Bölümler 30Şu an: 6. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ DÜŞMAN
- 1 Bölüm 1 - Yabancı1.111 kelime
- 2 BÖLÜM 2 — DAVETSİZ MİSAFİR2.505 kelime
- 3 BÖLÜM 3 — ANNEMİN SIRRI1.892 kelime
- 4 4. BÖLÜM — KAN BAĞI1.930 kelime
- 5 5. BÖLÜM — ÖLÜLER KONUŞMAZ1.960 kelime
- 6 6. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ DÜŞMAN4.123 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7. BÖLÜM — MEZARDAKİ YABANCI2.250 kelime
- 8 8. BÖLÜM — DEĞİŞTİRİLEN HAYATLAR2.912 kelime
- 9 9. BÖLÜM — EN YAKININDAKİ ADAM2.309 kelime
- 10 10. BÖLÜM — ÖLÜ SANDIĞIM ANNEM2.482 kelime
- 11 11. BÖLÜM — YASAK GERÇEK2.494 kelime
- 12 12. BÖLÜM — AYNI YÜZ, FARKLI HAYATLAR1.740 kelime
- 13 13. BÖLÜM — KAYIP İKİZ2.168 kelime
- 14 14. BÖLÜM — KANLI DOSYA1.657 kelime
- 15 15. BÖLÜM — DÖRDÜNCÜ ÇOCUK1.917 kelime
- 16 16. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİN ADAM1.501 kelime
- 17 17. BÖLÜM — GERÇEK ANNEM1.670 kelime
- 18 18. BÖLÜM — İKİ ANNENİN SIRRI1.487 kelime
- 19 19. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİM ADAM1.435 kelime
- 20 20. BÖLÜM — KANIMDAKİ YALAN1.329 kelime
- 21 21. BÖLÜM — GERÇEK ANNENİ GETİR1.445 kelime
- 22 22. BÖLÜM — BABAM DEDİĞİ ADAM1.203 kelime
- 23 23. BÖLÜM — KANIMDAN DEĞİLSİN1.320 kelime
- 24 24. BÖLÜM — İKİZİMİN SAKLADIĞI SIR1.582 kelime
- 25 25. BÖLÜM — ANNEM DEDİĞİM YABANCI1.697 kelime
- 26 26. BÖLÜM — BABAMIN KATİLİ1.664 kelime
- 27 27. BÖLÜM — İKİSİNDEN BİRİ1.671 kelime
- 28 28. BÖLÜM — KAYIP KIZ KARDEŞİM1.709 kelime
- 29 29. BÖLÜM — AŞK MI, MİRAS MI?1.659 kelime
- 30 30. BÖLÜM (Final) — SONSUZA DEK1.639 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 03.05
Karan, bilgisayarın karşısında hareketsiz oturuyordu.
Babasının ses kaydı hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.
"Lina'nın gerçek babası benim de oğlum dediğim adam."
Bu cümle zihninden çıkmıyordu.
Emir karşısındaki koltukta oturmuş, Karan'ın vereceği tepkiyi bekliyordu.
— Karan, bir şey söyle.
Karan ellerini yüzünde gezdirdi.
— Babamın oğlum dediği kaç kişi var, Emir?
— Bildiğim kadarıyla aileden olmayan iki kişi var. Biri senin amcanın oğlu, diğeri de…
Bir an durdu.
Karan başını kaldırdı.
— Diğeri kim?
Emir tereddüt etti.
— Barış.
Karan'ın bakışları değişti.
— Barış mı?
— Evet.
Karan sandalyesinden kalktı.
Barış Arslan…
Yıllardır en yakın dostu, iş ortağı ve neredeyse kardeşi gibi gördüğü adam.
Aynı sofrada yemek yemişler, aynı masada kararlar almış, birbirlerine en zor zamanlarında destek olmuşlardı.
— Bunun mümkün olmadığını biliyorsun
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 03.05
Karan, bilgisayarın karşısında hareketsiz oturuyordu.
Babasının ses kaydı hâlâ kulaklarında yankılanıyordu.
"Lina'nın gerçek babası benim de oğlum dediğim adam."
Bu cümle zihninden çıkmıyordu.
Emir karşısındaki koltukta oturmuş, Karan'ın vereceği tepkiyi bekliyordu.
— Karan, bir şey söyle.
Karan ellerini yüzünde gezdirdi.
— Babamın oğlum dediği kaç kişi var, Emir?
— Bildiğim kadarıyla aileden olmayan iki kişi var. Biri senin amcanın oğlu, diğeri de…
Bir an durdu.
Karan başını kaldırdı.
— Diğeri kim?
Emir tereddüt etti.
— Barış.
Karan'ın bakışları değişti.
— Barış mı?
— Evet.
Karan sandalyesinden kalktı.
Barış Arslan…
Yıllardır en yakın dostu, iş ortağı ve neredeyse kardeşi gibi gördüğü adam.
Aynı sofrada yemek yemişler, aynı masada kararlar almış, birbirlerine en zor zamanlarında destek olmuşlardı.
— Bunun mümkün olmadığını biliyorsun, dedi Karan.
Emir başını salladı.
— Henüz kesin bir şey bilmiyoruz.
Karan pencereye doğru yürüdü.
