“SENİ SEVMEK GÜNAHTI” kitap kapağı

16. bölüm / 30

16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM
  1. 1 Bölüm 1 - Yabancı1.111 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2 — DAVETSİZ MİSAFİR2.505 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3 — ANNEMİN SIRRI1.892 kelime
  4. 4 4. BÖLÜM — KAN BAĞI1.930 kelime
  5. 5 5. BÖLÜM — ÖLÜLER KONUŞMAZ1.960 kelime
  6. 6 6. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ DÜŞMAN4.123 kelime
  7. 7 7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI2.250 kelime
  8. 8 8. BÖLÜM — DEĞİŞTİRİLEN HAYATLAR2.912 kelime
  9. 9 9. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ ADAM2.309 kelime
  10. 10 10. BÖLÜM — ÖLÜ SANDIĞIM ANNEM2.482 kelime
  11. 11 11. BÖLÜM — YASAK GERÇEK2.494 kelime
  12. 12 12. BÖLÜM — AYNI YÜZ, FARKLI HAYATLAR1.740 kelime
  13. 13 13. BÖLÜM — KAYIP İKİZ2.168 kelime
  14. 14 14. BÖLÜM — KANLI DOSYA1.657 kelime
  15. 15 15. BÖLÜM — DÖRDÜNCÜ ÇOCUK1.917 kelime
  16. 16 16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM1.501 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 17. BÖLÜM — GERÇEK ANNEM1.670 kelime
  18. 18 18. BÖLÜM — İKİ ANNENİN SIRRI1.487 kelime
  19. 19 19. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİM ADAM1.435 kelime
  20. 20 20. BÖLÜM — KANIMDAKİ YALAN1.329 kelime
  21. 21 21. BÖLÜM — GERÇEK ANNENİ GETİR1.445 kelime
  22. 22 22. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİ ADAM1.203 kelime
  23. 23 23. BÖLÜM — KANIMDAN DEĞİLSİN1.320 kelime
  24. 24 24. BÖLÜM — İKİZİMİN SAKLADIĞI SIR1.582 kelime
  25. 25 25. BÖLÜM — ANNEM DEDİĞİM YABANCI1.697 kelime
  26. 26 26. BÖLÜM — BABAMIN KATİLİ1.664 kelime
  27. 27 27. BÖLÜM — İKİSİNDEN BİRİ1.671 kelime
  28. 28 28. BÖLÜM — KAYIP KIZ KARDEŞİM1.709 kelime
  29. 29 29. BÖLÜM — AŞK MI, MİRAS MI?1.659 kelime
  30. 30 30. BÖLÜM (Final) — SONSUZA DEK1.639 kelime

SAAT 22.48 — DEMİR HASTANESİ
Hastanenin koridorunda ağır bir sessizlik vardı.
Karan, yatağında yarı oturur hâlde duruyordu. Henüz tam olarak iyileşmemişti. Göğsündeki yaranın acısı her nefesinde kendini hatırlatıyordu.
Lina yatağın hemen yanında ayakta duruyordu. Emir ise pencerenin önünde, telefonuna bakıyordu.
Ve kapının önünde…
Mert.
Yanında Selin vardı.
Mert'in gözleri Karan'dan ayrılmıyordu.
— Baba, artık gerçekleri öğrenme zamanı.
Karan birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra dudaklarından soğuk bir ses döküldü:
— Bana bir daha baba deme.
Mert'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Neden? Gerçekleri duymaktan mı korkuyorsun?
Karan yatağından kalkmaya çalıştı. Lina hemen yanına yaklaştı.
— Karan, sakin ol. Daha yeni ameliyattan çıktın.
Karan gözlerini Mert'e dikti.
— Benim bir oğlum yok.
Selin araya girdi.
— Belki de vardır, Karan. Belki de yıllardır bilmediğin bir hayatın vardır.
Emir telefonunu cebine koydu.
— Selin Hanım, yeterince yalan duymadık mı sizden?
Selin ona döndü.
— Senin de bu ailede kim olduğunu bildiğini sanıyorsun, değil mi Emir?
Emir'in yüzü gerildi.
— Ne demek istiyorsunuz?
Selin çantasından küçük, eski bir zarf çıkardı.
