“SENİ SEVMEK GÜNAHTI” kitap kapağı

7. bölüm / 30

7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI
  1. 1 Bölüm 1 - Yabancı1.111 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2 — DAVETSİZ MİSAFİR2.505 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3 — ANNEMİN SIRRI1.892 kelime
  4. 4 4. BÖLÜM — KAN BAĞI1.930 kelime
  5. 5 5. BÖLÜM — ÖLÜLER KONUŞMAZ1.960 kelime
  6. 6 6. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ DÜŞMAN4.123 kelime
  7. 7 7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI2.250 kelime · Okuduğun bölüm
  8. 8 8. BÖLÜM — DEĞİŞTİRİLEN HAYATLAR2.912 kelime
  9. 9 9. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ ADAM2.309 kelime
  10. 10 10. BÖLÜM — ÖLÜ SANDIĞIM ANNEM2.482 kelime
  11. 11 11. BÖLÜM — YASAK GERÇEK2.494 kelime
  12. 12 12. BÖLÜM — AYNI YÜZ, FARKLI HAYATLAR1.740 kelime
  13. 13 13. BÖLÜM — KAYIP İKİZ2.168 kelime
  14. 14 14. BÖLÜM — KANLI DOSYA1.657 kelime
  15. 15 15. BÖLÜM — DÖRDÜNCÜ ÇOCUK1.917 kelime
  16. 16 16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM1.501 kelime
  17. 17 17. BÖLÜM — GERÇEK ANNEM1.670 kelime
  18. 18 18. BÖLÜM — İKİ ANNENİN SIRRI1.487 kelime
  19. 19 19. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİM ADAM1.435 kelime
  20. 20 20. BÖLÜM — KANIMDAKİ YALAN1.329 kelime
  21. 21 21. BÖLÜM — GERÇEK ANNENİ GETİR1.445 kelime
  22. 22 22. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİ ADAM1.203 kelime
  23. 23 23. BÖLÜM — KANIMDAN DEĞİLSİN1.320 kelime
  24. 24 24. BÖLÜM — İKİZİMİN SAKLADIĞI SIR1.582 kelime
  25. 25 25. BÖLÜM — ANNEM DEDİĞİM YABANCI1.697 kelime
  26. 26 26. BÖLÜM — BABAMIN KATİLİ1.664 kelime
  27. 27 27. BÖLÜM — İKİSİNDEN BİRİ1.671 kelime
  28. 28 28. BÖLÜM — KAYIP KIZ KARDEŞİM1.709 kelime
  29. 29 29. BÖLÜM — AŞK MI, MİRAS MI?1.659 kelime
  30. 30 30. BÖLÜM (Final) — SONSUZA DEK1.639 kelime

İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 01.15
Karan, masanın üzerindeki fotoğrafa bakmaya devam ediyordu.
Fotoğrafta kendisi, babası Vedat ve Selin vardı.
Ama fotoğrafın çekildiği tarihi gördüğünde kaşları çatıldı.
Fotoğraf, babasının ölümünden üç ay sonra çekilmişti.
Bu mümkün değildi.
— Emir!
Emir hemen çalışma odasına girdi.
— Efendim?
Karan fotoğrafı ona uzattı.
— Bu fotoğrafın nerede çekildiğini bul.
Emir fotoğrafı inceledi.
— Karan, bu senin babanın ölümünden sonra çekilmiş.
— Biliyorum.
— O zaman…
Karan sözünü kesti.
— Ya babam hiç ölmediyse?
Emir birkaç saniye sessiz kaldı.
— Cenazesini hatırlıyorsun.
— Hatırlıyorum.
— Mezarı da var.
Karan ayağa kalktı.
— O zaman yarın gece o mezarı açacağız.
Emir şaşkınlıkla ona baktı.
— Bunu gerçekten yapacak mısın?
Karan ceketini aldı.
— Yirmi yıldır ölü sandığım bir adamın beni aradığını söylüyorum, Emir. Sence başka seçeneğim var mı?
İSTANBUL — YILMAZ EVİ
Saat 08.20
Lina, aynanın karşısında hazırlanıyordu.