— Barış'ın geçmişini araştır. Doğum kayıtlarını, ailesini, babamla olan ilişkisini… Her şeyi.
— Peki ya Barış öğrenirse?
Karan arkasını döndü.
— Öğrenmeyecek.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda Barış'ın adı görünüyordu.
Karan birkaç saniye telefona baktıktan sonra aramayı açtı.
— Efendim?
Barış neşeli bir sesle konuştu.
— Kardeşim! Bu saatte hâlâ uyumadın mı?
Karan sesini belli etmeden cevap verdi.
— İşlerim var.
— Yarın görüşelim. Sana anlatmam gereken önemli bir şey var.
— Ne hakkında?
Barış kısa bir kahkaha attı.
— Her şeyi telefonda konuşmayalım. Yarın şirkette görüşürüz.
— Tamam.
Karan telefonu kapattı.
Emir ona baktı.
— Ne dedi?
Karan'ın yüzünde soğuk bir ifade vardı.
— Yarın eski dostumla kahve içeceğiz.
İSTANBUL — YILMAZ EVİ
Saat 09.15
Lina, gözlerini açtığında başı ağrıyordu.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.
Depoda yaşadıkları, Karan'ın yüzündeki ifade ve duyduğu o sözler zihninde dönüp duruyordu.
Karan…
Gerçek babası olabilir miydi?
Hayır.
Bunu düşünmek bile istemiyordu.
Yataktan kalkıp aynanın karşısına geçti.
Gözlerinin altı şişmişti.
Yüzünü yıkadıktan sonra aşağı indi.
Babası kahvaltı masasında oturuyordu.
— Günaydın, kızım.
Lina cevap vermeden mutfağa geçti.
Bir bardak su aldı.
Babası sandalyesinden kalktı.
— Dün gece neredeydin?
Lina ona döndü.
— Artık nerede olduğumu da mı hesap vereceğim?
— Ben senin babanım.
Lina acı bir tebessüm etti.
— Gerçekten mi?
Babası sustu.
Lina gözlerini kaçırmadan konuştu:
— Bana bir şey söyle. Sen benim biyolojik babam mısın?
Adamın yüzü bembeyaz oldu.
— Lina…
— Sadece evet ya da hayır!
Babası derin bir nefes aldı.
— Ben seni kendi kızım gibi büyüttüm.
Lina'nın gözleri doldu.
— Ben sana başka bir şey sordum.
— Seni hiçbir zaman öz kızım gibi görmedim. Sen benim öz kızımdan farksızsın.
Lina başını iki yana salladı.
— Demek sen de değilsin…
— Lina, lütfen.
— Peki gerçek babam kim?
Babası cevap vermedi.
Lina çantasını aldı.
— Ben gidiyorum.
— Nereye?
— Bilmiyorum. Ama bu evde kalırsam boğulacağım.
Kapıya yöneldi.
Babası arkasından seslendi:
— Aylin sana gerçeği söylememi istemedi!
Lina durdu.
Yavaşça arkasını döndü.
— Annem mi?
— Evet. Bana senden hiçbir şey saklamamam gerektiğini söylemişti. Ama seni kaybetmekten korktum.
Lina'nın gözleri doldu.
— Ben zaten hep bir şeylerimi kaybetmişim baba. Sadece haberim yokmuş.
Kapıyı açıp çıktı.
İSTANBUL — SAHİL
Saat 11.40
Melis, sahildeki kafede Lina'yı bekliyordu.
Lina geldiğinde Melis hemen ayağa kalktı.
— Gel buraya!
Ona sarıldı.
Lina başını arkadaşının omzuna yasladı.
— Çok yoruldum, Melis.
— Biliyorum.
— Sanki bütün hayatım bir yalanmış gibi hissediyorum.
Melis onu sandalyeye oturttu.
— Bak, şimdi önce sakinleşeceğiz. Sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz.
Lina çantasından fotoğrafı çıkardı.
— Bu adamı tanıyor musun?
Melis fotoğrafı inceledi.
— Hayır. Kim?
— Bilmiyorum. Ama gerçek babam olduğunu söylemiş olabilirler.
— Karan ne diyor?
Lina gözlerini devirdi.
— Karan'ın adını anma lütfen.
Melis hafifçe gülümsedi.
— Tamam, tamam. Anmadım.
Lina kahvesinden bir yudum aldı.
— Dün gece bana bir şey daha söyledi.
— Ne?
— Beni yalnız bırakmayacağını söyledi.
Melis kaşlarını kaldırdı.
— Peki sen ne dedin?
— Yanımda olmasını istemediğimi söyledim.
— Gerçekten istemiyor musun?
Lina bir süre sustu.
Sonra yavaşça konuştu:
— İstiyorum. Ama ona güvenemiyorum.
Melis başını salladı.
— Bazen insan en çok güvendiği kişiden korkar.
Lina denize baktı.
— Ben artık kimseye güvenmek istemiyorum.
İSTANBUL — DEMİR HOLDİNG
Saat 12.30
Barış, Karan'ın odasına girdi.
Üzerinde gri bir takım elbise, yüzünde her zamanki rahat gülümsemesi vardı.
— Kardeşim!
Karan ayağa kalktı.
İkisi tokalaştı.
Barış koltuğa oturdu.
