Bellek Karışımı kitap kapağı

22. bölüm / 28

Bellek Karışımı

BÖLÜM XXI — Duyma

Vaveyla Yazarı: Enis Harbalıoğlu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM XXI — Duyma

Noah’ın söylediği kelime beyaz odanın içinde büyüdü.
Lidya, kapının eşiğinde durdu. Arkasındaki herkes de durmuştu. Kimse içeri girmeye
cesaret etmiyordu. Bu oda bir mekândan çok bir sınır gibiydi. İçeri adım atmak, yalnızca
Ren Düğümü’ne girmek değil; yıllardır parçalanmış, saklanmış, işlenmiş ve yönlendirilmiş
bütün seslerin arasına girmek demekti.
Odanın ortasında Noah oturuyordu.
Ama Noah değildi yalnızca.
Yüzü ona aitti; en azından Lidya’nın hatırladığı, parçalar halinde geri gelen Noah’a.
Gözlerinin içindeki dikkat, bir insanı düzeltmeye çalışmadan yanında durabilen o eski
sakinlik, hâlâ oradaydı. Fakat yüzünün etrafında, sanki başka kayıtların ışığı dolaşıyordu.
Bazen daha genç görünüyordu, bazen daha yaşlı. Bazen sesi net çıkıyor, bazen aynı
kelimenin arkasından başka bir ton sızıyordu.
Lidya, onun yanında duran gölgeye baktı.
Elian.
Tam olarak bir beden değildi. Bir kayıt da değildi. Çocuk silueti gibi başladı, sonra ışığın
içinde biraz daha belirginleşti. İnce omuzlar, kısa saçlar, ellerini önünde birleştirmiş bir kız
çocuğu. Yüzü net değildi ama varlığı ağırdı. Sanki bu odadaki en eski acı ona aitti.
Mara’nın nefesi kesilmişti.
“Harlan onu buraya mı koydu?” diye fısıldadı.
Noah cevap verdi. “Hayır. Harlan onu buradan çıkaramadı.”
Bu cümle herkesi durdurdu.
Sloane yavaşça konuştu. “Ne demek bu?”
Noah’ın bakışı Sloane’a döndü. “Harlan, Elian’ın cümlesini aldı. Kâğıdı aldı. O anın
kaydını aldı. Benim tepkimi aldı. Güven örüntüsünü çıkardı. Hepsini protokole dönüştürdü.
Ama Elian’ın reddini alamadı.”
Jonah bir adım attı. “Reddini?”
Elian’ın sesi duyuldu.
Çok ince. Çok sakin. Çok yorulmuş.
“Ben ona hayır dedim.”
Beyaz odada ışık değişti.
Bir an için herkes başka bir yerdeydi.
Bir çocuk odası. Yarı açık perdeler. Yatak kenarında oturan küçük bir kız. Karşısında genç
Harlan. Gözleri uykusuz, yüzü hırpalanmış, elleri titriyor. Yan tarafta tıbbi cihazlar. Mara
kapıya yakın duruyor. Noah pencere kenarında, sessiz.
Elian’ın sesi:
“Baba, beni kurtarma.”
Genç Harlan’ın cevabı:
“Ben seni acı çekerken izleyemem.”
Elian:
“İzle demiyorum. Dinle.”
Görüntü dağıldı.
Beyaz oda geri geldi.
Mara’nın yüzünden yaş akıyordu. “Bunu hiç görmedim,” dedi.
Noah ona baktı. “Çünkü Harlan bunu arşivden sildi.”
“Nasıl hâlâ burada?”
Elian cevap verdi.
“Çünkü Noah duydu.”
Bu cümle, odadaki herkesi sessizleştirdi.
Lidya, Noah’a baktı. “Tanık-00 bu mu?”
Noah başını hafifçe salladı. “Tanık-00, Elian’ın hayır dediği an ve benim o hayırı
değiştirmeye çalışmadan duymam. Harlan kâğıdı aldı. Sesi aldı. Tepkiyi aldı. Ama o
hayırın anlamını alamadı.”
Mara fısıldadı: “Müdahalesiz tanıklık.”
“Evet,” dedi Noah. “Sistemin yapamadığı tek şey bu. Müdahale etmemek.”
Gideon, odanın eşiğinde kollarını bağlamış duruyordu. Yüzünde şaka yoktu. “Peki ‘şehir
hepsini duyacak’ dediğinde…”
Noah ona döndü. “Herkesin bütün anılarını aynı anda duyacağını söylemedim.”
Sloane hemen yakaladı. “O zaman neyi?”
