Bellek Karışımı kitap kapağı

24. bölüm / 28

Bellek Karışımı

BÖLÜM XXIII — Merkez Kule’ye Dönüş

Vaveyla Yazarı: Enis Harbalıoğlu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM XXIII — Merkez Kule’ye Dönüş

ElementX’e dönüş, ilk geliş gibi olmadı.
Lidya o binaya ilk kez girdiğinde şehir hâlâ ona dışarıdan bakıyordu. Cam, bakır, amber
ışık, pürüzsüz zeminler, kontrollü sessizlikler… Her şey kusursuz bir düzenin parçası gibi
görünmüştü. O gün ElementX, geleceğin içinden yapılmış bir bina gibiydi.
Şimdi ise aynı bina, geçmişin üstüne kurulmuş bir yalan gibi görünüyordu.
Merkez Kule, sabahın ilk gri ışığında yükseliyordu. Dış cephesi hâlâ parlıyordu ama bu
parlaklık artık Lidya’ya güven değil, maske hissi veriyordu. Kulelerin arkasından güneş
doğmaya hazırlanıyor, şehir uyanıyordu. İnsanlar evlerinden çıkacak, sistem panolarına
bakacak, monoraylara binecek, işlerine gidecek, ekranlarında hafiflik vaatlerini görecekti.
Ve bir kısmı, artık duracaktı.
Bir anlığına.
Tanık-00’ın açtığı aralık kadar.
Bu bile çok şeydi.
Sloane’un aracı, kuleye doğrudan değil, yan servis girişine yaklaştı. Sloane
direksiyondaydı. Yüzü hâlâ yorgundu ama dağılmış değildi. O, yorgunluğu bile
dosyalayabilecek türden bir insandı. Yanında Gideon oturuyordu. Gideon’un gözleri
kızarmıştı; uykusuzluktan, hatırlamaktan, belki de hâlâ içinde hareket eden Tanık-04’ten.
Arka bölümde Lidya, Jonah ve Rowan vardı.
Rowan artık sedyede değildi.
Yürüyemiyordu ama oturabiliyordu. Bu bile ilerlemeydi. Sloane’un Arden Sahası’ndan
aldığı destek bandı hâlâ bileğindeydi. Mara’nın ses kesici aygıtı boynunun yanında düşük
bir uğultu yayıyordu. BK-12 tamamen susmamıştı. Ama artık Rowan’ın içinde yalnız
değildi.
Jonah arada bir ona bakıyordu. Kontrol etmek için değil yalnızca. Tanık olmak için.
Rowan bunu fark etti. “Bana böyle bakmana gerek yok.”
Jonah sakin cevap verdi. “Var.”
“Kaçacak gibi mi duruyorum?”
“Hayır.”
“Peki?”
“Kaybolacak gibi duruyorsun.”
Rowan cevap veremedi.
Gideon önden konuştu. “Jonah, bir gün birine ‘iyi görünüyorsun’ demeyi dene. İnsan
ilişkilerinde devrim yaratabilir.”
Jonah, “İyi görünmüyorsun,” dedi.
Gideon arkasına dönüp baktı. “Bunu kişisel mi almalıyım, genel durum raporu mu?”
“İkisi de.”
Gideon hafifçe gülümsedi. Bu kez gülümseme alışkanlık değil, kısa bir nefes gibiydi.
Lidya, camdan Merkez Kule’ye baktı.
Mira ve Evan Sektör-9 santralinde kalmıştı. Onlar eski hat üzerinden karşı-beyan
yayılımını sürdürecekti. Harlan’ın korku katmanı her yükseldiğinde, Evan onu okuyacak,
Mira doğru aralıklara beyan cümlelerini taşıyacaktı. Şehirde bazı panolarda, bazı
kulübelerde, bazı eski hoparlörlerde aynı cümle dönmeye başlamıştı:
Ben seçimimi geri istiyorum.
Tessa ve Mara ise ayrı bir rota üzerinden ElementX’in alt laboratuvar katına girecekti.
Tessa’nın görevi artık yalnızca babasının izini takip etmek değildi. K-11’in erken sürüm
kanıtını bulmak, BK’nın güzel anıları da törpülediğini belgelemek ve dağıtım hattını
yavaşlatmak zorundaydılar.
Lidya’nın hattı ise en görünür olanıydı.
Zirveye girmek.
