ATEŞ TANRILARI kitap kapağı

8. bölüm / 91

7 BÖLÜM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 91Şu an: 7 BÖLÜM
  1. 1 Giriş725 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.141 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM877 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.209 kelime
  5. 5 4 BÖLÜM1.508 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM692 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM1.056 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM739 kelime · Okuduğun bölüm
  9. 9 8 BÖLÜM1.359 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.636 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.866 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.622 kelime
  13. 13 12 BÖLÜM1.642 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM1.584 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM1.312 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.200 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM1.183 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM1.078 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM805 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.681 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.237 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.608 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.417 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.617 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM1.138 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.096 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.328 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM908 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.372 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM1.029 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM1.176 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM1.530 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.270 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM1.172 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.235 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM863 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.024 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM1.142 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.413 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM883 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM893 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.416 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM983 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.024 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.332 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM656 kelime
  47. 47 46 Bölüm1.377 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.100 kelime
  49. 49 48 Bölüm1.504 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM921 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM940 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.074 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM855 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM983 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM1.087 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.570 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.157 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM986 kelime
  59. 59 58 BÖLÜM888 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.427 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.100 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.219 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.252 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.181 kelime
  65. 65 64 BÖLÜM1.812 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.176 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.270 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM984 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.345 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM2.086 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM1.037 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM1.180 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM926 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM1.358 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.594 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.167 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.140 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM1.097 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM917 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM1.271 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM925 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM846 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM1.117 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM1.196 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM1.106 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM936 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.026 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM817 kelime
  89. 89 88 BÖLÜM637 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM997 kelime
  91. 91 90 BÖLÜM1.320 kelime

Otuz Yıllık Gecenin Pişme Sıcağı
Zindanın o kurşuni ve sinsi sessizliğinde, zaman bizzat eriyen bir mum gibi akıp gidiyordu. Cehennemin o ebedi dehlizlerinde günler ayları, aylar ise kör birer asır gibi birbirini kovuluyordu. Zebanilerin pençeleriyle paramparça ettiği, cellatların kılıçlarıyla derisini yüzdüğü o genç beden, ilk beş yıl boyunca acının o en ilkel, en karanlık katmanında sadece hayatta kalma savaşı verdi. Kanlar içinde, siyah kayalara çivilenmiş halde bırakılan Cafer, bilincinin gidip geldiği o dipsiz kuyularda ilk önce kendi içindeki o kadim fısıltıyı duymaya başladı.

İlk beş yılın sonunda, yara bere içinde kalan ve teni tamamen çürümeye yüz tutmuş olan o bedende mucizevi bir kıvılcım çaktı. İçindeki doğa elementinin o yavaş, tırmanıcı ve onarıcı nefesi, toprağın en derin köklerinden süzülüp damarlarına doldu. Cafer, gözlerini karanlığa dikmişken, o kopmuş etlerin, soyulmuş kasların ve derin kesiklerin altındaki hücrelerin yeniden kaynamaya başladığını hissetti. Doğa elementi, yanan ve parça parça dökülen o ham derinin üzerine yavaşça tırmandı; ölü dokuları söküp attı, yerine sıfırdan, daha koyu, daha sert ve soluk yeşilimsi bir pırıltıyla örtülü yeni bir deri ördü. Yara izleri kapandı, kırılan kemikler kendi kendine kaynadı; cafer ilk defa cehennemin o buz gibi zemininde kendi ellerini kullanmadan, sadece içindeki o ilahi doğanın gücüyle yeniden ayağa kalkabilecek bir dirence kavuştu.

Aradan geçen bir beş yıl daha, zindanın o kızıl sisli tavanında sessizce tükendi. Onuncu yılın o karanlık ve boğucu gecesinde, Cafer gökyüzünün görünmediği o yeraltı tavanından süzülen soluk, ölü yıldız tozlarının tenine dokunmasıyla ikinci büyük uyanışı yaşadı. İçindeki yıldız elementini keşfetti. Uzak galaksilerin o soğuk ve sarsılmaz ışığı, doğrudan cehennemin katran karası duvarlarını delerek onun zihnine aktı. Yıldızların o ebedi ve ezeli dayanıklılığı, Cafer’in kemiklerine işledi; artık sıradan bir demir kılıç ya da zebanilerin o keskin pençeleri onun derisine kolayca işleyemiyordu. Vücudu, uzayın o sonsuz boşluğundaki ağırlığı ve direnci taşımaya başladı; zihni berraklaştı, acının o hayhuyunu arkasında bırakıp çelikten bir iradeyle mühürlendi.