— Ne oldu? Yüzün neden böyle? Bir haftadır seni tanıyamıyorum.
Karan karşısına oturdu.
— Bazı şeyleri öğrenmeye çalışıyorum.
— Ne gibi?
Karan masadaki dosyayı kapattı.
— Geçmişimi.
Barış'ın yüzünde çok kısa bir an için endişe belirdi.
Ama hemen gülümsedi.
— Geçmişinle ne işin var? Önüne bak biraz.
Karan gözlerini ondan ayırmadı.
— Bazen geçmiş insanın peşini bırakmıyor.
Barış kahvesinden bir yudum aldı.
— Doğru söylüyorsun.
Karan masadaki kalemi eline aldı.
— Babamı hatırlıyor musun?
Barış'ın eli bir an durdu.
— Elbette. Seni kendi oğlu gibi severdi.
— Seni de öyle severdi.
Barış hafifçe güldü.
— Bana çok emeği geçti.
Karan biraz öne eğildi.
— Peki sana hiç ailen hakkında bir şey anlattı mı?
Barış'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Neden soruyorsun?
— Merak ettim.
Barış ayağa kalktı.
— Karan, seninle yıllardır dostuz. Bana güvenmiyor musun?
Karan da ayağa kalktı.
— Güveniyorum.
Barış gülümsedi.
— O zaman sorun yok.
Kapıya yöneldi.
Tam çıkarken Karan'ın sesi duyuldu.
— Barış.
Barış arkasını döndü.
— Efendim?
Karan gözlerinin içine baktı.
— Bir gün bana yalan söylediğini öğrenirsem ne yaparım, biliyor musun?
Barış'ın yüzü gerildi.
— Ne yaparsın?
— Seni bir daha asla kardeşim olarak görmem.
Barış birkaç saniye ona baktı.
Sonra hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Karan derin bir nefes aldı.
Telefonunu eline aldı.
— Emir, hemen odama gel.
İSTANBUL — ESKİ ARŞİV BİNASI
Saat 14.15
Emir, Karan'ın istediği belgeleri araştırırken eski bir dosyaya ulaştı.
Dosyanın üzerinde şu yazıyordu:
VEDAT DEMİR — ÖZEL AİLE KAYITLARI
Dosyayı açtı.
İlk sayfalarda şirket belgeleri, eski fotoğraflar ve mektuplar vardı.
Bir fotoğraf dikkatini çekti.
Fotoğrafta Vedat Demir, genç bir Barış ve Aylin yan yana duruyordu.
Emir fotoğrafın arkasını çevirdi.
El yazısıyla bir not vardı:
“Bir gün gerçek ortaya çıkarsa, bu ailede kimsenin yüzüne bakamayacağız.”
Emir fotoğrafı cebine koydu.
Tam binadan çıkacakken arkasından bir ses duydu.
— Emir Bey?
Döndü.
Yaşlı bir adam elinde küçük bir kutuyla duruyordu.
— Buyurun?
Adam etrafına baktı.
— Bu kutu yıllardır saklanıyor. Ama artık sahibine ulaşması gerekiyor.
— Kime ait?
Yaşlı adam kutuyu uzattı.
— Karan Demir'e.
Emir kutuyu aldı.
— İçinde ne var?
Adam başını eğdi.
— Geçmiş.
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 18.50
Karan, çalışma odasında Emir'i bekliyordu.
Emir içeri girdiğinde elindeki kutuyu masaya bıraktı.
— Bunu nereden buldun?
Emir yaşlı adamı anlattı.
Karan kutunun kapağını açtı.
İçinde birkaç mektup, eski bir saat ve küçük bir kaset vardı.
Karan kaseti eline aldı.
Üzerinde Aylin'in adı yazıyordu.
— Bu ne?
Emir omuz silkti.
— Bilmiyorum. Ama dinlememiz gerekiyor.
Karan kaseti çalıştırdı.
Önce cızırtı duyuldu.
Sonra Aylin'in sesi…
Aylin:
"Vedat, sana yalvarıyorum. Lina'yı bu işin dışında bırak. O daha çok küçük. Senin yaptıklarının bedelini benim kızım ödememeli."
Bir erkek sesi duyuldu.
Vedat:
"Aylin, artık çok geç. O çocuk benim ailemin bir parçası."
Aylin:
"Hayır! O senin ailenin değil. O masum bir çocuk!"
Kayıt birkaç saniye kesildi.
Sonra Aylin yeniden konuştu.
"Eğer Karan bunu öğrenirse her şey bitecek. Çünkü gerçek babasının kim olduğunu öğrenirse..."
Kayıt orada durdu.
Karan kaseti durdurdu.
— Devamı nerede?
Emir kasetin diğer tarafını çevirdi.
— Başka kayıt yok.
Karan sinirle masaya vurdu.
— Herkes aynı cümleyi söylüyor! Herkes bir şey biliyor ama kimse konuşmuyor!
Emir sakinleşmesini bekledi.
— Bir yolunu bulacağız.
Karan pencereye baktı.
— Lina'ya ulaşmam gerekiyor.
İSTANBUL — LİNA'NIN EVİ
Saat 21.10
Lina odasında kitap okuyormuş gibi yapıyordu.
Aslında hiçbir şeye odaklanamıyordu.
Telefonunu eline aldı.
