12. bölüm / 28
Bellek KarışımıBÖLÜM XI — Mercer Evi
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM XI — Mercer Evi
- 1 Prolog382 kelime
- 2 BÖLÜM I — Sektör-94.591 kelime
- 3 BÖLÜM II — Teklif3.699 kelime
- 4 BÖLÜM III — İmza2.206 kelime
- 5 BÖLÜM IV — Geçiş Zamanı1.248 kelime
- 6 BÖLÜM V — BK Laboratuvarına İlk Giriş1.722 kelime
- 7 BÖLÜM VI — Eski Hat2.886 kelime
- 8 BÖLÜM VII — Dosyayı Okuyan Dosya2.887 kelime
- 9 BÖLÜM VIII — Klinik3.303 kelime
- 10 BÖLÜM IX — Harlan’ın Sesi2.530 kelime
- 11 BÖLÜM X — Sadece Ben Değilim2.386 kelime
- 12 BÖLÜM XI — Mercer Evi2.911 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 BÖLÜM XII — Tanık-002.427 kelime
- 14 BÖLÜM XIII — Hale Arşivi3.180 kelime
- 15 BÖLÜM XIV — Eski Hat Uyanınca2.771 kelime
- 16 BÖLÜM XV — Son Tanık2.523 kelime
- 17 BÖLÜM XVI — Hat 01.983 kelime
- 18 BÖLÜM XVII — Arden Sahası2.421 kelime
- 19 BÖLÜM XVIII — Beyan Kapısı2.032 kelime
- 20 BÖLÜM XIX — Menzil İstasyonu2.753 kelime
- 21 BÖLÜM XX — Korku Katmanı2.132 kelime
- 22 BÖLÜM XXI — Duyma2.072 kelime
- 23 BÖLÜM XXII — Aralık2.160 kelime
- 24 BÖLÜM XXIII — Merkez Kule’ye Dönüş1.933 kelime
- 25 BÖLÜM XXIV — Uygunluk Zirvesi2.371 kelime
- 26 BÖLÜM XXV — Eski Kapı2.794 kelime
- 27 BÖLÜM XXVI — Hatırlama Hakkı1.909 kelime
- 28 BÖLÜM XXVII — Seçim Aralığı1.563 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mercer evi, şehrin eski zenginliğinin hâlâ utanmadan ayakta duran yapılarından biriydi.
Yeni şehir kulelerle yükselmiş, sektörlerle bölünmüş, verilerle kaplanmıştı; ama bazı
aileler yükselmek yerine yerlerinde kalmayı tercih etmişti. Çünkü kök salmak, bazı güç
biçimleri için yukarı çıkmaktan daha etkiliydi. Mercer ailesi de onlardan biriydi.
Ev, Sektör-3’ün eski konut kuşağındaydı. Yüksek duvarların arkasında görünüyordu;
geniş cephesi, yuvarlatılmış köşeleri, koyu metal pencere çerçeveleri ve kapının iki
yanında yükselen taş kolonlarıyla bir dönem şehrin güzellik anlayışını hâlâ taşıyordu. Yeni
değildi. Ama eskimemişti de. Bakımı yapılmış, sessiz bırakılmış, bilinçli olarak unutulmuş
gibiydi.
Lidya kapının önünde durduğunda, ev ona bir yapıdan çok bir saklama biçimi gibi geldi.
Bazı insanlar sırlarını kasaya koyardı.
Bazıları arşive.
Mercer ailesi ise eve dönüştürmüştü.
Sloane kapının önünde birkaç saniye hareketsiz kaldı. Yüzünde yine o profesyonel
sakinlik vardı ama bu kez sakladığı şey daha kişiseldi. ElementX’te bütçe konuşan,
anomalileri yeniden sınıflandıran, grafikleri silah gibi kullanan kadın burada biraz daha
küçük görünüyordu. Daha genç değil; daha eski.
Gideon bunu fark etti ama yorum yapmadı. Bu bile onun için incelik sayılırdı.
“Burası hâlâ sende mi?” diye sordu.
Sloane kapıya bakmaya devam etti. “Resmî olarak bir vakfa ait. Fiilen kimseye ait değil.”
“Mercer tarzı.”