Bir beş yıl daha devrildiğinde, on beşinci yılın o rüzgârsız ve boğuk cehennem havasında üçüncü bir değişim koptu. Zindanın o ağır ve zehirli dumanları arasında, Cafer’in soluk alıp verişiyle birlikte içindeki rüzgâr elementi uykusundan uyandı. Teninin derinliklerinden süzülen o görünmez ve keskin esinti, odadaki bütün zehirli gazları ve katran kokularını bir anda kenara itti. Rüzgâr, onun yorgun ve yıllardır hareketsizlikten uyuşmuş olan kaslarının etrafında görünmez bir denge çemberi ördü. Cafer, kollarındaki o devasa cehennem zincirlerinin ağırlığını artık o rüzgârın kaldırma kuvvetiyle dengeliyor, gövdesini milim milim oynatarak içerideki o kusursuz dengeyi yakalıyordu. Zindanın o dondurucu ve havasız atmosferi, onun içinde esen o fırtınayla birlikte adeta evcilleşiyordu.

Yirmi yılı geride bırakan o ebedi takvimde, yeraltının o kavurucu ve nefes kesen kuraklığı içinde dördüncü element uyanışını buldu. Günlerce, aylarca bir damla suyun bile düşmediği o cehennem dehlizinde, Cafer içindeki su elementinin o serinletici ve akışkan özünü keşfetti. Susuzluktan kavrulan boğazı, hücrelerine hapsolmuş o kadim nehirlerin okyanus derinliklerinden gelen serin sularıyla ilk defa ıslandı. Su, onun çatlamış dudaklarına hayat verirken, damarlarında akan o kızıl nehrin akış hızını kontrol etmeye başladı. Vücudundaki bütün yorgunluk ve zehir, suyun o arındırıcı ve akıp giden gücüyle dışarı atıldı; Cafer artık susuzluğun, açlığın ve yeraltının o kurak cehenneminin kendisine boyun eğdiremeyeceği bir güce erişmişti.

Yirmi beşinci yıla merdiven dayandığında, zindanın o sert ve tavizsiz kayaları arasında beşinci aşama gerçekleşti. Cafer’in ayaklarının bastığı o karanlık zemin, onun içindeki toprak elementini çağırdı. Toprağın o sarsılmaz, ezici ve katı ağırlığı, Cafer’in kaslarından içeri akarak derisinin altındaki dokuları milim milim demirleştirdi. Artık sadece doğanın onarıcı gücü değil, aynı zamanda dağların kökleri kadar sert, hiçbir darbenin geçemeyeceği devasa bir kaya kütlesi gibi sertleşmişti. Eti, toprağın en derin katmanlarındaki o katı ve kırılmaz minerallerle birleşti; zindanın duvarlarına vuran her damla, onun altındaki o topraksal direnci daha da artırıyordu.

Ve nihayet, otuzuncu yıla doğru yaklaşan o son eşikte, cehennemin en karanlık ve en gizli damarıtaşıyıcısı uyandı. Cafer’in sinir uçlarında, yıllardır zebanilerin verdiği şokların ve yeraltının statik enerjisinin birleştiği o noktada elektrik elementi patlak verdi. Gözlerinin irisi, tamamen soluk mavi ve sarı kıvılcımlarla kaplandı. Vücudunun içinde dolaşan o gizli akım, kollarındaki o devasa cehennem zincirlerinin paslı demirlerinde minik arklar oluşturmaya başladı. Elektrik, onun kaslarını bir yay gibi geriyor, her bir damarından şimşekler gibi akarak tenini görünmeyen bir enerji kalkanıyla sarıyordu.

Otuz uzun yıl boyunca cehennemin o en acımasız ocağında pişen, doğanın, yıldızların, rüzgârın, suyun, toprağın ve elektriğin bütün özlerini tek tek kendi bedeninde uyandıran Cafer, hâlâ o kalın demir zincirlere bağlı bir şekilde karanlıkta duruyordu. Kollarındaki zincirleri henüz kırmamıştı; çünkü o, sadece paslı demirleri parçalamak için değil, o zincirleri tutan bütün o ilahi düzenin kalesini yerle bir etmek için doğru anı bekliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

55okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…