ATEŞ TANRILARI kitap kapağı

88. bölüm / 91

87 BÖLÜM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 91Şu an: 87 BÖLÜM
  1. 1 Giriş725 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.141 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM877 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.209 kelime
  5. 5 4 BÖLÜM1.508 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM692 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM1.056 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM739 kelime
  9. 9 8 BÖLÜM1.359 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.636 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.866 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.622 kelime
  13. 13 12 BÖLÜM1.642 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM1.584 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM1.312 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.200 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM1.183 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM1.078 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM805 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.681 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.237 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.608 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.417 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.617 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM1.138 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.096 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.328 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM908 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.372 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM1.029 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM1.176 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM1.530 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.270 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM1.172 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.235 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM863 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.024 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM1.142 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.413 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM883 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM893 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.416 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM983 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.024 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.332 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM656 kelime
  47. 47 46 Bölüm1.377 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.100 kelime
  49. 49 48 Bölüm1.504 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM921 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM940 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.074 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM855 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM983 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM1.087 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.570 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.157 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM986 kelime
  59. 59 58 BÖLÜM888 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.427 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.100 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.219 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.252 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.181 kelime
  65. 65 64 BÖLÜM1.812 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.176 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.270 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM984 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.345 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM2.086 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM1.037 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM1.180 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM926 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM1.358 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.594 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.167 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.140 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM1.097 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM917 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM1.271 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM925 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM846 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM1.117 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM1.196 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM1.106 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM936 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.026 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM817 kelime · Okuduğun bölüm
  89. 89 88 BÖLÜM637 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM997 kelime
  91. 91 90 BÖLÜM1.320 kelime

Şirhan’ın cansız bedenini mermer zeminde geride bırakan Cafer, savaş tanrısının elinden düşen o devasa ve saf plazma enerjisi saçan yıldırımlı mızrağı yerden kaldırıp yanına aldı. Lakin tam o sırada sarayın temelleri bir beşik gibi sallanmaya, devasa taş sütunlar ortadan ikiye çatlamaya başladı. Bu sıradan bir deprem değildi; gök kubbenin altındaki sekiz yüz metrelik dağlardan kopup gelen, Aehetgard’ın en kadim ve en korkunç varlıklarından biri olan Dağ Erenlerinin son kalıntısı **Oroz**, intikam hırsıyla sahneye çıkmıştı. Oroz’un da derdi tıpkı Cafer gibi bu panteonu ve Aehetgard’ı tamamen yerle bir etmekti; ancak yolunun üzerindeki en büyük engel olarak gördüğü tanrı katili Cafer’i ortadan kaldırmadan bunu yapamayacağını biliyordu.

Yerin ve göğün sarsıldığı o dehşet anında Cafer, ayak bileklerinde yoğunlaştırdığı yıldırım ve rüzgâr gücüyle mermer terastan gökyüzüne doğru fırladı. Bulutların arasından koca gövdesiyle sıyrılan dağlar kadar devasa Oroz’un karşısında duran Cafer, tüm gücünü sesine vererek gür bir nidayla bağırdı:

— Cafer: Oroz! Demek Dağ Erenlerinden geriye kalan tek ucube sensin!
— Oroz (Gök gürültüsünü andıran boğuk ve hırs dolu sesiyle): Seni aptal ölümlü... Siz benim tüm soyumu kuruttunuz, dağlarımı yıktınız! Bende şimdi sizi, bu tanrılar şehrini ve seni yok edeceğim!

Geçmişte Valak ve diğer panteon tanrılarının birlik olup Dağ Erenlerini yenip zindana tıkmalarının acısını taşıyan devasa Oroz, ellerindeki dağ kütlesinden farksız o devasa taş sopasını savurarak doğrudan Cafer’in üzerine saldırdı. Oroz’un vurduğu her darbe havada sonik patlamalar yaratırken, Cafer elindeki Şirhan’ın yıldırımlı mızrağıyla bu devasa saldırılara karşı koymaya çalıştı. İkili arasındaki çarpışma adeta göğü ve yeri inleten bir kıyamet sahnesine döndü; Cafer mızrağıyla Oroz’un dev sopasını karşıladığında çıkan enerji dalgası çevredeki kuleleri paramparça etti.

Lakin Oroz’un taşıdığı o ilkel ve dağları deviren devasa kütlesel güç, insan bedenini aşan bir ağırlıktaydı. Savaşın en kızıştığı salisede Oroz, dev sopasını havada daireler çizerek öyle yıkıcı ve sert bir açıyla indirdi ki, Cafer mızrağıyla siper almasına rağmen darbenin şiddetini tam olarak engelleyemedi.