Saçlarını toparladı, çantasını aldı ve aşağı indi.
Babası salonda oturuyordu.
— Nereye gidiyorsun?
— Dışarı.
— Kiminle?
Lina derin bir nefes aldı.
— Baba, lütfen. Bugün tartışmak istemiyorum.
Babası ayağa kalktı.
— Dün gece başına gelenleri duydum.
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
— Kim söyledi?
— Bunun önemi yok. O adamların kim olduğunu biliyor musun?
— Hayır. Ama sen biliyorsun gibi konuşuyorsun.
Babası cevap vermedi.
Lina çantasını omzuna taktı.
— Artık senden bir şey saklamamanı istiyorum.
— Seni korumaya çalışıyorum.
— Bunu söylemekten başka bir şey yapmıyorsun!
Lina kapıya yöneldi.
Babası arkasından seslendi:
— Karan'dan uzak dur!
Lina durdu.
— Neden?
— Çünkü o adam senin hayatına girdiğinden beri her şey daha kötüye gidiyor.
Lina acı bir gülümsemeyle arkasını döndü.
— Belki de her şey zaten kötüydü. Sadece ben farkında değildim.
Kapıyı kapatıp çıktı.
İSTANBUL — BEYOĞLU
Saat 11.30
Lina, Melis'le buluşmak için küçük bir kafeye gitti.
Melis onu görür görmez el salladı.
— Buradayım!
Lina yanına oturdu.
— Günaydın.
Melis yüzünü dikkatle inceledi.
— Senin yüzün neden böyle? Yine bir şey mi oldu?
Lina çantasından fotoğrafı çıkardı.
— Dün gece biri beni kaçırmaya çalıştı.
Melis'in gözleri büyüdü.
— Ne?!
— Karan geldi. Son anda yetişti.
— Allah aşkına, Lina! Neden bana hemen haber vermedin?
— Ben de ne olduğunu anlamadım.
Melis fotoğrafı eline aldı.
— Bu adam kim?
— Bilmiyorum. Ama herkes onun benim gerçek babam olduğunu söylüyor.
Melis fotoğrafa biraz daha dikkatli baktı.
— Bir dakika…
— Ne oldu?
— Bu adamı daha önce görmüş olabilirim.
Lina hemen ona döndü.
— Nerede?
Melis düşündü.
— Annemin eski fotoğraflarından birinde. Ama emin değilim.
Lina heyecanlandı.
— Melis, ciddi misin?
— Evet. Eve gidince anneme soracağım.
Lina fotoğrafı geri aldı.
— Belki de sonunda bir şey öğrenebiliriz.
Tam o sırada yanlarına genç bir adam yaklaştı.
— Lina Yılmaz?
Lina başını kaldırdı.
— Evet?
Adam gülümsedi.
— Ben Mert. Barış Arslan'ın yeğeniyim. Sizinle tanışmak istiyordum.
Melis, Lina'ya baktı.
Lina şaşkınlıkla ayağa kalktı.
— Benimle neden tanışmak istiyorsun?
Mert sandalyeyi çekip oturdu.
— Çünkü ailenizle ilgili bazı şeyler biliyorum.
Lina'nın kalbi hızlandı.
— Ne biliyorsun?
Mert etrafına baktı.
— Burada konuşmamız doğru olmaz. Numaranızı alabilir miyim?
Melis hemen araya girdi.
— Neden burada konuşamıyoruz?
Mert hafifçe gülümsedi.
— Çünkü bazı insanların duymasını istemiyorum.
Lina birkaç saniye düşündü.
Sonra telefonunu çıkardı.
— Numaramı vereyim. Ama bana oyun oynarsan bir daha karşıma çıkma.
Mert gülümsedi.
— Merak etmeyin. Ben de gerçeklerden yanayım.
İSTANBUL — DEMİR HOLDİNG
Saat 13.45
Karan, odasında Emir'le konuşuyordu.
— Barış bugün nerede?
— Şirkette. Birazdan toplantıya girecek.
— Onu izle.
Emir başını salladı.
— Bir de Selin hakkında yeni bir bilgi bulduk.