Karan'dan yeni bir mesaj vardı.
Karan: Konuşmamız gerekiyor.
Lina mesajı okudu ama cevap vermedi.
Birkaç saniye sonra yeni bir mesaj geldi.
Karan: Lütfen, Lina. Bu kez sana yalan söylemeyeceğim.
Lina telefonu yatağa bıraktı.
Tam o sırada pencereye doğru bir gölge düştü.
Lina irkildi.
Perdeyi araladı.
Sokağın karşısında siyah bir araba duruyordu.
Arabanın içindeki kişi ona bakıyordu.
Lina perdeyi kapattı.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
Telefonunu alıp Melis'i aradı.
— Melis?
— Efendim canım?
— Bizim evin önünde bir araba var. İçinde biri oturuyor.
— Ne? Tanıyor musun?
— Hayır.
— Kapıyı kilitle. Sakın dışarı çıkma.
Lina kapıya yöneldi.
Tam o sırada telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.
“Annenin başına gelenleri öğrenmek istiyorsan bu gece dışarı çık.”
Lina'nın elleri titredi.
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Yoksa onun gibi sen de susturulacaksın.”
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 22.00
Karan, telefonuna gelen aramayı açtı.
— Efendim?
Emir'in sesi telaşlıydı.
— Karan! Lina'nın evinin önünde şüpheli bir araç varmış.
Karan ayağa fırladı.
— Ne?
— Güvenlik ekibimiz haber verdi. Araç yaklaşık yarım saattir orada.
Karan ceketini aldı.
— Hemen oraya geliyorum.
— Karan, bir dakika. Bir şey daha var.
— Ne?
Emir'in sesi ciddileşti.
— Barış'ın doğum kayıtlarını buldum.
Karan durdu.
— Söyle.
— Barış'ın gerçek soyadı Arslan değil. Doğum kayıtlarında başka bir soyadı geçiyor.
— Ne?
Emir birkaç saniye sustu.
— Barış'ın annesinin adı Selin Arslan.
Karan'ın yüzü bembeyaz oldu.
— Yani…
— Evet. Barış, Selin'in oğlu.
Karan telefonu kapatmadan önce gözlerini yumdu.
Şimdi her şey daha da karmaşık hale gelmişti.
Lina'nın annesi olduğunu söyleyen kadın…
Barış'ın annesiydi.
Ve Lina'nın gerçek babasının kim olduğu hâlâ bilinmiyordu.
İSTANBUL — YILMAZ EVİ
Saat 22.35
Lina, salona indiğinde evde kimse yoktu.
Babası dışarı çıkmıştı.
Telefonunu eline alıp kapıya yöneldi.
Bir an durdu.
Karan'ın söyledikleri aklına geldi.
“Sana yalan söylemeyeceğim.”
Ama artık Karan'a güvenemiyordu.
Kapıyı açıp dışarı çıktı.
Sokağın başındaki siyah araba hâlâ oradaydı.
Lina birkaç adım yürüdü.
Arabanın kapısı açıldı.
İçinden siyah montlu bir adam indi.
— Lina Yılmaz?
Lina geriye çekildi.
— Kimsiniz?
Adam cevap vermeden kolundan tuttu.
— Bizimle geliyorsun.
— Bırak beni!
Lina bağırmaya başladı.
Tam o sırada sokağa başka bir araba hızla girdi.
Karan arabadan indi.
— ELİNİ ÇEK ONDAN!
Adam Lina'yı bıraktı.
Karan hızla yanlarına geldi.
— Lina, iyi misin?
Lina korkuyla ona baktı.
— Sen… Buraya nereden çıktın?
Karan adamın peşinden gitmek için döndü.
Ama adam çoktan kaçmıştı.
Karan öfkeyle etrafına baktı.
Sonra Lina'ya döndü.
— Sana dışarı çıkma demedim mi?
Lina gözlerini kıstı.
— Sen bana emir veremezsin!
— Az önce seni kaçırmaya çalıştılar!
— Ben senden yardım istemedim!
Karan derin bir nefes aldı.
— Lina, lütfen. Şimdi kavga etmenin sırası değil.
Lina'nın gözleri doldu.
— Bana neden yardım ediyorsun, Karan?
Karan bir adım yaklaştı.
— Çünkü başına bir şey gelmesini istemiyorum.
— Neden?
Karan cevap vermekte zorlandı.
Lina gözlerini ondan ayırmadı.
— Benim babam sen misin?
Karan başını eğdi.
— Bilmiyorum.
Lina acı acı güldü.
— Sen bile bilmiyorsun, değil mi?
Karan ona yaklaşmak istedi ama Lina geri çekildi.
— Bana dokunma.
Karan olduğu yerde kaldı.
Lina gözyaşları içinde konuştu:
— Ben senden nefret etmek istemiyorum. Ama her gerçeğin arkasından sen çıkıyorsun.
Karan'ın yüzü değişti.
— Lina…
— Lütfen artık hayatımdan çık.
Lina arkasını dönüp eve girdi.
Karan ise sokakta tek başına kaldı.
İlk kez birini kaybetmekten bu kadar korkuyordu.
DEMİR KÖŞKÜ — ÇALIŞMA ODASI
Saat 00.40
Karan eve döndüğünde Emir onu bekliyordu.
