ATEŞ TANRILARI kitap kapağı

58. bölüm / 91

ATEŞ TANRILARI

57 BÖLÜM

Yazar: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 91Şu an: 57 BÖLÜM
  1. 1 Giriş725 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.141 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM877 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.209 kelime
  5. 5 4 BÖLÜM1.508 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM692 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM1.056 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM739 kelime
  9. 9 8 BÖLÜM1.359 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.636 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.866 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.622 kelime
  13. 13 12 BÖLÜM1.642 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM1.584 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM1.312 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.200 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM1.183 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM1.078 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM805 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.681 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.237 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.608 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.417 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.617 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM1.138 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.096 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.328 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM908 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.372 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM1.029 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM1.176 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM1.530 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.270 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM1.172 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.235 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM863 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.024 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM1.142 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.413 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM883 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM893 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.416 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM983 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.024 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.332 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM656 kelime
  47. 47 46 Bölüm1.377 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.100 kelime
  49. 49 48 Bölüm1.504 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM921 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM940 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.074 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM855 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM983 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM1.087 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.570 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.157 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM986 kelime · Okuduğun bölüm
  59. 59 58 BÖLÜM888 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.427 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.100 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.219 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.252 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.181 kelime
  65. 65 64 BÖLÜM1.812 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.176 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.270 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM984 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.345 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM2.086 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM1.037 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM1.180 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM926 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM1.358 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.594 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.167 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.140 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM1.097 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM917 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM1.271 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM925 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM846 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM1.117 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM1.196 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM1.106 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM936 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.026 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM817 kelime
  89. 89 88 BÖLÜM637 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM997 kelime
  91. 91 90 BÖLÜM1.320 kelime

Uratu tanrılarının o kanlı, alevler içinde çöken ve mermer kuleleri yerle bir olan lanetli şehri Ardi’nin dumanlı enkazını arkasında bırakan Cafer, kollarında Demsun’un cansız bedeniyle gökyüzünü yaran yoğun mavi yıldırımların eşliğinde uzun ve kasvetli bir yolculuk kat etmişti. Nihayetinde vardığı yer, Manna tanrılarının koruyucu kanatları altında, dağların en sarp, en gizli ve dünyadan elini eteğini çekmiş en uzak köşesinde kurulmuş olan kutsal diyar **Aehetgard**’dı.

Aehetgard, Ardi’nin o boğucu ve kan kokan cehenneminin aksine, zamanın durduğu, rüzgârın dağların arasında fısıltıyla estiği, derin ve sarsıcı bir sükûnetle kaplıydı. Burada ne bir kılıç sesi ne de tanrıların o kibirli çığlıkları duyuluyordu; yalnızca vadinin yamaçlarından süzülen berrak suların taşı ve toprağı şefkatle yıkayan sesi vardı. Cafer, yıldırımların sönmesiyle birlikte bu sakin diyara ayak basmış, kollarındaki ağır yükü yavaşça yere indirmişti.

Demsun’un bedeni, onca şiddetli savaşın, lavların ve patlamaların ardından şimdi sessiz ve hareketsiz yatıyordu. Cafer, etraftaki sessizliği bozan tek şeyin kendi derin nefesleri olduğu o asırlık tepede, dostuna layık son bir istirahatgâh hazırlamak için kolları sıvadı. Çevredeki sert kayaları ve koyu kahverengi toprak katmanlarını elleriyle, bazen de taş aletlerin yardımıyla yavaş yavaş kazmaya başladı. Her bir avuç toprağı dışarı atarken, parmak uçlarındaki o hırpalanmış mavi elektrik akımları sönük birer kıvılcım gibi titriyor, içindeki o derin acıyı ve sessiz öfkeyi yansıtıyordu. Gökyüzündeki bulutlar yavaşça aralanırken, Aehetgard’ın solgun güneşi bu hüzünlü manzaranın üzerine sarı bir şafak gibi düşüyordu.

Mezarın kazılması uzun sürdü; çünkü Cafer her bir taşı özenle seçiyor, buranın hiçbir tanrının kirli elinin değmeyeceği kadar sakin ve güvenli bir yer olmasına dikkat ediyordu. Çukurun derinliği ve genişliği tamama erdiğinde, demirci tanrı Demsun’un hırpalanmış ama onurlu bedenini dikkatle o toprağın koynuna yatırdı. Yüzündeki o sert çizgiler, ölümün getirdiği o mutlak huzurla birlikte şimdi yumuşamıştı. Cafer, bir süre dostunun cansız yüzüne baktı; Ardi’nin taht salonunda Haldi’nin karşısında verdikleri o son nefesleri, omuz omuza devirdikleri devasa yaratıkları ve ejderha Araz’ın küllerini birer film şeridi gibi zihninden geçirdi.

Ardından ellerini mezarın kenarındaki toprağa uzattı. Avuçlarına doldurduğu o koyu renkli, nemli toprak tanelerini yavaşça, parmaklarının arasından süzerek Demsun’un üzerinden aşağıya doğru bırakmaya başladı. Toprağın düşerken çıkardığı o tok, boğuk ve hüzünlü ses, Aehetgard’ın sessizliğini dolduran tek melodiydi. Avuç avuç attığı toprak, Demsun’un üzerini tamamen örtene kadar bu işlem yavaşça devam etti; her bir avuç toprak, dostuna veda etmenin başka bir adımıydı.

Mezar tamamen kapandığında, Cafer yeni yığılan toprağın üzerine doğru eğildi. Göğsündeki o ağır sızının ve boğazındaki düğümlenmenin getirdiği o kırık sesle, fısıltı halindeki kelimeler dudaklarından döküldü:
— Beni affet, kardeşim... dedi Cafer, toprağı avuçlayarak sıvazlarken. — Seni o cehennemin ortasına ben sürükledim, o tanrıların karşısına birlikte yürüdük ama seni koruyamadım... Beni affet.