Sloane ona döndü. “Hale tarzı olsa çoktan kumar masasına çevrilmişti.”
Gideon hafifçe gülümsedi. “Eski dostluğumuzun sıcaklığı içimi ısıttı.”
“Biz hiç dost olmadık.”
“Doğru.” Gideon kapıya baktı. “Aynı masalarda oturduk. O bazen dostluktan daha
kalıcıdır.”
Lidya ikisine baktı. Bu konuşmanın altında geçmiş vardı. Sadece iş geçmişi değil; aileler,
yatırımlar, kurullar, belki çocukken aynı odalarda bulunmuş ama birbirini asla tam
tanımamış insanlar. Bu dünyanın en tehlikeli tarafı da buydu: bazı ilişkiler, insanlar daha
kendilerini seçmeden önce seçilmiş olurdu.
Sloane çantasından küçük bir anahtar çıkardı. Dijital değil. Gerçek anahtar.
Lidya’nın bakışı istemsizce anahtara kaydı.
Sloane fark etti. “Her şey metal parçan kadar özel değil.”
“Her anahtar bir şey saklar.”
“Bazıları sadece kapı açar.”
“Buna inanıyor musun?”
Sloane cevap vermedi.
Kapı açıldı.
İçeri girdiklerinde evin kokusu Lidya’yı şaşırttı. Kapalı bir ev kokusu bekliyordu; toz, eski
kumaş, nemli ahşap. Ama içeride daha keskin bir koku vardı: limon, antiseptik ve hafif
metal.
Sloane’un çocukluk anısı zihnine geldi.
“Bir gün bana küçük bir test yaptılar. Bir koku verdiler. Limon ve metal gibi.”
Lidya, Sloane’a baktı.
Sloane’un yüzü değişmemişti ama eli kapı kolunda biraz fazla uzun kalmıştı.
“Bu koku hâlâ var,” dedi Lidya.
Sloane kapıyı kapattı. “Bazı evlerden insanlar gider. Protokoller kalır.”
Gideon koridora adım attı. “Bunu şiir olarak mı söyledin, travma olarak mı?”
“İkisi bazen aynı şey.”
Ev genişti. Giriş holünde siyah-beyaz taş döşeme vardı. Merdiven korkulukları koyu
cevizdi. Duvarlarda aile portreleri yoktu; bunun yerine eski şehir haritaları, sektör öncesi
bölge çizimleri ve bazı soyut tablolar asılıydı. Ortada büyük bir avize vardı ama
yanmıyordu. Işıklar duvar diplerinden, düşük ve sarı bir tonda geliyordu. Bu eve gündüz
bile gece yakışırdı.
Sloane yürümeye başladı. “Çalışma odası arka kanatta.”
“Direkt arşive gitmeyecek miyiz?” dedi Lidya.
“Arşiv, çalışma odasının içinde.”
Gideon ellerini cebine soktu. “Tabii. Zenginler sırlarını kitaplığın arkasına koymazsa
uyuyamaz.”
Sloane ona bakmadan konuştu. “Seninkiler nereye koyardı?”
Gideon’un cevabı gecikti. “İnsanların içine.”
Bu kez Sloane sustu.
Lidya, bu iki insanın birbirine söylediklerinden çok söylemediklerini izliyordu. Gideon ve
Sloane, birbirlerini sevmedikleri için değil, birbirlerinin hangi ailelerden geldiklerini bildikleri
için temkinliydi. İkisi de büyük yapıların çocuklarıydı. Biri oyuna dönüşmüş, diğeri tabloya.
Koridorun sonunda büyük bir çift kapı vardı. Sloane burada durdu.
“İçeri girdiğimizde hiçbir şeye hemen dokunmayın.” dedi.
Gideon, “Bu cümleyi genelde müzelerde duyarım,” dedi.
“Burası müzeden daha kötü.”
“Nasıl?”
Sloane kapıyı açtı. “Müzelerde ölü şeyler sergilenir. Buradakiler hâlâ işlem yapabilir.”
Çalışma odası büyük ve karanlıktı.
Duvarlar baştan sona kitaplıktı ama kitapların arasında dosyalar, metal kutular, analog
kayıt cihazları ve eski veri kartuşları vardı. Ortada ağır bir masa duruyordu. Masanın
arkasında yüksek sırtlı bir koltuk. Yan tarafta küçük bir içki dolabı, cam kapaklı; hiç
açılmamış gibi. Diğer yanda ise Lidya’nın beklemediği bir şey vardı: tıbbi ekipman.