— Lina iyi mi?
— Şimdilik.
Emir masadaki dosyayı açtı.
— Barış hakkında öğrendiğimiz şeyleri araştırdım.
Karan sandalyesine oturdu.
— Anlat.
Emir dosyadan bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Selin, Barış ve küçük bir kız çocuğu vardı.
Karan fotoğrafa baktı.
— Bu kız kim?
— Bilmiyoruz. Ama fotoğrafın tarihi Lina'nın doğumundan üç yıl sonrasına ait.
Karan fotoğrafı çevirdi.
Arkasında bir not vardı:
“İki çocuğum da bir gün gerçekleri öğrenecek.”
Karan kaşlarını çattı.
— İki çocuğu mu?
Emir başını salladı.
— Selin'in iki çocuğu varmış.
— Diğeri kim?
Emir başka bir belge çıkardı.
Belgede tek bir isim yazıyordu:
LİNA YILMAZ.
Karan ayağa kalktı.
— Demek Selin'in iki çocuğu var…
Emir yavaşça konuştu:
— Evet. Lina ve Barış.
Karan gözlerini kapattı.
Tam o sırada çalışma odasının kapısı açıldı.
İçeri Duru girdi.
Elinde küçük bir zarf vardı.
— Karan, bunu sana vermem gerekiyor.
Karan ona döndü.
— Ne o?
Duru zarfı masaya bıraktı.
— Bugün evime birisi geldi. Bunu sana ulaştırmamı istedi.
Karan zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Karan'ın babası Vedat Demir, Selin ve genç bir adam vardı.
Genç adamın yüzü Karan'a çok tanıdık geliyordu.
Çünkü fotoğraftaki kişi…
Karan'ın kendisiydi.
Fotoğrafın arkasında ise şu cümle yazıyordu:
“Sen Lina'nın babası değilsin. Ama Lina'nın hayatını değiştiren adam sensin.”
Karan fotoğrafı elinde tutarken telefonuna bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numara:
“Yarın gece saat 23.00. Eski mezarlık. Babasının gerçek mezarını görmek istiyorsan yalnız gel.”
Karan ekrana baktı.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
— Emir…
— Efendim?
Karan'ın sesi neredeyse fısıltıydı.
— Babamın mezarını açmamız gerekiyor.
Emir şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne diyorsun sen?
Karan fotoğrafı masaya bıraktı.
— Çünkü artık onun gerçekten ölü olup olmadığını bilmiyorum.
, dedi Karan.
Emir başını salladı.
— Henüz kesin bir şey bilmiyoruz.
Karan pencereye doğru yürüdü.
— Barış'ın geçmişini araştır. Doğum kayıtlarını, ailesini, babamla olan ilişkisini… Her şeyi.
— Peki ya Barış öğrenirse?
Karan arkasını döndü.
— Öğrenmeyecek.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda Barış'ın adı görünüyordu.
Karan birkaç saniye telefona baktıktan sonra aramayı açtı.
— Efendim?
Barış neşeli bir sesle konuştu.
— Kardeşim! Bu saatte hâlâ uyumadın mı?
Karan sesini belli etmeden cevap verdi.
— İşlerim var.
— Yarın görüşelim. Sana anlatmam gereken önemli bir şey var.
— Ne hakkında?
Barış kısa bir kahkaha attı.
— Her şeyi telefonda konuşmayalım. Yarın şirkette görüşürüz.
— Tamam.
Karan telefonu kapattı.
Emir ona baktı.
— Ne dedi?
Karan'ın yüzünde soğuk bir ifade vardı.
— Yarın eski dostumla kahve içeceğiz.
İSTANBUL — YILMAZ EVİ
Saat 09.15
Lina, gözlerini açtığında başı ağrıyordu.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.
Depoda yaşadıkları, Karan'ın yüzündeki ifade ve duyduğu o sözler zihninde dönüp duruyordu.
Karan…
Gerçek babası olabilir miydi?
Hayır.
Bunu düşünmek bile istemiyordu.
Yataktan kalkıp aynanın karşısına geçti.
Gözlerinin altı şişmişti.
Yüzünü yıkadıktan sonra aşağı indi.
Babası kahvaltı masasında oturuyordu.
— Günaydın, kızım.
Lina cevap vermeden mutfağa geçti.
Bir bardak su aldı.
Babası sandalyesinden kalktı.
— Dün gece neredeydin?
Lina ona döndü.
— Artık nerede olduğumu da mı hesap vereceğim?
— Ben senin babanım.
Lina acı bir tebessüm etti.
— Gerçekten mi?
Babası sustu.
Lina gözlerini kaçırmadan konuştu:
— Bana bir şey söyle. Sen benim biyolojik babam mısın?
Adamın yüzü bembeyaz oldu.
— Lina…
— Sadece evet ya da hayır!
Babası derin bir nefes aldı.
— Ben seni kendi kızım gibi büyüttüm.
Lina'nın gözleri doldu.
— Ben sana başka bir şey sordum.
— Seni hiçbir zaman öz kızım gibi görmedim. Sen benim öz kızımdan farksızsın.
Lina başını iki yana salladı.
— Demek sen de değilsin…
— Lina, lütfen.
— Peki gerçek babam kim?
Babası cevap vermedi.
Lina çantasını aldı.