Karan ona döndü.
— Ne?
— Selin, yıllar önce doğum yaptıktan sonra hastaneden ayrılmış. Fakat aynı gün başka bir kadın da doğum yapmış.
— Kim?
Emir dosyayı açtı.
— Henüz kimliğini bulamadık. Ama hastane kayıtlarında Aylin'in adı geçiyor.
Karan kaşlarını çattı.
— Yani Aylin de aynı gece doğum mu yaptı?
— Kayıtlara göre evet.
Karan düşüncelere daldı.
— İki kadın, aynı gece, iki doğum…
Emir başını salladı.
— Ve yıllar sonra tek bir çocuk olarak büyüyen Lina.
Karan masaya yaslandı.
— Burada bir çocuk değişimi olabilir mi?
Emir cevap vermedi.
Karan gözlerini kapattı.
— Bu ihtimali araştır.
İSTANBUL — DEMİR HOLDİNG, TOPLANTI SALONU
Saat 15.10
Barış, toplantı masasının başında oturuyordu.
Karan içeri girdiğinde herkes ayağa kalktı.
— Devam edebilirsiniz, dedi Karan.
Toplantı başladı.
Barış, sunumunu yaparken Karan'ı dikkatle izliyordu.
Bir süre sonra toplantı bitti ve herkes odadan çıktı.
Barış, Karan'ın yanına geldi.
— Bir kahve içelim mi?
Karan bilgisayarını kapattı.
— Olur.
İkisi de pencere kenarındaki koltuklara oturdu.
Barış kahvesini karıştırırken konuştu.
— Son zamanlarda bana karşı değiştin.
Karan ona baktı.
— Öyle mi?
— Evet. Sanki benden bir şey saklıyorsun.
Karan hafifçe gülümsedi.
— Belki de sen benden bir şey saklıyorsundur.
Barış'ın eli durdu.
— Ne demek istiyorsun?
Karan gözlerini ondan ayırmadı.
— Hiç. Sadece insanların birbirlerine ne kadar yabancılaşabildiğini düşünüyorum.
Barış ayağa kalktı.
— Karan, yıllardır kardeş gibiyiz. Aramızda bir sorun varsa açıkça söyle.
Karan da ayağa kalktı.
— Şimdilik bir sorun yok.
Barış kapıya yöneldi.
— Güzel. Çünkü seni kaybetmek istemem.
Karan arkasından baktı.
— Ben de bazı insanları kaybetmek istemezdim.
Barış kapıdan çıktı.
Karan telefonunu eline aldı.
— Emir, Barış'ın peşini bırakma. Nereye giderse gitsin, haberim olacak.
İSTANBUL — SAHİL YOLU
Saat 17.25
Lina, Melis'le vedalaşıp sahilde yürümeye başladı.
Telefonuna yeni bir mesaj geldi.
Mert: Bu akşam görüşebilir miyiz?
Lina cevap yazdı.
Lina: Ne hakkında konuşacağız?
Mert: Anneniz ve aileniz hakkında.
Lina bir süre düşündü.
Lina: Saat kaçta?
Mert: 20.00. Sahildeki eski restoranın yanında.
Lina telefonu çantasına koydu.
Tam o sırada arkasından bir ses duydu.
— Yine tek başına mı dolaşıyorsun?
Lina döndü.
Karan.
Siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, her zamanki ciddi ifadesiyle karşısında duruyordu.
Lina gözlerini devirdi.
— Senin başka işin yok mu?
Karan hafifçe gülümsedi.
— Var. Ama senin peşinden gelmek daha önemli.
— Ben çocuk değilim, Karan.
— Bunu biliyorum.
— O zaman beni takip etmeyi bırak.
Karan birkaç adım yaklaştı.
— Dün gece seni kaçırmaya çalıştılar. Sence seni kendi hâline bırakabilir miyim?
Lina gözlerini kaçırdı.
— Ben senden yardım istemedim.
— Biliyorum.
— O zaman neden hâlâ buradasın?
Karan bir an sustu.
Sonra yavaşça konuştu:
— Çünkü sana bir şey olursa kendimi affedemem.