Eski tip bir sinyal okuyucu.
Koku kapsül haznesi.
Nabız ve deri tepkisi ölçen kablolu bileklikler.
Bir de küçük, çocuk boyutunda bir sandalye.
Lidya’nın gözleri sandalyeye takıldı.
Sloane bunu gördü. “Oraya oturdum.”
Gideon’un yüzündeki bütün ifade silindi.
Sloane sandalyeye bakmadı. “On iki yaşındaydım. Babam bunun oyun olduğunu söyledi.
Harlan bunun zihin haritası olduğunu söyledi. Annem odada değildi.”
Kimse konuşmadı.
Sloane masaya doğru yürüdü. “Babam not tutardı. Takıntılı biçimde. Harlan veriyi severdi,
babam kontrolü. İkisinin ortak noktası, insanları anlamak istememeleriydi. İnsanları
öngörmek istiyorlardı.”
Lidya masanın üzerindeki eski not defterlerine baktı. “Bu kayıtları neden yok etmedin?”
Sloane’un cevabı hızlı geldi. “Çünkü yok edilen kayıt, yalnızca suçluyu rahatlatır.”
“Peki neden daha önce açmadın?”
Bu kez cevap gecikti.
“Çünkü bazı kapılar açıldığında, içinden başkalarının değil, senin çocukluğun çıkar.”
Bu cevap Lidya’ya ağır geldi. Çünkü doğruydu. Sloane’un bütün soğukluğu, belki de bu
odanın kapısını yıllarca kapalı tutabilmek için gelişmişti.
Gideon kitaplıklara yaklaştı. “Hale dosyası var mı?”
Sloane ona döndü. “Muhtemelen.”
Gideon’un yüzünde kısa bir gülümseme belirdi ama gözleri gülmedi. “Harika. Aile albümü
gibi.”
Sloane masanın altındaki eski mekanizmayı açtı. Çekmece değil, gizli bir panel çıktı.
İçinde birkaç metal kutu vardı. Kutuların üzerinde isim yoktu. Sadece semboller.
Üç çizgi ve bir halka.
Lidya bu işareti tanıdı.
Merkez’deki kabin.
Alt servis katındaki duvar.
Geçiş Programı.
“Bu işaret ne?” diye sordu.
Sloane kutulardan birini çıkardı. “Babam buna eşik işareti derdi.”
“Eşik?”
Gideon yavaşça konuştu. “Geçişten önceki çizgi.”
Sloane ona baktı. “Sen biliyor musun?”
“Bazı şeyler insanın kulağına çocukken çalınır. Anlamını büyüyünce öğrenir.”
Sloane kutuyu masaya koydu. “Eşik Projesi, Harlan’ın klinik protokolü şehir ölçeğine
taşımadan önce kurduğu özel değerlendirme programıydı. K-3 onun alt koluydu. Ama
sadece tıbbi bir proje değildi. İçinde yatırımcılar, sektör yöneticileri, güvenlik danışmanları,
hatta bazı aileler vardı.”
Lidya’nın içi gerildi. “Aileler neden?”
Sloane kapağı açtı. İçinden eski bir defter çıktı. Deri kaplı, ağır, fiziksel.
“Çünkü şehir düzeni kurulurken herkes gelecekte kimin ne olacağını bilmek istedi.” dedi.
Defteri açtı.
İlk sayfada başlık vardı:
EŞİK ÇEKİRDEĞİ / KATILIMCI VE TALEP SAHİPLERİ
Lidya başlığı okudu.
“Talep sahipleri…”
Sloane sayfayı çevirdi.
İsimler, kurumlar, kodlar vardı.
MERCER VAKFI — Finansal süreklilik analizi
HALE HOLDİNG — Liderlik davranış sapması izleme
SEKTÖR İDARESİ — Toplumsal uyum örneklemi
ELEMENTX ÖNCÜL ARAŞTIRMA BİRİMİ — Altyapı entegrasyonu
KARŞIYAKA NÖRO-KLİNİK — Klinik protokol sahipliği
H-PRM — Bilimsel gözetim
Gideon sayfaya eğildi. “Hale Holding.”