— Bunu açtığınızda hepinizin hayatı değişecek.
Zarfı yatağın üzerine bıraktı.
Karan zarfı aldı. İçinden bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta genç bir Karan vardı. Yanında Selin, arkasında ise kucağında küçük bir erkek çocuğu tutan bir kadın…
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
"Karan, oğlunu ilk kez gördüğünde onu kendi ellerinle benden uzaklaştırdın."
Karan fotoğrafa uzun uzun baktı.
— Bu fotoğraf ne zaman çekildi?
Selin cevap verdi:
— Senin hayatından habersiz olduğun yıllarda.
Karan başını kaldırdı.
— O çocuk Mert mi?
Selin gözlerini kapattı.
— Hayır.
Odadaki herkes donup kaldı.
Selin devam etti:
— Mert senin oğlun değil, Karan.
Mert öfkeyle annesine döndü.
— Anne!
Selin ona sertçe baktı.
— Artık yeter. Bu oyun burada bitecek.
SAAT 23.16 — HASTANE KORİDORU
Lina odadan çıktı.
Kafasının içinde binlerce soru vardı. Birkaç dakika önce Karan'ın oğlu olduğunu iddia eden Mert, şimdi Selin tarafından inkâr edilmişti.
Arkasından ayak sesleri duydu.
Emir'di.
— Lina, iyi misin?
— Sence iyi olabilir miyim?
Emir başını eğdi.
— Sana bir şey söylemem gerekiyor.
Lina ona döndü.
— Ne oldu?
Emir etrafına baktıktan sonra sesini alçalttı.
— Mert'in doğum kayıtlarını araştırdım. Karan'ın oğlu değil. Ama bir şey daha var…
— Söyle artık!
— Mert'in gerçek annesi Selin değil.
Lina'nın gözleri büyüdü.
— Ne?
— Hastane kayıtlarında annesinin adı tamamen farklı. Üstelik o kadın yıllar önce ölmüş görünüyor.
Lina duvara yaslandı.
— Peki Selin neden onu yanında getirip Karan'a oğlum dedi?
Emir cevap veremedi.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numara:
"Emir, kendi anneni aramadan önce başkalarının annelerini sorgulama."
Emir'in yüzü bembeyaz oldu.
Lina mesajı gördü.
— Ne yazıyor?
Emir telefonu kilitledi.
— Önemli değil.
Ama Lina onun korktuğunu anlamıştı.
SAAT 23.39 — DEMİR HOLDİNG
Barış, karanlık ofisinde tek başına oturuyordu.
Önünde beş ayrı dosya vardı.
Dosyaların üzerinde isimler yazıyordu:
LİNA YILMAZ.
KARAN DEMİR.
EMİR.
DURU.
MERT.
Barış beş dosyayı yan yana dizdi.
Sonra çekmecesinden altın renkli küçük bir anahtar çıkardı.
Anahtarın üzerinde eski bir tarih vardı:
17.06.2004
Telefonunu eline aldı ve bir numarayı aradı.
— Geldi.
Karşıdaki kişi bir şey söyledi.
Barış kaşlarını çattı.
— Evet. Mert de geldi. Ama Karan hiçbir şey bilmiyor.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra öfkeyle ayağa kalktı.
— Hayır! O çocuğun gerçeği öğrenmesine izin veremeyiz!
Telefonu kapattı.
Tam arkasını döndüğünde kapının açık olduğunu fark etti.
— Kim var orada?
Kapının arkasından bir kadın çıktı.
Duru.
— Demek yine bizden bir şeyler saklıyorsun.
Barış dosyaları hızla kapattı.
— Duru, burada ne işin var?
Duru masaya yaklaştı.
— Beş dosya gördüm. Beş çocuk… Beş farklı hayat. Bir de benim adım.
Barış sessiz kaldı.
Duru gözlerini ona dikti.
— Ben kimim, Barış?
— Duru…
— Bana gerçek adımı söyle!
Barış derin bir nefes aldı.
— Senin adın Duru değil.
Duru'nun gözleri doldu.
— Peki benim adım ne?
Barış cevap vermeden önce kapıya baktı.
— Elif.
Duru birkaç adım geriledi.