— Ben gidiyorum.
— Nereye?
— Bilmiyorum. Ama bu evde kalırsam boğulacağım.
Kapıya yöneldi.
Babası arkasından seslendi:
— Aylin sana gerçeği söylememi istemedi!
Lina durdu.
Yavaşça arkasını döndü.
— Annem mi?
— Evet. Bana senden hiçbir şey saklamamam gerektiğini söylemişti. Ama seni kaybetmekten korktum.
Lina'nın gözleri doldu.
— Ben zaten hep bir şeylerimi kaybetmişim baba. Sadece haberim yokmuş.
Kapıyı açıp çıktı.
İSTANBUL — SAHİL
Saat 11.40
Melis, sahildeki kafede Lina'yı bekliyordu.
Lina geldiğinde Melis hemen ayağa kalktı.
— Gel buraya!
Ona sarıldı.
Lina başını arkadaşının omzuna yasladı.
— Çok yoruldum, Melis.
— Biliyorum.
— Sanki bütün hayatım bir yalanmış gibi hissediyorum.
Melis onu sandalyeye oturttu.
— Bak, şimdi önce sakinleşeceğiz. Sonra ne yapacağımıza karar vereceğiz.
Lina çantasından fotoğrafı çıkardı.
— Bu adamı tanıyor musun?
Melis fotoğrafı inceledi.
— Hayır. Kim?
— Bilmiyorum. Ama gerçek babam olduğunu söylemiş olabilirler.
— Karan ne diyor?
Lina gözlerini devirdi.
— Karan'ın adını anma lütfen.
Melis hafifçe gülümsedi.
— Tamam, tamam. Anmadım.
Lina kahvesinden bir yudum aldı.
— Dün gece bana bir şey daha söyledi.
— Ne?
— Beni yalnız bırakmayacağını söyledi.
Melis kaşlarını kaldırdı.
— Peki sen ne dedin?
— Yanımda olmasını istemediğimi söyledim.
— Gerçekten istemiyor musun?
Lina bir süre sustu.
Sonra yavaşça konuştu:
— İstiyorum. Ama ona güvenemiyorum.
Melis başını salladı.
— Bazen insan en çok güvendiği kişiden korkar.
Lina denize baktı.
— Ben artık kimseye güvenmek istemiyorum.
İSTANBUL — DEMİR HOLDİNG
Saat 12.30
Barış, Karan'ın odasına girdi.
Üzerinde gri bir takım elbise, yüzünde her zamanki rahat gülümsemesi vardı.
— Kardeşim!
Karan ayağa kalktı.
İkisi tokalaştı.
Barış koltuğa oturdu.
— Ne oldu? Yüzün neden böyle? Bir haftadır seni tanıyamıyorum.
Karan karşısına oturdu.
— Bazı şeyleri öğrenmeye çalışıyorum.
— Ne gibi?
Karan masadaki dosyayı kapattı.
— Geçmişimi.
Barış'ın yüzünde çok kısa bir an için endişe belirdi.
Ama hemen gülümsedi.
— Geçmişinle ne işin var? Önüne bak biraz.
Karan gözlerini ondan ayırmadı.
— Bazen geçmiş insanın peşini bırakmıyor.
Barış kahvesinden bir yudum aldı.
— Doğru söylüyorsun.
Karan masadaki kalemi eline aldı.
— Babamı hatırlıyor musun?
Barış'ın eli bir an durdu.
— Elbette. Seni kendi oğlu gibi severdi.
— Seni de öyle severdi.
Barış hafifçe güldü.
— Bana çok emeği geçti.
Karan biraz öne eğildi.
— Peki sana hiç ailen hakkında bir şey anlattı mı?
Barış'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Neden soruyorsun?
— Merak ettim.
Barış ayağa kalktı.
— Karan, seninle yıllardır dostuz. Bana güvenmiyor musun?
Karan da ayağa kalktı.
— Güveniyorum.
Barış gülümsedi.
— O zaman sorun yok.
Kapıya yöneldi.
Tam çıkarken Karan'ın sesi duyuldu.
— Barış.
Barış arkasını döndü.
— Efendim?
Karan gözlerinin içine baktı.
— Bir gün bana yalan söylediğini öğrenirsem ne yaparım, biliyor musun?
Barış'ın yüzü gerildi.
— Ne yaparsın?
— Seni bir daha asla kardeşim olarak görmem.
Barış birkaç saniye ona baktı.
Sonra hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Karan derin bir nefes aldı.
Telefonunu eline aldı.
— Emir, hemen odama gel.
İSTANBUL — ESKİ ARŞİV BİNASI
Saat 14.15
Emir, Karan'ın istediği belgeleri araştırırken eski bir dosyaya ulaştı.
Dosyanın üzerinde şu yazıyordu:
VEDAT DEMİR — ÖZEL AİLE KAYITLARI
Dosyayı açtı.
İlk sayfalarda şirket belgeleri, eski fotoğraflar ve mektuplar vardı.
Bir fotoğraf dikkatini çekti.
Fotoğrafta Vedat Demir, genç bir Barış ve Aylin yan yana duruyordu.
Emir fotoğrafın arkasını çevirdi.
El yazısıyla bir not vardı:
“Bir gün gerçek ortaya çıkarsa, bu ailede kimsenin yüzüne bakamayacağız.”