Sesi ilk kez tamamen çıplaktı.
Lidya ona baktı. “Baban?”
“Evet.”
“Senin için talepte bulunmuş.”
Gideon güldü ama bu kez gülüş acıydı. “Babam hiçbir şeyi benim için yapmazdı. Kendi
soyadının geleceği için yapardı.”
Sloane başka bir sayfa çevirdi. Burada bireysel kayıtlar vardı.
G. HALE — Liderlik sapması / risk arama / yönlendirilebilir karizma
S. MERCER — yüksek bellek tutarlılığı / hesap yoğunluğu / duygusal ifade düşüklüğü
L. VOSS — parlak anı yoğunluğu / öz-bütünlük direnci / yönlendirme dışı merkezlenme
E. KARLIS — travma sonrası protokol / erken hafifletme adayı
N. REN — saha güven kalibrasyonu / katılımcı koruma sapması
Lidya’nın gözleri satırlarda kaldı.
Hepsi oradaydı.
Aynı sayfada.
Bu artık tesadüf değildi. Aynı programın içinde, farklı rollerle bir araya getirilmişlerdi.
Bazıları çocuktu, bazıları hasta, bazıları saha görevlisi. Ama sistem onları yıllar önce aynı
tabloya koymuştu.
Gideon parmağını kendi satırına yaklaştırdı ama dokunmadı. “Yönlendirilebilir karizma…
Babam bu ifadeye bayılmıştır.”
Sloane’un sesi soğuktu. “Benim babam da ‘yüksek bellek tutarlılığı’na bayılmıştı.”
Lidya, kendi satırını okudu.
Yönlendirme dışı merkezlenme.
“Bu ne demek?”
Sloane cevap vermedi. Defterin arkasındaki küçük bir kartı çıkardı. “Bunun açıklaması
burada olabilir.”
Kartta Harlan’ın el yazısı vardı. Düzenli, fazla temiz, rahatsız edici derecede sabit.
Sloane okudu:
“Bazı katılımcılar dış uyaranlarla yönlendirilemez. Bu bireylerde anı, dış komuttan daha
güçlü bir iç merkez oluşturur. Özellikle parlak/pozitif anı yoğunluğu yüksek profillerde kişi,
geleceğe vaat edilen güvenlikten ziyade geçmişte deneyimlenmiş insanî bütünlüğe bağlı
kalır. Bu profiller, kitlesel uygunluk sistemleri için risk; karşı-protokol geliştirme için ise
anahtar niteliği taşır.”
Oda sessizleşti.
Anahtar.
Lidya’nın eli cebindeki metal parçaya gitti.
Gideon ona baktı. “Karşı-protokol.”
Sloane’un sesi alçaldı. “Yani Harlan seni sadece risk olarak değil, çözüm olarak da
görmüş.”
“Hayır.” Lidya’nın sesi sertti. “Kullanılacak malzeme olarak görmüş.”
“Evet.” Sloane başını salladı. “Ama Noah bunu değiştirmiş olabilir.”
Lidya metal parçayı çıkardı. Masanın üzerine koydu.
Sloane, defterin arkasından başka bir sayfa çıkardı. Bu sayfada küçük çizimler vardı.
Nesne şemaları. Daireler, çizgiler, kesitler. Bazıları kolye, bazıları yüzük, bazıları anahtar
biçimindeydi. Alt başlık:
TANIK NESNELER / BELLEK SABİTLEYİCİLERİ
Gideon sayfaya eğildi. “Tanık nesne…”
Sloane okudu. “Katılımcının protokol öncesi öz-bütünlük tepkisini taşıyan fiziksel
sabitleyici. Gerektiğinde sistem kalibrasyonunda referans olarak kullanılır.”
Lidya metal parçaya baktı. “Bu benim anımı mı taşıyor?”
Sloane sayfayı çevirdi. “Belki anını değil. Anıya verdiğin değiştirilmemiş tepkiyi.”
Gideon’un yüzü değişti. “Yani sistem insanın neyi hatırladığını değil, hatırlayınca kim
olduğunu kaydetmiş.”
Bu cümle odaya ağır düştü.