Aslında kan bağıyla bağlı değildiler; aynı annenin karnından düşmemiş, aynı ocağın başında büyümemişlerdi. Demsun, Cafer’in öz kardeşi falan değildi. Lakin bu dünyada, bu devirde, canını feda etmekten bir saniye bile tereddüt etmeyen o yaşlı demirci tanrı, Cafer’e bu hayattaki bütün kardeşlerinden, bütün kan bağlarından öte çok daha sadık, çok daha gerçek bir yoldaş olmuştu. Sırrt sırta verip dağları devirmiş, Uratu panteonunu dize getirmişlerdi ama zaferin o acı faturası, en güvendiğin dostu bu topraklara gömmekle kesilmişti.

Cafer, Aehetgard’ın o rüzgârlı ve sakin tepesinde, yeni kazılan mezarın başında uzun süre kıpırdamadan dikildi. Saçları dağın serin rüzgârıyla savrulurken, gözlerindeki o hırs ve intikam ateşi yerini derin, paylaşılamaz bir yalnızlığa bıraktı. Artık zafer kazanılmış, tanrılar devrilmişti; lakin geriye kalan tek şey, bu sessiz diyarda toprağa verilen sadık bir dostun hatırası ve Cafer’in omzundaki o ağır, silinmez kederdi.

Aehetgard’ın o kasvetli ve sessiz rüzgârıyla sarsılan mezar taşından gözlerini ayıran Cafer, belindeki kılıcın kabzasını kavrayarak çeliği kınından sert bir hareketle sıyırdı. Çeliğin çıkardığı o keskin ses, vadinin derinliklerinde yankılanırken, genç savaşçının yüzündeki hüzün bir anda yerini buz gibi, sarsıcı ve acımasız bir gazaba bıraktı. Demsun’u toprağa verdikten sonra anladı ki, bu dünyanın tanrıları sadece Uratu panteonundan ibaret değildi; Manna’nın o kibirli ve kendilerini dokunulmaz sanan öz kardeşleri, Aehetgard’ın kendi tanrıları da bu kana ve adaletsizliğe ortak olmuştu. Şimdi sıra onlardaydı.

Zihninde tek tek adları yazılan o hainlerin intikam ateşi bütün damarlarında dolaşmaya başladı: Yıldırımlar Tanrısı Valak, Toprak Tanrısı Toros, Okyanusların ve Denizlerin Tanrısı Hydaran, Rüzgâr Tanrısı Zepheyır, Doğa Tanrısı Silvan ve gök kubbenin en tepesinden insanlığa yukarıdan bakan Yıldız Tanrısı Astra... Hepsinden, Demsun’un ve bu dağlarda can veren masumların hesabını tek tek soracaktı.

Cafer, elindeki parlayan kılıçla birlikte adımlarını atıp diyardan ayrılmak üzere harekete geçtiği o kritik salisede, etraftaki uzay-zaman dokusu büküldü ve yolunun üzerindeki tüm ışıklar karardı. Zamanın ve kaderin iplerini elinde tutan, Yıldırım Tanrısı Valak’ın eşi, kader ve zaman tanrıçası **Kadron**, aylar öncesinden beri saklı durduğu boyut kapısından çıkarak Cafer’in önünü kesti. Başındaki zamansızlık taçlarıyla doğrudan Cafer’in gözlerinin içine bakan Kadron, sesindeki o ağır ve yankılı tona konuştu:

— Arkadaşın Demsun için gerçekten üzgünüm, Cafer... dedi Kadron, gözlerindeki o esrarlı derinlikle. — O, bu dağların fırtınaları arasında kaybolmayı hak etmeyen saf bir ruhtu. O şimdi, tanrıların asırlık ruhlarının toplandığı o sessiz ve geri dönüşü olmayan diyarda dinleniyor.

Cafer, kılıcının ucunu hafifçe yere vererek dişlerinin arasından sızan o öfkeli solukla karşılık verdi:
— Öyleyse hâlâ nefes alan o Aehetgard tanrıları da pek yakında tam olarak oraya, o ruhların yanına gidecekler, Kadron! Hiçbiri bu kılıcın gazabından kaçamayacak!

Kadron, ellerini önünde kavuşturup hafifçe başını iki yana salladı; zamanın akışını hisseden bir kehanet gibi uyardı:
— Dur, Cafer... Yine o kör kibrinle ve akıl almaz öfkenle hareket ediyorsun. Bu şekilde saldırmak sadece senin sonunu getirir. Madem bu intikam yeminini ettin, o zaman sırayla gitmek zorundasın; önce gökyüzüne yüksel, parlayan o yıldızların ötesine geç ve kardeşin sayılan Yıldız Tanrısı Astra’yla hesaplaş. Diğerleri sırasını beklemeyi öğrenir.

Cafer, Kadron’un bu haklı ama engellenemez uyarısına karşı başını onaylar gibi salladı. Kılıcını kınına sokup ellerini iki yana açtı; içindeki mavi yıldırım elementini ve gök kubbenin enerjisini sonuna kadar serbest bıraktı. Bedenini saran yoğun yıldız ve şimşek enerjisi, yer çekimini tamamen ortadan kaldırarak onu devasa bir ışık sütununun içinde havaya kaldırdı. Cafer, yıldız elementinin o muazzam gücünü kanat gibi arkasına alarak saniyeler içinde gökyüzünün katmanlarını deldi ve doğrudan Yıldız Tanrısı Astra’nın zamansız ve mekânsız olarak parıldayan, adını takımyıldızlarının kalbinden alan görkemli diyarı **Astralokya**’ya doğru ok gibi fırladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…