Emir fotoğrafı cebine koydu.
Tam binadan çıkacakken arkasından bir ses duydu.
— Emir Bey?
Döndü.
Yaşlı bir adam elinde küçük bir kutuyla duruyordu.
— Buyurun?
Adam etrafına baktı.
— Bu kutu yıllardır saklanıyor. Ama artık sahibine ulaşması gerekiyor.
— Kime ait?
Yaşlı adam kutuyu uzattı.
— Karan Demir'e.
Emir kutuyu aldı.
— İçinde ne var?
Adam başını eğdi.
— Geçmiş.
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 18.50
Karan, çalışma odasında Emir'i bekliyordu.
Emir içeri girdiğinde elindeki kutuyu masaya bıraktı.
— Bunu nereden buldun?
Emir yaşlı adamı anlattı.
Karan kutunun kapağını açtı.
İçinde birkaç mektup, eski bir saat ve küçük bir kaset vardı.
Karan kaseti eline aldı.
Üzerinde Aylin'in adı yazıyordu.
— Bu ne?
Emir omuz silkti.
— Bilmiyorum. Ama dinlememiz gerekiyor.
Karan kaseti çalıştırdı.
Önce cızırtı duyuldu.
Sonra Aylin'in sesi…
Aylin:
"Vedat, sana yalvarıyorum. Lina'yı bu işin dışında bırak. O daha çok küçük. Senin yaptıklarının bedelini benim kızım ödememeli."
Bir erkek sesi duyuldu.
Vedat:
"Aylin, artık çok geç. O çocuk benim ailemin bir parçası."
Aylin:
"Hayır! O senin ailenin değil. O masum bir çocuk!"
Kayıt birkaç saniye kesildi.
Sonra Aylin yeniden konuştu.
"Eğer Karan bunu öğrenirse her şey bitecek. Çünkü gerçek babasının kim olduğunu öğrenirse..."
Kayıt orada durdu.
Karan kaseti durdurdu.
— Devamı nerede?
Emir kasetin diğer tarafını çevirdi.
— Başka kayıt yok.
Karan sinirle masaya vurdu.
— Herkes aynı cümleyi söylüyor! Herkes bir şey biliyor ama kimse konuşmuyor!
Emir sakinleşmesini bekledi.
— Bir yolunu bulacağız.
Karan pencereye baktı.
— Lina'ya ulaşmam gerekiyor.
İSTANBUL — LİNA'NIN EVİ
Saat 21.10
Lina odasında kitap okuyormuş gibi yapıyordu.
Aslında hiçbir şeye odaklanamıyordu.
Telefonunu eline aldı.
Karan'dan yeni bir mesaj vardı.
Karan: Konuşmamız gerekiyor.
Lina mesajı okudu ama cevap vermedi.
Birkaç saniye sonra yeni bir mesaj geldi.
Karan: Lütfen, Lina. Bu kez sana yalan söylemeyeceğim.
Lina telefonu yatağa bıraktı.
Tam o sırada pencereye doğru bir gölge düştü.
Lina irkildi.
Perdeyi araladı.
Sokağın karşısında siyah bir araba duruyordu.
Arabanın içindeki kişi ona bakıyordu.
Lina perdeyi kapattı.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
Telefonunu alıp Melis'i aradı.
— Melis?
— Efendim canım?
— Bizim evin önünde bir araba var. İçinde biri oturuyor.
— Ne? Tanıyor musun?
— Hayır.
— Kapıyı kilitle. Sakın dışarı çıkma.
Lina kapıya yöneldi.
Tam o sırada telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.
“Annenin başına gelenleri öğrenmek istiyorsan bu gece dışarı çık.”
Lina'nın elleri titredi.
Ardından ikinci mesaj geldi.
“Yoksa onun gibi sen de susturulacaksın.”
İSTANBUL — DEMİR KÖŞKÜ
Saat 22.00
Karan, telefonuna gelen aramayı açtı.
— Efendim?
Emir'in sesi telaşlıydı.
— Karan! Lina'nın evinin önünde şüpheli bir araç varmış.
Karan ayağa fırladı.
— Ne?
— Güvenlik ekibimiz haber verdi. Araç yaklaşık yarım saattir orada.
Karan ceketini aldı.
— Hemen oraya geliyorum.
— Karan, bir dakika. Bir şey daha var.
— Ne?
Emir'in sesi ciddileşti.
— Barış'ın doğum kayıtlarını buldum.
Karan durdu.
— Söyle.
— Barış'ın gerçek soyadı Arslan değil. Doğum kayıtlarında başka bir soyadı geçiyor.
— Ne?
Emir birkaç saniye sustu.
— Barış'ın annesinin adı Selin Arslan.
Karan'ın yüzü bembeyaz oldu.
— Yani…
— Evet. Barış, Selin'in oğlu.
Karan telefonu kapatmadan önce gözlerini yumdu.
Şimdi her şey daha da karmaşık hale gelmişti.
Lina'nın annesi olduğunu söyleyen kadın…
Barış'ın annesiydi.
Ve Lina'nın gerçek babasının kim olduğu hâlâ bilinmiyordu.
İSTANBUL — YILMAZ EVİ
Saat 22.35
Lina, salona indiğinde evde kimse yoktu.