Harlan’ın son hamlesini herkesin önünde kesmek.
Sloane aracı durdurdu. “Bundan sonrası kayıtlı alan.”
Gideon kapıyı açmadan önce aynada kendisine baktı. “Ne kadar kötü görünüyorum?”
Sloane cevap verdi. “İkna edici şekilde felaket.”
“Güzel. Kurul bunu kriz karizması sanır.”
Sloane ona döndü. “Gideon.”
Gideon durdu.
Sloane’un sesi alçaldı. “İçeri girdiğinde seni hedef alacaklar. Babanın kayıtları, Hale
Arşivi, Tanık-04… Harlan bunları kullanır.”
“Biliyorum.”
“Bilmiyor olabilirsin.”
Gideon birkaç saniye sustu. Sonra başını salladı. “Haklısın. Bilmiyorum. Ama artık
bilmediğimi biliyorum.”
Sloane bununla yetindi.
Lidya, Rowan’a döndü. “Hazır mısın?”
Rowan acı bir gülümsemeyle baktı. “Hayır.”
“İyi.”
“İyi mi?”
“Bu gece hazır olduğunu söyleyen kimseye güvenmem.”
Rowan gözlerini kapatıp kısa bir nefes verdi. “O zaman dürüstüm.”
Jonah ekledi: “Dürüstlük başlangıç. Kurtuluş değil.”
Gideon kapıyı açarken mırıldandı: “Jonah’ın motivasyon cümleleriyle şirket kurmayalım.”
Servis girişinden içeri girdiler.
ElementX’in yan koridorları gündüz ana giriş kadar görkemli değildi. Burada estetik daha
işlevseldi: gri duvarlar, sınırlı ışık, bakım panelleri, sessiz geçiş kapıları. Ama yeni sistem
her yerdeydi. Yumuşak güvenlik taramaları, zemine gömülü hareket sensörleri, duvar içi
kameralar, mikro geçiş kayıtları…
Sloane kartını okuttu.
Kapı açıldı.
Ekranda kısa bir uyarı belirdi:
SLOANE MERCER — ÜST YETKİ
LIDYA VOSS — AR-GE BAŞKANI
GIDEON HALE — KURUL ERİŞİMİ
JONAH REIS — ETİK DANIŞMAN
ROWAN VALE — TEKNİK GÜVENLİK / UYARI: SAĞLIK İZLEMİ
Lidya ekrandaki son satırı gördü.
Sağlık izleme.
Sistem Rowan’ı hasta gibi işaretlemişti. Hasta değil, risk. Risk değil, erişim. Kelimeler
değişiyordu ama mantık aynıydı.
Rowan da gördü. Yüzü değişmedi.
“Gördüm,” dedi.
Lidya, “Biliyorum,” dedi.
Yürüdüler.
Merkez Kule sabah hazırlığındaydı. Zirve henüz başlamamıştı ama bina uyanmıştı.
Temizlik ekipleri, güvenlik görevlileri, asistanlar, protokol sorumluları, teknik çalışanlar
koridorlarda sessiz bir hızla hareket ediyordu. Herkes kendi görevinde görünüyordu. Fakat
Lidya artık bu yüzlerde başka bir şey de okuyabiliyordu: aralık.
Bazı insanlar yürürken duraksıyordu. Bir ekranın karşısında bir saniye fazla kalıyor, sonra
başını kaldırıp etrafına bakıyordu. Bir görevli, koridorda kendi bileğine bakıp yüzünü
buruşturdu. Başka biri, kahve makinesinin önünde elindeki bardağa uzun uzun baktı.
Sanki bir şey onu otomatik ritminden kısa süreliğine çıkarmıştı.
Tanık-00 çalışıyordu.
Henüz küçük. Henüz kırılgan.
Ama vardı.
Sloane bunu da gördü. “İnsanlar duruyor.”
Lidya başını salladı. “Biraz.”
“Bu biraz bize zaman kazandırabilir.”
Gideon, “Ya da herkesi daha huzursuz eder.”
Jonah, “Huzursuzluk bazen iyi haberdir.”
Gideon ona baktı. “Birazdan bunu slogan yapacağım.”
Sloane, onları özel yönetim asansörüne götürdü. Asansör kapısı açıldığında içeride
amber ışık vardı. Aynı eski zarafet. Aynı seçkin sessizlik. Gideon içeri girerken tavana
baktı.
