86. bölüm / 91
ATEŞ TANRILARI85 BÖLÜM
Bölümler 91Şu an: 85 BÖLÜM
- 1 Giriş725 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.141 kelime
- 3 2 BÖLÜM877 kelime
- 4 3 BÖLÜM1.209 kelime
- 5 4 BÖLÜM1.508 kelime
- 6 5 BÖLÜM692 kelime
- 7 6 BÖLÜM1.056 kelime
- 8 7 BÖLÜM739 kelime
- 9 8 BÖLÜM1.359 kelime
- 10 9 BÖLÜM1.636 kelime
- 11 10 BÖLÜM1.866 kelime
- 12 11 BÖLÜM1.622 kelime
- 13 12 BÖLÜM1.642 kelime
- 14 13 BÖLÜM1.584 kelime
- 15 14 BÖLÜM1.312 kelime
- 16 15 BÖLÜM1.200 kelime
- 17 16 BÖLÜM1.183 kelime
- 18 17 BÖLÜM1.078 kelime
- 19 18 BÖLÜM805 kelime
- 20 19 BÖLÜM1.681 kelime
- 21 20 BÖLÜM1.237 kelime
- 22 21 BÖLÜM1.608 kelime
- 23 22 BÖLÜM1.417 kelime
- 24 23 BÖLÜM1.617 kelime
- 25 24 BÖLÜM1.138 kelime
- 26 25 BÖLÜM1.096 kelime
- 27 26 BÖLÜM1.328 kelime
- 28 27 BÖLÜM908 kelime
- 29 28 BÖLÜM1.372 kelime
- 30 29 BÖLÜM1.029 kelime
- 31 30 BÖLÜM1.176 kelime
- 32 31 BÖLÜM1.530 kelime
- 33 32 BÖLÜM1.270 kelime
- 34 33 BÖLÜM1.172 kelime
- 35 34 BÖLÜM1.235 kelime
- 36 35 BÖLÜM863 kelime
- 37 36 BÖLÜM1.024 kelime
- 38 37 BÖLÜM1.142 kelime
- 39 38 BÖLÜM1.413 kelime
- 40 39 BÖLÜM883 kelime
- 41 40 BÖLÜM893 kelime
- 42 41 BÖLÜM1.416 kelime
- 43 42 BÖLÜM983 kelime
- 44 43 BÖLÜM1.024 kelime
- 45 44 BÖLÜM1.332 kelime
- 46 45 BÖLÜM656 kelime
- 47 46 Bölüm1.377 kelime
- 48 47 BÖLÜM1.100 kelime
- 49 48 Bölüm1.504 kelime
- 50 49 BÖLÜM921 kelime
- 51 50 BÖLÜM940 kelime
- 52 51 BÖLÜM1.074 kelime
- 53 52 BÖLÜM855 kelime
- 54 53 BÖLÜM983 kelime
- 55 54 BÖLÜM1.087 kelime
- 56 55 BÖLÜM1.570 kelime
- 57 56 BÖLÜM1.157 kelime
- 58 57 BÖLÜM986 kelime
- 59 58 BÖLÜM888 kelime
- 60 59 BÖLÜM1.427 kelime
- 61 60 BÖLÜM1.100 kelime
- 62 61 BÖLÜM1.219 kelime
- 63 62 BÖLÜM1.252 kelime
- 64 63 BÖLÜM1.181 kelime
- 65 64 BÖLÜM1.812 kelime
- 66 65 BÖLÜM1.176 kelime
- 67 66 BÖLÜM1.270 kelime
- 68 67 BÖLÜM984 kelime
- 69 68 BÖLÜM1.345 kelime
- 70 69 BÖLÜM2.086 kelime
- 71 70 BÖLÜM1.037 kelime
- 72 71 BÖLÜM1.180 kelime
- 73 72 BÖLÜM926 kelime
- 74 73 BÖLÜM1.358 kelime
- 75 74 BÖLÜM1.594 kelime
- 76 75 BÖLÜM1.167 kelime
- 77 76 BÖLÜM1.140 kelime
- 78 77 BÖLÜM1.097 kelime
- 79 78 BÖLÜM917 kelime
- 80 79 BÖLÜM1.271 kelime
- 81 80 BÖLÜM925 kelime
- 82 81 BÖLÜM846 kelime
- 83 82 BÖLÜM1.117 kelime
- 84 83 BÖLÜM1.196 kelime
- 85 84 BÖLÜM1.106 kelime
- 86 85 BÖLÜM936 kelime · Okuduğun bölüm
- 87 86 BÖLÜM1.026 kelime
- 88 87 BÖLÜM817 kelime
- 89 88 BÖLÜM637 kelime
- 90 89 BÖLÜM997 kelime
- 91 90 BÖLÜM1.320 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zirek’in cansız bedenini ve arkasında bıraktığı zehirli dumanı geride bırakan Cafer, Aehetgard’ın en görkemli, en yüksek teraslarına doğru kararlı adımlarla tırmanmaya devam etti. Artık sarayın asıl sahibi, yıldırımların hakimi ve kendi öz kanından gelen kardeşi **Valak**’a ulaşmasına sadece birkaç adım kalmıştı. İçerideki gerilim havayı bıçak gibi keserken, koca sarayın kubbesini yırtan sağır edici bir kükreyiş gökyüzünü sarstı. Bulutların arasından süzülerek gelen devasa, pulları zırh gibi parlayan kudretli bir ejderha doğrudan Cafer’in üzerine saldırdı. Ejderhanın sırtında ise Valak’ın oğlu, panteonun en korkulan savaş tanrılarından biri olan **Şirhan** duruyordu.