Babası dışarı çıkmıştı.
Telefonunu eline alıp kapıya yöneldi.
Bir an durdu.
Karan'ın söyledikleri aklına geldi.
“Sana yalan söylemeyeceğim.”
Ama artık Karan'a güvenemiyordu.
Kapıyı açıp dışarı çıktı.
Sokağın başındaki siyah araba hâlâ oradaydı.
Lina birkaç adım yürüdü.
Arabanın kapısı açıldı.
İçinden siyah montlu bir adam indi.
— Lina Yılmaz?
Lina geriye çekildi.
— Kimsiniz?
Adam cevap vermeden kolundan tuttu.
— Bizimle geliyorsun.
— Bırak beni!
Lina bağırmaya başladı.
Tam o sırada sokağa başka bir araba hızla girdi.
Karan arabadan indi.
— ELİNİ ÇEK ONDAN!
Adam Lina'yı bıraktı.
Karan hızla yanlarına geldi.
— Lina, iyi misin?
Lina korkuyla ona baktı.
— Sen… Buraya nereden çıktın?
Karan adamın peşinden gitmek için döndü.
Ama adam çoktan kaçmıştı.
Karan öfkeyle etrafına baktı.
Sonra Lina'ya döndü.
— Sana dışarı çıkma demedim mi?
Lina gözlerini kıstı.
— Sen bana emir veremezsin!
— Az önce seni kaçırmaya çalıştılar!
— Ben senden yardım istemedim!
Karan derin bir nefes aldı.
— Lina, lütfen. Şimdi kavga etmenin sırası değil.
Lina'nın gözleri doldu.
— Bana neden yardım ediyorsun, Karan?
Karan bir adım yaklaştı.
— Çünkü başına bir şey gelmesini istemiyorum.
— Neden?
Karan cevap vermekte zorlandı.
Lina gözlerini ondan ayırmadı.
— Benim babam sen misin?
Karan başını eğdi.
— Bilmiyorum.
Lina acı acı güldü.
— Sen bile bilmiyorsun, değil mi?
Karan ona yaklaşmak istedi ama Lina geri çekildi.
— Bana dokunma.
Karan olduğu yerde kaldı.
Lina gözyaşları içinde konuştu:
— Ben senden nefret etmek istemiyorum. Ama her gerçeğin arkasından sen çıkıyorsun.
Karan'ın yüzü değişti.
— Lina…
— Lütfen artık hayatımdan çık.
Lina arkasını dönüp eve girdi.
Karan ise sokakta tek başına kaldı.
İlk kez birini kaybetmekten bu kadar korkuyordu.
DEMİR KÖŞKÜ — ÇALIŞMA ODASI
Saat 00.40
Karan eve döndüğünde Emir onu bekliyordu.
— Lina iyi mi?
— Şimdilik.
Emir masadaki dosyayı açtı.
— Barış hakkında öğrendiğimiz şeyleri araştırdım.
Karan sandalyesine oturdu.
— Anlat.
Emir dosyadan bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Selin, Barış ve küçük bir kız çocuğu vardı.
Karan fotoğrafa baktı.
— Bu kız kim?
— Bilmiyoruz. Ama fotoğrafın tarihi Lina'nın doğumundan üç yıl sonrasına ait.
Karan fotoğrafı çevirdi.
Arkasında bir not vardı:
“İki çocuğum da bir gün gerçekleri öğrenecek.”
Karan kaşlarını çattı.
— İki çocuğu mu?
Emir başını salladı.
— Selin'in iki çocuğu varmış.
— Diğeri kim?
Emir başka bir belge çıkardı.
Belgede tek bir isim yazıyordu:
LİNA YILMAZ.
Karan ayağa kalktı.
— Demek Selin'in iki çocuğu var…
Emir yavaşça konuştu:
— Evet. Lina ve Barış.
Karan gözlerini kapattı.
Tam o sırada çalışma odasının kapısı açıldı.
İçeri Duru girdi.
Elinde küçük bir zarf vardı.
— Karan, bunu sana vermem gerekiyor.
Karan ona döndü.
— Ne o?
Duru zarfı masaya bıraktı.
— Bugün evime birisi geldi. Bunu sana ulaştırmamı istedi.
Karan zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Karan'ın babası Vedat Demir, Selin ve genç bir adam vardı.
Genç adamın yüzü Karan'a çok tanıdık geliyordu.
Çünkü fotoğraftaki kişi…
Karan'ın kendisiydi.
Fotoğrafın arkasında ise şu cümle yazıyordu:
“Sen Lina'nın babası değilsin. Ama Lina'nın hayatını değiştiren adam sensin.”
Karan fotoğrafı elinde tutarken telefonuna bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numara:
“Yarın gece saat 23.00. Eski mezarlık. Babasının gerçek mezarını görmek istiyorsan yalnız gel.”
Karan ekrana baktı.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
— Emir…
— Efendim?
Karan'ın sesi neredeyse fısıltıydı.
— Babamın mezarını açmamız gerekiyor.
Emir şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne diyorsun sen?
Karan fotoğrafı masaya bıraktı.
— Çünkü artık onun gerçekten ölü olup olmadığını bilmiyorum.
Devam edecek..🖤
Bölüm etkileşimi
