doğru bayılmıştı. Sandro'da bizimle dönüyordu. Sağımda oturmuş camdan dışarı bakıyordu.

Gece 4 gibi uyandığımda Leyla başka tarafa Sandra başka tarafa dönük halde uyuduklarını gördüm. Leyla'yı rahatsız etmeden yanından geçip koridora çıktım. Tuvalete girip hızlıca işimi hallettikten sonra kapıyı açtım. Karşımda dikili duran Sandro'yu gördüğümde ağzımdan soluk sesi kaçtı ve geriye doğru sıçradım.

"Allah iyiliğini versin Sandro. Ne yapıyorsun kapımın dibinde?" Elimi kalbime koyup gözlerimi kapadım ve derin bir nefes verdim.

"Özür dilerim kurban olduğum, seni korkutmak istemedim" Beni kendisine çekip kollarını boynuma doladığında bi an şaşırdım ama sonra sarılışına hemen karşılık verdim. "Sana zarar gelmesine asla izin vermeyeceğim Miray. Bu dünyanın karanlık kısmına doğmuş olman senin suçun değildi."

Yüzünü boynuma gömdüğünde sadece sessizce durabildim. Kısa süre sonra geri çekildiğinde yüzümü dikkatle incelemeye başladığında bakışlarımı kaçırdım.

"N-ne?" Dediim,hafif telaşla. Elini yanağıma götürüp baş parmağını yanağımda gezdrimeye başladı.

"Kızardığında ayrı tatlı oluyorsun,biliyor muydun?" Sözleriyle birlikte daha da kızardığımı hisetmiştim. yüzüme aptal bir gülümseme yerleştiğinde anlımı omzuna doğru götürüp yasladım.

"Sadece sözlerinle bu hale geliyorum. Bunu nasıl yaptığını asla anlamıyorum." Gözlerimi kapatıp tekrar kolumu beline sardım. O da saniyesinde beni kenine daha da çekip yüzünü saçlarıma sürttü.

"Birde bana sor.." Dedi,içli bir sesle. Sessiz bir kıkırdama kaçtı ağzımdan. Geri çekildiğimizde gözlerim uçağın camına takıldı.

Geniş cama doğru yürüyüp camdan dışarı baktım. Güneş ufuktan yavaş yavaş doğmaya ve göküzünü kırmızı ve turuncu renklerine boyamaya başlamıştı.

"çok güzel.." Sesime yansıyan heyecan yüzümden de belli oluyordu.

"Gündoğumunu her zaman çok sevmişimdir." Yanıma adım atıp kolunu omzuma dolayıp yanına çektiğinde başımı omzuna yasladım.

"Ama gerçek gündoğumunu seninle yaşadım ben." Yine kalbimi hızlandıracak bir şey demeyi başarmıştı.

Bir süre daha gündoğumunu izledikten sonra yerimize geçtik. Leyla hala uyudğundan Onu rahatsız etmemeye özen gösterdim. Birkaç dakika sonra bende uyuya kalmıştım.

Uçağın anons sesiyle birlikte tekrar gözlerimi açtığımda çoktan yere indiğimizi fark ettim. Sandro da hala uyuyordu. Omzundan tutup gafifçe sarstığımda kendine geldi. Bir an hafif kırmızı gözlerle etrafa baktıktan sonra yerinden doğruldu.

"Geldik mi?" Dedi,uykudan kalınlaşmış sesiyle. Gülümseyerek başımla onayladım.

"Hadi hazırlan." Yanımda telefona bakan Leyla'ya döndüm bu sefer. Yüzü endişeli duruyordu. Elimi omzuna koydum.

"Hey,Leylam? Bir şey mi oldu?" Leyla bakışlarını bana çevirdiğinde yüzü düştü.

"Abim.." Dedi üzgün bir sesle. "Beni evde bekliyormuş.." Dediklerini anlamaya çalışırken yüzüm büzüştü.

"Hangi ev?" Diye sordum merakla.