Lidya’nın boğazı kurudu.
Metal parça bir hatıra değildi yalnızca. Bir tanıktı. Onun müdahale edilmeden önceki,
yönlendirilmeden önceki, uygunlukla tanımlanmadan önceki tepkisine tanıklık ediyordu.
Bu yüzden Harlan onu istiyordu.
Bu yüzden kapılar açılıyordu.
Bu yüzden Noah saklamasını söylemişti.
Lidya, “Bunu neden bende bıraktılar?” diye sordu.
Sloane sayfaları taradı. “Normalde bırakmamış olmaları gerekirdi.”
Gideon yavaşça konuştu. “Noah.”
Lidya gözlerini kapattı. Noah’ın sesi yeniden geldi:
“Seni kaybetmedik. Sadece seni sakladık.”
Noah metal parçayı sisteme değil, Lidya’ya bırakmıştı.
Belki de onu listeden çıkaramamıştı. Ama onu tamamen sistemin içinde de bırakmamıştı.
Lidya’nın değiştirilmemiş haline ait bir tanığı, yine Lidya’ya teslim etmişti.
Bu, yıllar sonra bile yapılmış bir korumaydı.
Sloane başka bir sayfa çevirdi. Burada tanık nesnelerin listesi vardı. Çoğu kodlanmıştı.
L.V. — Tanık-09 / durum: dışarıda
G.H. — Tanık-04 / durum: alındı
S.M. — Tanık-02 / durum: arşivde
E.K. — Tanık-11 / durum: kayıp
N.R. — Tanık-00 / durum: aktarım çekirdeği
Gideon’un yüzü sertleşti. “Benimki alındı.”
Sloane’un bakışı kendi satırında kaldı. “Benimki arşivde.”
Lidya, Tessa’nın babasının satırına baktı.
E.K. — Tanık-11 / durum: kayıp
“Nick Karlis’in tanığı kayıp,” dedi.
Sloane başını salladı. “Bu önemli olabilir.”
“Neden?”
“Çünkü erken sürümden zarar görmüş birinin değiştirilmemiş tepki tanığı kayıpsa, onu
sistemden çıkarmak ya da sistemi bozmak için kullanılmış olabilir.”
Gideon, “Tessa bunu bilmiyor,” dedi.
“Bilmeli.” Lidya’nın sesi netti.
Sloane itiraz etmedi.
Lidya son satıra baktı.
N.R. — Tanık-00 / durum: aktarım çekirdeği
“Noah’ın tanığı ne demek?”
Sloane sayfayı çevirdi ama devamı yoktu. “Bilmiyorum.”
Gideon’un yüzü karardı. “Ben tahmin ediyorum.”
İkisi ona baktı.
Gideon elini masaya koydu. “Noah’ın güven örüntüsünü sisteme aktardılarsa, onun tanığı
bir nesne değil. Çekirdeğin kendisi olabilir.”
Sloane’un sesi alçaldı. “Yani Noah, BK-12’nin merkezinde.”
Lidya’nın içi buz kesti.
Noah’ın kaydı:
“Ben artık sadece ben değilim.”
Bu, bir metafor değildi.
O gerçekten parçalanmıştı. Bir insanın güveni, bir protokolün yönlendirme katmanına
dönüştürülmüştü. Bellek Karışımı’nın en seçkin, en tehlikeli versiyonu belki de Noah’ın
insanlarda uyandırdığı güveni taklit ederek çalışıyordu.
Lidya yumruğunu sıktı.
“Onu çıkaracağız.”
Sloane hemen konuştu. “Sistemin çekirdeğine müdahale edersen BK-12 taşıyan herkes
etkilenir. Rowan dahil.”
“Bunu bilmiyorum mu sanıyorsun?”
“Bildiğini sanıyorum. Ama hissettiğinde yanlış karar verme ihtimalin yüksek.”
Lidya’nın gözleri sertleşti. “Bunu bana bir daha söyleme.”
Sloane geri çekilmedi. “Söylerim. Çünkü bu odada bunu söyleyecek biri olmalı.”
Gideon araya girdi. “Harika, yine doğru zamanda birbirimizi kırıyoruz.”
Tam o sırada evin içinden bir ses geldi.
Piyano sesi.