“Burası her zaman beni daha zeki görünmeye zorluyor,” dedi.
Sloane tuşa bastı. “Bugün diren.”
Asansör yükselmeye başladı.
Kat numaraları sessizce değişti. 12. 18. 24. 31. 39.
Rowan birden başını kaldırdı.
Lidya hemen ona baktı. “Ne oldu?”
Rowan gözlerini kapatmıştı. Yüzünde acı vardı ama bu kez bastırma gibi değil; bir şey
dinliyormuş gibi.
“Taşıyıcılar,” dedi.
Sloane hemen sordu: “Kaç kişi?”
“Zirve katında… on iki. Hayır… on üç. Biri yeni bağlandı.”
Gideon’un yüzü sertleşti. “Kim?”
Rowan gözlerini açtı. Lidya’ya baktı.
“Mira değil. Evan değil. Tessa değil.”
Sloane sabırsızlandı. “Kim?”
Rowan’ın sesi kısık çıktı. “Cassian.”
Lidya’nın zihninde laboratuvar sahnesi canlandı. Cassian’ın sakin teknik dili. “Genel
versiyon dalgayı yumuşatır. Seçilmiş versiyon yön verir,” deyişi. BK protokollerinin
içindeki pürüzsüz zeka.
“Cassian BK-12 taşıyor mu?” dedi Lidya.
Rowan başını salladı. “Evet. Ama kendi isteğiyle mi, bilmiyorum.”
Jonah hemen konuştu. “Bunu varsaymayacağız.”
“Varsaymayacağız,” dedi Lidya.
Asansör 47. katta durdu.
Kapılar açıldı.
Zirve katı, ElementX’in en parlak yerlerinden biriydi. Geniş camlar, yüksek tavan, bakır
hatlarla süslenmiş duvarlar, gerçek bitkilerle çevrili bekleme alanları, sessiz çalışan
ekranlar. Koridorun sonunda büyük konferans salonunun kapıları vardı.
Kapıların üzerinde zirve başlığı yazıyordu:
GEÇMİŞ YÜKÜ VE TOPLUMSAL UYUM: KAMU ÖLÇEKLİ HAFİFLETME ÇERÇEVESİ
Gideon başlığı okudu.
“Bunu yazan kişi kesinlikle geceleri rahat uyuyordur.”
Sloane’un yüzü sertleşti. “Bu başlık bir karar metni gibi yazılmış.”
Lidya, “Çünkü karar önceden verilmiş,” dedi.
Jonah derin bir nefes aldı. “O zaman toplantı değil, sahne.”
Rowan alçak sesle, “Harlan sahneleri sever,” dedi.
Gideon ona baktı. “Ben de severim. Ama sahne çalanları sevmem.”
Koridorun sonunda bir kadın onları karşıladı. Zirve protokol görevlisiydi. Yüzünde
profesyonel bir gülümseme vardı ama gözleri dağınıktı. Sanki az önce bir şeyi unutup
sonra unutmak istemediğini fark etmişti.
“Sayın Hale, Sayın Mercer, Sayın Voss…” dedi. “Zirve başlangıcına on sekiz dakika var.
Programda bazı güncellemeler yapıldı.”
Sloane hemen sordu: “Kim tarafından?”
Kadın tabletine baktı. “H-PRM Danışmanlık Kodu.”
Harlan.
Lidya’nın içi soğudu.
“Ne güncellemesi?” dedi.
Kadın ekrana baktı. Kaşları çatıldı. “Açılış konuşması değişmiş. İlk sunum… teknik
protokol yerine kamu güvenliği bildirimi olarak güncellenmiş.”
Gideon’un yüzü karardı. “Korku katmanı.”
Rowan çok alçak sesle, “Başladı,” dedi.
Sloane kadına döndü. “Programı bana gönder.”
“Yetki—”
“Sloane Mercer,” dedi Sloane. “CFO. Üst kurul erişimi. Şimdi.”
Kadın tereddüt etti. Sonra gönderdi.
Sloane dosyayı açtı. Birkaç saniye okudu. Yüzü bembeyaz oldu.
Lidya yaklaştı. “Ne var?”
Sloane ekranı çevirdi.
Başlık:
ACİL TOPLUMSAL DUYGU DALGALANMASI BİLDİRİMİ
Öneri: Geçici Zorunlu Hafifletme Protokolü
Jonah’ın sesi buz gibi çıktı. “Geçici zorunlu.”