Noah’ın sesi ağırlaştı. “Sistemin sakladığı bedeli. Unutma teklifinin arkasındaki eksik
cümleyi.”
Lidya anladı.
“Yani insanlara tek tek anılarını geri fırlatmayacağız.”
“Hayır,” dedi Noah. “Bu Harlan’ın başka bir biçimi olurdu.”
Jonah derin bir nefes verdi. “O zaman hâlâ sınırın içindeyiz.”
Noah’ın bakışı Jonah’a döndü. “Sınır değişmez. Sadece zorlaştıkça anlam kazanır.”
Jonah başını eğdi.
Evan beyaz odanın eşiğinden içeri bakıyor ama hiçbir şeye dokunmuyordu. Bu, onun için
neredeyse fiziksel bir mücadeleydi. Etrafta eski veri hatları, ışık damarları, bilinmeyen
bağlantılar vardı; dokunmak, anlamak, çözmek istiyordu. Ama kapının üzerindeki talimat
hâlâ geçerliydi:
Müdahale etmeyin.
Evan sadece sordu: “Teknik olarak ne yapmamız gerekiyor?”
Noah’ın yüzünde çok hafif bir gülümseme belirdi. “İlk kez dokunmadan soruyorsun.”
Evan utandı ama başını salladı. “Öğreniyorum.”
Noah, odanın duvarlarına baktı. “Ren Düğümü, BK-12’nin güven katmanını taşıyor.
Harlan bunu korku katmanına çekmeye hazırlanıyor. Eğer onu keserseniz, korku katmanı
tam açılır. Eğer olduğu gibi bırakırsanız, sabah ilk yankı insanlara sahte rıza verecek.”
Mira konuştu. “Üçüncü seçenek?”
Noah’ın sesi yumuşadı. “Tanık-00’ı güven katmanının içine geri yerleştirmek.”
Sloane kaşlarını çattı. “Zaten orada değil mi?”
“Hayır. Orada olan, Tanık-00’ın çalınmış biçimi. Harlan’ın çevirdiği biçim. Güven,
yönlendirme için kullanılıyor. Tanık-00’ın gerçek anlamı girerse, güven katmanı yön
vermez. Duraklatır.”
Evan’ın gözleri büyüdü. “Duraklatır…”
Mira hemen anladı. “İnsanlara tepki vermeden önce bir aralık açar.”
Jonah’ın sesi alçaldı. “Seçim aralığı.”
Mara başını salladı. “Harlan’ın en çok korktuğu şey.”
Lidya, Elian’a baktı. “Çünkü o aralıkta insan hayır diyebilir.”
Elian’ın silueti hafifçe parladı.
“Evet,” dedi.
Tessa yavaşça sordu: “Peki bu acıtacak mı?”
Noah ona baktı. “Evet.”
Tessa gözlerini kapatmadı.
“İnsanlar neyi kaybedebileceklerini hissedecek,” dedi Noah. “Tamamını değil. Ama
yeterince. Bir anlık tereddüt. Bir koku. Bir ses. Bir isim. Bir şeyi bırakmadan önce elin onu
son kez tartması gibi.”
Gideon kısık sesle, “Kırık uçağı yere koymadan önce son kez bakmak,” dedi.
Sloane, “Düğmenin eksik yerini fark etmek,” dedi.
Tessa, “Rayların ışığını görmek,” dedi.
Mira, “Birinin seni gerçekten gördüğünü anlamak,” dedi.
Evan, “Krizden önceki işareti saklamamak,” dedi.
Jonah, “İyi niyetle bile olsa durmayı bilmek,” dedi.
Mara, “Geç kalmışsan bile tanıklık etmek,” dedi.
Lidya ise konuşmadı.
Çünkü onun cümlesi henüz gelmemişti.
Noah ona baktı.
“Seninki ne, Lidya?”
Lidya metal parçaya baktı.
Bu kez elinde ağır değildi. Sanki bütün bu yol boyunca taşıdığı şey artık kendini
bırakmaya hazırlanıyordu.
“Güzel anının yük olmadığını bilmek,” dedi.
Elian’ın silueti biraz daha netleşti. İlk kez yüzü seçilir gibi oldu. Çok genç, çok yorgun ama
huzursuz değil. Harlan’ın sistemindeki bir veri kırıntısı gibi değil; kendi hayırını hâlâ
taşıyan bir çocuk gibi.
Noah konuştu.
“Tanık-00’ın gerçek anlamını güven katmanına yerleştirmek için üç şey gerekiyor.”
Evan hemen sordu: “Ne?”