Şirhan elindeki ilahi mızrağını havaya kaldırdığı anda hem ejderhanın ağzından hem de mızrağın ucundan fışkıran kör edici, mavi yıldırım dalgaları Cafer’in önünü tamamen kapattı. Patlayan yıldırımlar sarayın kalın mermer sütunlarını temelinden sarsarak toz duman içinde bıraktı; devasa taş bloklar gürültüyle aşağıya yuvarlanırken, Şirhan yüksekten alaycı ve öfkeli bir sesle bağırdı:
— Şirhan: Buraya kadar gelmemeliydin, düşmüş tanrı katili! Şimdi o adını lekelediğin bu sarayda geberip gideceksin!
— Cafer: Senin o baban da dahil kim varsa bu kılıcın altında can verecek, Şirhan! Saklanmayı bırakın!
Sarayı sarsan şiddetli yıldırım darbeleri arasında Cafer, ayak bileklerinde yoğunlaştırdığı rüzgâr elementinin gücüyle ani bir manevra yaparak yerden gökyüzüne doğru şimşek hızıyla yükseldi. Doğrudan ejderhanın sırtına doğru atılan Cafer’i fark eden Şirhan, mızrağını saplamak için hamle yaptı. Lakin Cafer rüzgârın çevikliğini kullanarak Şirhan’ın hamlesinden sıyrıldı ve zırhlı savaş tanrısının göğsüne öyle şiddetli bir tekme savurdu ki, Şirhan bu darbenin etkisiyle metrelerce gerileyerek sarayın dev duvarının içine çarptı; mermer duvar parça parça dağılırken Şirhan enkazın altında kaldı.
Şirhan geçici olarak etkisiz hale gelirken, Cafer doğrudan ejderhanın sırtına, boyun köküne bindi. Lakin ejderha bu yabancı yükü sırtında istemediği için çılgına döndü; gökyüzünde sağa sola sert manevralar yaparak, taklalar atarak Cafer’i üzerinden atmaya çalıştı. Gökyüzündeki bu gergin ve ölümcül boğuşmanın ortasında, daha önce ölen rüzgâr ve fırtına tanrısı Zeyheyır’ın geri kalan sadık askerleri gök kubbenin derinliklerinden karanlık bulutları yararak ortaya çıktı. Hayaletimsi ve rüzgârdan dokunmuş bu askerler doğrudan ejderhanın sırtına atlayarak Cafer’in etrafını sardı.
Cafer, devasa ejderhanın sırtındaki bu daracık alanda, bir yandan çılgınca sarsılan canavarın dengesini sağlamaya çalışırken, diğer yandan rüzgâr askerleriyle ölümcül bir kılıç dövüşüne tutuştu. Askerlerin ellerindeki keskin rüzgâr bıçakları Cafer’in omuzlarını ve kollarını çizerken, o hiç duraksamadan kılıcını sağa sola savurdu. Kimi askerin kafasını uçuruyor, kimi rüzgâr suretini ortadan ikiye bölerek ejderhanın sırtından aşağıya, boşluğa savuruyordu. Son rüzgâr askerini de gırtlağından bıçaklayarak etkisiz hale getiren Cafer, kontrolden çıkan ejderhanın boynunu iki eliyle sıkıca kavradı.
— Cafer: Artık bu uçuş sona eriyor!
Tüm gücünü ve ağırlığını kullanan Cafer, ejderhanın başını hedef alarak onu hızla sarayın en dik duvarına doğru yönlendirdi.
*GÜM! KRRAAA-KOOM!*
Devasa ejderha ve sırtındaki Cafer, şiddetli bir ivmeyle sarayın ana duvarına çarptılar. Tonlarca ağırlıktaki mermer duvar tamamen paramparça olurken, ortalığı kaplayan toz bulutu ve enkaz yığını içinde ejderha hareketsiz kaldı. Cafer kanlar içinde ama dimdik bir şekilde enkazın içinden sıyrılarak, nihayet öz kardeşi Valak’la yüzleşeceği taht odasının kapısına doğru yürümeye başladı.