Lina ona baktı.
Bir anlığına göz göze geldiler.
Ama Lina hemen bakışlarını kaçırdı.
— Böyle konuşma.
— Neden?
— Çünkü sana inanmak istemiyorum.
Karan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Bir gün inanacaksın.
Lina yürümeye başladı.
Karan arkasından seslendi:
— Lina!
Lina durdu.
— Ne?
— Bu akşam nereye gideceksin?
— Seni ilgilendirmez.
— Birisiyle mi buluşacaksın?
Lina hafifçe gülümsedi.
— Evet. Birisiyle.
Karan'ın çenesi kasıldı.
— Kim?
— Kıskandın mı?
Karan birkaç saniye ona baktı.
— Saçmalama.
Lina gülerek arkasını döndü.
— O zaman görüşürüz, Bay Demir.
Karan onun uzaklaşmasını izledi.
Kendi kendine mırıldandı:
— Bu kız beni gerçekten deli edecek.
İSTANBUL — ESKİ DEMİR MEZARLIĞI
Saat 22.55
Gece karanlıktı.
Karan ve Emir, mezarlığın girişinde duruyordu.
Emir etrafına baktı.
— Buraya gelmek doğru mu, hâlâ emin değilim.
Karan yürümeye başladı.
— Artık hiçbir şeyden emin değilim.
Vedat Demir'in mezarına ulaştıklarında Karan durdu.
Mezar taşında babasının adı yazıyordu.
VEDAT DEMİR
Karan taşın üzerindeki yazıya dokundu.
— Yirmi yıl… Yirmi yıldır buraya gelip sana dua ettim.
Emir sessizce yanında duruyordu.
Karan gözlerini kapattı.
— Eğer gerçekten yaşıyorsan, bu kez senden hesap soracağım.
Tam o sırada arkalarından bir ses geldi.
— Hesap sormak için önce gerçeği bilmen gerekir, oğlum.
Karan hızla arkasını döndü.
Bir adam karanlığın içinden çıktı.
Üzerinde uzun siyah bir palto vardı.
Yüzünün yarısı karanlıkta kalıyordu.
Karan'ın nefesi kesildi.
— Baba?
Adam birkaç adım yaklaştı.
— Büyümüşsün.
Karan'ın gözleri doldu ama öfkesi daha ağır basıyordu.
— Sen… Sen yaşıyor musun?
Vedat hafifçe gülümsedi.
— Görüyorsun işte.
Karan bir adım attı.
— Yirmi yıl boyunca neredeydin?
— Bazı şeyleri yapmak zorundaydım.
— Bizi neden kandırdın? Neden kendi ölümünü sahte gösterdin?
Vedat'ın yüzü ciddileşti.
— Çünkü seni korumam gerekiyordu.
Karan acı acı güldü.
— Herkes aynı şeyi söylüyor! Herkes beni koruduğunu iddia ediyor!
Vedat mezar taşına baktı.
— Lina'yı buldun mu?
Karan dondu.
— Sen Lina'yı nereden tanıyorsun?
Vedat başını kaldırdı.
— Çünkü onun doğduğu gece oradaydım.
Karan'ın gözleri büyüdü.
— Lina'nın babası kim?
Vedat cevap vermeden önce Emir'e baktı.
— Önce şu adamı buradan gönder.
Karan arkasını döndü.
— Emir, arabada bekle.
Emir itiraz edecek gibi oldu ama Karan'ın bakışlarını görünce uzaklaştı.
Vedat, oğluna yaklaştı.
— Lina'nın gerçek babası sandığın kişi değil.
— Kim?
Vedat derin bir nefes aldı.
— Lina'nın babası…
Tam o sırada uzaktan bir silah sesi duyuldu.
Vedat yere yığıldı.
— BABA!
Karan hızla yanına koştu.
Vedat göğsünü tutuyordu.
Karan ellerini babasının yarasına bastırdı.
— Baba! Gözlerini açık tut!
Vedat zorla konuştu.
— Karan… Lina'yı…
— Konuşma! Yardım geliyor!
Vedat oğlunun kolunu tuttu.