"Bursa'da ki ev işte.." Dudakları büzüldü. "Haberlerde çıkmış,dün gece yaşadığımız olay.. Eve dön diye mesaj atmış." Gözlerim belli olacak kadar genişledi.

"Ailelerimiz gördü.. Haber vermeliyiz.." Telefonumu açtığımda tanıdık tanımadık onlarca aramayla karşılaştığımda yüzüm soldu.

"Çok merak etmişlerdir.." Diye fısıldadım. Sandro bana eğilip merakla baktığında telefonumu Ona gösterdim.

"Dün gece ki olay Türkiye'de haberlere düşmüş.. Bütün akrabalarım aramış beni." Dedim endişeyle.

"Üzülme güzeli haber verirsin şimdi herkese. Hem bugün Mardin'e dönüyoruz,Ailene olayları birlikte açıklarız." Başımı iki yana saladım.

"Hayır,bugün gitmiyoruz." Sandro'nun meraklı bakışlarından gözlerimi çekip leyla'ya döndüm.

"Seninle geliyorum Leyla." Leyla'nın yüzündeki somurtkanlığının yerini gülümseme aldığında benimde yüzümde gülümseme oluştu.

"Bende geliyorum O zaman." Sandro da araya atladığında üçümüzün yolunun Bursa yolları olduğu kesinleşti. Uçak durduğunda herkes gibi uçaktan indik. Valizlerin olduğu döner alana geldiğimizde valizlerimizin düşmesini beklemeye başladık. O esnada telefonum titremeye başladığında çantamdan telefonumu çıkardım.

Arayan Volkan'dı. Sandro ismi gördüğünde dikleşip gerildi. "Açma." Dedi,keskin bir ses tonuyla. Açıkçası Volkan'a neden bbu kadar önyargılıydı anlamıyordum.

"Volkan seninle gerçekten kardeş olmak istiyor Sandro. Neden buna izin vermiyorsun?" Sesimdeki savunmacı tonu gizleyememiştim.

"Neden beni değilde seni arıyor o zaman? Madem benimle samimimi olmak istiyor benimle konuşsun." Göz devirip elimi belime koydum.

"Buna izin mi veriyorsun? Ne yapsın adam,benden sana ulaşmaya çalışıyor." Başını yana çevirip alay ederek güldü.

"Senden bana ulaşmaya çalışıyor,kıçım. O adamın amacı sensin." Gözlerinde kıskançlık alevleri yükselmeye başladığında duruşumu bozup yanna yaklaştım.

"Sandro,Ona şans vermelisin-" Geri çekildi,yüzünde gittikçe öfke daha da belirgin hale geliyordu. "Peki,konuyu kapatıyorum.." Omuzlarım aşağı düştü,hala telefonundan abisiyle konuşan Leyla'nın yanına gittim.

"Çok mu sinirli?" Diye sordum çekinerek "Eminim çok endişelenmiştir. Bende aileme mesaj atayım." Telefonumu açtım.

"Evet öyle duruyor. Aşırı korkmuş." Aileme iyi olduğum bilgisini içeren uzun ve özlem dolu bi mesaj yazarken Leyla'nın sözleriyle dudaklarımı irbirine bastırdım.

"Doğruları anlatırsak daha da sinirlenecek.." Leyla'nın başı sözlerimle birlikte yukarı kalktı. Gözlerimi telefonumdan çekip Leyla'ya baktığımda göz bebeklerinin büyüdüğün fark ettim.

"Hayır,bilmeyecek. Doğruları anlatmayacağız. Tamam mı?" Asla yalan söyleyemeyen Leyla'nınyalan söylemeyi önermesine karşılık tek kaşım havaya kalktı.

"Neden?" Kollarımı göğsümde bağladım.

"Çünkü bilirse.. bir daha görüşemeyebilirz. İzin vermeyebilir." Sözlerini işittiğimde ağzım yarım santim açıldı. Kollarımı çözüp yanına daha da yaklaştım.

"O zaman,dünyanın değil,evrenin en iyi yalanını bulmamız gerek." Valizim aşağı düştüğünde vakit kaybetmeden oradan aldım. Sandro yanımıza geldiğinde O'na baktıım.