Gideon’un yüzü karardı. “En eski yalan.”
Sloane okumaya devam etti. “Sektör-9’da sabah erken saatlerde beklenmedik duygu
yoğunluğu, halka açık hatlarda yasa dışı beyan yayılımı, toplumsal huzur riski…”
“Bizi gerekçe yapıyor,” dedi Lidya.
“Evet,” dedi Sloane. “Sizin yayını kamu güvenliği riski olarak sunacak. Sonra zorunlu
protokolü koruma önlemi gibi geçirecek.”
Rowan duvara tutundu. “Taşıyıcılar hizalanıyor.”
Lidya ona yaklaştı. “Dayanabilir misin?”
“Bilmiyorum.”
“Doğru cevap.”
Rowan acıyla gülümsedi. “Senden öğrendim.”
Tam o sırada koridorun diğer ucunda Cassian belirdi.
Üzerinde laboratuvar ceketi yoktu. Koyu gri bir takım giymişti. Bu onu daha farklı
gösteriyordu; daha resmi, daha kapalı. Yüzü hâlâ sakindi ama gözlerinde önceki teknik
meraktan çok başka bir şey vardı.
Boşluk.
Lidya onu görünce durdu.
Cassian doğrudan ona yürüdü.
“Lidya,” dedi.
Ses tanıdıktı. Ama altında başka bir ritim vardı. Çok hafif. Bir yönlendirme izi.
“Cassian.”
“Zirve başlamadan önce seninle konuşmam gerekiyor.”
Jonah hemen bir adım attı. “Burada konuşabilir.”
Cassian ona baktı. “Bu seni ilgilendirmez.”
Jonah’ın yüzü değişmedi. “Bu cümle çoğu zaman tam tersinin kanıtıdır.”
Gideon hafifçe gülümsedi. “Jonah’ı seviyorum. Bunu söylemek istemiyordum ama oldu.”
Cassian’ın bakışı Gideon’a kaydı. “Senin burada olman durumu ağırlaştırıyor.”
Gideon’un gülümsemesi söndü. “Bunu babam da söylerdi.”
Cassian bir an durdu.
Bu küçük duraklama önemliydi.
BK-12 içinde bile bazı cümleler hedefini buluyordu.
Lidya bunu gördü. “Cassian, BK-12 aldın mı?”
Cassian’ın yüzünde hiçbir ifade değişmedi. “Bu teknik bir zorunluluktu.”
Jonah hemen, “Gönüllü müydü?” diye sordu.
Cassian sustu.
Lidya bir adım yaklaştı. “Gönüllü müydü?”
Cassian’ın gözlerinde çok kısa bir titreme oldu. “Ben… programın etkilerini anlamak
istedim.”
Sloane alçak sesle, “Bu evet değil,” dedi.
Cassian’ın çenesi kasıldı. “Harlan protokolü kötüye kullanmıyor.”
Mara burada olsaydı, bu cümlenin ne kadar eski olduğunu söylerdi. Ama Mara laboratuvar
hattındaydı. Lidya şimdi bu cümleyi kendi başına karşılamak zorundaydı.
“Harlan protokolü her zaman kötüye kullanmak zorunda değildi,” dedi Lidya. “Çünkü
protokol zaten yanlış sorudan doğdu.”
Cassian’ın yüzünde sertlik belirdi. “İnsanlar acı çekiyor.”
“Evet.”
“Bazıları geçmişi taşıyamıyor.”
“Evet.”
“Bazıları unutmak istiyor.”
“Evet.”
Cassian’ın sesi yükseldi. “O zaman neden karşısındasın?”
Lidya sakin cevap verdi. “Çünkü bir insanın unutmak istemesiyle, sistemin ona neyi
unutacağını söylemeden seçenek sunması aynı şey değil.”
Cassian cevap vermedi.
Bu kez Rowan konuştu. Sesi zayıftı ama netti.
“Cassian. İçeride bir aralık hissediyor musun?”
Cassian’ın bakışı Rowan’a döndü.
“Senin konuşman uygun değil,” dedi.
Rowan acı bir gülümsemeyle, “Bu benim kendi sesim mi, yoksa senin içindeki protokol mü
söylüyor?” dedi.
Cassian’ın yüzü karardı. “Rowan, sen stabil değilsin.”
“Doğru.” Rowan duvara yaslandı. “Ama sen de özgür değilsin.”