“Noah’ın çalınmış güveni.”
Gideon çok alçak sesle, “Bu sensin,” dedi.
Noah başını salladı. “Benden kalan şey.”
Sonra Elian’a baktı.
“Elian’ın hayırı.”
Elian sessizce başını eğdi.
Son olarak Lidya’ya döndü.
“Ve Lidya’nın son tanığı.”
Lidya’nın parmakları metal parçanın üzerinde kapandı. “İçimdeki anı.”
“Evet. Ama anının kendisi değil. Anının sana öğrettiği seçim.”
Lidya gözlerini kapatmadı.
“Kimseyi araç yapmamak.”
Noah’ın gözlerinde yumuşak bir ışık belirdi. “Evet.”
Sloane hemen araya girdi. “Bunu yaparsak Noah’a ne olur?”
Oda sessizleşti.
Noah cevap vermeden önce uzun bir süre geçti.
“Benden kullanılan parça, merkezden ayrılır.”
Gideon’un sesi sertleşti. “Bu ne demek?”
Noah ona baktı. “Artık BK-12’nin güven katmanı olmayacağım.”
“Güzel.”
“Noah olarak da burada kalmayacağım.”
Bu kez kimse konuşmadı.
Lidya’nın boğazı düğümlendi.
“Ölecek misin?”
Noah gülümsedi. “Bu soruya hâlâ senin duymak istediğin dille cevap veremem.”
“Deneyerek cevap ver.”
Noah’ın bakışı yumuşadı.
“Ben zaten bütün değilim, Lidya. Beni burada tutan şey, Harlan’ın sistemi. Beni parça
parça kullanması. Eğer bunu durdurursanız, benim kalanım dağılacak.”
Tessa’nın gözleri doldu. “Bu haksızlık.”
Noah ona baktı. “Evet.”
Bu kadar sade bir evet, herkesi daha çok yaraladı.
Noah devam etti.
“Ama benim kalanımın kullanılmaya devam etmesi daha büyük haksızlık.”
Jonah yavaşça konuştu. “Bunu sen mi seçiyorsun?”
Noah, Jonah’a baktı. “Evet.”
Jonah susmadı. “Emin olmak zorundayım. Çünkü sen bir protokolün içindesin. Bunu
gerçekten sen mi söylüyorsun, yoksa sistem mi?”
Noah’ın yüzünde küçük bir saygı belirdi. “İşte bu yüzden burada olman gerekiyordu.”
Jonah geri çekilmedi.
Noah, Elian’a baktı. Sonra Lidya’ya. Sonra herkese.
“Beni kurtarmayın. Beni kullanmayın. Beni durdurun. Bu benim beyanım.”
Beyaz odanın duvarlarında eski ışık damarları aynı anda parladı.
Mara elini ağzına götürdü.
“Beyan doğrulandı,” dedi Evan fısıltıyla.
Sloane başını eğdi. “Peki Harlan?”
Noah’ın sesi ağırlaştı. “Harlan korku katmanını açacak. Bunu engelleyemezsiniz. Ama
korku katmanının ilk karşılaşacağı şey, yönlendirilmiş güven değil; Tanık-00’ın gerçek
anlamı olursa sistem karar veremez.”
Mira, “Karar veremezse?”
“Aralık açılır,” dedi Noah. “Şehir, kısa bir süre için otomatik tepki vermez.”
Evan ekledi: “O sırada Lidya’nın beyanı yayılır.”
Sloane, “Ve insanlar seçmeden önce durur.”
Noah başını salladı.
“Bu final değil,” dedi. “Sadece gerçek seçimin başlangıcı.”
Lidya ona baktı. “Sonra Uygunluk Zirvesi.”
“Harlan orada son hamlesini yapacak.”
Gideon’un yüzü karardı. “Yönetim kurulu, Sektör İdaresi, konsorsiyumlar…”
Sloane tamamladı. “Hepsi aynı yerde.”
Mara’nın sesi sertleşti. “Ve Harlan, sabahki ilk yankıyı bahane edip zirvede zorunlu
protokolü geçirmeye çalışacak.”
Lidya başını salladı.
Kitabın sonuna giden yol oradaydı artık.
Sabah ilk yankı.
Sonra Uygunluk Zirvesi.
Ama önce Noah.
Önce bu oda.
Lidya bir adım attı.
Noah elini kaldırmadı bu kez.
“Yaklaşabilir miyim?” diye sordu Lidya.
Noah’ın gözleri dolmuş gibi parladı ama yaş yoktu. Belki artık bedeni buna izin
vermiyordu.
