ATEŞ TANRILARI kitap kapağı

90. bölüm / 91

ATEŞ TANRILARI

89 BÖLÜM

Yazar: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 91Şu an: 89 BÖLÜM
  1. 1 Giriş725 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.141 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM877 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.209 kelime
  5. 5 4 BÖLÜM1.508 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM692 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM1.056 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM739 kelime
  9. 9 8 BÖLÜM1.359 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.636 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.866 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.622 kelime
  13. 13 12 BÖLÜM1.642 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM1.584 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM1.312 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.200 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM1.183 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM1.078 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM805 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.681 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.237 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.608 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.417 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.617 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM1.138 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.096 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.328 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM908 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.372 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM1.029 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM1.176 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM1.530 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.270 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM1.172 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.235 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM863 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.024 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM1.142 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.413 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM883 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM893 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.416 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM983 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.024 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.332 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM656 kelime
  47. 47 46 Bölüm1.377 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.100 kelime
  49. 49 48 Bölüm1.504 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM921 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM940 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.074 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM855 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM983 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM1.087 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.570 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.157 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM986 kelime
  59. 59 58 BÖLÜM888 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.427 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.100 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.219 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.252 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.181 kelime
  65. 65 64 BÖLÜM1.812 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.176 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.270 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM984 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.345 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM2.086 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM1.037 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM1.180 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM926 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM1.358 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.594 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.167 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.140 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM1.097 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM917 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM1.271 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM925 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM846 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM1.117 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM1.196 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM1.106 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM936 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.026 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM817 kelime
  89. 89 88 BÖLÜM637 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM997 kelime · Okuduğun bölüm
  91. 91 90 BÖLÜM1.320 kelime

Taht odasının o cehennemî ve duman altı kalıntılarından sıyrılan Cafer, ayak bileklerindeki rüzgâr ve yıldırım enerjisini sonuna kadar tetikleyerek gök kubbenin en karanlık, en yüksek katmanına doğru şimşek hızıyla fırladı. Bulutların aralandığı o ilahi zirvede, rüzgârın uğultusu içinde bekleyen son figür nihayet ortaya çıktı: Aehetgard’ın mutlak efendisi, yıldırımların ve göklerin tanrısı, aynı zamanda kendi öz kardeşi **Valak**.

Zihni, yılların acısıyla ve öğrendiği o korkunç gerçeklerin ağırlığıyla kavruluyordu. Cafer, Valak’ın karşısında durduğunda, sadece Aehetgard’ın savunmasını darmadağın eden bir katil değil; kardeşlerinin onu bebekken ölümlü insanların arasında, o dondurucu soğuk nehrin kenarına terk etmesini ve ardından kendi doğuran anneleri olan **Ateş Ana**’yı bu koca taht uğruna bizzat katletmelerinin hesabını sormaya gelen bir evlattı. Valak, diğer kardeşlerin katili değildi; onları Cafer bizzat cezalandırmıştı, lakin Ateş Ana’nın kanı doğrudan bu tahtın sahibinin ellerindeydi. İçindeki öfke evreni yakacak bir kor haline gelmişti.

— Cafer (Gözlerinden kıvılcımlar saçarak): Ben bu anı, seni bu tahttan indirip o leş kelleni bedeninden ayıracağı o günü ömrümün her sekundunda bekledim, Valak!
— Valak (Yüzünde o kibirli ve buz gibi gülümsemeyle): Beklemeye değer bir son hazırladım sana, kardeş katili.
— Cafer: Her şeyi berbat ettin! Diğer kardeşlerimin ellerimde can vermesine yol açan sensin, bana ve insanlığa çektirdiğin acılar yetmezmiş gibi, kendi ellerinle kardeşleri bu savaşa sürükledin. Peki ya en kötüsü ne biliyor musun? Kendi annemiz, Ateş Ana... O’nu bile o karanlık tahtınız uğruna katlettin, Valak! Yüzünü bile hakkıyla görmediğimiz, uğruna can verdiğin o yalan saltanat için mi kıydın annemize?!
— Valak (Alaylı bir kahkahayla göğü inleten sesiyle): Seni aptal çocuk... Annemiz bile bu Aehetgard düzeninin devamı için feda edilmesi gereken bir kurbandan ibaretti. Sen ne anlarsın tanrıların büyük iradesinden!