— Elif zaten Lina'nın ikizi değil mi?
Barış başını salladı.
— İşte bütün mesele de bu. Aynı isimle iki farklı çocuk kaydedildi. Birinin hayatını diğerine verdiler.
Duru fısıldadı:
— Peki ben hangisiyim?
Barış gözlerini kaçırdı.
— Bunu öğrenirsen, Aylin'i bir daha asla anne diye çağıramayabilirsin.
SAAT 00.12 — DEMİR KONAĞI
Aylin salondaki eski koltukta oturuyordu.
Önünde yıllardır sakladığı bir kutu vardı.
Kutunun içinde bebek bileklikleri, fotoğraflar ve eski mektuplar bulunuyordu.
Kapı açıldı.
İçeri Selin girdi.
Aylin başını kaldırdı.
— Senin burada ne işin var?
Selin çantasını koltuğa bıraktı.
— Mert'i Karan'ın karşısına çıkardım.
Aylin ayağa fırladı.
— Delirdin mi sen? Bunu yapmayacaktık!
— Başka çarem kalmadı.
— O çocuk Karan'ın oğlu değil!
Selin acı bir gülümsemeyle başını salladı.
— Biliyorum.
Aylin'in sesi titredi.
— O zaman neden?
Selin gözlerini ona dikti.
— Çünkü Karan'ın gerçek oğlunu buldum.
Aylin'in elindeki bardak yere düştü.
Cam parçaları halının üzerine dağıldı.
— Ne dedin sen?
Selin yavaşça yaklaştı.
— Karan'ın gerçek oğlu yıllardır gözümüzün önündeydi.
Aylin'in dudakları titredi.
— Hayır… Bu mümkün değil.
Selin başını eğdi.
— Mümkün Aylin. Hem de senin düşündüğünden çok daha yakın.
Aylin'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
— Sakın ona dokunma.
Selin soğukça gülümsedi.
— Artık çok geç.
SAAT 00.46 — HASTANE ODASI
Lina, Karan'ın yatağının yanında oturuyordu.
Karan'ın yüzü solgundu. Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonunda Lina sessizliği bozdu.
— Herkesin bir ailesi varmış gibi görünüyor. Ama kimsenin kim olduğu belli değil.
Karan ona baktı.
— Senin kim olduğunu biliyorum.
Lina acı acı güldü.
— Gerçekten mi? Çünkü ben artık kendimi bile tanımıyorum.
Karan elini uzattı.
Lina bir an tereddüt etti ama sonra elini onun eline bıraktı.
— Lina, sana bir söz vereceğim.
— Ne sözü?
— Kim olursak olalım, bu insanların seni mahvetmesine izin vermeyeceğim.
Lina gözlerini ondan ayırmadı.
— Ya sen de onlardan biriysen?
Karan'ın bakışları değişti.
— O zaman beni ilk sen durduracaksın.
Lina başını eğdi.
Tam o sırada Karan'ın telefonu çaldı.
Arayan: Bilinmeyen Numara.
Karan telefonu açtı.
— Kimsin?
Karşıdan boğuk bir erkek sesi geldi.
— Mert'i oğlun sandın, değil mi?
Karan doğruldu.
— Sen kimsin?
— Sana oğlunun kim olduğunu söyleyebilirim.
Karan'ın eli sıkıca telefona kenetlendi.
— Konuş.
Adam kısa bir kahkaha attı.
— Yanındaki kıza bak, Karan.
Karan yavaşça Lina'ya döndü.
— Ne istiyorsun?
Adamın sesi daha da alçaldı.
— Çünkü gerçek oğlun, Lina'nın yanında duruyor.
Telefon kapandı.
Karan'ın gözleri Lina'nın üzerinde kaldı.
Lina korkuyla sordu:
— Ne oldu?
Karan cevap veremedi.
SAAT 01.03 — HASTANENİN ARKA BAHÇESİ
Emir, hastanenin arka bahçesinde bir adamla buluşmuştu.
Adamın yüzü karanlıkta kalıyordu.
Emir öfkeyle konuştu:
— Beni neden buraya çağırdın?
Adam cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
— Bunu tanıyor musun?
Emir fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta bir bebek vardı. Bileğinde hastane bilekliği görünüyordu.