Bu cümle Cassian’a çarptı.
Gözleri bir an boşaldı. Sonra toparlandı.
“Zirveye girmeniz gerekmiyor,” dedi. “Bu sizin üzerinizdeki riski azaltır.”
Lidya anladı.
Cassian onları durdurmaya çalışıyordu ama cümleleri koruma gibi kuruluydu. BK-12’nin
en iyi hilesi buydu: engeli güvenlik gibi hissettirmek.
“Ben seçimimi geri istiyorum,” dedi Lidya.
Cassian’ın yüzünde yine o bozulma oldu.
Sadece bir an.
Sloane hemen fark etti. “Bu cümle taşıyıcılarda kesinti yaratıyor.”
Rowan başını salladı. “Evet.”
Gideon öne çıktı. “Cassian, seçimini geri istiyor musun?”
Cassian’ın dudakları aralandı. Ama cevap çıkmadı.
Koridorun üst ekranlarında birden Harlan’ın yüzü belirdi.
“Yeter.”
Ses bütün katı doldurdu.
Zirve salonunun kapıları aynı anda açıldı.
İçeride insanlar vardı.
Çok sayıda insan.
Yönetim kurulu üyeleri, Sektör İdaresi temsilcileri, konsorsiyum başkanları, sağlık kurulu
danışmanları, güvenlik görevlileri, medya kayıt sistemleri. Herkes kapıya dönmüştü.
Harlan’ın yüzü salonun ana ekranında da vardı.
Ama Harlan ekrandan yalnızca Lidya’ya bakıyordu.
“Zamanı geldi,” dedi.
Lidya salona baktı.
Büyük masa ortadaydı. Her koltuğun önünde ad, kurum, yetki seviyesi. Masanın tam
merkezinde Bellek Karışımı’nın yeni kamu protokolü dosyası açık duruyordu. Salonun yan
tarafında içecek istasyonları vardı. Amber renkli küçük kapsüller, zarif cam tüpler içinde
dizilmişti.
BK-12 değil belki.
Ama onun kamuya giden kardeşi.
Sloane’un yüzü sertleşti. Gideon’un elleri yumruk oldu. Jonah derin bir nefes aldı. Rowan,
Cassian’a bakıyordu. Cassian ise ekrandaki Harlan’la Lidya arasında gidip geliyordu.
Lidya salona bir adım attı.
Harlan’ın sesi geldi.
“Bu zirve, toplumsal güvenlik için toplanmıştır. Ancak bazı kişiler, halka açık hatları yasa
dışı biçimde kullanarak duygusal dalgalanmayı artırmış, kamu düzenini riske atmıştır. Bu
nedenle bugünkü çerçeve güncellenmiştir.”
Sloane, Lidya’nın yanında yürüdü. “Şimdi sayılarla yalan söyleyecek.”
Gideon diğer yanında durdu. “Sonra korkuyla süsleyecek.”
Jonah arkadan geldi. “Ve biz cümleleri dikkatli seçeceğiz.”
Lidya başını salladı.
Salonun içine girdiler.
Kapılar arkalarında kapandı.
Harlan’ın yüzü ekranda büyüdü.
“Lidya Voss,” dedi. “Madem buradasın, halka ne yaptığını bu kurulun önünde anlatmanı
istiyorum.”
Salondaki herkes ona baktı.
Bu bir tuzaktı.
Harlan, onu savunmaya zorlamak istiyordu. Savunmaya geçen kişi, suçlanmış zemini
kabul ederdi.
Lidya masanın ortasına kadar yürüdü.
Sonra durdu.
“Hayır,” dedi.
Harlan’ın yüzü sertleşti. “Hayır?”
“Senin soruna cevap vermeyeceğim.”
Salonda hafif bir hareket oldu.
Lidya, kurul üyelerine döndü.
“Ben kendi beyanımı yapacağım.”
Gideon’un ağzının kenarında küçük bir gülümseme belirdi.
Sloane tabletini açtı.
Jonah başını eğmeden Lidya’nın yanında durdu.
Rowan, kapının yanında, Cassian’ın karşısındaydı.
Ve uzaklarda, Sektör-9 santralinde Mira ile Evan eski hatları açık tutuyordu.
Alt laboratuvarda Tessa ile Mara dağıtım hattına doğru ilerliyordu.
Şehir uyanıyordu.
Final başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.