Valak’ın bu alaycı sözleriyle birlikte sabrı tamamen taşan Cafer, vahşi bir nidayla ileriye atıldı. İki kardeş, gökyüzünün ortasındaki o boşlukta birbirlerinin üzerine fırladılar ve bulutların arasında havada çarpışarak öylesine sert, öylesine yıkıcı birer yumruk savurdular ki; demirin demire çarptığı o ses gök gürültüsünü bastırdı. Darbenin şiddetiyle ikisi de havada geriye doğru sarsılarak savruldular.

Zaman kaybetmek istemeyen Cafer, ellerinde topladığı o yoğun ve mavi yıldırım enerjisini tüm öfkesiyle doğrudan Valak’ın üzerine püskürttü. Lakin kör edici şimşek dalgaları Valak’ın bedenini sarıp sarmalamasına rağmen, yıldırımların asıl efendisinin tüyü bile kıpırdamadı; Valak bu zayıf girişime karşı sadece dudak bükerek gülümsedi.

— Valak: Unuttun galiba, Cafer... Sen yıldırımı benden öğrendin ama bu göklerin asıl sahibi sensin değil mi sandın? Bu yıldırımlar bana ait!

Valak ellerini iki yana açtığı an, gök kubbeden aşağıya inen kat kat daha güçlü, devasa ve saf plazma enerjisinden oluşan bir yıldırım darbesini Cafer’in üzerine saldı. Çarpan devasa enerji dalgası karşısında savunmasız kalan Cafer, gökyüzünden aşağıya, Aehetgard’ın en alt mermer zeminlerine doğru şiddetle çakıldı.

Taşların ve sütunların paramparça olduğu enkazın ortasında yatan Cafer’in üzerine doğru süzülen Valak, ayaklarını mermer zemine basarak kardeşinin tepesinde dikildi.

— Valak: Daha ayağa kalk, kardeş katili! Seninle henüz Aehetgard’da işimiz bitmedi, bu kadar çabuk ölmeni istemiyorum!

Damarlarındaki acıya ve kırılan kemiklerine rağmen içindeki o sarsılmaz iradeyle yeniden ayağa fırlayan Cafer, yumruklarını sıkarak Valak’a doğru yeniden vahşi bir hücuma geçti. Lakin Valak o kadar hızlı ve üstün bir boyuttaydı ki; Cafer’in savurduğu öfkeli yumrukların ve kılıç hamlelerinin hiçbirinden tırnak ucu kadar bile zarar görmeden, saniyedeki salislik reflekslerle hepsinden kolayca kaçındı.

Kaçışların ardından Valak’ın karşı saldırısı başladı. Yıldırımlarla kaplı o devasa, ağır yumrukları Cafer’in yüzüne ve midesine ardı ardına, bir balyoz gibi inmeye başladı. Valak’ın her bir yumruk darbesi sadece Cafer’in bedenini parçalamakla kalmıyor; vurduğu her an tanrıların ihtişamlı şehri Aehetgard’ın temellerini, kulelerini ve devasa sarayını temelinden sarsarak saniyeler içinde çökütüyordu.

Savaşın bu en acımasız anında Valak, elinde topladığı tüm o katil yıldırım enerjisiyle yumruğunu tamamen şimşekle kapladı ve Cafer’in göğsüne doğru tarihin en yıkıcı darbesini indirdi.

*GÜM! KRRAAA-KOOM!*

Bu korkunç darbenin altında ezilen Cafer, mermer zemine çivilenmişçesine ağır bir gürültüyle yapıştı; etrafa saçılan toz bulutu ve kan damlaları arasında taht odasına giden o son yolun en karanlık ve sessiz anı başladı.