“Evet,” dedi. “Çünkü sordun.”
Lidya ona yaklaştı. Her adımda odanın ışığı değişti. Sanki zeminin altında binlerce kayıt,
binlerce anı, binlerce güven kırıntısı vardı. Bazıları Noah’a aitti. Bazıları Elian’a. Bazıları
Lidya’nın daha hatırlamadığı insanlara.
Noah’ın karşısında durdu.
“Bana kızgın mısın?” diye sordu Lidya.
Noah şaşırmış gibi baktı. “Neden?”
“Beni sakladığın için kızmam gerekiyordu belki. Beni korumak için karar verdiğin için.
Benden bir anıyı kilitlediğin için.”
Noah uzun bir süre sustu.
“Evet,” dedi sonunda. “Buna kızabilirsin.”
Lidya’nın gözlerinden yaş aktı.
“Sen bana bunu söyleyen ilk kişisin.”
Noah’ın sesi yumuşadı. “Çünkü korumak bazen müdahaledir. Bunu biliyorum. O yüzden
seni bulursam beni affetmeni istemedim.”
“Ne istedin?”
“Hatırladığında kendi kararını vermeni.”
Lidya başını salladı.
“Kararımı verdim.”
Noah ona baktı.
Lidya metal parçayı iki eliyle tuttu. “Seni kurtarmaya çalışmayacağım.”
Noah’ın yüzünde acı ve rahatlama aynı anda belirdi.
“Seni kullanmayacağım.”
Noah’ın gözleri kapandı.
“Seni durduracağım.”
Elian’ın silueti, Noah’ın arkasında daha da netleşti.
Mara ağlamaya başladı. Sessizce.
Lidya devam etti.
“Ama seni unutmayacağım.”
Noah gözlerini açtı.
“Bu yeter.”
Evan odanın dışından seslendi. “Korku katmanı yükseliyor.”
Beyaz odanın duvarlarında kırmızı çizgiler belirdi. Harlan’ın sistemi yaklaşıyordu. Belki bu
odayı kırmaya çalışıyordu. Belki Noah’ın beyanını tersine çevirmek istiyordu.
Noah ayağa kalktı.
Bu hareket herkesi şaşırttı. Sandalyeden kalktığında bedeni sarsıldı. Tam bir beden gibi
değildi; ışıkla, sesle, kayıtla örülü bir insan gibiydi. Ama ayağa kalktı.
Elian onun yanına geldi.
Noah, Lidya’ya baktı.
“Metal parçayı bırakma zamanı.”
Lidya’nın eli istemsizce kapandı.
İşte o an geldi.
Yol boyunca bildiği ama ertelediği an.
Metal parça onun kanıtıydı. Hatırasıydı. Anahtarıydı. Saklanmış kendiliğine giden yoluydu.
Onu bırakmak, sanki o anıyı tekrar kaybetmek gibi geldi.
Noah bunu anladı.
“Tanıklar sahip olunmak için değil,” dedi.
Lidya fısıldadı: “Doğrulamak için vardır.”
“Evet.”
Lidya metal parçayı Noah’a uzatmadı.
Elian’a da uzatmadı.
Odanın ortasındaki sandalyenin üzerine koydu.
Kimsenin eline değil.
Kimsenin mülkiyetine değil.
Tanıklığın olduğu yere.
Metal parça sandalyeye değdiğinde beyaz oda bir an karardı.
Sonra ışık patladı.
Lidya’nın içinde saklanan anı tamamen açıldı.
Mara’nın eli.
Noah’ın sesi.
Sarı ışık.
Santralin eski kokusu.
Genç Lidya’nın avucunda metal parça.
Kapının dışında ayak sesleri.
Mara’nın “Güzel olanı sakladık” demesi.
Noah’ın “Doğru insanlarla tekrar hatırlarsın” demesi.
Genç Lidya’nın korku içinde, “Ya yanlış insanlara denk gelirsem?” diye sorması.
Noah’ın cevabı:
“Yanlış insanlar seni kullanmak için acele eder. Doğru insanlar sen hazır olana kadar
bekler.”
Anı kapandı.
Ama bu kez yok olmadı.
Lidya onun içinde kaldığını hissetti. Metal parça artık elinde değildi ama anı gitmemişti. İlk
kez nesneye ihtiyaç duymadan hatırlıyordu.
Beyaz odanın duvarlarında üç ışık birleşti:
Noah’ın güveni.
Elian’ın hayırı.
Lidya’nın seçimi.
Evan’ın sesi dışarıdan geldi.
“Tanık-00 gerçek anlamı doğrulandı.”