— Barış'a… güvenme…
Karan'ın gözleri büyüdü.
— Barış mı?
Vedat başını hafifçe salladı.
— O… her şeyi biliyor…
Gözleri yavaşça kapandı.
Karan bağırdı:
— BABA!
Emir koşarak yanlarına geldi.
— Karan! Ne oldu?
— Ambulans çağır! Hemen!
Emir telefonunu çıkardı.
Karan babasının başını ellerinin arasına aldı.
Yıllardır ölü sandığı adamı yeniden kaybetmek üzereydi.
İSTANBUL — SAHİLDEKİ ESKİ RESTORAN
Saat 23.20
Lina, masada oturmuş Mert'i bekliyordu.
Telefonuna baktı.
Karan'dan birkaç cevapsız arama vardı.
Ama açmadı.
Birkaç dakika sonra Mert geldi.
— Beklettim mi?
— Biraz.
Mert oturdu.
— Öncelikle geldiğin için teşekkür ederim.
Lina kollarını göğsünde birleştirdi.
— Konuş. Ne biliyorsun?
Mert çantasından bir dosya çıkardı.
— Selin benim halam.
Lina şaşırdı.
— Barış'ın annesi mi?
Mert başını salladı.
— Evet.
— Peki benimle ne ilgisi var?
Mert dosyayı açtı.
— Çünkü Selin'in yıllar önce doğurduğu çocuklardan biri sensin.
Lina'nın kaşları çatıldı.
— Çocuklardan biri mi?
Mert derin bir nefes aldı.
— Selin'in iki çocuğu vardı. Ama yıllarca birinden ayrı yaşadı.
Lina'nın kalbi hızlandı.
— Diğeri kim?
Mert gözlerini Lina'nın gözlerine dikti.
— Barış.
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
— Yani Barış benim…
— Evet. Barış senin kardeşin olabilir.
Lina sandalyesinde geriye yaslandı.
— Hayır… Bu mümkün değil.
Mert dosyadan bir belge çıkardı.
— Bu da doğum kayıtlarının kopyası.
Lina belgeyi eline aldı.
Tam incelemeye başlayacakken telefonu çaldı.
Arayan Karan'dı.
Bu kez açtı.
— Ne var?
Karan'ın sesi oldukça gergindi.
— Lina, neredesin?
— Sana ne?
— Beni dinle. Barış'tan uzak dur.
Lina kaşlarını çattı.
— Neden?
Karan bir an sustu.
— Çünkü Barış senin kardeşin olabilir.
Lina gözlerini kapattı.
— Bunu zaten biliyorum.
Karan şaşırdı.
— Nereden öğrendin?
Lina karşısındaki Mert'e baktı.
— Çünkü şu an onun yeğeniyle oturuyorum.
Karan'ın sesi sertleşti.
— Lina, oradan hemen ayrıl.
— Neden?
— Çünkü Mert'e güvenemezsin.
Lina sinirlendi.
— Sen herkese güvenme diyorsun! Peki ben kime güveneceğim?
Karan derin bir nefes aldı.
— Bana.
Lina acı bir şekilde güldü.
— Keşke bunu söylemek bu kadar kolay olsaydı.
Telefonu kapattı.
Mert ona dikkatle baktı.
— Karan mıydı?
— Evet.
Mert gülümsedi.
— Karan Demir'in seni bu kadar merak etmesi ilginç.
Lina cevap vermedi.
Mert dosyayı kapattı.
— Sana bir şey daha söylemem gerekiyor.
— Nedir?
Mert biraz yaklaştı.
— Barış, senin varlığını yıllardır biliyor.
Lina'nın gözleri büyüdü.
— Ne?
— Ama sana söylemedi.
Lina'nın elleri titremeye başladı.
— Neden?
Mert'in yüzündeki ifade değişti.
— Çünkü senin ortaya çıkman, onun bütün hayatını değiştirebilirdi.
İSTANBUL — HASTANE
Saat 00.15
Karan, hastanenin koridorunda bir aşağı bir yukarı yürüyordu.
Emir yanına geldi.
— Doktorlar müdahale ediyor.
— Durumu nasıl?