Sarayın ana duvarını paramparça eden o şiddetli çarpışmanın ardından enkaz yığınları arasında sessizliğe gömülen devasa ejderha, bir anda sarsılarak kayaların altından sıyrılıp ayağa kalktı. Sol kanadı tamamen kırılmış, vücudunun çeşitli yerlerinden ilahi mavi kanlar sızmaktaydı; lakin gözlerindeki o yıkıcı öfke ve can havliyle harlanan nefret sönmemişti. Başını doğrudan Cafer’e çeviren yaralı ejderha, ağzını açarak etrafı sarsan sağır edici bir hırıltıyla birlikte üst üste kavurucu yıldırımlar püskürtmeye başladı. Mermer zeminleri eriten bu şimşek sağanağından çevik bir manevrayla son anda sıçrayarak kurtulan Cafer, doğrudan canavarın üzerine doğru koştu.
Ejderha, kırık kanadının verdiği dengesizliğe rağmen hızla öne atılarak devasa çenelerini açtı ve Cafer’i yakalamaya çalıştı. Cafer o anki hamleyi tam zamanında kesemediği için ejderhanın korkunç, kılıç gibi keskin dişlerinin arasında, o daracık ve sıcak çene boşluğunda sıkışıp kaldı. Ejderha, devasa çenesini kapatıp Cafer’i un ufak etmek, ezerek öldürmek için tüm gücüyle baskı uyguladı. Cafer’in zırhı ve kemikleri bu ezici güç altında çatırdamaya başlarken, o pes etmeyerek ellerini canavarın üst ve alt çenesine dayadı; içinde kalan son ilahi iradeyi ve kas gücünü serbest bırakarak devasa çenenin kapanmasını engellemek için vahşi bir direniş gösterdi. Damarlarındaki şimşek enerjisi tenini kavururken, ejderhanın dişlerini iterken çıkardığı hırıltılı nefes salonu doldurdu.
— Cafer: Seni bu cehennemde bırakmaya niyetli değilim... Aç o çeneni!
Tüm gücünü tek bir noktada patlatan Cafer, ejderhanın üst çenesini yukarıya doğru savurarak o ölümcül kapanı zorla yardı ve kendini dışarıya fırlattı. Ağzından kurtulur kurtulmaz ejderhanın burnunun üzerine sıçrayan Cafer, demir yumruğunu toplayarak canavarın tam alnına, zırhlı kafatasına öyle sert ve yıkıcı bir yumruk indirdi ki, ejderha bu ani darbenin şiddetiyle acıyla geriye doğru savruldu. Dengesini bulan canavar, ağzından bu kez doğrudan Cafer’in üzerine kör edici bir yıldırım topu fırlattı. Cafer elindeki parlayan kadim kılıcını siper ederek bu devasa enerji dalgasını ortadan ikiye yardı; plazma kıvılcımları etrafa saçılırken, ikili arasında salonun mermer kalıntıları üzerinde nefes kesen, vahşi bir düello başladı.
Ejderha kuyruğunu kamçı gibi sallayarak Cafer’i ezmeye çalışıyor, Cafer ise her darbeden kıl payı sıyrılarak kılıcıyla canavarın bacaklarında derin kesikler açıyordu. Savaşın en kızıştığı, salonun toz duman içinde kaldığı o anda Cafer rüzgârın hızıyla havaya sıçradı ve doğrudan ejderhanın sırtına bindi. Canavar ne kadar sağa sola çılgınca koysa, göğe doğru yükselip sırtından atmaya çalışsa da Cafer kılıcını ejderhanın boyun köküne saplayarak sıkıca tutundu.
Ejderhanın can havliyle duvara ve sütunlara çarptığı o vahşi boğuşmanın sonunda Cafer kılıcını iki eliyle kavradı ve ejderhanın boynunu tamamen kesip koparmak için tüm ağırlığını ve öfkesini vererek aşağıya doğru çekti.
*KRAAA-KOOM! ŞLLAAAK!*
Devasa ejderhanın başı gövdesinden tamamen ayrılırken, fışkıran yoğun mavi kanlar etrafı boyadı. Cansız düşen dev gövde mermer zemine büyük bir gürültüyle yığılırken, Cafer soluk soluğa ayağa kalktı. Ardından, Valak’la olan son hesaplaşmasında ve ilerleyen yollarında mutlaka işine yarayacağını bildiği için, yerde yatan ejderhanın o korkunç koca kafasını yerden kaldırıp yanına aldı; kanlar içinde kalan kılıcını sıkarak taht odasının asıl kapısına doğru kararlı adımlarla yöneldi.
Bölüm etkileşimi