Üçü aynı anda dondu.
Çalışma odasının kapısı açıktı. Hol karanlıktı. Evin hiçbir yerinde ışık yanmıyordu. Ama
uzak bir odadan yavaş, tek tek basılan piyano notaları geliyordu. Melodi değildi. Daha çok
birinin tuşları yoklaması gibi.
Sloane’un yüzü bembeyaz oldu.
Gideon fısıldadı: “Evde başka biri var mı?”
Sloane cevap vermedi.
Piyano bir nota daha verdi.
Sonra bir tane daha.
Lidya’nın içine garip bir his oturdu. Bu notalar rastgele değildi. Aralarında bir ritim vardı.
Bip sesi gibi.
Bip.
Bip.
Duraklama.
Bip.
Sloane çok yavaş konuştu. “Bu piyano çalışmaz.”
Gideon kaşlarını kaldırdı. “Bana kalırsa şu an itiraz ediyor.”
Lidya metal parçayı avucuna aldı.
Holün karanlığına çıktılar. Piyano sesi evin sol kanadından geliyordu. Sloane önden
gitmedi; bu kez Lidya önde yürüdü. Çünkü bu çağrı Sloane’a değil, ona gibi geliyordu.
Koridordan geçerken duvarlardaki eski haritalar düşük ışıkta farklı görünüyordu. Sektör
sınırları çizilmeden önceki şehir, daha dağınık, daha canlı, daha insanî bir karmaşa
taşıyordu. Sonra bir haritada kırmızı çizgiler vardı. Başka birinde sektör planları. Bir
diğerinde ise kalın bir daireyle işaretlenmiş birkaç nokta.
Merkez.
Karşıyaka Kliniği.
Opera Evi.
Mercer Evi.
ElementX’in bugünkü konumu.
Lidya durdu.
Hepsi aynı ağ üzerindeydi.
Gideon haritaya baktı. “Bu şehir planı değil.”
Sloane yaklaştı. “Bu eski protokol ağı.”
Lidya kırmızı çizgileri izledi. “Eski hatlar.”
Piyano sesi tekrar geldi.
Daha net.
Sol kanattaki kapı aralıktı. İçeri girdiklerinde küçük bir müzik odası gördüler. Ortada eski
bir piyano vardı. Siyah cilası matlaşmıştı. Kapağı açıktı.
Tuşların başında kimse yoktu.
Ama bir tuş aşağıdaydı.
Sonra yanındaki tuş kendi kendine indi.
Gideon çok alçak sesle, “Bu estetik olarak etkileyici ama güvenlik olarak berbat,” dedi.
Sloane piyanonun yanındaki duvara baktı. “Bu oda ses deneyleri için kullanıldı.”
Lidya, “Ne tür ses deneyleri?” diye sordu.
Sloane cevap vermeden önce piyano kapağının içindeki küçük metal levhayı fark etti.
Üzerinde aynı işaret vardı: üç çizgi ve bir halka.
Lidya yaklaştı.
Levhanın altında küçük bir yuva vardı.
Metal parçayı oraya yaklaştırdı.
Sloane hemen, “Lidya, bekle,” dedi.
Ama bu kez metal parça zaten tepki vermişti.
Bip.
Bip.
Piyano sustu.
Sonra duvarın içinden eski bir mekanizma sesi geldi. Kitaplık değil, duvar paneli açıldı.
Arkasında dar bir oda belirdi. Karanlıktı ama içeriden hafif mavi bir ışık sızıyordu.
Sloane’un nefesi kesildi. “Ben burayı bilmiyordum.”
Gideon ona baktı. “Senin evin.”
Sloane’un sesi kısık çıktı. “Benim çocukluğumun tamamı benim değildi.”
Lidya içeri girdi.
Dar oda, bir kayıt odasıydı. Duvarları ses yalıtımıyla kaplıydı. Ortada tek bir sandalye ve
karşısında eski bir ekran vardı. Yan tarafta bir veri okuyucu. Ekranın altında küçük bir
etiket:
SESLİ UYUM / GÜVEN KALİBRASYONU
Lidya’nın içinden soğuk bir dalga geçti.
Noah’ın güven örüntüsü.
Ses deneyleri.
Piyano notaları.
Bip ritmi.