— Henüz bir şey söylemediler.
Karan duvara yaslandı.
Yıllar sonra babasını görmüş, birkaç dakika içinde yeniden kaybetme korkusuyla karşılaşmıştı.
Telefonu çaldı.
Arayan bilinmeyen bir numaraydı.
— Alo?
Karşı taraftan tanıdık bir ses geldi.
— Merhaba, Karan.
Karan'ın gözleri karardı.
— Barış.
Barış güldü.
— Beni tanıdın demek.
— Babama ne yaptın?
— Ne diyorsun sen?
— Mezarlıkta babama ateş eden adam kimdi?
Barış birkaç saniye sustu.
Sonra soğuk bir sesle konuştu:
— Karan, bazı soruları sormaman gerektiğini hâlâ öğrenemedin.
Karan dişlerini sıktı.
— Eğer babama bir şey olursa…
Barış sözünü kesti.
— Bana tehdit savurma. Senin bilmediğin çok şey var.
— Ne istiyorsun?
Barış'ın sesi alçaldı.
— Lina'yı.
Karan dondu.
— Lina'yı mı?
— Evet. Onu bu işin dışında tutarsan kimse zarar görmez.
Karan öfkeyle bağırdı:
— Lina'ya yaklaşmayacaksın!
Barış kısa bir kahkaha attı.
— Artık çok geç, kardeşim.
Telefon kapandı.
Karan hemen Emir'e döndü.
— Lina nerede?
Emir telefonunu kontrol etti.
— Son olarak sahildeki restorandaymış.
Karan ceketini aldı.
— Onu bulun. Hemen!
İSTANBUL — LİNA'NIN EVİ
Saat 01.05
Lina eve döndüğünde her yer sessizdi.
Ayakkabılarını çıkarıp salona geçti.
Masasının üzerinde küçük, beyaz bir zarf duruyordu.
Üzerinde adı yazıyordu:
LİNA YILMAZ.
Zarfı açtı.
İçinden eski bir bebek fotoğrafı çıktı.
Fotoğrafta iki bebek yan yana yatıyordu.
Fotoğrafın arkasında ise şu yazıyordu:
“Biriniz gerçekleri öğrendi. Diğeriniz hâlâ karanlıkta. İkinizin de hayatı aynı gece değişti.”
Lina fotoğrafı elinde tutarken kapı çaldı.
Hızla kapıya yöneldi.
Kapıyı açtığında karşısında Karan vardı.
Yüzü solgun, gözleri endişeliydi.
— Lina…
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne oldu?
Karan içeri girdi.
— Barış seni aradı mı?
— Hayır. Neden?
Karan masadaki fotoğrafı gördü.
Elini uzatıp fotoğrafı aldı.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Bu fotoğrafı nereden buldun?
— Masamdaydı.
Karan fotoğrafın arkasını çevirdi.
Yazıyı okudu.
Sonra Lina'ya baktı.
— Lina, bu fotoğraftaki diğer bebek…
Lina'nın kalbi hızla atmaya başladı.
— Kim?
Karan birkaç saniye sustu.
Ardından gözlerini Lina'nın gözlerine dikti.
— Barış.
Lina'nın elindeki zarf yere düştü.
— Yani…
Karan başını salladı.
— Evet. Siz aynı gece doğmuşsunuz.
Lina'nın sesi titredi.
— Peki hangimiz gerçek Selin'in çocuğuyuz?
Karan cevap vermedi.
Çünkü o da artık aynı sorunun peşindeydi.
Tam o sırada Lina'nın telefonu çaldı.
Ekranda tek bir mesaj vardı.
Bilinmeyen Numara:
“Lina, Barış senin kardeşin değil. O senin yerine geçen çocuk.”
Lina mesajı tekrar okudu.
Karan telefonu elinden aldı.
İkisi de birbirine baktı.
Artık ortada yalnızca bir aile sırrı yoktu.
Yirmi iki yıl önce iki bebek yer değiştirmişti.
Ve belki de Lina, bütün hayatını başka birinin kimliğiyle yaşamıştı.

Devam edecek..🖤

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…