Mira bağırdı: “Korku katmanı çarpıyor.”
Noah, Lidya’ya son kez baktı.
“Şimdi git.”
“Hayır.”
Noah’ın yüzünde eski gülümsemesi belirdi.
“Lidya.”
Bu ses, yıllar önceki Noah’tı. Bütün parçaların içinden bir anlığına tam haliyle çıkan Noah.
“Gidip insanlara aralık aç.”
Lidya ağladı ama geri çekildi.
Mara kapının eşiğindeydi. Elian’a bakıyordu.
“Elian,” dedi.
Çocuk silueti ona döndü.
Mara’nın sesi kırıldı. “Geç kaldım.”
Elian’ın cevabı çok yumuşaktı.
“Duydun.”
Mara’nın yüzü çözüldü.
Gideon kapının dışında bekliyordu. “Noah.”
Noah ona baktı.
Gideon’un sesi titredi. “Uçağımı hatırladım.”
Noah gülümsedi. “İyi uçur.”
Sloane bir adım attı. “Noah…”
Noah ona döndü.
Sloane ne diyeceğini bilemedi. Sonunda sadece düğmesini avucunda kaldırdı.
Noah başını eğdi. “Eksik olanı saydın. Şimdi tamamlamak zorunda değilsin.”
Tessa ağlayarak, “Babamı duydun mu?” dedi.
Noah’ın sesi yumuşadı. “Nick çok bağladı. Sandığından daha çok.”
Jonah sadece başını eğdi.
Noah ona baktı. “Frene basmaya devam et.”
Jonah, “Eğer geç kalırsam?” dedi.
“Noah cevap verdi. “O zaman geri dön ve nerede geç kaldığını söyle.”
Mira’ya baktı. “Görünmez değilsin.”
Mira nefesini tuttu.
Evan’a baktı. “Her işareti çözmek zorunda değilsin. Bazen sadece söylemen yeter.”
Evan başını salladı.
Rowan sedyede gözlerini açtı.
Beyaz odanın ışığı onun yüzüne vurdu.
“Noah,” dedi zayıfça.
Noah ona baktı. “Rowan.”
Rowan’ın gözlerinden yaş aktı. “Kapıları açtım.”
“Şimdi birini kapatmana gerek yok,” dedi Noah. “Sadece doğru kapıdan geç.”
Rowan gözlerini kapattı.
Kırmızı ışık büyüdü.
Harlan’ın sesi birden odanın içinde patladı.
“Noah!”
Bu kez Harlan ekranda değildi. Ses duvarlardan, hatlardan, kırmızı çizgilerin içinden
geliyordu.
“Bunu yapma.”
Noah arkasını dönmedi.
Harlan’ın sesi sertleşti ama altında panik vardı.
“Elian kaybolacak.”
Elian’ın silueti başını kaldırdı.
İlk kez doğrudan Harlan’a cevap verdi.
“Ben zaten sen beni dinlemeyi bıraktığında kayboldum.”
Kırmızı ışık bir an dondu.
Noah, Elian’ın elini tuttu. Ya da ışık, ışığa değdi.
Lidya kapıdan çıktı.
Mara onu takip etti. Sonra diğerleri. Evan son anda beyaz odanın veri tepkisini kaydetmek
ister gibi baktı ama dokunmadı. Sadece gördü.
Kapı kapanmadı.
İçeride Noah ve Elian kalmıştı.
Kırmızı ışık, beyaz ışıkla çarpıştı.
Menzil tünellerinden bir uğultu yükseldi. Sanki şehir, yerin altında nefes alıyordu.
Evan bağırdı. “Aralık açılıyor!”
Sloane, “Ne kadar sürecek?” dedi.
“Bilmiyorum. Dakikalar. Belki daha az.”
Mira hemen konuştu. “Sektör-9 ilk yankısına dönmemiz gerekecek. Aralığı oradan
yayabiliriz.”
Mara başını salladı. “Ve sonra ElementX.”
Gideon’un yüzü sertleşti. “Uygunluk Zirvesi artık final değil. Savaş alanı.”
Jonah, “Savaş alanı demeyelim,” dedi.
Gideon ona baktı.
Jonah devam etti. “Orası insanların seçim hakkını geri isteyeceği yer.”
Lidya beyaz odaya son kez baktı.
İçeriden Noah’ın sesi geldi.
Çok uzak ama net.
“Git.”
Bu kez Lidya durmadı.
Dönüp, yürüdü ve arkasında, Tanık-00 ilk kez yönlendirmek için değil, duraklatmak için
çalışmaya başladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.