Sistemin insanlara güven hissi vermesi sadece kimyasal değildi. Sesle, ritimle, kokuyla,
anı tetikleyicileriyle kurulmuştu. İnsan, kendisine ait sandığı rahatlama hissini, dışarıdan
bestelenmiş bir şeye borçlu olabilirdi.
Masadaki cihaz kendi kendine açıldı.
Ekranda tek bir satır belirdi:
TANIK-09 DOĞRULANDI
Lidya’nın metal parçası.
Sonra ikinci satır:
KARŞI-PROTOKOL ERİŞİMİ: KISMİ
Sloane bir adım attı. “Karşı-protokol…”
Gideon’un sesi alçaldı. “Harlan seni sadece sisteme bağlamamış. Seni sistemin açığı
olarak da tanımlamış.”
Ekran değişti.
Yeni bir metin belirdi.
LİSTEYE GİRME. LİSTEYİ AÇ.
EŞİK 2 İÇİN TANIK-02 GEREKLİ.
Sloane dondu.
Tanık-02.
Az önce listede görmüşlerdi.
S.M. — Tanık-02 / durum: arşivde
Lidya yavaşça Sloane’a döndü.
“Sloane…”
Sloane’un yüzündeki kontrol ilk kez kırıldı.
“Hayır.” dedi.
Gideon da anladı. “Senin tanık nesnen.”
Sloane geri çekildi. “Benimki arşivde yazıyor.”
“Bu evde olabilir,” dedi Lidya.
Sloane’un gözleri çalışma odasına kaydı. Sonra çocuk sandalyesine. Sonra tekrar kayıt
odasına.
“Hayır,” dedi tekrar, ama bu kez itirazdan çok savunma gibi.
Lidya yumuşak bir sesle konuştu. “Açmak zorunda değilsin.”
Sloane ona sertçe baktı. “Zorundayım. Bunu sen de biliyorsun.”
“Hayır. Bilmen gereken şey şu: zorunda olmak başka, seçmek başka.”
Sloane’un yüzündeki korku bir anlığına öfkeye dönüştü. “Bana seçim dersi verme. Ben on
iki yaşımdan beri başkalarının sonuçlarını temizliyorum.”
“Biliyorum.”
“Bilmiyorsun.”
“Hayır,” dedi Lidya. “Tamamını bilmiyorum. Ama buradayım.”
Bu cümle Sloane’u susturdu.
Gideon beklenmedik biçimde sessiz kaldı. Belki de bazı kapıların şakayla açılmayacağını
biliyordu.
Sloane yavaşça çalışma odasına döndü.
Masanın altındaki kutuların yanına eğildi. İkinci metal kutuyu çıkardı. Üzerinde küçük bir
işaret vardı: iki çizgi ve halka. Tanık-02.
Eli kutunun üzerinde durdu.
“Bunu açarsam,” dedi, “babamın bana ne yaptığını tahmin etmeyi bırakacağım.”
Lidya yavaşça yaklaştı. “Evet.”
“Ve bileceğim.”
“Evet.”
Sloane gözlerini kapatmadı. “Bilmek her zaman özgürlük değil.”
Lidya’nın cevabı çok yumuşaktı. “Ama bilmeden savaşamıyoruz.”
Sloane kapağı açtı.
İçinde küçük bir gümüş düğme vardı.
Çocuk giysisinden kopmuş bir düğme. Sade, yuvarlak, kenarında ince bir çizik. Hiç değerli
görünmüyordu. Ama Sloane ona bakınca bütün yüzü değişti.
Lidya anladı.
Bu bir nesne değil, bir zamandı.
Sloane’un dudakları aralandı. “Bu… annemin diktiği hırkadan.”
Sesi ilk kez kırıldı.
“Ben bunu kaybettiğimi sanıyordum.”
Gideon başını eğdi.
Sloane düğmeyi avucuna aldı. Bir süre hiçbir şey söylemedi. Sonra yüzünü düzeltti. Ama
bu kez eski soğukluğuna dönmedi. Daha çıplak, daha acılı, daha gerçek bir sakinlikti bu.
“Kayıt odasına dönelim.” dedi.
Üçü tekrar gizli odaya girdi.