*GÜM! KRRAAA-KOOM!*

Oroz’un sopasından yayılan devasa kinetik güç Cafer’i göğsünden yakaladı; metrelerce geriye savrulan Cafer, sarayın kalın mermer duvarlarına ve taş bloklarına çok sert bir şekilde çarptı. Çarpmanın etkisiyle un ufak olan tonlarca ağırlıktaki kayalar ve mermer parçaları Cafer’in üzerine çığ gibi devrildi. Toz bulutunun ve enkaz yığınının altında kalan Cafer, aldığı bu ağır darbenin ve göğsüne saplanan acının etkisiyle bilincini kaybederek yere yığıldı; salon derin ve tehlikeli bir sessizliğe büründü.

Oroz’un devasa sopasından yediği yıkıcı darbeyle tonlarca ağırlıktaki kayaların ve mermer enkazının altında kalan Cafer, yaşadığı kısa süreli karanlığın ardından gözlerini öfkeyle açtı. Zihnindeki saniyeler süren o sersemlik, yerini damarlarında yeniden kaynamaya başlayan ilahi bir hırsa bıraktı. Üzerine yığılan kayaları bir çırpıda iterek ayağa kalkan Cafer, başını kaldırdığında Dağ Erenlerinin son kalıntısı Oroz’un, koca gövdesiyle bulutların arasına kadar tırmanmış, gökyüzünün en yüksek katmanına ulaştığını gördü. Valak’ın tahtına ve son intikamına giden yolda bu devasa canavarın kendisini engellemesine katlanamayan Cafer, içindeki o kabaran isyanla gürledi:

— Cafer: Hayır... Bu benim savaşım! Buraya kadar gelip de senin ellerinde durdurulmayacağım, Oroz!

Ayak bileklerindeki yıldırım enerjisini ve rüzgârı aynı anda tetikleyen Cafer, yer çekimine meydan okurcasına gökyüzüne doğru şimşek hızıyla fırladı ve saniyeler içinde devasa Oroz’un tam karşısında, bulutların ortasında havada asılı kaldı. Oroz, öfkeden köpüren gözleriyle karşısındaki bu inatçı ölümlüye bakarak kükredi:

— Oroz: Önümden çekil, insan! Bu sarayı ve bu panteonu yerle bir etme zevkini kimseye bırakmayacağım! Bu savaşı ben bitireceğim!

Tam o sırada, sarayın en tepesindeki tahtından her şeyi izleyen Yıldırım Tanrısı Valak, kardeşinin ve bu devasa canavarın gökyüzündeki düellosunu bölmek ve ikisini de ortadan kaldırmak için gök kubbenin mühürlerini sarstı. Gök yüzünden kaim, kör edici ve devasa mavi yıldırım sütunları doğrudan ikisinin üzerine doğru inmeye başladı. Valak’ın yıldırımları ne dost tanıyor ne de düşman; her iki devi de yok etmek için vahşice üzerlerine yağıyordu. Bu ilahi şimşek darbelerinin altında kalan Oroz ve Cafer, yavaş yavaş gökyüzünden aşağıya, Aehetgard’ın kulelerine doğru düşmeye başladılar.

Gökyüzünden yer çekimine kapılmış bir halde aşağıya doğru süzülürken bile durmaksızın çarpışan iki devin savaşı nefes kesiyordu. Yer yüzüne doğru düşerken rüzgârın ve yıldırımların arasında savrulan Cafer, elindeki Şirhan’dan kalan o saf plazma mızrağını sımsıkı kavradı. Düşüşün yarattığı o muazzam hız ve ivmeyle Oroz’un devasa sırtına doğru atılan Cafer, mızrağı canavarın zırhlı derisinden içeri, kasların arasına öyle bir güçle sapladı ki, etrafa mavi kıvılcımlar saçıldı.

— Oroz (Acı ve öfkeyle haykırarak): Aaargh! Seni aciz yaratık!

Oroz düşerken acıyla gökyüzünü inleten korkunç bir çığlık koparırken, Cafer mızrağı sırtından çekip çıkardı ve düşüşün o son, kritik salisesinde havada takla atarak doğrudan Oroz’un kafasının tam ortasının üzerine bindi. Tüm gücünü, öfkesini ve damarlarındaki son yıldırım enerjisini mızrağın ucunda toplayan Cafer, o devasa silahı Oroz’un kafatasına tüm gücüyle sapladı.

*KRAAA-KOOM! ZAAAT!*

Mızrak Oroz’un kafasına saplandığı an, depoladığı tüm o yoğun yıldırım enerjisi ve Valak’ın yukarıdan gönderdiği şimşekler birleşerek devasa canavarın tüm bedenini sardı. Oroz’un dev gövdesi baştan ayağa mavi birer elektrik damarlarıyla kaplandı; canavar içten dışa doğru yanarak, etrafa devasa bir duman ve kül bulutu saçarak mermer zeminlere doğru çakıldı. Oroz alevler içinde son nefesini verirken, Cafer mızrağı çekip alarak düşüşün momentumuyla birlikte gökyüzüne, Valak ile yüzleşeceği o son zirveye doğru daha da yükseğe tırmandı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…