"Sakinleştin mi?" Kısaca başını salladığında daha fazla üstünde durmadım. Leyla'da valizini aldıktan sonra havalimanının çıkışına doğru yürüdük.

"Ne diyeceğiz?" Leyla'nın endişeli sözleriyle düşüncelere daldım. Mantıklı bir yalan bulmalı ve kendimizi ona inandırmalıydık.

"bu olayın bizimle alakası olmadığını,bizimde hazırlıksız yakalandığımızı ve O'nun kadar bilgimiz olduğunu söylemek en güvenilir yol gibi duruyor." Kısa bir sessizlik anı oldu,muhtemelen mantığını konuşturuyordu.

"Umarım bu yaratıcı yalanlarını bende kullanmıyorsundur.. gerçi tamam." Sandro'nun araya girip sonra kendisinin susmasının üzerine gözlerim ona çevrildi.

"Neydi bu şimdi?" Gözleri beni bulduğunda sadece omuz silkti.

"Önemli bir şey değil Miray'ım,sesli düşündüm sadece." Kaşlarım havaya kalkı geri indi. Yine de fazla üstünde durmak istemediğimden cevap vermedim.

"Tamam. Bu fikir mantıklı. Bu şekilde söyleyelim." Leyla'nın kabulü ile başımla onayladım.

"Anlaştık o zaman." Havalimanından çıktıktan sonra etrafa göz gezdirdim.

"Saatlerdir uçuştayız ama en kısa zamanda ailelerimizi görsek iyi olacak. En yakın saate Bursa için otobüs buulalım." Dedikten sonra Sandro telefonunu çıkarıp internette araştırmaya başladı. Kısa zamanın ardından bize döndü.

"Bir buçuk saat sonra için bir otobüs buldum. Biletler de tamam. Önce kahvaltı edelim sonra gideriz." Sandro'nun bu kadar hızlı davranmasına karşılık sırıttım.

"Hızlı sevgilim benim." Sırıtışıma karşılık verip göz kırptı. O esnada Leyla bir taksi bulup durdurmuştu. Valizlerimizi bağaja koyduktan sonra Sandro öne biz arkaya geçtk ve yola çıktık. Yolda giderken yine teleonumun titrediğini hissettim. Çantamdan çıkarttığımda yine Volkan'ın aradığını göründce bu sefer aramayı kabul ettim.

"Çok endişelendim! İyi misiniz?" Volkan'ın endişeyle gelen sesine karşılık sakin bir tonda cevap verdim.

"Evet evet iyiyiz merak etme. Teşekkür ederiz bu arada.. Uyardığın için."

"Yine mi Volkan!?" Sandro'nun sinirli gelen sesini duyduğumda bunu beklemediğim için yerimde sıçradım.

"Ben.. kapatıyım en iyisi.. İyi olmanıza sevindim. Dikkat edin kendinize." Telefon yüzüme kapandığında Sandro'ya sinirli bir ifadeyle baktım.

"SENİN VOLKANLA DERDİN NE!?" Sesim istediğimden yüksek çıktığında artık her şey için çok geçti.

"Çünkü O'na güvenmiyorum." Sandro'nun yine aynı şeyi söylemesine karşılık gözlerimi devirmeden duramadım.

"Sorunun sadece bu olduğunu düşünmüyorum." Sandro'nun elinin yanlarında sıkıldığını gördüğümde bunu tamamen doğrulamıştım.

"O.. O babamın diğer oğlu ve babam beni yalnız bıraktığında Volkan'la ilgilendi. Ben babasız büyüdüm ama O.. O bir babayla büyüdü." Sözleriyle içimde ki sinirin yerini hüzün kapladı.

"İşte bu yüzden sana Volkan ile konuşman gerektiğini söylüyorum.." Sandro'nun sıkılmış yumrukları çözüldüğünde içimde bir rahatlama oluştu.

"Tamam.. Tamam yapacağım Miray. Ama O'na karşı olan düşüncelerim değişmedi bilmiş ol."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18