Mermer zemine çivilenmiş gibi yatan ve aldığı ağır darbelerle nefesi kesilen Cafer’in üzerine eğilen Valak, elini uzatıp kardeşinin boğazını demir bir kıskaç gibi sıktı. Yerçekimine meydan okuyan bir hamleyle gökyüzüne doğru şimşek hızıyla yükselen Valak, Cafer’i havada sürükleyerek saniyeler içinde Aehetgard’ın bulutlu tepelerinden aşağıya, aşağıda mahşeri yaşayan ölümlülerin şehri Manna’nın tam ortasına indirdi. Şehrin sokakları toz bulutları ve sessiz bir dehşetle kaplanmıştı. Valak, boğazını sıktığı Cafer’e etrafı göstererek acı ve öfkeyle dolu o sarsıcı sesini yükseltti:

— Valak: Bak... Bak şunlara! Hepsi senin o kör hırsın ve katlettiğin kardeşlerimizin yüzünden yaşanıyor, Cafer! Asırlardan büyük olan, bu ulu diyar senin yüzünden gözlerimizin önünde yok olup gidiyor! Okyanusların tanrısı Hydran’ın ölümüyle koca denizler ve sular kurumuş, topraklar çatlamıştır... Rüzgar tanrısı Zeyheyır’ın ölümüyle göğü delen vahşi fırtınalar ve afetler yeryüzünü esir almıştır! Doğa tanrısı Silvan’ın o can damarı olan nefesi kesildiği için tabiat solmuş, yapraklar sararıp curuf gibi kurumuştur! Toprak tanrısı Toros’un yıkılmasıyla devasa dağlar sarsılmış, yer altı depremleri bu masum dünyayı paramparça etmiştir! Ve daha da önemlisi, yıldızların tanrısı Astra’nın sönen ruhuyla birlikte gökteki tüm o kadim yıldızlar birer birer sönüp gitmiştir! Bunların hepsi senin suçun, kardeş katili! Sen o bencilliğinle kardeşlerimizi teker teker katlettin ve bu güzelim şehri kendi ellerinle kıyamete bürüdün!

Cafer aldığı ağır yaralar ve boğazındaki demir baskı yüzünden tek bir kelime bile edemiyor, sadece nefessiz kalan bedeniyle bu acımasız gerçekliğin ortasında direnmeye çalışıyordu.

Valak, ölümlüların çığlıklarıyla sarsılan Manna şehrinde durmadı; elindeki kurbanını tekrar kavradığı gibi yıldırım hızıyla göğü delerek yeniden Aehetgard’ın en tepesindeki mermer taht salonuna döndü. Havada savurduğu Cafer’i salonun ortasındaki sert mermer zemin üzerine gürültüyle fırlattı.

Yerde hareketsiz yatan kardeşinin başında dikilen Valak, ellerini gökyüzüne doğru açarak Aehetgard’ın mühürlerini zorladı. Gökyüzündeki sönen yıldızların ve fırtınaların enerjisini doğrudan çağran Valak, durmaksızın Cafer’in üzerine kör edici, saf plazma yüklü yıldırım sütunları ve yıldız parçacıklarını ardı ardına indirmeye başladı. Her bir yıldırım darbesi salonu sarsıyor, Cafer’in etrafındaki taşları eritiyor ve bedenini kavuruyordu.

Valak bu cehennemî yağmurun ardından eğildi, Cafer’in az önce düşürdüğü o kanlı kadim kılıcı yerden çekti. Kılıcın kabzasını sıkıca kavrayan Yıldırımlar Tanrısı, acıma duygusundan tamamen arınmış bir yüz ifadesiyle çeliği havaya kaldırdı ve tüm ağırlığıyla Cafer’in göğsünün tam orta yerine sapladı. Salonun kubbesinde yankılanan o son metal sesiyle birlikte aehetgard’ın kaderi mühürlenmiş oldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…