Üzerinde şu yazıyordu:
BEBEK — ERKEK — 02.17
Emir'in nefesi kesildi.
— Bu… Benim doğum saatim.
Adam başını salladı.
— Hayır.
Emir'in gözleri doldu.
— Ne demek hayır?
Adam bir adım yaklaştı.
— O bileklik senin değil.
— Kimin?
Adam cevap vermeden önce etrafına baktı.
— Karan Demir'in.
Emir geriye çekildi.
— Saçmalıyorsun!
— Karan'ın gerçek kimliği değiştirildi. Senin de öyle.
Emir'in elleri titremeye başladı.
— Peki ben kimim?
Adamın son cümlesi gecenin sessizliğinde yankılandı:
— Sen, yıllardır kardeşinin hayatını yaşayan çocuksun.
Emir'in gözleri doldu.
— Kardeşim kim?
Adam başını kaldırdı.
— Karan.
SAAT 01.27 — HASTANE ODASI
Lina, Karan'ın telefonuna gelen yeni mesajı gördü.
Karan banyodaydı.
Mesajda bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta Karan ve Emir, çocukluk hâlleriyle yan yana duruyordu.
Arkasında ise Selin'in gençlik fotoğrafı bulunuyordu.
Mesajın altında şu yazıyordu:
"İkiniz de aynı annenin çocuklarısınız. Ama yalnızca biriniz gerçek Demir varisi."
Lina fotoğrafa dikkatle baktı.
Sonra fotoğrafın köşesindeki küçük yazıyı fark etti.
"Anne: Selin Arslan."
O sırada kapı açıldı.
Karan içeri girdi.
Lina telefonu ona uzattı.
— Karan… Bunu görmen gerekiyor.
Karan fotoğrafa baktı.
Yüzündeki bütün renk çekildi.
— Bu fotoğraf nereden geldi?
— Bana gönderildi.
Karan yavaşça yatağın kenarına oturdu.
— Emir nerede?
Lina cevap veremeden kapı hızla açıldı.
Emir içeri girdi.
Gözleri kıpkırmızıydı.
Karan ona döndü.
— Emir, ne oldu?
Emir birkaç saniye konuşamadı.
Sonra Karan'a baktı.
— Sana bir şey söylemem gerekiyor.
— Söyle.
Emir'in sesi titredi.
— Ben… senin kardeşin olabilirim.
Karan ayağa kalkmaya çalıştı.
— Ne?
Emir gözyaşlarını tutamadı.
— Ama mesele bu değil.
Lina şaşkınlıkla ikisine baktı.
Emir son cümlesini söyledi:
— Karan… Bizim annemiz Selin değil.
Oda buz kesti.
— Peki kim? diye sordu Karan.
Emir cebinden son bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta genç Aylin, iki bebeği kucağında tutuyordu.
Arkasına kırmızı kalemle tek bir cümle yazılmıştı:
"Birini ben doğurdum. Diğerini ise senin annen öldürdü."
Karan fotoğrafı elinden düşürdü.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
"Gerçek annen hâlâ hayatta, Karan. Ve yarın Lina'yı almaya gelecek."
Karan başını kaldırıp Lina'ya baktı.
Lina'nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
— Karan… Ben artık bu aileden korkuyorum.
Karan elini uzattı.
Ama Lina geri çekildi.
— Benden de mi korkuyorsun? diye sordu Karan.
Lina cevap vermedi.
Çünkü kapının dışında bir kadın durmuş, onları izliyordu.
Kadın yavaşça içeri girdi.
Karan'ın yüzüne baktı.
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
— Oğlum…
Karan donup kaldı.
Kadın Lina'ya döndü.
— Kızım, sen de benimle geliyorsun.
Lina fısıldadı:
— Siz kimsiniz?
Kadın çantasından eski bir kimlik çıkardı.
Üzerinde yazan isim:
AYLİN YILMAZ.
Karan'ın gözleri büyüdü.
Çünkü karşısındaki kadın, yıllardır annesi olduğunu bildiği Aylin'den tamamen farklı biriydi.
Kadın son kez konuştu:
— Ben sizin gerçek annenizim.
BÖLÜM SONU.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…