Lidya metal parçasını cihazın yanındaki yuvaya koydu. Sloane da düğmeyi ikinci yuvaya
yerleştirdi.
Cihaz birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra iki ses duyuldu.
Bip.
Bip.
Ekranda yeni satır belirdi:
TANIK-09 DOĞRULANDI
TANIK-02 DOĞRULANDI
KARŞI-PROTOKOL ERİŞİMİ: İKİNCİ EŞİK
Ardından bir dosya açıldı.
Başlık:
BK-12 / TALEP SAHİPLERİ VE YÖNLENDİRME HEDEFLERİ
Sloane nefesini tuttu.
Gideon masaya eğildi.
Lidya okudu.
Liste beklediği gibi isimlerle başlamıyordu.
Başlıklar vardı:
Sektör İdaresi — toplu tepki geciktirme
Konsorsiyum Kuzey — iş gücü sürekliliği
Mercer Vakfı Eski Yetki Kodu — finansal kriz bastırma
Hale Holding Eski Yetki Kodu — liderlik yönlendirme
ElementX Yönetim Kurulu Alt Grubu — uygunluk artışı
H-PRM — karşı-protokol izleme
Lidya son satırda durdu.
H-PRM.
Harlan.
“Karşı-protokol izleme,” dedi.
Sloane’un sesi kısıldı. “Yani Harlan sadece BK’yi değil, BK’ye karşı geliştirilen şeyi de
izliyor.”
Gideon’un yüzü karardı. “Oyunun iki tarafını da tutmuş.”
Lidya ekranın altındaki ikinci sekmeye baktı.
AKTİF TAŞIYICILAR: 96
DALGA HAZIRLIĞI: 12 GÜN 04 SAAT
ANA YÖNLENDİRME NOKTASI: MERKEZ KULE / UYGUNLUK ZİRVESİ
“Uygunluk Zirvesi,” dedi Sloane.
Gideon başını kaldırdı. “On iki gün sonra şehir yönetimi, konsorsiyumlar ve sektör
başkanları ElementX’te toplanacak.”
Lidya’nın içi gerildi. “Dalga orada başlayacak.”
Sloane başını salladı. “Eğer BK-12 taşıyıcıları zirvede yönlendirilirse, karar mekanizmaları
aynı anda hizalanır. Sonra şehir ölçeğinde protokol güncellemesi çıkar.”
“Ne güncellemesi?” dedi Gideon.
Lidya ekranın altındaki dosyayı açtı.
Tek satır çıktı:
GEÇMİŞ YÜKÜNÜ AZALTMA KAMU PROTOKOLÜ / ZORUNLU UYUM ÖNERİSİ
Oda buz kesti.
Gideon’un sesi çok alçak geldi. “Bunu bütün şehre yayacaklar.”
Sloane’un yüzü taş kesildi. “Gönüllü wellness programı gibi sunulur. Sonra kritik
sektörlerde zorunlu olur. Sonra sigorta, iş, geçiş yetkisi… İnsanlar reddedemez hale gelir.”
Lidya ekranı kapatmadı.
Her şey netleşmeye başlamıştı.
Harlan geçmişi yönetmek istiyordu. Sektör İdaresi krizi engellemek istiyordu.
Konsorsiyumlar iş gücünü korumak istiyordu. Aileler miraslarını, şirketler düzenlerini, şehir
kendi kırılganlığını.
Ve bunun bedeli insanların hatırlama hakkıydı.
Ekran bir kez daha titredi.
Yeni bir satır belirdi:
ÜÇÜNCÜ EŞİK İÇİN TANIK-00 GEREKLİ.
Noah.
Lidya gözlerini ekrandan ayırmadı.
Gideon yavaşça konuştu. “Tanık-00 aktarım çekirdeği.”
Sloane’un sesi daha da kısıldı. “Yani liste tamamen açılmak için Noah gerekiyor.”
Lidya’nın zihninde Noah’ın kaydı yeniden çaldı:
“Beni bulursan, beni kurtarmaya çalışma.”
Lidya yavaşça metal parçayı aldı.
“Üzgünüm Noah,” diye fısıldadı.
Sloane ona baktı. “Ne yapacaksın?”
Lidya’nın cevabı sessiz ama kesindi.
“Önce seni bulacağım.”
Bölüm etkileşimi
